Zeki Sarıhan : MEZUNİYET KONUŞMASI

MEZUNİYET KONUŞMASI

portresi

 

 

Zeki Sarıhan
19.6.2016

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Türkiye’nin bütün okullarında ders yılını bitiren ziller çaldı. Törenler yapıldı, karneler dağıtıldı.
Öğretmen okullarında da altıncı sınıfların mezun oldukları gün, velilerin de çağrıldığı görkemli bir tören yapılırdı. Bu törenlerde mezunlar adına bir öğrenciden başka beşinci sınıflardan bir öğrenci de uğurlama konuşması yapardı.
30 Haziran 1963 günü yapılacak mezuniyet töreninde, Akpınar İlköğretmen Okulunda beşinci sınıflar adına uğurlama konuşması yapma görevini bana verdiler.
Konuşmamı hazırladım. Önce müdüre okudum. Beğendi, bir kez de edebiyat öğretmenleriyle birlikte dinledi.
Konuşmamı dikkatle temize çektim, yazı makinesinde çoğalttım. Kırlara çıkarak onu ezberlemeye çalıştım. 26 Haziran günü bir nüshasını bırakmak üzere müdürün odasına gittim. Yanında eğitim şefi Şevket Cansu da vardı. Sonradan bir sorun çıkarmaması için…
—Efendim, şuraya bir ibare ekledim, dedim. Mezunlara hitap eden kısımda daha önceki cümle şöyleydi: “Siz aydınlığın meşalesi, çamurlu köy yollarına düşeceksiniz’’
Eklediğim kısımla cümle şöyle olmuştu:
“Siz 17 Nisanların Işığında, ellerinizde aydınlığın meşalesi, çamurlu köy yollarına düşeceksiniz!’’
Müdür metni benden aldı, kalemini çıkardı, bu cümleyi çizecekti ki birden köpürdü.
— Niye değiştiriyon! Sizinle mi uğraşacağız? Niye değiştirirsiniz!’’ diye bağırdı.
Sonra da…
— Sen okumayacaksın! diyerek yazıyı parça parça edip çöp sepetine attı!
Yazıyı hazırlamak ve ezberlemek için gösterdiğim bütün çabalar boşa gitmişti.
Konuşmayı benim yapacağımı bilen öğretmenlerin ve arkadaşların yanında mahcup olmak da vardı. İyice emin olmak için:
— Ben konuşmayacak mıyım? diye sordum. Bundan emin olmak isteyişimin bir nedeni de kürsüye çıkmayacaksam ütü falan yaptırmak gibi gereksiz masraflara girmemekti…
Müdür, sert ve kararlı bir sesle:
— Hayır! Okumayacaksın! dedi.
Soğukkanlılığımı kaybetmeyerek ve bu sonuca aldırmaz görünerek odasından çıktım.
Fakat fena halde onurum kırılmıştı. Bunun yanında Köy Enstitülerinin adından bile ürkülmesi beni üzüyordu.
Bütün insanlığa küskündüm. Artık kimse ile konuşmayacaktım. Artık okulda ne bir görev alacak, ne bir sosyal çalışmaya katılacaktım. Ölecektim! Onlar da öldüğüme sevineceklerdi. “Bana bu yaptıklarından elbet de pişman olacaklar’’dı. “Kendi kendilerinden utanacaklar’’dı. “Müdürümüz çalışkan’’dı “ama anlayışsız ve bilgisiz’’di. “Kendini harcıyor’’du.
30 Haziran 1963 günü okulumuzda mezuniyet günü için büyük bir kalabalık toplandı. Konuşmayı sınıfımızdan başka bir arkadaşa yaptırdılar.
İdarecilerimiz ve öğretmenlerimiz, bazı konularda “İleri gitmemi’’ engelliyor olsalar da
benden vazgeçemiyorlardı. 1964 yılında bu kez mezunlar adına konuşma yapmak için gene beni görevlendirdiler. İdealist bir öğretmen olarak mezun olmaktan ve gideceğimiz köylerde mucizeler yaratma hayalimden duyduğum heyecan konuşmamın her cümlesine yansıyordu:
Altı yıl önce daracık dünyalı köy çocukları olarak bu okula gelmiş ve hümanizmin derin pirizmasından geçmiştik. Şimdi görevimiz geride kalanları kurtarmaktı. Anadolu perişan durumdaydı. Anadolu insanı bozkırın yağmura susamışlığı gibi ışık ve bilim sağanağını beklemekteydi. Halkın alın teri ile kurulmuş bu okullarda yetişen biz halk önderleri, ulusun önüne geçecek, onu kurtaracaktık. Böyle bir ateşle Anadolu’ya dağılıyorduk. Bizimle birlikte Türkiye’nin bütün okullarında ziller çalacaktı. Ardımıza bakmadan gidiyorduk. Bu yolun yolcusuna dönüş yoktu. Nura doğru can atan bir insan seli yaratmadıkça, her bucağını mutlu insanların yaşadığı yer yapmadıkça görevimiz bitmeyecekti. Gerekirse kendimizi Zap Suyu’na vermekten kaçınmayacaktık. Her birimizin mezarı bir köyde kalacaktı. Türk zaferlerinin en büyüğü, gerilikle yapılan bu savaşta kazanılacaktı. Bozkırı şenlendirecek ve Anadolu’da dünya cenneti kuracaktık…
Dinleyicilerden bazıları ağlıyordu…
Konuşmamın tam metni, Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonunun aylık yayın organını Birlik Dergisinin Ağustos 1964 tarihli sayısında ‘’Mesleğe İlk adım’’ başlığı ile yayımlandı.
Bilmem şimdiki mezunlar da böyle bir ruhla yetişiyor ve bu ruhu konuşmalarına yansıtıyorlar mı? (19 Haziran2016)

===================================

Dostlar,

Zeki Sarıhan öğretmenimize şükranlarımızı sunarak bu enfes yazısını paylaşıyoruz..

Tatil “hayırlı olsun” diyelim gene de..

Acaba “tatil boyunca” AKP, haşat duruma  getirilen Eğitim Sistemimizde daha hangi yıkıcı uygulamalar getirecek?? Belli değil mi??

Reis geçen ay emir buyurdu Sadrazam Binali Paşa hükümetine :

– Bundan sonra Milli Eğitimde öncelikli hedef “müfredat”…
Yani, daha da dinci – kinci – imam hatipli mücahit kuşaklar yetiştirmek..

Bir boyutu da MİLLİ EĞİTİM VAKFI... Bu vakıf, “paralel” Milli Eğitim Bakanlığı gibi çalışacak ve FETÖ vakıflarını tasfiye ederek onların yerini alacak.. Yani Fethullah cemaatinin tedrisatı (özellikle eğitimi demedik!) yerine AKP cemaatının “tedrisatı” konacak..

Laik, demokratik, akla-bilime dayalı, karma, sorgulayıcı, 21. yy. insanı yetiştirme değil;
tüm okulları İMAM – HATİP yapma! Dayatmalar sürüyor.. TOKİ’ye yeni bina yaptırılmıyor,
eldeki okullar özellikle dayatma ile imam hatiplere dönüştürülüyor.. Kinle, bilerek ve isteyerek..

Yeni Bakan da Mill Savunma’da üstün başarılarından sonra “ödül” (!) ve “misyon” için geldiği Milli Eğitim Bakanlığı’nın adına takmış durumda.. “Eğitim” yerine “Maarif” olmalıymış..
Dileriz (!) bu yaz tatili rehavetinde tüm bunlar yapılır ve 2016-17’ye AKP-RTE,
2023 hedeflerine = Anadolu Federe İslam Cumhuriyeti’ne esaslı bir adım daha atmış olarak güven ve umutla beraberce yürürler..

Bu uğursuz yürüyüşün – giderek daraltılan yeşil kuşağın bir an önce kırılması gerekiyor.. 

“İyi tatiller” Türkiye!

Sevgi ve saygı ile.
19 Haziran 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir