Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu’ndan Mektup


Dostlar
,

Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı dostumuz Sn. Dursun ATILGAN‘ın aşağıdaki mektubu biz de ulaştı.

Avrupa ADD Federasyonu Genel Başkanı Dursun ATILGAN'ın Yeni Yıl İletisi

Kendisini bu mektubu için kutluyor ve içeriğini biz de onaylıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin savcıları felç mi olmuşlardır?

Türkiye Cumhuriyeti’nin savcıları 
akıl tutulmasına mı uğramışlardır?

  • Afsunlanmışlar mıdır tüm yetkililer??

Yanıt ve eylem bekleyen kritik sorulardır..

Türkiye bu soruların yanıtını er ya da geç bulacaktır..

Sevgi ve saygı ile.
1.11.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================

                                                                                         Köln, 30 Ekim 2013

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı

2023’e 10 Kala Başbakan’ın “İslam Cumhuriyeti” Projesi Belli Oldu:

BAŞBAKAN, YURTTAŞ YERİNE DİNDAŞ KAVRAMINI GEÇERLİ KILMAK İSTİYOR…

AKP’nin Başbakanı Erdoğan‘a, Van 100.Yıl Üniversitesi tarafından düzenlenen
fahri doktora töreninde, bir grup izleyici “ODTÜ’ye aldırma Yüzüncü Yıl seninle” diye tezahüratta bulunmuş.(28 Ekim 2013 tarihli gazetelerden)

Başbakan, konuşmasında, Türklükle üstünlük taslayanların olduğunu belirterek, “Kardeşim sen ‘illâ Türk milleti’ olarak diye dayatırsan, öbürü de der ki ‘Hayır, Kürt milleti’ der; öbürü çıkar ‘Hayır, Lâz Milleti’ der. Niye bunu böyle diyorsun?
Diyorlar ki, ‘Türk milleti hepsini kavrar’. Hayır, Türk milleti hepsini kavramaz.
Millet hepsini kavrar.” dedi.

Erdoğan’a fahri doktora töreni sırasında bir grup, “ODTÜ’ye aldırma Yüzüncü Yıl seninle” diye slogan attı”, deniyor haberde…

***
Öncelikle şu düşüncemizi hemen söyleyelim:

Belli ki, AKP’nin parti sözcüsü Hüseyin Çelik, memleketi(*)  olan Van’daki üniversite yöneticilerine (belki de baskı yaparak) böyle bir “tören” düzenlenmesini ve (AKP Van örgütünden izleyiciler getirterek) ODTÜ’ye karşı, bir “sesli eylem” başlatılmasını organize etmiş olabilir…

Ancak, böyle yapay törenlerin hiçbir kalıcı önemi yoktur…

Şimdi gelelim “Millet” konusuna:
Stalin’in hemşerisi olan AKP’nin Başbakanı (**)

1. Türk adına
2. Türkiye adına
3. Türk Milleti tanımına
4. Türkiye Cumhuriyeti adına
5. Atatürk adına karşı…

Karşı olmayı bir tarafa bırakınız, TÜRK adını tarihten silmek, TÜRKİYE’yi parçalamak,  ÇAĞDAŞ CUMHURİYETİ İslam  Cumhuriyeti’ne dönüştürmek,
ATATÜRK’ü unutturmak ve de YURTTAŞ yerine DİNDAŞ kavramını geçerli kılmak istiyor… “Müslüman Kardeşler” usulü bir çaba…

Başbakan’ın şu iddiasını yineleyelim:

  • “Diyorlar ki, ‘Türk Milleti hepsini kavrar’. Hayır, Türk Milleti hepsini kavramaz.
    Millet hepsini kavrar.” 

Bu olağanüstü korkunç, tehlikeli, anayasal suç oluşturan cahilce iddia karşısında, insanın aklına  milletvekili andı (yemini) ve kimi sorular geliyor:

Milletvekili seçilen herkes, mazbatasını aldıktan sonra,  TBMM’ye gelerek
Büyük Türk Milleti önünde namusu ve şerefi üzerine  and içmek,
yani yemin etmek zorundadır. Aksi taktirde, milletvekili olarak görev yapamaz.

Öncelikle Milletvekili yemini metnini anımsayalım:

  • “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma;
    büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.’

Şimdi de sorular:

– Büyük Türk Milleti önünde içilen bu anda sadık kalınmadığı taktirde,
uygulanacak yasal bir işlem yok mudur?
– AKP’nin TBMM’deki milletvekilleri arasında hiç mi TÜRK milletvekili yoktur?
– AKP’nin Türkiye çapındaki parti örgütü içinde hiç mi TÜRK yoktur..?
– Bunların tümü de Başbakan’la aynı fikirdeler midir; tarihsel gerçekleri bilemeyecek ölçüde bilgi sahibi değiller midir; hangi ulusa/millete ait olduklarına Başbakan mı
karar vermektedir..?
– Dünya yüzünde adsız bir millet var mıdır..?

Başbakan, bu söylemiyle, ettiği yeminin aksini yapmış ve resmen anayasal suç işlemiştir. Böyle bir kimsenin devlet yönetme ehliyeti olamaz…

  • Bu Başbakan, göz göre göre Türkiye’yi bir kaos ortamına sürüklemektedir..?
  • Bu Başbakan, bizim Başbakanımız olamaz..!
  • Böyle yöneticiler, bizim yöneticilerimiz olamazlar..!

Bir anımsatma:
Müslümanlar, çocukları dillenmeye başlarken şu soruları sorarlar, yanıtlarını öğretirler:

Soru: Kimin milletindensin..?
Yanıt: Hz. İbrahim peygamberin milletindenim…

Soru: Kimin ümmetindensin..?
Yanıt: Hz. Muhammed’in ümmetindenim…

Bugünden başlayarak, “Kimin milletindensin..?” sorusunun yanıtı
herhalde şöyle olacaktır:

“Tayyip’in tarif ettiği millettenim…”

Başbakan her fırsatta “benim milletim” deyip duruyor, ama Türk Milleti’ni
telâffuz etmiyor. Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, “Yurttaşlarım” yerine
“Dindaşlarım” demeye hazırlanıyor imam…

***

Son sorular             :

Bu işlenen anayasal suç karşısında,

– Türkiye’de, Başbakan aleyhine bir iddianame hazırlayacak cesarete sahip
Cumhuriyet savcıları yok mudur..?
– Bu gibi suçlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı‘nın görev alanına girmiyor mu..?
– Suç duyurusunda bulunma ya da Anayasa Mahkemesi’ne başvurma cesaretine sahip, hiç mi Türk muhalefet partisi yok TBMM’de..?
– Suçluluğu kanıtlanamayan sayısız insana müebbet (ömür boyu) ceza yağdıran savcılar şimdi neredeler..?

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı

(*): Said-i Nursî’nin müritlerinden olan Hüseyin Çelik,
Van’ın Gürpınar ilçesinde doğmuştur…
(**): Stalin‘in asıl adı Josef Wissarionowitsch Dschugaschwili olup,
kökeni Gürcü’dür. Gürcistan’ın Gori kasabasında doğmuştur…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu’ndan Mektup” üzerine 8 yorum

  1. Ahmet Hocam,

    Ben de Sayın Dursun ATILGAN’ın bu açıklamalarına kendi naçiz değerlendirmemi paylaştım. Okumuşunuzdur, haksız mıyım? Saygılarımla. D. AYDOĞMUŞ

  2. AHMET BEY, HAKLI OLMAK BÖYLE İSE; HAKSIZ OLMAK NASIL BİR ŞEYDİR?..

    Dursun Atılgan, dünyada herkesin bildiği bir gerçeği söylüyor: Stalin Gürcü kökenlidir ve asıl adı Josef Visaryonoviç Çugaşvili’dir… Ruhban Okulu öğrencisi iken, sonraları Komünist Partisine dönüşen Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne katılmış, her zaman liderler kadrosu içinde yer almış, Genel Seketerliğe kadar yükselmiş; Lenin’den sonra Sovyetler Birliği liderliğine gelmiştir.

    Stalin; Ekim Devrimi Döneminde Milliyetler Komiserliği( Bakanlığı) yapmış ve Türkiye’dekine benzeyen EZEN ULUS MİLLİYETÇİLİĞİNİN HER BİÇİMİNİ VE HER TÜRÜNÜ REDDETMİŞ, hiçbir zaman da Ezen Ulus Milliyetçiliğini kabul etmemiştir.

    Stalin; Sovyetler Birliği’nin oluşturan 400 civarındaki millet ve milliyetin, üstün Rus Ulusu tarafından “NE MUTLU RUSUM DİYENE…” gibi bir gerekçeyle ezilmesini planlamamış, bu anlama gelen politikalara izin vermemiş, göz yummamış ve desteklememiştir.

    Stalin’in Bakan ve Devlet Başkanı olarak geliştirdiği Milliyetler Politikasına göre; nüfusu; BİR MİLYONDAN FAZLA OLAN MİLLETLER BAĞIMSIZ CUMHURİYET KURABİLECEKLERDİ.

    NÜFUSU ÜÇ YÜZ BİNDEN FAZLA OLAN MİLLETLER BİRLİK CUMHURİYETİ KURABİLECEKLERDİ.

    NÜFÜSÜ ELLİ BİNDEN FAZLA OLAN MİLLİYETLER DE ÖZERK BÖLGE KURABİLECEKLERDİ.

    Ve hiçbir şekilde Rus Ulusu’nun diğer Halk ve Milletleri ezmesine izğin verimeyecekti.

    Dursun Atılgan ise üstün Türk Ulusu’nun, Türkiye’deki diğer millet ve milliyetleri, inkar etmesini, asimüle etmesini ya da katliam ve soykırımla ortadan kaldırmasını savunmaktadır… Ak Parti dönminde üstün Türk Ulusu’nun, Türkiye’deki diğer Ulus ve Milliyetleri tam bir despotlukla EZMEMESİNDEN şikayet etmektedir.

    Evet… Ahmet bey, “ne mutlu Almanım diyene… Ne mutlu Fransızım diyene… Ne mutlu İngilizm diyene…” olmadığı gibi, “ne mutlu Rusum diyene…” de yok!..

    “Ne mutlu Türküm diyene…” anlayışının dünyada bir eşi daha yok!..

    Ak Parti ve yöneticileri de bu anlayışın yalnızca Türkiye’de olduğunun farkına varmışlardır. İzledikleri ciddi politikalar nedeniyle, böyle şeylerle uğraşmaya zamanları yoktur…

    Hiç merak etmeyin, Savcılar afsunlamamışlar ve felç olmamışlardır… Ama “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…” beraberinde “NE MUTLU SÜNNİYİM DİYENE…”Yİ ve hatta “NE MUTLU FETHULLAHÇIYIM DİYENE…”yi getirmiştiir… Uçaktan inip yaya yürümek de işlerine gelmemektedir.

    Ve ADD’nin Avrupa kolu ancak bu kadar düşünebiliyorsa; ADD’lerin zerre kadar düşünme yetenekleri kalmamıştır… “Stalin Gürcü idi, gerçek adı Josef Çugaşvili’dir,” demekle daima Ak Parti’nin gerisinde kalırsınız… Ama ADD’lerin de zaten ileri gitmek, hele hele kazanmak gibi bir derdi yok!..

  3. Saltık Hoca’m,

    “Rıza GÜNER der ki” diye başlık attığınız takdiminizin altına yazan Sn. Rıza GÜNER
    “AHMET BEY, HAKLI OLMAK BÖYLE İSE; HAKSIZ OLMAK NASIL BİR ŞEYDİR?.” diye kendi yorumunu eklemiş. Saygı duyuyorum bu düşüncesine. Ancak, verdiği örnekler isabetli değil bence..Çünkü; örnek verdiği o ülkelerden örneğin SSCB/RUSYA diğer bağlaşıklarını hep kontrol etmektedir. Diğer devletler ise teknolojik vs gücüne sahiptir ve ülkelerindeki etnik halkın bizdeki gibi ülkeyi bölme gibi bir niyetleri yoktur ve olamaz da. Hele bir kıpırdasın bakalım ne oluyor….

    Türkiye’dekiler onlara benziyor mu hiç? Bir taraf bölüp devlet kurmak için uğraşıyor, öteki cenah Allahı, dini, imanı vb kullanarak ulusal devleti ve ulusu başka bir yana götürmek istiyor! Buna karşı ne yapmak, ne düşünmek gerekiyorsa bu ülkeyi seven insanlar da o yönde konuşuyor yazıp çiziyor… Giderek ne yapmak gerekirse kendini bu ulustan sayanlar ve bu ülkenin bütünlüğünden yana olanlar onu yapacaktır.

    Saygılarımla.
    Duran Aydoğmuş
    02.11.2013
    —–

  4. Sayin Riza Güner der ki Stalin NE MUTLU RUSUM diyene seklinde bir yaklasimi reddetmistir.Evet sayin Riza Güner Stalin denilen katil ve despot milyonlarca insanin katlinden sorumludur.Evet Ne mutlu Rusum diyememistir,hangi yüzle bunu diyecekti?Eger Ne Mutlu Türk’üm diyene sözü siz Sayin Riza Güner’i rahatsiz etmisse bu onun sorunudur bizim degil.Ne kadar sanssiz bir yazi yazmissiniz ki:Stalin gibi bir katille Atatürk’ü ayni kefeye koyma bilgisizligini ispatlamissiniz bizlere.

  5. KEŞKE AVRUPA ADD GENEL BAŞKANI DURSUN ATILGAN STALİN’İ ÖRNEK VERMESEYDİ!.

    Yukardaki mektubunda Avrupa ADD Genel Başkanı Dursun Atılgan kafasındaki saçma millet kavramını Stalin’le doğrulamak istemişti. Ben de, bunun bir yanlış ve saçmalık olduğunu Stalin’in Sovyetler Birliğinde İzlediği “Milliyetler Politikası”nı açıklarak çürüttüm.

    “Ne mutlu İngizim diyene…” Birleşik Krallıkta İngilizler için ayıp, İngiliz olmayanlar için de bir küfür kabul edilir.

    “Ne mutlu Fransızım diyene…” Fransa’da Fransızlar için ayıp, Fransız olmayanlar için de bir küfürdür.

    “Ne mutlu Almanım diyene…” Almanya’da Almanlar için ayıp, Alman olmayanlar için de bir küfür kabul edilmektedir.

    “Ne mutlu İtalyanım diyene…” İtalya’da İtalyanlar için ayıp İtalyan olmayanlar için de bir küfürdür.

    Hem Çarlık, hem Sovyet, hem Sovyet sonrası dönemde; “Ne mutlu Rusum diyene…” de Rusya’da Ruslar için ayıp, Rus olmayanlar için de bir küfür sayılmaktadır.

    Ben, “doğruya doğru, eğriye eğri” diyen bir yazarım. Benim yalana yanlışa borcum yok… Bir saçmalığı doğrulama gayreti için de değilim… Ne 10 Kasım 1938’de ölen Atatürk’e, ne 1953’te ölen Stalin’e bağlı olmak gereği duyuyorum. ÖLÜLERE BAĞLI OLMAMAK, DÜŞÜNEBİLME YETENEĞİNİ KORUMANIN TEMEL KURALIDIR!..

    Bir lidere bağlılık en fazla o lider ölünceye kadardır… Ölen lidere en fazla üç ay bağlı kalınır… Ve siyaset daima dirilerle yapılır… Ama sen 10 Kasım 1938’de ölen Atatürke bağlı isen doğru düşünemezsin!.. Doğru bir şey söylemezsin… Hatta doğru bir sözü anlayamazsın…

    Son zamanlarda ADD’ciler defteri kitabı tamamen şaşırdılar: “ABD; Almanya, Fransa, İngiltere ve her ülkenin aslında Ulus Devlet olduğunu” iddia etmeye başladılar.

    Ahmet bey, Stalin örneği ile Dursun Atılgan Rusya’nın aslında bir Ulus Devlet olduğunu ve “ne mutlu Rus’um diyene…”yi doğrulamaya çalışmıyor muydu?”

    Atatürk, “muhafazakar, bir nehrin sularını elleriyle zaptetmek ister, ama ne yaparsa yapsın elinde bir avuç kum kalır!..” da demiştir. “Saçmalıkları savunmanın muhafazakarı olursanız;” elinizde bir avuç kum bile kalmaz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir