Etiket arşivi: Prof. Dr. Bilsay Kuruç

SBF’den 21. Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri : Eğitim – 22 Mayıs 2015

SBF’den 21. Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri :
Eğitim – 22 Mayıs 2015

Dostlar,

SBF’nin efsane hoalarından Sayın Prof. Dr Bilsay Kuruç (80), akademik etkinliklerini başarı ve ile sürdürüyor.

“Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri” devam ediyor..

Bu kez konu EĞİTİM..
Program aşağıda…
Programı pdf olarak indirek için erişke (link) şöyle :

21. YüzyIL lcin Planlama Seminerleri-2015Bahar-IV- Eğitim -22 Mayıs 2015

Biz birkaç yıldır hemen hemen hepsini izliyoruz..
Emek verenlere teşekkürümüz çoook büyük..
Başta Prof. Bilsay Kuruç hocamıza…

Sevgi ve saygı ile.
21 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

====================================

2015 Bahar –IV

Eğitim

  1. Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri

22 Mayıs 2015

09.30 –10.00 Açılış

Prof. Dr. Serpil SANCAR (Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı)

Erdal EREN (Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı)

Prof. Dr. Bilsay KURUÇ

PROGRAM

10.00 – 13.05 Bildiriler
10.00 – 11.10

Prof. Dr. Ezel TAVŞANCIL (Oturum Başkanı)

Doç. Dr. Şakir ÇINKIR 15′ Nasıl Bir Eğitim Örgütü Olmalı?
Prof. Dr. Necla KURUL 15′ Nasıl Bir Eğitim Örgütü Olmalı?
Prof. Dr. Ayşe ÇAKIR İLHAN 10′ (Görsel) Sanat Eğitimi Nasıl Olmalı?
Soru – Yanıt – Tartışma 30′
11.10 – 11.25 Çay – Kahve Arası
11.25 – 13.05

Prof. Dr. Nizamettin KOÇ (Oturum Başkanı)

Prof. Dr. Emine Gül KAPÇI 10′ (Görsel) 21. Yüzyıl Eğitiminde Yönelimler
Prof. Dr. İsmail GÜVEN 15′ Geleceğin Eğitiminin Düşünsel Analizi
Prof. Dr. Müge ARTAR 10′ (Görsel) Yapılandırmacı Yaklaşımda Zihin Gelişimi Nasıl Sağlanmalı?
Prof. Dr. Yasemin GÜLBAHAR 15′ Teknoloji Kullanımı Nasıl Olmalı?
Prof. Dr. Tevhide KARGIN 15′ (Görsel) Özel Eğitim Nasıl Olmalı?
Soru – Yanıt – Tartışma 20′
13.05 – 14.00 Öğle Yemeği
14.00 – 15.30

Prof. Dr. F. Dilek GÖZÜTOK (Oturum başkanı)

Prof. Dr. Gelengül HAKTANIR 15′ Okulöncesi Eğitimi Nasıl Olmalı?
Prof. Dr. Fatma BIKMAZ 30′ Öğretim Kademelerinde Eğitim Nasıl Olmalı? (İlköğretim / Ortaöğretim / Yüksek Öğretim / Öğretmen Eğitimi)
Prof. Dr. Nükhet DEMİRTAŞLI 20′ Ölçme ve Değerlendirme Nasıl Olmalı?
Soru – Yanıt – Tartışma 25′
15.30 – 15.45 Çay – Kahve Arası
15.45 – 17.00

Prof. Dr. Nuray SENEMOĞLU (Oturum Başkanı)

Prof. Dr. F. Dilek GÖZÜTOK 25′ Bildirilerde Değinilmeyen Konuların İrdelenmesi ve Yorum
Prof. Dr. Rıfat OKÇABOL 25′ Nasıl Bir Eğitim?
Soru – Yanıt – Tartışma 25′
17.00 Kapanış

Yeni Bir Yıla Girerken Ekonomi

Dostlar,

Mülkiye‘nin efsane İktisat hocalarından, eski DPT Müsteşarı Sn. Prof. Dr.
Bilsay Kuruç
hocamız, aydın sorumluluğunu emekli olmasına karşın sürdürüyor..

Önceki yıl 2 tane Planlama Sempozyumu düzenlediler Sayın Prof. Dr. Korkut Boratav ile birlikte..

Bunlardan birinde biz de SBF’de Sağlık Sektörü Planlaması‘nı sunmuştuk :

  • “Sağlık, Sosyal Güvenlik, İstihdam ve Eğitim Bağlamında Bunaltan
    Dış Güdümlü Planlama (!?)”
    başlıklı sözel sunu ile (30 dk.). 5.12.12.
    (21. Yüzyıl İçin Planlama Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi)

Bilsay hoca, yılların ustalığıyla ekonomik durumu irdelemekte..
Kulak vermekte ve öğütlerini dinlemekte saymakla bitmez yarar var..
Özellikle AKP kadrolarının..

Ülkeye verdikleri zarar hesaba kitaba gelmiyor..

Yolsuzluklarla götürülen on milyarlarca dolat ulusal servet bir yana;
bir de sakız gibi yapışıp bırakıp gitmedikleri için son 3 haftada yaşanan
%10’u aşan enflasyon..

Ulusal Gelirin 1/10’u eritildi! Kişi başına 10 bin doları zorlukla aşan yıllık gelirin
1000 (bin!) doları bu 3 haftada eritildi..

  • Hepimiz en az %10 yoksullaştırıldık..
  • Halkın cebindeki her 10 TL’den 1’i bu süreçte eritildi.

Merkez Bankası’nın elektrik mühendisi başkanının 2013 sonu Dolar kuru beklentisi
1,92 TL idi ama en az % 10 fazlası gerçekleşti..
Başkan, istifa denen bir erdemli kurumu neden anımsamaz??

  • Olup biten (süren!) kokuşmanın maddi ve manevi (ahlaki – etik – moral) faturası göründüğünden çooook ağır..

Yoksul halk yığınları iliklerine dek yaşayacaklar.. veeee bunun elbette bir karşılığı olacak..

  • 30 Mart 2014 yerel seçimleri ilk hesaplaşma fırsatıdır..
    Yeter ki seçimler Hİ-LE-SİZ yapılabilsin..
    Bu konu yaşamsaldır..

Sevgi ve saygı ile.
09 Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

======================================

Yeni Bir Yıla Girerken Ekonomi

portresi

Prof. Dr. Bilsay KURUÇ

 

 

2013’ den 2014’de geçerken Türkiye ekonomisi ve siyaseti tarihi bir dönemece gelmiştir. bu dünya kapitalizmini de beş yıl önce girdiği ağır krizden çıkamadığı ve
dünya ekonomisinde kördüğümlerin çoğaldığı zamana rastlamıştır.
Türkiye ekonomisinin bugün geldiği nokta, 1980’de girdiği ve ayrılmadığı yılın son aşaması oluyor. Bugünkü tarih yarı sanayileşmişliğe demir atmış bir ekonomi tablosudur. Dünya imalat sanayiinde ancak %1’lik bir payı vardı, orada durmaktadır ve geleceğin tasarımlarında ve ürünlerinde hiçbir ciddi iddiası yoktur.

  • Türkiye ekonomisinde yeni yatırım yapılmamaktadır..

El değiştiren mülkler ve kuruluşlar yatırım sayılmaktadır. Yatırım yapamayan ekonomide ulusal tasarruf oranı %12 düşmüştür ki, bu oran Çin’de %45’in üzerindedir.

  • Tasarruf edemeyen veya etmeyen bir ekonomi dış açığı büyüyen
    ve bunu küçültemeyen (küçültmeyen) bir ekonomi demektir.
  • Türkiye dış açık (cari açık) oranında dünya birincisidir!
    Yani dünyadan gelen (ve dünya dönen) kaynak akışı sayesinde varlığını sürdüren
    bir noktada bulunmaktadır.

