Kılıçdaroğlu: Karşı darbe girişimiyle karşı karşıyayız!

Kılıçdaroğlu:
Karşı darbe girişimiyle karşı karşıyayız!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısındaki konuşmasında, ‘Yenikapı ruhu’ üzerinden kendisine yöneltilen eleştirilere tepki göstererek,
* “Yenikapı ruhu mağdur yaratmak değil, Yenikapı ruhunun özü adalettir adalet. Onların anladığı uzlaşma kültürü şu. ‘Biz ne dersek siz evet deyin. Oh ne kadar güzel anlaştık’. Böyle bir uzlaşma kültürü yoktur. Bunun adı uzlaşma değil, dayatmadır. Hiçbir kişi kalkıp bana ‘Yenikapı ruhunu bozuyorsun’ demesin. Diyen varsa gelsin, önüme ve yüzüme karşı söylesin. Başbakan ise Başbakan söylesin, Cumhurbaşkanı ise Cumhurbaşkanı söylesin.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin, TBMM’nin 26’ncı Dönem 2’nci Yasama Yılı’ndaki ilk grup toplantısında konuştu. AKP hükümetinin 14 yıldır öğrencilerin yurt sorununu çözemediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Çocuklarını üniversiteye gönderen anneler ve babalar yurt sorunuyla yine karşı karşıyalar. 14 yıldır yurt sorununu çözemediler. Şimdi kıyameti koparıyorlar. ‘Vay efendim, senin çocuğun neden cemaat yurdunda kaldı? Memur oldu, savcı oldu, hakim oldu. Madem ki o yurtta kaldı, ben onu atıyorum işten’. Kardeşim sen devletsin. Sen yurt yaptın da o çocuk cemaat yurduna mı gitti? Niye yurt yapmadın? Bütün annelere, babalara, öğrencilere sesleniyorum. CHP iktidarında en geç 1 yıl içinde çözülecek. 14 yılda yapamadılar, 1 yılda yapmazsam başbakanlığı da siyaseti de bırakacağım” dedi.

“IŞİD TERÖRÜ EN SONUNDA FETÖ TERÖRÜ ÇIKTI, BUNLARI YARATANLAR KİM?”
Artan terör olaylarına değinen Kılıçdaroğlu, terör örgütlerini yaratanın kim olduğunu sorarak, “2002’de terörsüz bir Türkiye devraldılar. Şimdi Türkiye, terör batağında. Son 10 ayda 500’ün üzerinde şehidimiz var. Kim bu işin sorumlusu? Terör örgütüyle masaya oturan, pazarlık yapan kim? Bu yanlış, dediğimiz zaman bizim için kıyameti koparan kimlerdi? O şehitlerin hesabını kim verecek? Eskiden bir PKK terörü vardı. Şimdi IŞİD terörü, en sonunda da FETÖ terörü çıktı. İyi de bunları yaratanlar kim? 14 yıldır iktidarda olan sensin. 14 yıldır istediğin kanunu çıkaran sensin. Terörü önleyeceğim, diye getirdiğin her kanuna da destek veren CHP. Buyur önle. Hükümetsin, vali emrinde, kaymakam emrinde, emniyet emrinde, ordu emrinde, her şey emrinde. Niye engelleyemiyorsun? Niye faturayı anneler çekiyor?” diye konuştu.

“CHP YAPSAYDI HER CUMA NAMAZINDAN SONRA CAMİLERDE EYLEM VARDI”
Türkiye’nin dış politikasına ilişkin eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Dış politikada da çuvalladılar. Herkesi düşman ilan ettin. Mısır bizim kadim dostumuz. Mısır’ı niye düşman ilan ediyoruz? Suriye ile, binlerce insan hayatını kaybetti. Türkiye’de sadece 3 milyona yakın mülteci var. Küçücük çocuklar, kadınlar, aileler perişan vaziyette. Sorumlusu kim? Suriye’de akan kanın, o Müslüman kanının sorumlusu kim? İsrail’le kavga ettiler. Sonra tıpış tıpış gittiler. İsrail’in her dediğinin altına imzayı bastılar. 9 vatandaşımız uluslararası sularda öldürüldü. Dediler ki ‘Gazze ablukası kalkmadan asla barış olmaz’. Abluka aynen devam ediyor. Eğer bunu CHP yapsaydı emin olun Türkiye’de kıyamet kopmuştu. Her cuma namazından sonrası bütün camilerde eylem vardı. Geçmişte o eylemleri yapanlara soruyorum. Allah aşkına sizde vicdan var mı? Memleketin itibarını İsrail’e 20 milyon Dolar’a sattılar” dedi.

“BÜYÜKELÇİNİ DÜŞÜK TABUREYE OTURTURLAR, KALKARSIN LOZAN’A LAF EDERSİN”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lozan Antlaşması‘yla ilgili sözlerine atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, “Bizim büyükelçiyi çağırdılar. İsrail’de, düşük tabureli bir masa, sandalye verdiler. Orada oturttular, kendileri daha yüksek yerde oturdular. Hiçbir tepki gelmedi. Ama İnönü ne yaptı? Lozan’a gider İnönü. Toplantının yapıldığı salona girer. Bakar ki bütün başkanların sandalyeleri aynı kendisine tahsis edilen sandalye küçük bir sandalye. Der ki ‘Niye bu sandalye böyle?’. ‘Efendim, aynı ebatta sandalye bulamadık’ derler. İnönü salonu terk eder. ‘Niye ayrılıyorsunuz?’ der. ‘Aynı ebatta sandalye bulduğunuz zaman salona gelirim’ der. İşte onuru kurtarmak budur. Sen büyükelçini gönderirsin düşük tabureye oturturlar, gıkın dahi çıkmaz. Kalkarsın Lozan’a laf edersin. İnsanda biraz tarih bilgisi olur. Nutuk’un ilk 50 sayfasını okusalar öğrenecekler aslında” açıklamasında bulundu.

“BARIŞ VE HUZUR İÇİNDE BİR ORTADOĞU’YU İNŞA EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda boş bir salona hitap ettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü üzerinden Arap dünyasına seslendi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Bütün Arap kardeşlerime sesleniyorum. Sizinle ortak kültürümüz, ortak inançlarımız var. CHP iktidarında bütün Arap dünyasını kucaklayacağız ve bütün Arap dünyasının sorunlarının çözülmesi için elimizden gelen barış katkısını sonuna kadar yapacağız. Arap dünyasıyla, Arap halklarıyla kardeş olacağız. Kavga yok. Barış ve huzur içinde bir Ortadoğu’yu el birliğiyle inşa edeceğiz”

“ABD’DE DARBE OLMAZ DA TÜRKİYE’DE NİYE DARBE OLUYOR?”
15 Temmuz günü yaşanan darbe girişimine de değinen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “14 yılın sonunda Türkiye geldi, bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. ABD’de, Fransa’da, Japonya’da, Hollanda’da darbe olmaz da Türkiye’de niye darbe oluyor? Çünkü oralarda tam demokrasi, özgürlük var. İnsanlar düşüncelerini söylüyorlar. Baskıcı bir yönetim yok. Darbenin ilacı budur. Bir tarih yazdı bu parlamento. Bombalar atılırken, sabaha kadar görevinin başındaydı. 240 şehidimiz oldu, bunun sorumlusu kim?” ifadelerini kullandı.

“‘HABERİMİZ YOKTU’ DİYOR, BAL GİBİ HABERİNİZ VARDI”
Fethullah Gülen konusunun gündeme geldiği 25 Ağustos 2004 tarihli MGK kararını gösteren Kılıçdaroğlu, Gülen’in yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetlerine karşı eylem planı hazırlanması konusunda tavsiye kararının o dönemde alındığını hatırlatarak, “FETÖ dedikleri Fethullahçı Terör Örgütü’nü kim büyüttü? Kim bu hale getirdi? Kim imkan sağladı? Bunun üzerinde iyi durmazsak darbe girişini de zaten anlayamayız. Sayın Erdoğan söylüyor, 3 Ağustos 2016’da şu cümle çok önemli. ‘Bir ortak yanımız vardı. İnanın bana aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapı’ diyor. Bu aynı menzilden ne kast ediliyor? Öbürünün menzilini biliyoruz. Bunun da menzili aynı. O zaman kavganın sebebi ne? Aynı menzile erken ben mi gideceğim sen mi gideceksin? Kavganın sebebi bu. Aldatıldık, diyor. Bir Cumhurbaşkanı, ‘Beni kandırdılar’ dedikten sonra o makamda oturabilir mi? ‘Haberimiz yoktu’ diyor. Bal gibi haberiniz vardı. Ne demek ‘Haberim yoktu’? Bal gibi, kapı gibi haberin var. Altında imzan var. Bu işin siyasi sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti’ni 14 yıldır yönetenlerdir” diye konuştu.

“BUNUN ADI UZLAŞMA DEĞİL, DAYATMA”
FETÖ soruşturmasında çok sayıda öğretmen, akademisyen ve gazetecinin tutuklanmasını eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sayın Başbakan’a dedim ki ‘Bu kadar gazeteciyi, yazarı, bu kadar sanatçıyı eğer hapse atarsanız darbeyi ne siz anlatabilirsiniz ne de ben anlatabilirim’. Türkiye’de bir karşı darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Yazarın, çizerin ne günahı var? Televizyonları kapatıyorlar. Televizyonlar, gazeteler, yazarlar hepsinin üstünde baskılar var. Kapatılan üniversitelerdeki hocalar başka bir özel yerde çalışmak istiyorlar. Sosyal Güvenlik Kurumu kaydına girildiğinde OHAL kapsamında fişlendiği ortaya çıkıyor. Yani deniyor ki ‘Sen açlığa mahkum olacaksın’. Böyle bir anlayış olabilir mi?. Hz. Ömer diyor ki ‘Dicle’nin kıyısında bir koyun kaybolursa onun sorumlusu benim’ diyor. Binlerce kişiyi mağdur etmişsin. 1 milyonu aşkın mağdur var. Ortada sorumlu yok. Ben soruyorum. Din, iman, inanç, itikat, adalet, hukuk, hukukun üstünlüğü, bu sorumlular nerede? Soruyorum. ‘Yenikapı ruhundan uzaklaştınız, Yenikapı ruhunu çiğnediniz’. Yenikapı ruhu mağdur yaratmak değil, Yenikapı ruhunun özü adalettir adalet. Onların anladığı uzlaşma kültürü şu. ‘Biz ne dersek siz evet deyin. Oh ne kadar güzel anlaştık’. Böyle bir uzlaşma kültürü yoktur. Bunun adı uzlaşma değil, dayatmadır. Dayatma kültürünü de CHP kabul etmez. Ruhunda Kuvay-i Milliye var

