Rifat Serdaroglu : BAŞKANBAŞBAKANGENELBAŞKAN

Rifat Serdaroglu : BAŞKANBAŞBAKANGENELBAŞKAN

 Rifat Serdaroglu

Türk Milleti 10 Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı seçecek, ilk kez oy kullanacak.
Adaylar, biri dışında henüz belli değil. Belli olan ise Başbakan Erdoğan

Erdoğan; kimilerine göre 12 yıl boyunca başarılı bir Başbakanlık yaptı.
Girdiği her seçimi kazandı. Türkiye’yi başarıdan başarıya koşturdu, çağ atlattı.
Özellikle Sağlık alanında ve Dış Politikadaki uygulamalarıyla halkın desteğini
ve beğenisini aldı!

Kürtçüler, Numaralı Cumhuriyetçiler, Türk Milleti ve Atatürk Düşmanları,
İslam Devleti ve Hilafet Özlemcileri, Tarikatlar-Cemaatler, Ermenistan ve Rum Pontus Hayalcileri, BOP Destekçileri, Tesev-Soros Beslemeleri, koro halinde ellerindeki medya ve propaganda organlarıyla bu hayali “Başarı Öyküsünü” üfürüp durdular.

Biz de yıllardır,

  • Bu yapılan bir hayal ticaretidir, bu kişi demokrat değildir.
    Devleti yönetecek ehliyeti yoktur. Ülke süratle Federe İslam Devletine götürülmektedir. Hırsızlık-yolsuzluk-rüşvet tepeleri sardı,
    devletin en hassas birimleri işgal ediliyor, 
    Milli Ordumuza tuzak kuruluyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanması yapılıyor.
    Alınan borçlar, yatırım için değil tüketim için kullanılıyor.
    Ekonomi alarm zilleri çalıyor.”
     dedik durduk. Keşke yanılan biz olsaydık…

Geldiğimiz noktada, Erdoğan tam bir dikta yönetimi uygulamaya başladı.
İşine gelen Yargı kararlarını beğeniyor, işine gelmeyen bir karar çıkarsa,
Yargıç-Savcı-Mahkeme-Anayasa Mahkemesi-Hukuk Devleti demeden, bu makam ve kişilere en ağır hakaretleri yapıyor, yargı kararlarına saygı duymadığını, gerekiyorsa onlara da yasak koyacağını söylüyor.

Cumhuriyet Tarihinde ilk kez bir Başbakan, Yargı Erkine, “Yargı belası” dedi!
Bu kafaya, bu anlayışa “Demokrat” diyecek birinin aklından şüphe edilir.

Erdoğan şimdi bu anlayışını, Türkiye’ nin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanlığı Makamına taşımak istiyor. Üstelik Başbakanlık ve Genel Başkanlık kimliklerini de yanında taşıyarak.

Değerli Okurlar;

Bir kişiyi dostlarınız arasına alırsanız, onun ailesini-yakınlarını da dostlarınız arasına katmış olursunuz.
Türk Milleti eğer Erdoğan’ı Çankaya Köşküne yani Atatürk’ün Evine çıkartırsa, beraberinde kimleri de oraya taşıyacak, bakalım mı?

*Erdoğan’ın ailesi, Vakıflarıyla-Gemicikleriyle-Medya Gruplarıyla-Sıfırlanan Milyarlarca Avrolarla-Villalarla-Pırlanta Dükkânlarıyla Çankaya Köşküne çıkacak.
*Yasin El-Kadı, Gülbettin Hikmetyar, Reza Zarraf, Hariri Ailesi, Seyid Kutub,
El Kaide, El Nusra da Çankaya Köşküne çıkacak.
*Barzani, Öcalan, Şivan Perver gibi Türk Milletine düşman kişiler de çıkacak.
*Ayakkabı Kutuları, Para Kasaları, Haram Havuzları, İmar Yolsuzlukları, Kupon-Cillop Araziler kol-kola Çankaya çıkacaklar.

Türk Milleti tüm bunların Çankaya’ya çıkmasına izin verecek mi?
Hiç tahmin etmiyorum, vermeyecektir.

Önümüzdeki günlerde ekonomik alanda ciddi sıkıntılar yaşayacağız.
Erdoğan istediği denli saklamaya, karartmaya çalışsın, deniz bitmiştir.
Türkiye Borç Batağındadır.
Son 10 yılda sektörlerin bankalara borcu, % 1173 artarak 1,2 Trilyon TL oldu.
Son 10 yılda Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla ise yanızca % 179 arttı.
(AS:Başbakan RTE 230 milyar dolardan 825 milyar dolara çıktığını söylüyor. 3,5 kat)
Son 10 yılda konut kredileri 32 kat, kredi kart borcu 31 kat, ihtiyaç kredileri 50 kat arttı.

Artık iç ve dış finans kuruluşları ve Bankalar, Türkiye’deki “Özel Sektör Projelerine” kredi vermiyorlar.
Erdoğan bu projeler için “Hazine Garantisi” vereceğini açıkladı.
Yani, “Türk Milletinin a..na k…m diyen sepetin yaptığı işler nedeniyle aldığı krediler ödenmezse, bunun borcu bizim vergilerimizle ödenecek!
Bu durum, çarkların böyle dönmeyeceğini, durma noktasına geldiğini gösteren
çok ciddi bir durumdur.

Ayrıca Başbakan Erdoğan, Türk Milleti ile “Hesap Kesmeden” hiçbir yere gidemez, gitmemelidir. Önce 12 senenin hesabını Türk Milletine verecek, sonra gidebilirse,
millet seçerse, gidecek.

Yalnız bir uyarım var:
Çankaya yokuşu çok diktir. Nefes darlığı olan, sırtında “Yolsuzluk-Kalpazanlık-
Resmi Evrakta Tahrifat- İhaleye Fesat karıştırmak” gibi dosyalar ve iddialar olan biri o yokuşu çıkamaz. Nizamiyenin önünde tıkanır kalır. Böyle tıknefes ve yükü çok ağır olan birinin çıkabileceği tek yokuş, Yüce Divan görevini yapan Anayasa Mahkemesi yokuşudur.

Not  : Bir yandan “Yargı Belası” , “Twitter Belası” , “Kuvvetler Ayrılığı Belası” ,
öbür yandan Haşhaşiler-Çeteler-Alçaklar-Şerefsizler Belası”, en son olarak da
“Tek Ceketlinin” açtığı davalar bizde akıl bırakmadı be kardeşlerim.
Hele bir de Bilal’in iki lafı bile anlayamaması ve sıfırlama operasyonundaki beceriksizliği, sinir sistemimi alt-üst etti. Bayramınızı kutlayamadım.
23 Nisan Milli Hâkimiyet ve Hayırlı Evlat Bayramının, hayırlara vesile olmasını
niyaz ederim. Allah yar ve yardımcınız olsun. En kalbî, böbrekî ve bağırsakî saygılarımı sunarım. Vakıflarımız tatil günleri de açıktır. Her türlü bağış kabul edilir. Hele peşin ve nakit verilirse, sevabınız iki kat artar. Âmin ve İnşallah…

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Nisan 2014
Rifat Serdaroğlu

Sayın Öcalan, sana haksızlık etmişiz!

Sayın Öcalan, sana haksızlık etmişiz!

Sayın Öcalan yıllardır seni bize eli kanlı bebek katili diye anlattılar.

Patlayan her bombanın,

Şehit edilen her evladımızın katili olarak seni gösterdiler.

Yıllarca Suriye’de vatanından ayrı yaşamaya mecbur bırakıldın!

Sonra, sana oyun oynadılar ve paketleyip vatanına (!) teslim ettiler.

Seni Türkiye ye getiren Komutan suçunun karşılığını buldu!
Şimdi Silivri zindanlarında ömrünü çürütüyor.

Yargılandın idama mahkum olacaktın ki,
Meclis yeni bir düzenleme yapıp idam cezasını kaldırdı.
Ağırlaştırılmış Müebbet hapse mahkum edildin.

İmralı’ya kapattılar seni.
Yılarca tek başına, konuşacak tek bir insan bile olmadan ömrünü çürüttün.
Halbuki senin gözlerindeki bağı açıp,
Abdullah Öcalan memleketine hoş geldin dediklerinde,
İlk sözün

  • “Benim annem de Türk; fırsat verilirse hizmet etmek isterim.”

sözlerini yıllarca kimse anlamadı!

AKP Hükümetinin seninle bağlantı kurduğunu MHP ortaya atınca ortam gerildi.
Pişmiş aşa su katmaya, seni memleketine hizmet etmekten alıkoymaya kalktılar.
Neyse ki korkulan olmadı,
Açılım sürecini başlatan Başbakan Erdoğan, “Baldıran zehrini içerim” diyerek
bütün riskleri aldı.

Süreç başarı ile yürüyor…
Pür dikkat senin ağzından çıkacak açıklamayı bekliyoruz artık.
Sayın Öcalan bugün ne diyecek,
Ülkesine hangi hizmeti edecek diye merakla sana gidip gelenlerin açıklamalarını
bekler olduk.

Anlaşılan ilk heyetin boş boğazlığı seni de üzmüş olmalı ki,
bu kez açıklamanı onlara vermedin.
Kurduğun örgüte yazdığın mektuplar artık ilk elden ulaşacak.
Böylelikle çaycının süreci sabote etmesi de önlenmiş olacak.

Şimdi yitirdiğimiz binlerce insanı, yitirdiğimiz onlarca yılı düşünüyorum da,
sanırım sana haksızlık etmişiz.
Sen bebek katili falan değil,
Bas bayağı barış elçisiymişsin.
Zaten son açıklaman da tam bu yönde.
Bir tek can bile yitip gitmemeli.
Bu sözü senin ağzından duymak,
Eminim birçok vatanperver vatandaşımızı ziyadesi ile memnun etti…

Seni İmralı’da özgürlüğünden uzak tutuyoruz ya,
Malum yasalar var memlekette.
Eğer süreç böyle devam eder, Meclis de seni daha iyi anlar,
Yeni bir düzenleme yapabilirse,
Sırrı Sakık’ın dediği gibi paltonu asarız inşallah…

Hayalsiz olmaz be abi.

http://www.kocaeligazete.com/yazar/nazan-yavuz/1921/sayin-ocalan-sana-haksizlik-etmisiz.html, 21.3.13