Ekonominin son 33 yılda girdiği bu yolun siyasal denetimi, birkaç aşamadan geçmiştir.

1. Askeri yönetim aşaması,
2. Koalisyonlar aşaması ve
3. Son 12 yılın özel tek parti aşaması.

Ekonomik model, aldığı mesafeye ve mantığına en uygun siyasal modeli son aşamada bulmuştur. Bu aşamada, ekonominin lokomotifi gitgide daha çok yaratılması kaçınılmaz olan rantlarla ve bunların çekimine akan dış sermaye ile işlemektedir.

Bu lokomotifin motoru gayrimenkul, inşaat ve hizmet sektörleridir.

2013’ün sonlarındaki büyük skandallarla motor, yağı yakmıştır!

Bugün, dünya kapitalizmine bağlılığı 30+ (küsur) yıldır kabul etmiş olan Türkiye kapitalizmi, kendi siyasal iktidarının kendi içinden çöküşü sorunu ile karşı karşıyadır.
Bu tabloda yatan siyasal sorunun tartışmasına burada girmiyoruz.

  • Büyük skandalların ekonomide yaratacağı ilk ve daha sonraki zincirleme etkiler
    2014 Türkiye’sini şekillendirecektir. İlk doğrudan etki döviz kurları ile başlamıştır. Dünyaya bu derecede açık bir ekonomide döviz kurları üzerinde şok niteliğindeki etkiler tüm maliyetlere yansıyacaktır. Bu hem kısa sürede, hem de artçı depremlerle olur. Zaten sağlam bir dengeye sahip olmayan devlet bütçesi, yeni yükleri halka ve şirketlere yeni zamlarla yansıtacak uygulamalarla yürütülecektir.

Şirketler, değişen döviz kurlarından başlayarak zararı yazacaklar, bunları bilançolarına
ve yeni yükselen maliyetlerine yansıtacaklardır. Devletle iş yapanlar ki, bunların sayısı bütçenin toplamını etkileyecek kadar artmıştır, yeni yüksek maliyetlerini devlete yansıtırlar. Bunların toplamı, hiçbir yansıtma şansı bulunmayan halkın ücret ve maaşlarına yansıyacak.

  • Kısacası, geçim sıkıntısını ve işsizliği geçen yıllara göre biraz fazla artacaktır.

Skandallar zinciri motorun yağını yakarken, yani, inşaat ve hizmetlerden başlayarak durgunlaşmaya ve yeni işsizliğe yol açarken, birçokları bütün bunları Merkez Bankası’nın önleyebileceğini düşünebilirler. Ancak, Merkez Bankası’nın bunları önlemesi olanaksızdır. Çünkü kullanılabileceği araçlar böyle bir tablo karşısında sınırlıdır. Dövizin gitgide pahalılaşmasını önleyebilmek için elindeki dövizi piyasaya sürmesi, kendi rezervlerini gitgide eritir ve içte ve dışta bütün çevreler bunu bilir. Dışta, buradaki skandalların yaratacağı güvensizlik, Türkiye’ye gelecek sermayenin pahalılaşmasına, yani,
içte yaratacağı maliyet etkileşimi daha da yüksek olmasına yol açar.

Merkez Bankası’nın kendi silahı olan faizi yükseltmesi de aynı maliyet etkisini yaratacaktır. Kaldı ki, zincirleme maliyet-fiyat etkileriyle yükselecek enflasyon devlet ve şirketler kanalından geçerek, halkın geliri ve yaşamına bir değil birkaç kez yansıyacaktır. Birkaç tur atacaktır.

En ağır senaryo;

Skandalların yarattığı güvensizlik ve bunlarla iç içe gelişecek çeşitli beklentilerle,
Türkiye ekonomisine muhtaç bulunduğu sermaye girişlerinin azalması,
özel kesimin göbek bağı haline gelen dış kredilerin çevrilmemesi durumunda
ortaya çıkar. Böyle bir senaryo ağır durgunluk ve yüksek enflasyon demektir.

Özetle              : 2013’ten 2014’e geçerken karşılaşılan ekonomi tablosu herhangi bir
“yol kazası” değil, 30+ (küsur yerine) yıldır insan yitiğinin (zayiatının) gitgide ağırlaşması ile yürütülen, ama cilalanan ve yaratılan bir ekonominin vardığı son durak tablosudur.
Bu noktayı doğru kavramak ve değerlendirebilmek gerekir.

Dünya kapitalizminde, biricik sorunun “Acaba ABD Dolar basmayı aynı tempoda sürdürecek mi, etmeyecek mi?” sorusu durumuna gelmesiyle oluşan kördüğüm,
2014’te bizim için de önemli olacaktır. Niçin önemli olacağı, Türkiye ekonomisinin
bugün vardığı son duraktaki tablosu hepimizin doğru kavramasına bağlıdır.
“Hepimiz” için de en başta merakımızı çekenler böyle bir kavrayışa sahip oldukları yolunda bugüne dek kayda değer işaret vermemiş olan siyasal temsilcilerimizdir.

Ancak, ekonomide ve siyasette şu an için pek umut vermeyen fotoğraflara karşın,
2013’te, Mayıs ve Haziran’da başlayan halk katındaki kavrayış, uyanış ve hakarete
2014’te ülkeyi yeni ve umutlu düzeylere getireceğini beklemek gerçeğini,
öbür yüzünü de beklemek olacaktır.

Alpaslan IŞIKLI’yı anma töreni..


Dostlar
,

Ülkemizin yetiştirdiği yüz akı yurtsever aydınlardan seçkin insan Sn. Alpaslan Işıklı‘yı
13 Temmuz 2013 günü Seferihisar’da hiç beklenmedik biçimde yitirdik..

Saygın ve sevgin anısına bu sitede epey yazı yayımladık..

23 Kasım 2013 günü ise Ankara Petrol İş salonunda TÜMÖD öncülüğünde
bir araya geldi sevenleri, çalışma arkadaşları..

SBF’den meslektaşları Sn. Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Sayın Prof. Dr. Korkut Boratav birer konuşma yaptılar. TÜMÖD genel başkanlığına yeni getirilen Prof. Ayhan Özkul
ve TÜMÖD genel yazmanı Suay Karaman da..

Sonra dostları söz alarak anılarını, kendisiyle paylaşımlarını sundular..

Biz de özellikle ADD çalışmalarımızı, birlikte GYK üyeliği dönemlerimizi…. paylaştık.

Sevgili Suay, becerikli elleri ile çoook hoş bir power point sunumu hazırlamıştı.
Orada hoş bir arka fon müziği ile izledik.

Hocayı eşine yazdığı 2 şiiri ile kendi sesinden dinledik, etkilendik ve duygulandık.

Saygıdeğer eşleri Zerrin hanım da salondaydılar.

Bu sunum 50+ MB ve bizim site en çok 7 MB kabul ediyor.. ;
Oldukça sadeleştirerek paylaşalım..

Suay kardeşimize teşekkür ederek ve Sn. Işıklı’nın saygın anısı önünde bir kez daha eğilerek..

İzlemek için lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

ISIKLI

Bir de arşivimizden fotoğraf..

S.Karaman,HAGüler, A.Işıklı, ÖF Eminağaoğlu, 50. yıl 27.5.10

27 Mayıs 1960 Devrimi’nin 50. yılında panel; 27.5.2010 günü Suay Karaman,
rahmetli Hüseyin Avni Güler, ALPASLAN IŞIKLI hoca ve Ömer Faruk Eminağaoğlu..
23 Kasım 2013 günü yine PETROL-İŞ’te anmada Işıklı hocanın yerinde
yeni TÜMÖD Başkanı Prof. Ayhan Özkul (Ankara Üniv. Veteriner Fak.) oturuyordu..

Sevgi ve saygı ile.
3.12.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

İzmir İktisat Kongresi’nin 90. Yılında Ütopyalarımızı Korumak

Dostlar,

Türkiye İktisat Kongresi‘nin İzmir’de toplanmasının (dikkat buyurulsun, İzmir İktisat Kongresi değil..) 90. yılını gündeme getiren Yaşar Üniversitesi‘ne ve konuyu işleyen yazarlara teşekkür ederiz.

Bilkent Üniversitesi’nden Sayın Prof. Yeldan bu toplantıdan değerlendirmeler sunuyor.

Biz bu Kongre’nin toplanma nedenini, Kemal Paşa’nın Kongre açılışındaki
uzun konuşmasını ve ardından Lozan görüşmelerinin tamamlanmasını dikkate alarak
şöyle açıklıyoruz :

– Batı, Lozan’da “Kapitülasyon” dayatması yapmış ve Atatürk’ün kesin talimatı bağlamında Başdelege Dışişleri Bakanı İsmet İnönü görüşmeleri keserek Ankara’ya dönmüştü. Bilindiği gibi Lord Cürzon mali şantaj yapmıştı İnönü’ye.. Ülkemizin harap ve yıkık olduğunu, paramızın olmadığını ve çok geçmeden gelip diz çökerek borç para isteyeceğimizi, bu paranın kendilerinde ve ABD’de olduğunu ve Lozan’da Türklerin reddettiği Batı istemlerini teker teker önümüze koyacağını belirtmişti. İnönü de,
Gelir borç istersek siz de çıkarın cebinize koyduğunuz redlerimizi..” der.

İşte bu kritik kırılmada, büyük önder Mustafa Kemal Paşa Batı’ya bir ileti vermek ister. Ülkemizin ne pahasına olursa olsun ekonomik kalkınmasını da başaracağını ve
bu yüzden Batı’ya diz çökmeyeceğimizi, savaş meydanlarında çok kan dökerek
utku (zafer) kazandığımızı, Osmanlıyı bitiren kapitülasyonları asla kabul etmeyeceğimizi, ekonomik şantaja boyun eğmeyeceğimizi duyurmak ister.

1135 delege 15 gün boyunca bu kritik kongreye büyük özveri ile katılır.
İzmir harap ve bitiktir. Yunanlarca yakılmıştır. Delegeler hanlarda kalmaktadır.

Günümüzde bile olağan bir kongre için 1135 delege rakamı çok büyüktür,
süre de son derece uzundur. Kemal Paşa, Kongre açılışında 1,5 saat süren önemli bir konuşma yapar. NUTUK (Ekim 1927), Dumlupınar (30 Ağustos 1924) konuşmaları ve bu konuşma, Kemal Paşa’nın en önemli 3 konuşmasıdır.

Batı, iletiyi alır ve “Kemal” in pes etmeyeceğini anlar. Yeniden çağrı yapılır
Lozan görüşmeleri için ve 4 Şubat 1923’te kesilen oturumlar yeniden başlar,
24 Temmuz 1923’te başarıyla sonlandırılır.

Büyük ATATÜRK‘ün strateji dehası bir kez daha ülkemizin önünü açar..

Sevgi ve saygı ile.
27.2.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==================================

Prof. Dr. Erinç YELDAN

portresi

İzmir İktisat Kongresi’nin 90. Yılında Ütopyalarımızı Korumak

İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat – 4 Mart 1923’te toplandı. Kongrenin biricik amacının Kurtuluş Savaşımızın eseri olan siyasi bağımsızlığımızı, iktisadi bağımsızlık ile perçinlemek olduğu bilinmektedir. 1135 delegenin katılımıyla düzenlenmiş olan Kongre, öncelikle genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız, katılımcı ve ulusal bir ekonomi stratejisinin temellerini atmayı amaçlamış ve bu yönde ülkenin tüm sosyal sınıf ve katmanlarının temsilcilerini bağımsızlık ve kalkınma idealleri etrafında
bir araya getirmiş idi.

Geçen hafta içinde İzmir İktisat Kongresi’nin 90. Yılı “21. Yüzyılın Kalkınma Stratejilerini Tasarlamak” temasıyla Yaşar Üniversitesi’nde toplandı. Kongrenin düzenlendiği tarihsel dönemi yakından irdeleyen tebliğlerinde Serdar Şahinkaya ve
İlter Ertuğrul, İzmir Kongresi’nin çoğunlukla basitleştirilerek, iddia edildiği üzere “tıkanmış olan Lozan görüşmelerinde genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Batı’ya
güvence vermek
” üzere alelacele toplanmış bir birliktelik değil, Sivas ve Erzurum kongrelerinin devamı olarak Cumhuriyetimizin ilanından önce bilinçli ve programlı bir şekilde tasarlanmış, iktisadi bağımsızlığa yönelik, Anadolu’nun aydınlanma savaşımını yönlendirecek özgün bir girişim olduğunu vurguladılar.

Prof. Dr. Bilsay Kuruç sunumunda 1920’li ve 30’lu yılların küresel konjonktürü ile günümüz arasında geçişler sağlayarak, çökmekte olan İngiliz hegemonyasındaki
altın standardına dayalı serbest ticaret rejimi ile günümüzün serbestleştirilmiş finans sermayesinin dayanmakta olduğu ABD hegemonyasındaki kapitalist birikim rejiminin çöküşü arasında paralellikler kurdu. Bilsay Hoca, finans kapitale dayalı birikimin artık tıkandığını ve küresel kapitalizmin yeni arayışlarının dünya barışını tehdit etmekte olduğunu vurguladı.

Hasan Ersel Hoca ise, iktisat kuramının artık gelenekselleşmiş önemli kavramlarının ardındaki gerçek anlamları sosyal değerler sistemi içinde değerlendirdi.
Bunlar arasında sıkça dile getirilen rekabetçi piyasa kavramının gerçekten de kaynakların etkin dağılımında ve toplumsal gönenci artırmada kuramsal olarak
en etkili araç olduğunu; ancak kavramın tek bir sorunu olduğunu vurguladı:

Dünyada hiçbir ekonomide söz konusu olmaması…

***
İlkinden 90 yıl sonra toplanmış olan İzmir İktisat Kongresi’nin tüm katılımcıları, küresel ekonominin mevcut geleneksel iktisadi paradigmaların açıklamakta zorlandığı bir kriz içine sürüklenmiş olduğuna vurgu yaptılar. Küresel ekonomide büyümenin kaynaklarında gözlenen niteliksel dönüşümlerin kalkınma yazınının artık gelenekselleşmiş modellerince açıklanabilir olmadığı; yepyeni iktisat paradigmalarının arayışı içinde olduğumuz sıklıkla dile getirildi.

Prof. Dr. Korkut Boratav, küresel ekonomide üretim merkezlerinin batıdan doğuya ve kuzeyden güneye bir eksen kayması içinde olduğu günümüz konjonktüründe,
21. yüzyılın kalkınma stratejilerini tasarlamaya yönelik arayışlarının
muhakkak siyasal iktidar mücadelesiyle iç içe geçmesi gerektiğini vurguladı.

Korkut Hoca ısrarla insanlığın yüzyıllar boyu süregelen adalet, özgürlük ve eşitlik arayışları doğrultusunda ütopyalarımızı korumamızın önemine değindi.
Korkut Hoca’nın sözlerini yeniden anımsayarak

“Adım adım
 ‘aykırı’ düşünmeye yönelmemiz gerekiyor. Önce, bugünün egemen düşünce biçiminin sınırlarını, giderek kurulu düzenin parametrelerini de zorlayarak…”

Türkiye krizi derinde yaşıyor

Dostlar,

Türkiye’nin yakıcı gündemi malum..

“İmralı” (!?), Kürt sorunu.., PKK’lı katillerin yargılanmadan yurtdışına çıkması,
koskoca Türk devletinin PKK elindeki tutsakları (rehinleri) 1 yıla varan süredir kurtaramaması.. sözde “yeni anayasa..” ve RT Erdoğan‘ın başkanlık / yarıbaşkanlık projesi üzerinden tek adam yönetimine sürüklenme..

Bir dizi tuzak ve retorik söylem kuşatması.

Halkın kafasını karıştırma ve bulanık suda alaturka politika.

Oysa derinden derine ülkemizin ekonomik bunalımı boyutlanarak sürüyor..

Öylesine hastalıklı bir ekonomik yapı çatılmış ki, içinden çıkılamıyor.

Ve bu tablo elbette içte ve dışta bağımsızlık sorunu dayatıyor.

Ekonomisi hasta ve dışa bağlı bir ülke, ulus egemenliğine dayalı bağımsız politikalar izleyebilir mi?

Bizi asıl ürküten ve korkutan tablo budur.
AKP hükümetinin izlediği, halkımıza dayattığı sözde “açılım” politikaları,
bir bakıma ekonomideki vahim durumun türevidir, sonucudur.
Bu tümceyi, söz konusu AKP politikalarını aklama ya da meşulaştırma bağlamında kurmuyoruz. Bir kısır döngüye işaret etmek istiyoruz.

Ekonomide alarm çanları çaldığını ülkenin en yetkin ekonomistleri vurguluyor.
Prof. Boratav, Prof. Kuruç ve Prof. Yeldan..

Bu yetkin hocaların değerlendirmeleri aşağıda..

TBMM’deki muhalefetin ve sivil toplum örgütlerinin bu kritik sorunsalı
gözden kaçırmamaları gerekiyor..

Sevgi ve saygı ile.
27.2.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

================================

Türkiye krizi derinde yaşıyor..

“Ekonomi iyiye gidiyor” söylemlerine karşın, borçlanma oranlarının büyümesiyle 2014’te Türkiye’nin ekonomik sıkıntıyı daha fazla hissedeceği belirtiliyor.
Prof. Boratav ve Prof. Yeldan, işsizlikteki artışın yanı sıra
yabancı sermayenin getirdiğinden fazla götürdüğünü belirtiyor.
“Türkiye ekonomisi iyiye gidiyor” söylemlerine karşın, borçlanma oranlarının büyümesiyle 2014’te ülkemizin ekonomik sıkıntıyı daha fazla hissedeceği belirtiliyor. İşsizlikteki artışın yanı sıra yabancı sermayenin getirdiğinden fazla götürdüğünü belirten ekonomistler, Türkiye’nin krizi derinden yaşadığını vurguluyor.

Emekli Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilsay KuruçTürkiye’de kriz tohumunun yeşerdiğini, büyüme hızı düşmesine karşın
cari açığın azalmadığını söyledi. Uygulanan politikalarla Türkiye’nin dış kaynağa bağımlı olduğunu belirten Kuruç, “Dış kaynak girişine bağlı olan zincir kırıldığı zaman kriz ve sıkıntı ortaya çıkacak. İlk olarak iş dünyası bu sıkıntıyı hissedecek. Bu durum 2013 sonu ve 2014’te daha net ortaya çıkacak.
Şu anda sıkıntı bankalara yansımadı. Şirketlerin borçluluğu büyüdükçe
bu durum bankalara yansıyacak ve sıkıntıya girecekler. ”
 dedi.

Dolaylı vergilerle halkın cebinden alınanların sınıra geldiğini, tek kaynak olarak özelleştirmelerin görüldüğünü belirten Kuruç, “Birkaç yıldır Türkiye’de kriz tohumu var. Tüketici kredilerinin artması, halkın gelecekteki gelirlerine ait ödeme vaadi kriz tohumunu yeşertiyor. Halkın bütçesindeki deliğin büyümesi ve ödeyememe ihtimali bankaları sıkıntıya sokacaktır.” diye konuştu.

(Cumhuriyet, 24 Şubat 2013)