Hüsnü Mahalli : BİR FOTOĞRAF.. Suriyeli çocuk Aylan

Bir fotoğraf

Bodrum sahillerinde minik cesedi bulunan Suriyeli çocuk Aylan‘nın fotoğrafını
tüm dünya gördü.
Manşetler, duygusal söylemler, iki yüzlülük ve vicdan pazarlayıcıları.
Hiç kimse ‘Bu çocuğun Bodrum sahillerinde ne işi vardı’ diye sorgulamadı.
Babası, annesi ve bir yaş büyük kardeşi ile. Binlerce benzer aileler gibi.
Her gece plastik botlar, kayıklar ve her tarafı dökülmüş teknelerle Bodrum ve Ege kasabalarından Yunan adalarına doğru ölüm yolculuğuna çıkıyorlar.
Ne sahil koruma ne de polis hiçbir önlem almıyor. Bile bile ve göre göre ölüme gönderiliyorlar.
Bodrum ve Yunan Kos Adası’nda kendim gördüm. Bu insanları Suriye’den getirenler
Bodrum sahillerinden Yunan adalarına ölüme gönderenlerdir.

Ege Denizi’nin Aylan’ın minik bedenini yutmayıp Bodrum sahiline bırakması
bu vicdansızlara bir mesajdır. Son dört yılda buna benzer birçok mesaj verildi ama anlayan yok.
Sık sık Suriyeli göçmenlerin kamplarını ziyaret eden Angelina Jolie bile sessiz.
Herkes gösteri peşinde. Suriye’de daha hiçbir olay yokken Mayıs 2011’de Hatay bölgesinde çadırlar kurulmuştu. Olayların çıkacağını ya da daha doğrusu çıkaracağını bilen AKP,
‘Haydi gelin Suriyeliler’ der gibiydi.

Suriyeliler de geldi. Sonra da utanmadan birileri ‘Suriyeliler Esad’ın zulmünden kaçıyor’ propagandasına sarıldı. Zavallı Suriyeliler kin, nefret ve intikamın malzemesi yapıldı.
Şimdi gelin bu yalana da bakalım.
Suriye nüfusu 22 milyon.
Irak, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Mısır’da 4 milyon Suriyeli göçmen var.
Bunların büyük bölümü sınıra yakın bölgelerden dışarıya kaçtı.
Bu bölgeler IŞİD, Nusra ve benzeri ruh hastası terör örgütlerinin işgali altında.
Dışarıya kaçmak istemeyenler Suriye içinde daha güvenli bölgelere sığındı.
Yani devletin denetimi altındaki bölgelere. Bu bölgelerde 16 milyon Suriyeli yaşıyor.
Yaklaşık iki milyon kadarı da IŞİD, Nusra ve benzeri ruh hastası örgütlerin işgali altındaki bölgelerde yaşıyor ya da yaşamak zorunda.

Şimdi size iki somut örnek vereyim               :

Önce Cerablus‘a bakalım. Bu kasaba Temmuz 2012’de Türkiye tarafından giren yüzlerce terörist tarafından işgal edildi. Kasabaya giren ruh hastası teröristler kimi devlet memurlarını öldürünce devletine bağlı olan insanlar kaçmak zorunda kaldı. Bunlar ilk göçmen grubuydu.
Sonra teröristler birbirini boğazlayınca 2. göç dalgası yaşandı.
Mart 2014’te IŞİD kasabayı ele geçirince Nusra ve yandaşlarının boğazını kesti.
Onlar da benzer yöntemle karşılık verdi.
Üçüncü ve dördüncü göçmen dalgası…
Bugün artık 200 binlik kasaba ve köylerde 30 bin insan yaşıyor ya da yaşamak zorunda.
Bu kasabanın her şeyini bilirim.
Peki bu Cerablus ve köylerinden kaçanlar Esad zulmünden mi kaçtı?

İkinci örnek Cerablus’un karşısında bulunan Aynelarab yani Kobani‘den.
IŞİD saldırınca Türkiye’ye sığınanlar da mı Esad zulmünden kaçtı ?

Suriye’yi bu hale sokanlar tarih ve insanlık önünde hesap verecektir.

  • Allah, Suriye’de 300 bin insanının ölümüne, bir milyonun yaralanmasına, 8 milyonunun
    içte ve dışta evinden uzak yaşamasına ve 600 bin evin yıkılmasına neden olanlardan
    mutlaka hesap soracak, sormalıdır.
Yaptıklarının din, iman ve insanlıkla hiçbir ilgisi yok.
Yalnız Suriye’de değil. Irak, Libya, Yemen, Mısır ve bu coğrafyanın her yerinde.
Aptalca hayaller uğruna milyonlarca insana acı çektirdiler.
‘Sünni alem’ adına ‘Kafir Alevi ve Şiileri’ yok edeceklerdi.
IŞİD, Nusra ve benzeri ruh hastası grupları kurdular kurdurdular. Dünyanın dört bir yanından
on binlerce ruh hastası katili Türkiye üzerinden Suriye’ye taşıdılar. Başından beri yalan söylediler. Utanmadan
– ‘Irak’ta IŞİD’ten kaçanlar Esad zulmünden kaçtı kaçıyor’ diyecekler.
– ‘Ezidi kızları da Esad kaçırdı  ve köle pazarında satmıştır’.
– ‘Libya’da birbirini boğazlayan ve tümü Sünni grupların arkasında da Esad vardır’!
– ‘Yemen’de her gün onlarca çocuğu öldüren Suudi uçakları da Esad kullanıyordur’!
– ‘Her gün onlarca kişiyi tutuklayıp işkence yapan Bahreyn polisine de talimatı Esad veriyordur’!
– ‘Türkiye’yi de Esad karıştırıyordur’.
Arap Baharı‘ndan bu yana bizim coğrafyada milyonlarca insan acı çekiyor. Onların bedduası mutlak yerini bulacaktır. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün ve bölgesel ve uluslararası ortakları onlara demokrasi ve özgürlük getirecekti. Şimdi  hep birlikte Aylan için timsah göz yaşı döküyorlar. İnsanda biraz olsun utanma ve arlanma olur. O da yoksa Allah korkusu.
Pis oyunlarınızla acı çektirip öldürdüğünüz Aylan ve onun gibi on binlerce bebek ve çocuğun ruhu asla peşinizi bırakmayacaktır.

==============================

Dostlar,

Hüsnü Mahalli üstadımız bizim gibi çok acılı..
İçini dökmüş ve acı gerçekleri de ortaya net olarak koymuş sağolsun.
Ortadoğu konusunda uzman bir gazeteci – yazar olarak tanıyoruz Sn. Mahalli’yi
ve yazılarıyla karmaşık bölge sorunlarını anlamamıza çok katkı veriyor..

Meslektaşımız Dr. Taner Özek’in “Aylan Kurdi” çizimini sitemiz manşetine bu gün koyduk ama bu yazıda da paylaşmak istiyoruz.

AYLAN_KURDI_Taner_Ozek_cizimi_5.9.15

Dileğimiz ve umudumuz odur ki; başta Suriye olmak üzere Irak, Mısır ve Libya’da yaşanan örneği görülmemiş vahşetin ve çok ağır insanlık suçunun
Türkiye’deki ve AB-ABD’deki gerçek sorumluları, ulusal ve uluslararası yargı organları (Uluslararası Ceza mahkemesi!) önünde yargılanır ve hak ettikleri en ağır cezalara çarptırılırlar. Tarihte örnekleri var epey.. Nürnberg’ten (Hitler) tutunuz Bosna kasaplarına, Romanya ve Sudan diktatörlerine.. dek!

Bu örnekler, hem sevinçle hem kahrolarak yazalım ki, mutlaka artacak.
Türkiye’deki sorumlular da bir gün mutlaka hesap vereceklerinin kesin olarak ayırdında..
O yüzden mutlaka ve mutlaka muktedir kalmaya, dokunulmazlık zırhına mahkumlar..
Ama nereye ve ne zamana dek ??

Sevgi ve saygı ile.
05.09.2015, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir