ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’IN BİLMEDİKLERİ..

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’IN BİL(E)MEDİKLERİ..


Dr. Ahmet SALTIK

Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Bozdağ’dan CHP’nin AYM başvurusuna ilişkin:

“Anayasaya aykırı da olsa KHK çıkartılabilir” buyurmuşlar..

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ gündeme ilişkin açıklamalarda bulunmuş.
Bozdağ konuşmasında;
* “OHAL’in 3 ay daha uzatılması kararı alındı. Siz 3 ayda FETÖ’yü ayıklayamazsınız. Kararların doğru olması, hataya düşülmemesi için bu zamana ihtiyaç var. Demokrasimizin korunması, hukuk devletimizin korunması, insanlarımızın özgürlüklerinin korunması bakımından da buna ihtiyacımız var. Bugüne kadar OHAL sadece devlete uygulandı.
Devleti yönetenler işlerini hızlı ve etkin yapsınlar diye yapıldı. Bundan sonra da devlettekilere uygulanmaya devam edecektir, vatandaşımız zarar görmeyecektir. CHP, OHAL
kanun hükmündeki kararnamelerin Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesine karar verdi.
KHK’larla kanunda değişiklik yapamazsınız iddiasıyla. Neye göre söylüyorsunuz bunu?
Anayasaya aykırı da olsa KHK çıkartılabilir.” demiş.
(http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video_haber/608395/Bozdag_dan_CHP_nin_AYM_basvurusuna_dair___Anayasaya_aykiri_da_olsa_KHK_cikartilabilir_.html, 01.10.2016)
*****

Anayasa’nın 13. maddesine göre;

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

OHAL’de temel hakların nasıl sınırlandırılacağı anayasanın 15. maddesinde sayılmıştır:

  • “Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyladurumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.”

Maddeden görülebileceği üzere; olağanüstü halde hak kısıtlamasının 2 önemli sınırı var:

  1. Uluslararası hukuka aykırı olmama,
  2. Durumun gerektirdiği ölçüde olma.

Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı‘nın (European Social Chart – Convention)
E maddesi, bu Şart’ın uygulanmasında ayrımcılık yasağını düzenlemektedir.
Konvansiyon’un (Şartın) G maddesi ise Şart’ta tanınan hakların yalnızca

– demokratik bir toplumda başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması ya da
– kamu yararının,

– ulusal güvenliğin,
– halkın sağlığının ya da
– ahlakın korunması için
ve

ancak yasayla (OHAL kararnamesiyle değil!) sınırlanabileceğini belirtmektedir.

Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Konseyince 1996’da kabul edilen, Türkiye’nin 6.10.2004’te imzaladığı ve 3.10.2006 günlü, 26308 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5547 sayılı yasa ile TBMM’de uygun bulunarak, Anayasa md. 90 uyarınca iç hukukta yasa gücündedir.
Bunların Anayasaya aykırılığının ileri sürülmesini bizzat Anayasa aynı madde ile yasaklamaktadır. Dahası, son fıkrada şu hüküm yer almaktadır :

  • “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.»

OHAL KHK’leri açısından değil adil olmayan bir yargılama (muhakeme)hiçbir yargılama yapılmaksızın, en küçük bir savunma hakkı verilmeksizin on binlerce kişi kamu görevinden çıkarılmıştır. Bu durumda, aslında yargılama yapılmadan ceza mahkumiyetinin kurulduğu söylenebilir. Oysa Anayasanın 15. maddesi buna doğrudan engeldir. 15. maddenin 2. fıkrası, olağanüstü durumda bile askıya alınamayacak hakları saymaktadır:

  • “Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemezsuçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”

KHK’larda listeleme yöntemi ile kamu görevinden -sürekli- çıkarma, Anayasanın 2. maddesinde sayılan ve Anayasa’nın 4. maddesi ile değiştirilmesi bile önerilemeyen Cumhuriyetin temel niteliklerinin ağır biçimde çiğnemine (ihlaline) yol açmaktadır.

Dolayısıyla Türkiye, uluslararası hukukun da koruduğu evrensel ilkelere aykırı olarak insanlarını “sivil ölüm”e mahkum eden bu uygulamayı sonsuza dek sürdüremez.

Siyasal iktidar bu yanlış yoldan dönmezse, bu açık hukuksuz uygulama,
er ya da geç uluslararası hukum duvarına çarparak geri dönmeye mahkumdur.

OHAL bittiğinde, bu kişilerin anayasa ve uluslararası sözleşmelerle korunan hakları güvence altında kalmaya devam edeceğinden, AKP iktidarının Adalat Bakanlığı koltuğunu işgal eden hukuk fakültesi mezunu (Hukukçu??) Bozdağ’a Anayasanın 13. maddesi yanıt vermektedir.

Ancak bu geri tepme, haksız yollarla Devlete yerleşen, yurttaşlara dönük şiddet eylemlerine başvuranların da aklanmasına yol açabilecektir.

Bu nedenle, siyasal iktidarın ivedilikle (acilen) hukuk dışı yöntemler yerine,

Halkın gerçeği bilme hakkına saygı gösteren saydam ve adil soruşturmalar aracılığıyla
devletten ayıklama  (lustration) yoluna yönelmesi gerekir. Yoksa yalnızca onbinlerce insan haksızlığa uğramakla kalmayacak, FETÖ’yle mücadele de boşluğa düşecektir.

OHAL KHK’leri açısından değil adil olmayan bir yargılama (muhakeme);
hiçbir yargılama yapılmaksızın, en küçük  savunma hakkı verilmeksizin
yüz bine yakın kamu görevlisi işten çıkarılmıştır.

Bu durumda, gerçekte yargılama yapılmaksızın açıkça ceza hükmü verildiği ve uygulandığı (infaz edildiği!) söylenebilir. Oysa Anayasa’nın 15. maddesi buna doğrudan engeldir.
Anılan maddenin 2. fıkrası, olağanüstü durumda bile askıya alınamayacak hakları saymaktadır:

  • “Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve
    bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;
    suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”

Uluslararası hukukun bağlayıcı yerleşik kuralları hiçe sayılarak, tümüyle keyfi olarak
hazırlanmış listelerle yüz bini bulan muazzam bir rakama ulaşan sayıda kişiyi kamu hizmetinden çıkarma işleminin OHAL sonlandıktan sonra sürdürülmesi olanaklı değildir.
Tersi durumda, binlerce / onbinlerce hak ihlali davasının AİHM’e taşınması kaçınılmazdır..

Eğer Anayasa Mahkemesi de binlerce “bireysel hak ihlali” saptaması yapmaz ve bu kararların gerekleri idare ve yargı organlarınca makul süre ve kapsamda gereğince yerine getirilmezse..
*****
Bir öneride bulunsak                                                ??

Fakülteler mezunlarını yaz okullarında her yıl değilse birkaç yıl ara ile “yenileme – tazeleme – güncellenme” kurslarına alsa.. Meslek Odaları ya da Akademik uzmanlık dernekleri
bir ölçüde yapmaya çalışıyor.. (ABD’de…. zorunlu!)

Bu süreçlere uymayan ya da başarılı ol(a)mayan mezunlarının diplomasını askıya alsa,
bir tür “diploma re-call” (diplomayı askıya alma, geri çağırarak iptal etme!) programı uygulasa
nasıl olur acaba?? ABD’de Tabip Odaları bu süreci çok katı olarak uygulamakta..

AKP, gerçek bir yaraşırlık (liyakat – meritokrasi) kurmunu -ki Batı’yı görkemli Batı yapan
bu siyasal – hukuksal – ahlasal – etik – yönetsel temel normdur!-
yaşama geçirmedikçe,
Bay Bozdağ gibi “hukuk bilginlerinin” (!) yol göstermesiyle burnunu “.oktan” kurtaramayacaktır..

AKP kadrolarında Adalet Bakanlığı yapabilecek görece en “nitelikli” (!) hukukçu Bay Bozağ ise, Türkiye’nin de AKP’nin de daha çoook çekeceği var demektir.. Sayıları 140’a çıkartılan ve
her yıl binlerce “mezun” (?!) veren Hukuk Fakültelerine de, YÖK’e de, siyasilere de
selam olsun!

  • Bozdağ istifa etmeli, ettirilmeli, görevden alınmalı ve
    Hukuk Fakültesinde temel eğitime alınmalıdır..

Türkiye bunca zulmü ve aşağılanmayı hak etmemektedir.
Ülkemize çooook yazık oluyor.. AKP’ye bile!

AKP, TBMM, Başbakan ve Erdoğan bu ibretlik gaftan ders çıkarır ve
gereğini hızla yapar mı acaba??

Sevgi, saygı ve endişe ile.
02 Ekim 2016, Ankara

Not : Bu makalenin yazımında OHAL KHK’leri ‘Sivil Ölüm’ mü Demek?” başlıklı makaleden geniş kapsamda yararlanılmıştır.. (Doç. Dr. KEREM ALTIPARMAK, Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fak.- Mülkiye, bizim SBF – Mülkiye’den hocamızdır) 9 Eylül 2016’dan beri web sitemizin manşetinde tuttuğumuz bu önemli makalenin tüm metnine, şu erişkeden (linkten) ulaşılabilir : ohal_khkleri_sivil_olum_mu_demek

Yetkin birilerinin bu temel ve önemli makaleyi Adalet Bakanına anlayacağı düzeyde açıklaması gerekebilir.. Hükümetin de gereklerini mutlaka yapması…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’IN BİLMEDİKLERİ..” üzerine 4 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir