Onur ÖYMEN : CHP’nin PYD’ye bakışı hakkında düşünceler

CHP’nin PYD’ye bakışı hakkında düşünceler

Portresi_ATA_ile

Onur ÖYMEN

 

 

Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında gerekirse Türk Silahlı Kuvvetlerinin IŞID’a karşı PYD ile birlikte savaşabileceklerini söylemiş ve CHP’nin PYD’yi bir terör örgütü gibi kabul etmediği izlenimi veren ifadelerde bulunmuş.

PYD,  Öcalan ve PKK liderlerinin 1998 yılında Türkiye’nin baskısıyla Suriye’yi
terk etmek zorunda bırakılmalarından sonra geride kalan PKK’liler tarafından kurulmuş PKK çizgisindeki bir örgüttür.

Wikipaedia gibi uluslararası kaynaklar PYD’nin Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PKK’ya bağlı olduğunu, bu örgütün Öcalan’ı ideolojik liderleri olarak kabul ettiğini ve Kongra-Gel’i de “Kürt Halkının en yüksek yasama organı olarak gördüğünü” yazmaktadırlar.

PYD lideriyle Öcalan’ın geçmişte çeşitli vesilelerle birlikte olduklarını, yakın temas içinde bulunduklarını kanıtlayan belgeler de vardır.

  • Genelkurmay Başkanlığı, 8 Ekim 2014’te yaptığı bir açıklamada PYD’yi
    bir terör örgütü olarak nitelendirmiştir.

Türk hükümetinin bu veriler ortadayken PYD lideri ile görüşmelerde bulunarak bu örgütü meşrulaştırma yolunda adımlar atması PKK’nın da meşrulaştırılmasının yolunu açabilir. Esas eleştirilmesi gereken budur.

Yıllardan beri, ayırım gözetmeden bütün terör örgütleriyle mücadele edilmesi gerektiğini savunan CHP’nin şimdi PKK’nın uzantısı olduğu kabul edilen bir örgütü terör örgütü olarak kabul etmediği izlenimini veren görüşler açıklaması bence doğru olmamıştır.

Ayrıca gene yıllardan beri “Silah zoruyla Türkiye’ye siyasi hedeflerini kabul ettirmeye çalışan bir terör örgütüyle müzakere edilmez mücadele edilir”görüşünü ısrarla savunan

CHP’nin şimdi Hükümetin PKK’yla açılım süreci adı altında görüşmelerde bulunmasını kabul etmesi de şaşırtıcı olmuştur.

IŞID’ın Ayn el Arab’da (Kobane) yürüttüğü ve sivil halkı da hedef alan terrorist saldırılarına milletçe gösterdiğimiz haklı tepkiler PYD ile ilgili bu gerçekleri unutturmamalıdır.

Saygılar, sevgiler. 16.10.14

Naci BEŞTEPE : ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 15 Ekim 2014

 

 

 

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 15 Ekim 2014

portresi_kucuk

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

 

KUTLAMA (İĞNESİZ)

Bölücü BDP’lilere

  • “Size Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yıkılmayacağını, parçalanmayacağını öğreteceğiz.”

diyen Diyarbakır Emn. Md. lüğü Güvenlik Şb. Md. Lütfü ÇİÇEK’i alnından öpüyorum.

AKP’LEŞME

Kılıçdaroğlu, Cemaatten sonra AKP’nin bıraktığı yerden PKK’ya da sahip çıktı.
Y-CHP’den Y-AKP’liğe …

UYANIK

PKK’nın TSK’dan isteği,”Ayn-el Arab’ı IŞİD’den kurtar, PYD’ye teslim et.”
Anan güzel mi?..

LİDER

ABD basınından : ”Erdoğan liderden başka her şey”
Günaydııınn  Amerika…

PARALEL

Cumhuriyet Gazetesi’nin PKK vandallığına bakışı Öcalan gibi;
Jitem devrede”
Özgür Gündem’e paralel…

BARIŞÇI

HDP (PKK)’li S. Tuncel, ”Savaş değil barış istiyoruz ama, silah yardımı yapılsın..”
Barış içinse silahı nereye koyacaksınız?

BULURSAM

S. Tuncel şiddet olayları için ”provakasyon” dedi.
Provakatörü bir bulursam…

DENSİZ

CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi T. AYDOĞAN,
Türklerin soykırım yaptığını düşünüyormuş.
Düşün düşün, b.ktur işin…

HHY

THY uçakta abdesti serbest bıraktı.
Helal Hava Yolları (HHY)

GÖRGÜSÜZ

Abdullah Gül kendine 55 koruma, 45 hizmetli ve 18 araç tahsis etmiş.
Görmemişin oğlu olmuş…

FOTOĞRAF

RTE, “250 bin kişinin katili ile kimlerin resim çektirdiğini sizler çok iyi bilirsiniz.”
Elbette. Siz ve eşiniz…

BÖLÜCÜ

AKP Cumhurbaşkanı RTE’nin Bayburt mitinginde kadın ve erkekler ayrıldı.
Bölmekte ustalaştı…

TEMİZ

Orgeneraller sabıkalı iken Karayılan’ın sicili temiz çıktı!
Kandil’in havasından…

HAYIR

Emine Erdoğan’ın yengesinin vakfına kaçak okul yapan Rıza Zarrab için
“hayırsever” sıfatı kullanıldı. Kirlenmedik sıfat bile kalmadı…

KAPIŞIN

Ülke toz duman, Bakanlar Kurulu Etiler’deki kupon arazileri görüştü.
Soruna bakan değil, kupon kapmaya bakan bakanlar…

 

 

 

 

 

 

 

Rifat Serdaroglu : BAŞKANBAŞBAKANGENELBAŞKAN

Rifat Serdaroglu : BAŞKANBAŞBAKANGENELBAŞKAN

 Rifat Serdaroglu

Türk Milleti 10 Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı seçecek, ilk kez oy kullanacak.
Adaylar, biri dışında henüz belli değil. Belli olan ise Başbakan Erdoğan

Erdoğan; kimilerine göre 12 yıl boyunca başarılı bir Başbakanlık yaptı.
Girdiği her seçimi kazandı. Türkiye’yi başarıdan başarıya koşturdu, çağ atlattı.
Özellikle Sağlık alanında ve Dış Politikadaki uygulamalarıyla halkın desteğini
ve beğenisini aldı!

Kürtçüler, Numaralı Cumhuriyetçiler, Türk Milleti ve Atatürk Düşmanları,
İslam Devleti ve Hilafet Özlemcileri, Tarikatlar-Cemaatler, Ermenistan ve Rum Pontus Hayalcileri, BOP Destekçileri, Tesev-Soros Beslemeleri, koro halinde ellerindeki medya ve propaganda organlarıyla bu hayali “Başarı Öyküsünü” üfürüp durdular.

Biz de yıllardır,

  • Bu yapılan bir hayal ticaretidir, bu kişi demokrat değildir.
    Devleti yönetecek ehliyeti yoktur. Ülke süratle Federe İslam Devletine götürülmektedir. Hırsızlık-yolsuzluk-rüşvet tepeleri sardı,
    devletin en hassas birimleri işgal ediliyor, 
    Milli Ordumuza tuzak kuruluyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanması yapılıyor.
    Alınan borçlar, yatırım için değil tüketim için kullanılıyor.
    Ekonomi alarm zilleri çalıyor.”
     dedik durduk. Keşke yanılan biz olsaydık…

Geldiğimiz noktada, Erdoğan tam bir dikta yönetimi uygulamaya başladı.
İşine gelen Yargı kararlarını beğeniyor, işine gelmeyen bir karar çıkarsa,
Yargıç-Savcı-Mahkeme-Anayasa Mahkemesi-Hukuk Devleti demeden, bu makam ve kişilere en ağır hakaretleri yapıyor, yargı kararlarına saygı duymadığını, gerekiyorsa onlara da yasak koyacağını söylüyor.

Cumhuriyet Tarihinde ilk kez bir Başbakan, Yargı Erkine, “Yargı belası” dedi!
Bu kafaya, bu anlayışa “Demokrat” diyecek birinin aklından şüphe edilir.

Erdoğan şimdi bu anlayışını, Türkiye’ nin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanlığı Makamına taşımak istiyor. Üstelik Başbakanlık ve Genel Başkanlık kimliklerini de yanında taşıyarak.

Değerli Okurlar;

Bir kişiyi dostlarınız arasına alırsanız, onun ailesini-yakınlarını da dostlarınız arasına katmış olursunuz.
Türk Milleti eğer Erdoğan’ı Çankaya Köşküne yani Atatürk’ün Evine çıkartırsa, beraberinde kimleri de oraya taşıyacak, bakalım mı?

*Erdoğan’ın ailesi, Vakıflarıyla-Gemicikleriyle-Medya Gruplarıyla-Sıfırlanan Milyarlarca Avrolarla-Villalarla-Pırlanta Dükkânlarıyla Çankaya Köşküne çıkacak.
*Yasin El-Kadı, Gülbettin Hikmetyar, Reza Zarraf, Hariri Ailesi, Seyid Kutub,
El Kaide, El Nusra da Çankaya Köşküne çıkacak.
*Barzani, Öcalan, Şivan Perver gibi Türk Milletine düşman kişiler de çıkacak.
*Ayakkabı Kutuları, Para Kasaları, Haram Havuzları, İmar Yolsuzlukları, Kupon-Cillop Araziler kol-kola Çankaya çıkacaklar.

Türk Milleti tüm bunların Çankaya’ya çıkmasına izin verecek mi?
Hiç tahmin etmiyorum, vermeyecektir.

Önümüzdeki günlerde ekonomik alanda ciddi sıkıntılar yaşayacağız.
Erdoğan istediği denli saklamaya, karartmaya çalışsın, deniz bitmiştir.
Türkiye Borç Batağındadır.
Son 10 yılda sektörlerin bankalara borcu, % 1173 artarak 1,2 Trilyon TL oldu.
Son 10 yılda Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla ise yanızca % 179 arttı.
(AS:Başbakan RTE 230 milyar dolardan 825 milyar dolara çıktığını söylüyor. 3,5 kat)
Son 10 yılda konut kredileri 32 kat, kredi kart borcu 31 kat, ihtiyaç kredileri 50 kat arttı.

Artık iç ve dış finans kuruluşları ve Bankalar, Türkiye’deki “Özel Sektör Projelerine” kredi vermiyorlar.
Erdoğan bu projeler için “Hazine Garantisi” vereceğini açıkladı.
Yani, “Türk Milletinin a..na k…m diyen sepetin yaptığı işler nedeniyle aldığı krediler ödenmezse, bunun borcu bizim vergilerimizle ödenecek!
Bu durum, çarkların böyle dönmeyeceğini, durma noktasına geldiğini gösteren
çok ciddi bir durumdur.

Ayrıca Başbakan Erdoğan, Türk Milleti ile “Hesap Kesmeden” hiçbir yere gidemez, gitmemelidir. Önce 12 senenin hesabını Türk Milletine verecek, sonra gidebilirse,
millet seçerse, gidecek.

Yalnız bir uyarım var:
Çankaya yokuşu çok diktir. Nefes darlığı olan, sırtında “Yolsuzluk-Kalpazanlık-
Resmi Evrakta Tahrifat- İhaleye Fesat karıştırmak” gibi dosyalar ve iddialar olan biri o yokuşu çıkamaz. Nizamiyenin önünde tıkanır kalır. Böyle tıknefes ve yükü çok ağır olan birinin çıkabileceği tek yokuş, Yüce Divan görevini yapan Anayasa Mahkemesi yokuşudur.

Not  : Bir yandan “Yargı Belası” , “Twitter Belası” , “Kuvvetler Ayrılığı Belası” ,
öbür yandan Haşhaşiler-Çeteler-Alçaklar-Şerefsizler Belası”, en son olarak da
“Tek Ceketlinin” açtığı davalar bizde akıl bırakmadı be kardeşlerim.
Hele bir de Bilal’in iki lafı bile anlayamaması ve sıfırlama operasyonundaki beceriksizliği, sinir sistemimi alt-üst etti. Bayramınızı kutlayamadım.
23 Nisan Milli Hâkimiyet ve Hayırlı Evlat Bayramının, hayırlara vesile olmasını
niyaz ederim. Allah yar ve yardımcınız olsun. En kalbî, böbrekî ve bağırsakî saygılarımı sunarım. Vakıflarımız tatil günleri de açıktır. Her türlü bağış kabul edilir. Hele peşin ve nakit verilirse, sevabınız iki kat artar. Âmin ve İnşallah…

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Nisan 2014
Rifat Serdaroğlu

Prof. Dr. Ümit Özdağ İ: Güneydoğu PKK’ya direniyor


Güneydoğu PKK’ya direniyor

portresi


Prof. Dr. Ümit Özdağ

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/guneydogu-pkkya-direniyor-30400yy.htm, YENİÇAĞ Gazetesi, 11.4.14

 

 

30 Mart 2014 yerel seçimlerinin en önemli sonuçlarından birisi, Güneydoğu Anadolu’da BDP’nin aldığı oyların % 51.6’da kalması olmuştur.
2011 seçimlerinde % 51.4 olan BDP oyları ancak % 0.2 artmıştır.
Oysa Öcalan, 30 Mart’ın seçim değil de demokratik özerklik için referandum olduğunu ilan etmişti. Öcalan’ın bu seçimlerde BDP için belirlediği oy hedefi % 80’di. BDP/PKK’nın müzakere sürecinin başlamasından sonra Güneydoğu Anadolu’da belediyeler ve KCK eli ile adeta devlet gibi davranmaya başladığı göz önünde tutulur ise Öcalan’ın belirlediği hedefe ulaşılamasa bile % 65 dolayında bir oy ortalaması yakalaması mümkün görünüyordu.

Seçimlerden önce ve sonra Güneydoğu Anadolu’ya egemen olan manzarayı gözlerimizin önüne getirelim. Müzakere sürecinde AKP Hükümetinin PKK’yı muhatap alması ve PKK’nın meşrulaşması, devlet yanlısı insanların devlete olan inancını ve güvenini sarsmıştır.

Devletin kendilerini PKK’nın insafına terk edeceğini düşünen devlet yanlısı aşiretler, büyük korucu aileleri bile PKK’ya yaklaştılar. Polisin karakollarına ve askerin kışlalarına çekildiği bir Güneydoğu Anadolu’da halk tümden PKK/BDP’nin
etki alanına bırakılmıştı. Diyarbakır, Hakkari ve Şırnak’ta PKK kent merkezlerinde beton sığınaklar oluşturmuş. Özellikle bu üç kentte PKK yanlılarına silah dağıtılmış.

PKK, “Medya savunma alanları” adını verdiği kurtarılmış bölgeler oluşturmuş ve
bu bölgelere yaklaşan askeri birliklere ateş açılıyor.

PKK, şehirlerin yanlarında sözde şehitlikler oluşturmuş ve 24 saat kalaşnikoflu PKK’lılar saygı nöbeti bekliyorlar.

Sosyal alanlarda da PKK’nın egemenliği görülüyor. PKK kadın haklan savunucusu olmuş, karısını döven erkeklere para cezası, eşinden uzaklaştırma cezası vererek kadınların gönlünü alıyor. BDP adalet komisyonları davalara bakıyor.

Belediyeler aracılığı ile güçlü bir iş ve ekonomik çıkar ağı oluşturulmuş durumda. PKK/BDP devlete yakın olan büyük ailelere, korucu aşiretlerine BDP’ye katılmalan için baskı yapıyor ve bu baskıya boyun eğen ailelerin BDP’ye katılımları reklam ile duyuruluyor. 30 Mart seçimleri öncesinde Güneydoğu Anadolu’daki durumu
en hakim şekilde bu kelimeler ile izah etmek mümkündür.

Bu somut koşullar BDP /PKK’ nın bir oy patlaması yapacağı beklentisini PKK yandaşlarında oluşturduğu kadar PKK’ya karşı olan çevrelerde de doğurmuştu.
Bunca baskıya karşın BDP’nin oyunda ciddi bir artış olmadı. Gerçi BDP iki ili daha kazanarak, BDP’nin belediyeye sahip olduğu belediye sayısını artırdı ancak istediği sonuca ulaşamadı.

  • Bir anlamda Güneydoğu Anadolu’dan “demokratik özerkliğe hayır” çıktı.

Devletin kendisini bu derecede yalnız bıraktığı bir ortamda Güneydoğu Anadolu’da seçmenin küçümsenmeyecek bir bölümü devlete ve millete, AKP iktidarına karşın sahip çıktı.

AKP dışında CHP ve MHP’nin bu sonuçları çok ciddi bir şekilde okuması gerekmektedir.

  • Özellikle CHP‘nin Güneydoğu Anadolu’da PKK ağzı ile konuşan politikacılar ile siyaset yapmak yerine Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluş ilkelerine sahip çıkan, inanan insanlar ile siyaset yapmaya yönelmesi doğru bir başlangıç olacaktır. 

Doğal ki hemen sonuç almak olanaklı değildir. Ancak ısrarlı ve planlı bir çalışma muhakkak sonuç alacaktır.

AKP’nin insanlarımızı PKK’nın insafına terk ettiği bir dönemde bu insanlar
PKK’ya karşı direnirken, MHP’yi ve Atatürk’ü hatırlayan bir CHP’yi yanlarında bulurlar ise büyük güç alacaklardır. Unutmayalım, Büyük Birlik Partisi‘nin
Güneydoğu Anadolu’da aldığı oyların incelenmesi çok öğretici olacaktır.

Rifat Serdaroğlu : TAYYİP USTANIN ÇİFTLİĞİ

Rifat Serdaroğlu

portresi


TAYYİP USTANIN ÇİFTLİĞİ

Ustanın bir çiftliği var, çiftliğinde danışmanları var, ama hiçbiri “Akil”değil.

Çiftliğinde Bakanları var, onlar da “Akil” değil.

Tayyip Ustanın çiftliğinde 327 Milletvekili var, hiçbiri “Akil” değil.

Çiftliğinde 81 İl Başkanı var, onlar da “Akil” değil.

Tayyip Ustanın çiftliğinde Belediye Başkanları var, hiçbiri “Akil” değil.

Çiftliğinde Müsiad-Tümsiad-Tuskon’u var, onlarda “Akil” değil.

Tayyip Ustanın Eski “Mücahit” yeni “Müteahhit” şimdi “Her şeye Müsait” adamları var, hiçbiri “Akil” değil.

Peki, Tayyip Ustanın çiftliğinde “Akil İnsanlar” kimler?

-Baskın Oran-Lale Mansur-Muhsin Kızılkaya-Murat Belge-Tarhan Erdem-
Kezban Hatemi-Doğu Ergil-Mithat Sancar-Yücel Sayman-Oral Çalışlar.

Bunlar, Ustanın Akil İnsanlarından bazılarıdır.

Başbakan Erdoğan; “Ermenilere karşı hiçbir suç işlenmemiştir, işlenmeyen bir suç için özür dilenmez.” demişti.

Tayyip Ustanın çiftliğindeki bu kişiler ise;

“1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı “Büyük Felaket”e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor,
kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan
özür diliyorum.”
 diyerek Tayyip Ustayı, ters köşeye yatırmışlardı.

Tayyip Ustanın akilleri, olmayan soykırım için Ermenilerden özür dilerken, Ermenilerin Doğu-Güneydoğu Anadolu ve Hocalı’da yaptıkları Türk soykırımını görmezden geliyorlardı!

-Savcı-Polis KESK’i basar, Başkanı Lami Özgen KCK Davasında 6 yıl ceza alır, Tayyip Usta bu baskınları destekler ama Lami Özgen’i “Akil İnsanlar” içine alır!

-Tayyip Usta ben “Muhafazakâr Demokratım” der, Akil Etyen Mahçupyan ise,
AKP Solcudur der. Bir tane AKP’li çıkıp da, “Kim bu adam, ben ne zaman solcu oldum yahu?” demez!

-Tayyip Ustanın çiftliğinde bir akil insan var ki, onun gibisini mumla arasanız bulamazsınız. Şanlı Türk Bayrağının adı “Devlet Bayrağı” olarak değiştirilsin der. Demesine der de, AKP’nin içinden bir kişi bile çıkıp da, “Atın şu densizi!” diyemez.

Tayyip Usta, bu sepetleri niçin görevlendirir ve niçin “LAFI” bunlara söyletir?

Bilirsiniz, Anadolu’da bir deyiş vardır; “Lafı deliye söyletirler” diye.

Kasabanın kurnazları kendilerinin söylemeye çekindikleri, suç olan şeyleri söylemekten korktukları lafı, başkalarına söyletirler. Bu iş, aynı hesaptır.

Tayyip Usta, Amerika’nın koordinatörlüğünde Öcalan ile yaptığı anlaşma sonucu,
“Akil İnsanların” hükümete vereceği raporları da, bu yıl sonbaharda halkoyuna sunacağı Anayasa’yı da çoktan hazırladı zaten.

Onlar çekmecesinde duruyor, günü gelince tek-tek çıkaracak.

Usta, olur da “Süreç” dedikleri tuzak, kazaya uğrar ve hesap vereceği gün beklediğinden önce gelirse, “Ben bu bölücü söylemlerde bulunmadım.
Onlar söyledi”
 demek için lafı bu kişilere söyletiyor.

Kendilerini “Akil İnsan” zanneden dolgu malzemeleri de kasılıp, dolaşıyorlar!

Tayyip Usta ve O’nun da ustası Öcalan beraberce hazırladıkları
“Akil İnsanlar Raporu” sonunda şu şekli alacak.

Herkes bir yere kaydetsin ve sonra kontrol etsin.

  • Ana dilde Savunma konusu ve Ana dilde eğitim-öğretim
    Anayasal güvenceye alınmalı.
  • Ana dilde eğitime geçmek için süratle bir takvim belirlenmeli.
  • Yerel Yönetimler, Kürtçe yer adı koyabilmeli.
  • Kamu Hizmetlerinde Kürtçe konuşulmasının önü açılmalı.
  • AKP Hükümeti, ülkenin eyaletlere ayrılma konusunu
    tartışmaya açılmalıdır.
  • Kardeşlik ve Barış Sürecinin devamı için, PKK’ya terör örgütü;
    Öcalan’a ise
    cani-katil denmemelidir.
  • Barış sürecinin kurucusu Sayın Öcalan’ın Cezaevi koşullarının iyileştirilmesi sağlanmalıdır.

Üç aşağı-beş yukarı rapor böyle çıkacak ve AKP Medyası büyük bir yaygara kopartacaktır;

Halkımız, Barış-Kardeşlik sürecine olumlu katkı koydu!…”

Türk Milleti nereye-nasıl-ne kadar katkı koyar ben bilemem ama Usta bundan böyle
çok dikkatli olmalıdır.

Tayyip Usta muhalefet liderlerinin şanzımanlarının karıştığını, contalarının yandığını sonunda yatak saracaklarını ve motorlarını bozacaklarını tamirci ağzıyla söyledi.

Başkasının motoru-şanzımanı ile uğraşan biri şunu iyi bilmelidir;

Akil İnsan” denilen bu kişiler, beraber çalıştıkları arkadaşlarının egzozlarını darmadağın ederler.

Gittikleri yerlerde etrafa yaydıkları pis kokudan belli değil mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle.
(12 Nisan 2013)