CHP’Yİ KİM YÖNETECEK?

CHP’Yİ KİM YÖNETECEK?

Konuk yazar :
Mustafa AYDINLI

Sayın Yılmaz Özdil bir makalesinde, CHP’yi ünlü kedisi Şero yönetmelidir gibi bir öneri sundu.

Bence bu öneri hayvan haklarına aykırıdır.

Çünkü kediler çok sıkıntıya gelemez.
Kedilerin yöneteceği parti sıkıntısız, sorunsuz, mazbut partiler olmalıdır.
Gerçi Şero yıllardır genel merkezde ortama alışabildi mi, yeterli deneyim sahibi oldu mu?
Tam olarak bilemiyorum. Bu çetrefil işin altından kalkabilir mi?

Değerli dostlar;

Bu tebessümlü girişten sonra, “CHP’yi kim yönetecek?” sorunsalına, toplumsal sorumluluğumuz gereği çare arayalım.

1961 Anayasasından sonra başta Demirel olmak üzere sağ partilerin hemen hemen tümü, koro halinde bu anayasanın topluma bol geldiğini, daraltılması için kesilip biçilmesi gerektiğini belirtiyorlardı. Özellikle, dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç‘ın, “.. sosyal gelişmenin iktisadi gelişmeyi aştığı” görüşü, 27 Mayıs Devrimcilerinin ülkemize armağanı ve yeryüzünün en demokrat – özgürlükçü anayasalarından biri olan 1961 Anayasasının başına neler getirileceğinin net belirtisi idi.

Sonuçta o Anayasayı kırpa kırpa önce 12 Mart 1971, ardından da, 12 Eylül 1980 darbesine dek gelindi. 12 Eylül darbesinden sonra 1961 Anayasasının köküne kibrit suyu döküldü. Oysa 1961 anayasası Türk Toplumunun bir ölçüde de olsa tarih boyunca gördüğü en demokratik, en özgürlükçü, tüm katmanların haklarına önem veren bir Anayasaydı.

12 Eylülün bağrından yetişen ANAP, DYP ve AKP gibi partiler, adım adım ülkeyi bugünkü rejim değişikliğine dek getirmiştir.   CHP’de ise elbette kurucu iradenin, demokrasi aşkının ve özgürlükçü “yasaların ruhu” vardır. (“Kanunların Ruhu”, Monteskiyö’nün önemli yapıtıdır..)

Sözü getireceğim nokta şu ki; şimdi ülkeyi yöneten iktidar partisi, salt ülkeyi değil artık siyasal partileri de biçimliyor. Sayın Reis hangi parti lideri ile veya üyesi ile basına kapalı iki saat görüştüyse, artık o siyasal partiden ya da üyesinden hayır beklemeyin, ruhuna fatiha.

Sırasıyla sayalım : Bir HAS parti ve lideri vardı. Şimdi nerede? Geçen Yenikapı mitinginde, ülkenin tek kadın başbakanlığı yapmış Tansu Çiller, milli irade için oralarda dolaştığını söyledi. İçişleri bakanı Sayın Soylu hangi partinin genel başkanıydı, şimdi nerede bir düşünelim.

Peki Tuğrul Türkeş!? Ama “yetmez” dendi. MHP bir bütün olarak ve yıllardır hangi değirmene su taşıyor? Üstelik liderlerin birbirine en ağır sözleri etmelerine karşın… BBP ne durumda, üyeleri liderlerine isyan etmeye başladı. Demek ki tehlike çanları çalıyor. Ertuğrul Günay’ı anlatmama gerek var mı? Hal böyle olunca bir tek CHP kalmıştı assimile edilen ya da evcilleştirilmesi gereken. Bu gün (01ç08.2018) AKP sözcüsü Mahir Ünal, Cumhurbaşkanlığı adayı Muharrem İnce’ye -sözde- arka çıkarak “CHP neden ülkeyi yönetmeye aday gösterdiği kişiyi partiye genel başkan yapmıyor??’’ yönlendirmesiyle dahice (!) bir öneride bulundu.

Bu mahir öneri için Sayın Mahir Ünal’a teşekkür etmek gerek (!) Yalnız üzüntümüzü de belirtmeliyim : Sayın Reis öbür partiler ve kişilerle doğrudan görüşür ve ilgilenirken, CHP’yi neden 2. – 3. üçüncü kişilere havale ediyor? Reis CHP için de bir iyilik düşünmeli (!) Hem Sayın Reis’de büyük bir tılsım var. Kiminle konuşursa ya yörüngesi değişiyor adamın ya da bir daha ağzını bıçak açmıyor. Ben söyleyeceklerimi belirteyim de, siz isterseniz yalan deyin.

Örneğin eski Genel Kurmay Başkanı Sayın Yaşar Büyükanıt’la görüşmesinden sonra, Komutan “.. konuştuklarımız benimle mezara gidecek..” dedi ve konuyu kapattı. Yıllardır kimse ağzından tek söz alamadı. Halkın %49,5 ile seçtiği Sayın Davutoğlu bir gecede, bir komutla, “in aşağı!” denince tek söz edebildi mi? Salya sümük, ağlaya ağlaya ayrılan belediye başkanlarına ne demeli? Sayın Abdullah Gül ise ağzını açmadı ama açar gibi oldu, köşkün bahçesine “helikopterli nezaket ziyareti” nden sonra, “.. ben ağzımı heyt demek için açmadım, aaa diyecektim..” buyurmadı mı?

Sözcü Mahir Ünal’ın bu mahir önerisinden sonra Şero’ya haksızlık olur mu bilmiyorum ama, iktidar partisi, CHP ye şöyle ağzı var dili yok bir kayyım atasa da, herkesi bu toplumsal sorundan kurtarsa! Mahir Ünal’ın mantığıyla iktidar ülkeyi yönetiyor da, neden partileri de yönetmesin ki! Ne de olsa ülkeye hizmette sınır yoktur.

Yılmaz ÖZDİL : Milli

Milli

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ, 07.10.2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Osman Çakmak. Komandoydu.
Kara kış, saat sabahın beşi, Şırnak’ın ürkütücü görünümlü Besta Vadisi’ni yoğun sis kaplamıştı, göz gözü görmüyordu, üstüne bardaktan boşanırcasına sağanak başladı, termal kameralar çalışmıyordu, mayına bastı, sol bacağı diz altından koptu, öğle saatlerinde helikopter gelene kadar o halde direndi, Diyarbakır’a, oradan GATA’ya götürdüler, ameliyat üstüne ameliyat, 10 sene kardeşim, 10 sene sürdü tedavisi… Bir gün, dönemin genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt geldi rehabilitasyon merkezine, gazilerle sohbet ediyordu, Osman koltuk değneğiyle öne çıktı, “komutanım ben iyileştim, lütfen yardımcı olun, gene bölgeye gitmek istiyorum” dedi… Komutanın gözleri buğulandı, elini omzuna koydu, “vatan görevi illa vuruşarak olmaz oğlum” dedi, “vatan için mücadeleye devam etmek istiyorsan, futbol oyna, ay yıldızlı formayı o şekilde taşı.”
*
Alican Kuruyamaç. Trafik kazası geçirdi. Sağ bacağı diz üstünden kesildi.
Muhammed Yeğen. Bir bacağı kısa doğdu.
Rahmi Özcan. Sağ bacağı doğuştan sorunluydu, 12 defa ameliyat oldu, dizden kesildi.
Feyyaz Gözüaçık. Doğuştan bir bacağı yok.
Serkan Dereli. Doğuştan bir bacağı yok.
Barış Telli. Henüz dört yaşındayken trafik kazası geçirdi, sağ bacağı gitti.
Fatih Şentürk. Motosiklet merakı, kaza, sol bacağı gitti.
Fatih Karakuş. Çocukken yüksek gerilim hattına dokundu, sol kolu yok.
Selim Karadağ. Bebekken yanlış iğne yapıldı, kolu gelişemedi, kısa kaldı.
Kemal Güleş. 11 yaşındayken mahallede arkadaşlarıyla oynuyordu, bir inşaat yıkımı vardı, onu seyrediyorlardı, kepçe aniden yuvasından fırladı, üstüne düştü, sol bacağını dizüstünden kaybetti.
Ömer Güleryüz. Bebekken havale geçirdi, sol bacağı gelişemedi, kısa kaldı.
Mehmet Yunsur. Çocukken tarlada ayağını saman makinesine kaptırdı, koptu.
*
Ampute futbol milli takımımız bu.
*
Uğur Özcan. Cudi dağında mayına bastı.
Sol ayağını dizaltından kaybetti. Başantrenörümüz.
*
Mustafa Kemal’in askeri Osman Çakmak, kaptanımız.
*
Eli ayağı tutan acizler ülkesinin… İnsanüstü yetenekli evlatlarıdır onlar.
*
Engelleri farklıdır. Ortak özellikleri ise…
Terör, trafik kazası, iş kazası, sağlık faciası.
Bu memleketin halledemediği sorunlarının milli takımıdır!
*
Ve eminim haberiniz yoktur ama, şu anda Türkiye’nin evsahipliğinde, İstanbul’da, Avrupa Şampiyonası finalleri var. Yukarıda isimlerini saydığım Türk milli takımı, Almanya’yı 7-0, Gürcistan’ı 9-0, turnuvanın dişli takımlarından İspanya’yı 4-0 yendi, hiç gol yemeden grubunu birinci tamamladı, çeyrek finale çıktı.
Haberiniz yoktur… Çünkü sayın dümbük basınımız lütfedip bu haberi vermiyor.
*
Dört defa dünya üçüncüsü olduk, bir defa Avrupa ikincisi olduk. Riva’daki Hasan Doğan Milli Takımlar Tesislerinde düzenlenen Avrupa Şampiyonası, bugüne kadar düzenlenmiş olan en geniş katılımlı turnuva, şampiyon olmak istiyoruz… Türkiye, İspanya, Almanya, Gürcistan, Polonya, İtalya, Belçika, Fransa, Rusya, İngiltere, İrlanda, Yunanistan var.
*
Bugün saat 18’de, çeyrek finalde, son dünya şampiyonu Rusya’yla oynayacağız. Engelleri nedeniyle evine kapanan, dünyaya küsen, sosyal hayatın dışında kalan, kendisini tükenmiş hisseden, “ben artık yapamam” diyen milyonlarca insanımız için… Cesaret kaynağıdır bu kahramanlar, rol modelidir.
*
Sapasağlam insanlarını “ampute” yapma konusunda dünya şampiyonudur Türkiye… Hiçbirimiz Messi olamayız, Ronaldo olamayız ama, bir gün hepimiz “ampute” olabiliriz.
En başta Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray taraftar grupları olmak üzere, imkanı olan herkesi “milli görev”e davet ediyorum.
*
Futbol, zannedildiği gibi ayakla oynanmıyor, yürek’le oynanıyor. Spor denilen kavram, illa bedenle yapılmıyor, ruh’la yapılıyor. Tarihi başarısızlıklara rağmen 12 milyon euro alan imparator’ların 3.5 milyon euro daha almak için noterden ihtarname çektiği ülkede… Para pul istemiyorlar. Şan şöhret istemiyorlar. Sadece destek istiyorlar. Birazcık destek.
======================================
Dostlar,

Teşekkürler değerli yazar Yılmaz Özdil
Bu yazı toplumuza çok yönlü bir uyarı ve katkıdır..
Araştırmacı – gazeteci Özdil, emek vererek çok önemli konuları buluyor, terleyerek araştırıyor ve önümüze koyuyor.. Bu yazısında öncelikle 3 büyük futbol kulübüne çağrı yapıyor..
İyi de, bu ülkenin bir de Spordan sorumlu Bakanlığı yok mu?
Ülke genelinde spora dönük politikalar geliştirmek, sorun alanlarını belirlemek ve bilimsel çözümler üretmek başlıca bu Bakanlığın görevi değil mi?

Sayın Özdil’in ya aklına gelmedi (!)  bu yönde bir çağrı, ya da oradan hiçbir çözüm çıkmayacağı kabulü ile çağrısını başka yerlere yönlendirdi.
Peki, siyasal iktidarlar bir ülkede ne işe yararlar ?
Soru çok yakıcı ve ürkünç (vahim) değil mi??

Az önce öğrendik, ampute milli takımımız Polonya’yı 2-0 yenerek finale kaldı! Helal size!
Finalde rakibimiz İngiltere!

Hepsi bir yana; insanların yaşamlarını sağlıklı – engelsiz sürdürmeleri için elden gelen her şeyi yapmak insanlık olarak hepimizin borcudur.

  1. Nitelikli ve koruyucu sağlık hizmetleri öncelikli kamusal bir sağlık sistemi ve
  2. YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ 2 vazgeçilmezimiz olmalı!

Sevgi ve saygı ile. 08 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com