ABDULLAH AKIN’a UYARI

ABDULLAH AKIN’a UYARI

ŞİİR köşesi..

Bir politik hiciv şiiri..

Dr. Ali Nejat ÖLÇEN

 

Camiler Genelev yapılmış diyor 1924’lerde
Abdullah Akın adında biri
Hak’ın adaletin kiri.
Akrabasından mı duymuş
Mısıroğlu’nun yalanına mı uymuş.
Cami zannıyla Kârhane’ye kim gitmiş
erkek miydi dişi mi?
yere yatıp uygulamış mı o işi!

Ey Mısıroğlu,
Mustafa Kemal olmasaydı
Yunan’ın haçı boynundaydı.
Anasıyla bacısı,
yürekler acısı
kimbilir kimin koynundaydı.

Mustafa Kemal olmasaydı
İncil okuyacaktın Lise’de
Nikâhın kıyılacaktı Kilise’de

Öğrendin mi bu kişiyi Abdullah Akın
yalana, iftiraya başvurma sakın.
Hakkın lânetine uğraman yakın.

Mustafa Kemal Atatürk’e hıncın mı var
Tevbe Suresinin 15. Ayetine bakın
yüreğindeki kin’i ve öfkeyi
gideremedin mi Abdullah Akın?

Al-i İmran Suresinin 119. Ayetine göre
öfkenle ecelin birbirine yakın.
Nisa Suresinin 112. Ayetine saygı duy
hakka adalete uy
Abdullah Akın
A’raf Suresinin 29. Ayeti
sana adaleti emretmedi mi?
ecelin neden iftiraya yakın.

Hem Kur’ana ters
hem Mustafa Kemal Atatürk’e karşı
kendine dost AKP’ye yakın,
Abdullah Akın
adını muska yapın boynuna takın.

Hadid Suresinin 25. Ayetindeki adaleti,
kapısında değil 1100 odalı Sarayın,
Mustafa Kemal Atatürkte,
O’nun yasalarında arayın.
============================================
Dostlar,

Yorumsuz, sunuyor ve ayakta alkışlıyoruz 97’sindeki Cumhuriyetimizin ağabeyi
saygın ve yürekli insan Sayın Dr. Ali Nejat Ölçen büyüğümüzü..

Abdullah Akın sözlerini – iftirasını kanıtlamak zorundadır..
Değilse, hakkında yasal işlem yapmak da ilgili – yetkililerin zorunluğudur.

Allah belanızı verecek, eminiz O’nun da sabrı tükenmek üzere..

Sevgi ve saygı ile. 02 Mart 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ŞİİR KÖŞESİ… Mustafa Kemal olmasaydı..

ŞİİR KÖŞESİ…

divider_yesil_fiyonk

Mustafa Kemal olmasaydı.. 

sen hiçtin
ya da piçtin!
Haç’ın boynunda
yatacaktı ananla bacın
kim bilir kimin koynunda? 

Mustafa Kemal olmasaydı
İncil okuyacaktın lisede,
nikâhın kıyılacaktı kilisede. 

Saygı duymazsan Mustafa Kemal’e
nankör kefere,
daha ağır sözler işitirsin benden
bir dahaki sefere

Ali Nejat Ölçen

portresi

divider_yesil_fiyonk

SEÇİMİ ÖMER HAYYAM GİBİ YORUMLAMAK

 

SEÇİMİ ÖMER HAYYAM GİBİ  YORUMLAMAK

 Portresi_Ali_Nejat_Olcen

Ali Nejat Ölçen

 

 

31 Mart 2014 Yerel Seçim sonuçlarını yorumlayan tüm iletiler ve basındaki yazılar, 950 yıl önceki düşünür  Ömer Hayyam’ın gerçekçiliğine ulaşamadılar;
önyargılardan ve kanılardan arınıp AKP oylarındaki kaynağın özünü göremediler .

Emekli Öğretmen değerli arkadaşım Hami Karslı’nın Niksar’dan 31 Mart akşamı gönderdiği iletisini  sizlerle paylaşmaya gereksinim duyuyorum.

Ömer Hayyam gibi hangimiz O’nun 950 yıl önceki sözleriyle seçim sonuçlarını yorumlayabildik?

Hami Karslı arkadaşıma o iletisi nedeniyle teşekkürlerimi sunarken
Ömer Hayyam gibi olabilmenin özlemiyle:

Celladına aşık olmuş bir millet
İster ezan ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet
Müstehaktır O’na her türlü zillet.

AKP’Yİ PAKETLEMEK


Dostlar,

Cumhuriyetimizin ağabeyi bilge insan Dr. Müh. Ali Nejat ÖLÇEN düşünmeyi, yazmayı, paylaşmayı ve ülkemizi aydınlatma çabasını sürdürüyor..

Üstelik geçtiğimiz günlerde oğlu Demir’i yitirmesine karşın..

Aşk olsun..

Sn. Öçen ve eşi Makbule hanım, örneği göeülmez destansı bir bakım verdiler bu engelli yavrularına.. Tıbbi öngörülerin üzerinde bir yeti düzeyine taşıdılar.
Ve de beklenmedik süre yaşamasını.. Üstelik epey “kailteli” bir düzeyde..

Engelliler için kurumsal girişimlerde buludular..

Makbule hanım inanılmaz güzellikte bir belgesel kitap yazdı.. Okunmalı

Sn. Ölçen’in ülkemiz için kurtuluş reçetesi yazısı aşağıda..

Başsağlığı dileyerek ve şükranla..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 05.10.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===========================================

AKP’Yİ PAKETLEMEK

Portresi_Ali_Nejat_Olcen.jpg

 

 

Dr. Müh. Ali Nejat Ölçen

 

 

Yakınma kültürünün en üst düzeyde geliştiği ülkelerden biridir Türkiye’miz.
600 yıl Osmanlı hanedanının zulmü altında kul olarak yaşamaya tutsak edilen ümmet toplu­luğunda elbette yakınma kültürü gelişecekti. Osmanlı’nın zulmü Anadolu’muzun ezgi­lerini de kuşatmıştır. O ezgilerde hüzün vardır, acılar vardır ve çaresizliğin yüreği­mizde yankılanan çaresizliği vardır.

AKP iktidarının ülkemizi sürüklediği onarılamaz karmaşanın içinden çıkacak paketin yakınma kültürü’müze katkılar sağlayacağı belliydi. AKP karşıtı siyasal parti başkan ve sözcüleri, öğretim üyeleri, köşe yazarlarının tümü paketi paketlemek yerine yakın­maktan kendilerini alıkoyamadılar. Aslında AKP’yi paketleyip iktidar dışına itekleyecek etkinliği yaratmak gerekir. Gezi parkındaki diriliş böylesi yakınma kültürüyle düş kırıklığı ile sonuçlanabilir.

Yakınma uzmanlarına ve üyesi olduğum CHP yönetimine soruyorum:

Demokrasiyi özümsemiş hangi uygar ülkede kişi, parlamenter seçildiğinde
tutuklu kalabilmiştir? Demokrasiyi özümsemiş ülkelerin hiçbirinde böylesi rezalete rastlanamaz.

  • AKP kar­şıtı iki siyasal parti MHP ve CHP, TBMM’ini terk ederek
    “Sine-i Millet”e dönmeli ve AKP’yi sorumluluğuyla baş başa bırakarak
    kitleleri ayağa kaldırmalıydılar.

Bu iki parti ve üyesi olduğum CHP genel başkanları, R.T. Erdoğan ile çene yarışına
son vermeli­dirler. Misak-ı Milli sınırlarımızın kuşattığı toprağımızda
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne o devletin ulusal bütünlüğüne sahip çıkmanın gücünü kanıtlamalıdırlar.

Yakınma kültürünü terk derek kitleleri harekete geçirmedikçe, böylesi ihanetler dizgesi paketler halinde devam edecektir.

  • Bugüne kadar AKP iktidarının tüm paketlerinin içinde
    Sevr’i güncelleştiren ihanetler ağı gizlidir..

  • Vahidüddin’in ihanetini ABD-AB çap­razı, ülkemizi işgal etmeden
    AKP aracıyla yürürlüğe koymaya başlamıştır.
  • Doğu Perinçek’in CHP + MHP + İP’nin Güç Birliği tasarımı gerçekleşmelidir.

Sine-i Millet’in bağrında hemen ivediyle yaratılacak Güç Birliği, il il ilçe ilçe AKP’yi paketleyip iktidar dışına atmayı, yerel seçimlerdeki başarısıyla sağlayabilir.
Ulusal Güç Birliği yaratılmalı. O nedenle:

AKP karşıtı siyasal partilerin başkan ve sözcüleri çene yarışıyla bu ihanete ortak
ol­dukları bilincine de ulaşmalıdırlar.

Ülkenin kurtuluşu, AKP’nin iktidardan uzaklaşmasını gerektiriyor.

Böyle biline, çare buluna.

Dr. Ölçen.

BAŞ-BAKAN’DAKİ BAŞ

BAŞ-BAKAN’DAKİ BAŞ

portresi

Dr. Müh. Ali Nejat Ölçen

Hiçbir Baş-Bakandaki baş, ülkeyi çıkmazlara sürükleme hakkına sahip ola-maz.. Görevi huzursuzluk yaratmak değil, gidermektir. Ülkeyi bölünmüşlüğe sürüklemek değil, tersine bütünlüğü sağlamaktır. Baş-Bakanlar’daki baş, bunun için vardır, Hasım kamplar yaratmaz, tersine hasım kampları giderecek çarelere yönelir, yönelmelidir. Baş olmanın gereğidir bu.

Ülkemiz Baş-Bakanındaki Baş, bu koşulların hiçbirine uymamakta. O baş, sürekli sorun yaratmakta, yarattığı sorundan da kendisi yakınmakta. Öyle sanıyoruz ki, Baş-Bakandaki Baş, zihnindeki topografyayı sergilemektedir. O topografyada, kayalar, uçurumlar, dağlar var. Vadiler yok. Vadilerde çiçekler, kelebekler, kuşlar yok. Kurtlar var. Sırtlanlar var. Biat kültüründen gelenlerin baş’ı, “baş’a geçince asar da, isterse keser” de.

1,80 m boyundaki gövdenin üzerindeki baş şunu bilmeli ve kabul etmeli ki; kim baş olursa olsun, Yasama ve Yargı erklerinin gözetimi altında görev yapmak zorundadır. Her kararında Yasama ve Yargı erklerine karşı sorumludur; hesap vermek zorundadır. Hiçbir baş, bundan kaçamaz. İktidardan bir gün uzaklaştığında o baş, Yargı erkinin karşısına çıkar ve yarattığı faşizmin yasalarından yakınan kendisi olur. Eskiler, böylelerine “eştiği kuyuya düştü” derler. Tarihin ğeleceği bunu gösteriyor.

1 metre 80 santim boyundaki gövdenin üzerindeki baş, bu önerimize dikkat etmelidir. Eski defterleri karıştırmamalı: O defterlerin içinde (1950 yılına dek) soyguna rastlayamaz. O defterlerin içinde oğlu gemicik edinen bir başka baş bulamaz. O defterlerin içinde, neden suçlandığını bilmeden yıllarca tutuk evinde kalan, bir tek yurttaşa rastlayamaz. O defterlerde, 12 silindirli, kurşun işlemez arabalarda
ülkeyi dolaşan kendi baş’ından başka baş göremez. Hikmet Yar’ın ayak ucunda diz çökmüş bir Baş’a da rastlayamaz. Bir PKK’lıyı değil, Türkiye’ye kedi bile vermem diyen kendini bilmez bir ABD yamağının, ülkeye davet edildiğini eski defterlerde kimse göremez. O defterlerin içinde Türk askerlerinin başına çuval geçirmeye cüret eden bir Yanki de göremez. O eski defterlerde “Devlet” vardı. Ulusuna ve Cumhuriyete, ordusuna ve onuruna sahip çıkan Devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ordusundaki YAŞ bu denli kurumamış ve de işgale uğramamıştı.

Devlet + Ulus + Ordu bütünlüğünü yok etmeye hiçbir baş cüret edememiş ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye itecek kararları almayı aklından bile geçirmemiş, yurtseverliği bunun engeli olmuştu.

Hiç kimse Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün defterlerini karıştırmasın. O defterlerin her sayfası suratlarına şamar olarak iner.

T.C. Dr.Ölçen