“HİÇBİR KİŞİ BANA ‘YENİKAPI RUHUNU BOZUYORSUN’ DEMESİN”
‘Yenikapı ruhu’ üzerinden kendisine yöneltilen eleştirilere tepki gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Hiçbir kişi kalkıp bana ‘Yenikapı ruhunu bozuyorsun’ demesin. Diyen varsa gelsin, önüme ve yüzüme karşı söylesin. Başbakansa Başbakan söylesin, Cumhurbaşkanıysa Cumhurbaşkanı söylesin. Neyi bozduk biz? Ben mazlumların hakkını sonuna kadar koruyacağım. Adaleti sonuna kadar savunacağım. Hukukun üstünlüğünü sonuna kadar savunacağım. Zalimin karşısında durmak mazlumun görevidir. Bizim görevimizdir. Zalime teslim olmayacağız. Bütün mağdurların sesi olacağız. Zalimin karşısında susan dilsiz şeytansa zalimin karşısında susmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz. Çünkü biz zulmedenlere meyletmeyeceğiz”

================================

Dostlar,

Dileyelim, CHP, Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasındaki bu son derece önemli hedeflere dönük tutarlı – kararlı kurumsal politikalar izlesin.. Salı konuşması o salonda kalmasın. Türkiye’nin en temel, dayanılmaz gereksiniminin günümüz koşularında HUKUK DEVLETİ olduğu anlaşılıyor.. Demokratik hukuk devleti..

Bir yandan ülkenin güvenlik gereksinimi, öbür yandan temel hak ve özgürlüklerin özünün korunması.. Ülkemizin faşizme – despotizme sürüklenmemesi.. Bu nazik ve vazgeçilmez denge sağlanabilir, sağlanmak zorundadır. Devlet kin ve intikam dürtüsüyle yönetilemez! HUKUK DEVLETİ her durumda korunmak zorundadır. Tersi durumda hem ülkemizin iç huzuru ve barışı bakımından beklenen gelişmeler sağlanamayacağı gibi, çoook uzun yıllara uzanan toplumsal travmalar tohumlanacaktır hem de AİHM önünde yüzlerce – binlerce davayı yitirerek muazzam tutarlarda tazminat ödeme yükümü doğabilecektir. Bu tutarların sorumlu kamu görevlilerine rücu edilmesi kolay ve yaygun değildir. Dolayısıyla kamusal kaynaklardan yani vergilerimizden ödenecektir bu tazminatlar. Ülkemizin ekonomisi bakımından ciddi yükler doğabilecektir. Ekonominin hiiiiiiç de rahat olmadığı kim ne derse desin çok iyi bilinmektedir.

AKP, OHAL kararnamelerinin TBMM’de görüşülmesini geciktirmekten vazgeçmelidir. Adalat Bakanı Bozdağ, OHAL döneminde Anayasanın kendisine aykırı düzenlemelere izin verdiği yönündeki akıl ve hukuk dışı, utandırıcı açıklamasını (gafını!) geri çekerek kamuoyundan özür dilemelidir. Bay Bozdağ ve tüm AKP’liler Anayasa Mahkemesi Başkanı Sn. Zühtü Arslan‘ın 5 Ekim 2016 günü yaptığı konuşmayı dikkatle okumalıdırlar.. Sn. Başkan incelikle ve yumuşaklıkla hukuk dersi vermiştir o konuşmasında..

  • OHAL döneni hukuksuzluk dönemi değildir..
  • Anayasa, bu dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasının sınırlarını açıkça koymuştur..
  • ……………

Bu bağlamda 2 kapsamlı yazı yazmıştık web sitemizde.. Bakılmasını dileriz..

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI ARSLAN’ın KONUŞMASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’IN BİLMEDİKLERİ..

*****

CHP, halka umut ve direnme gücü verecek politikalarını kararlılıkla sürdürmelidir..
İç çatışma  – çekişmelere boğulmasına itecek tuzaklardan skınmalıdır..

Sevgi ve saygı ile.
07 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir