Etiket arşivi: 5

12. Cumhurbaşkanı Seçiminin İstatistiksel Çözümlemesi : Boykot olmasaydı Seçim 2. Tura kalacaktı


12. Cumhurbaşkanı Seçiminin İstatistiksel Çözümlemesi :
Boykot olmasaydı Seçim 2. Tura kalacaktı

Portresi_gulumseyen

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

 

Değerli arkadaşlar,

Kesin resmi sonuçlar YSK tarafından henüz açıklanmadı ama, 12. Cumhurbaşkanı
(AS: Yarıbaşkanı!) seçim sonucu hemen hemen belli oldu sayılır. Buna göre,
40,3 milyon geçerli oyun %51,8’ini alan RTE, Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı oldu.

Muhalefetin Çatı adayı Ekmel Bey %38,5 oy aldı ve HDP adayı S. Demirtaş %9,7’de kaldı. Geçersiz oy oranı da %1,8 olmuş.

Toplam seçmen sayısı 54,7 milyon olduğuna göre, sandığa giden 41,0 milyon seçmenle
katılım oranı %75 demektir. 30 Mart 2014 yerel seçiminde katılım oranı %89 olmuştu…

Parlamenter Demokrasinin ve Laik Cumhuriyetin geleceği açısından yaşamsal önemde gördüğümüz bu seçimde de hiç olmazsa %85 katılım beklenirdi. 30 Mart 2014 yerel seçiminde oy kullanan seçmenlerin 6 milyon kadarı maalesef bu kez sandığa gitmemiştir ki, bu seçmenlerin %95’inin muhalefet seçmeni olduğunda kuşku yoktur. Yani en az
5,6 milyon “boykotçu muhalif” seçmen olduğunu söyleyebiliriz.

Peki bu 5,6 milyon “boykotçu”seçmen sandığa gitseydi ve Ekmel Bey’e oy verselerdi
bugünkü durum ne olurdu? Geçerli oy sayısı 40,3 + 5,5 = 45,8 milyon olurdu ve RTE 20,9 milyon oyla % 45,6’da kalırdı. Ekmel Bey %45,8 ve S. Demirtaş %8,6 oy almış olurlardı ve seçim kesinlikle 2. tura kalırdı. 2. turda RTE’nin seçimi kazanma şansı azalırdı.

Türkiye, Cumhuriyete Sadık KADROLARLA yoluna devam etme şansını elde ederdi.

NOT :  ”Kürt” oylarına gelince.. 2014’te nüfusumuzun %20 kadarı “Kürt” kökenli yurttaşlarımızdır. Dolayısıyla Türkiye genelindeki Kürt oyunun yarısından çoğu
AKP adayına gitmiştir !

=================================================

“Boykotçu” yurttaşlarımızı selamlıyoruz..

Bu “zafer” ülkeye – millete hayırlı olsun..

Faturasını ödemede de ilgililerine kolay gelsin…

“Politik akıl” ve “duygusal tepkiler..” ayırt edilemeyince sonuç böylesine yıkıcı!

Sevgi ve saygı ile.
13 Ağustos 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

NAZİF EKZEN: Türkiye gene ön sıralarda

NAZİF EKZEN

IMF’nin 2012 Tokyo Genel Kurul Toplantısı için hazırlattığı, World Economic Outlook, October-2012, çalışması “Coping with High Debt and Sluggish Growth” başlığını taşıyor. Başlığı Türkçeye, “yüksek borç ve düşük büyüme ile baş edebilmek” şeklinde çevirebiliriz. Dünya ekonomisinin 2012 yılında içinde bulunduğu durumu çağrıştırmayı amaçlamış. Ancak daha çok Batılı ekonomilerin içinde bulunduğu duruma atıf yapıyor.

Çalışmanın 2. bölümündeki, bölgeler ve ülkeler ait, 2011- 2012 yılı gerçekleşmeleri ve 2013 yılı beklentilerinden alıntılar yaptık. Yaptığımız alıntılar Türk ekonomisinin cari işlemler dengesi açığına ilişkindi.

Cari açık sıralaması

  • 2011’de Türkiye mutlak olarak 77.1 milyar $ cari işlemler açığı verdi.

Açık Türkiye’nin GSYİH’nin %10 kadar oldu. Türk ekonomisinde mutlak değer olarak yaşanan cari açık tutarı, uluslararası alanda ABD ekonomisinin verdiği 473 milyar dolarlık açıktan sonra gelen en büyük ikinci cari açık olarak kayıtlara geçti. ABD ekonomisinde yaşanan cari açığın GSYİH’ye oranı ise %3.1 oldu. Türkiye 2011 yılında mutlak değer olarak ve GSYİH’nin payı olarak ilk sıralarda yer almıştı. Geçen yıl Türkiye’yi 70 milyar $ ile İtalya, 65 milyar dolar ile Fransa, 55 milyar dolar ile İspanya, 52 milyar dolar ile Brezilya ve 46 milyar dolar ile İngiltere izliyordu. Çin 201 milyar dolar ve Almanya 188 milyar dolar ile en yüksek cari işlemler fazlası veren ülkeler sıralamasında ilk iki sırada yer aldı.

Rakamlarla Türkiye

Türkiye içinde bulunduğu Avrupa bölgesinde ise her iki sıralama açısından da birinci oldu. Türkiye’yi mutlak değer olarak yüksek açıklar ile takip eden ülkelerin konumuna GSYİH oranları açısından bakıldığında, bu ülkelerdeki cari açıklarının GSYİH’nin %2-3,5’u arasında değiştiği görülüyordu.

Cari açığa ilişkin olarak, geçtiğimiz hafta Türkiye’nin açıkladığı orta-vadeli programında, 2012 gerçekleşmesinin yüzde 7.3 olacağı, 2013 yılı içinde de yüzde 7.1 hedefi belirlendiği yazılı. IMF’in Tokyo da açıkladığı, “World Economic Outlook” çalışması, Türkiye için 2012 yılı cari açık gerçekleşmesinin GSMH’nin yüzde 7.5’ i kadar olacağını söylüyor.

Cari açık yarışı

2012 yılına ait gerçekleşme beklentileri, Türkiye’nin mutlak olarak 60 milyar dolara ulaşan bir cari işlemler açığı yaşayacağını gösteriyor. Bu yıl sonu beklentilerine göre, 2012 yılında da uluslararası alanda cari işlemler açığı sıralamasında, ABD 460-470 milyar dolar ile ilk sırada yer alırken, Türkiye 60 milyar dolar büyüklüğü ile ikinci ya da üçüncü sırada yer alacak. Türkiye, GSYİH’nin %7.5’i oranında gerçekleşecek cari açık ile Avrupa bölgesinde gene 1. sıradaki ülke olacak. Tahminlere göre, Sırbistan bu yıl GSYİH’nin % 11.5 olarak gerçekleşecek cari açık oranı ile Türkiye’yi geride bırakabilir. Ancak Sırbistan’ın cari açığının mutlak olarak 5 milyar dolar olması bekleniyor. Avrupa bilgesinde mutlak değer olarak Türkiye’yi takip eden ülkelerden, İtalya, Fransa ve İspanya’nın cari açıklarının 2012 sonunda % 2-1,7 seviyelerine gerilemesi bekleniyor. Cari açıkta artış, sadece, büyüme hızı negatif olarak seyreden İngiliz ekonomisinde bekleniyor. İngiliz ekonomisinin 2012 yılı içinde reel olarak % 0.4 gerileme göstermesi, buna karşılık cari işlemler açığının % 3.3 düzeyine çıkması bekleniyor. Avrupa ekonomileri içinde İngiltere, hem büyümenin negatif olduğu, hem de cari açığının hızla büyüdüğü tek örnek. İngiltere’nin cari açığı mutlak olarak Türkiye’yi geçecek ve ABD’den sonra ikinci sırada yer alacak. Türkiye, İngiltere’den sonra 3. sıraya inebilir.

Yurt-içi tasarrufta durum değişmiyor

İnşaatçılık bütün hızıyla sürüyor. Türkiye’nin sanayicileri de inşaatçılığa soyunuyor. Kırsalda ve kentlerde inşaatçılığa yeni alanlar, “2B” ve “Kentsel Dönüşüm” ile hızla açılıyor. Ancak yetmiyor. Örnek gene geçen hafta açıklanan orta-vadeli programın makro göstergelerinden. 2012 yılında Türkiye’de toplam sabit sermaye yatırımları uzun bir aradan sonra yeniden reel olarak gerilemiş. Toplam sabit sermaye yatırımları % 0.6, özel sabit sermaye yatırımları daha yüksek, (-) % 1.7 oranında gerilemiş. Oysa 2012 yılı programı toplam sabit sermaye yatırımlarında % 6.2, özel kesim sabit sermaye yatırımlarında % 7.7 artış öngörmüştü.

  • Yatırım harcamaları 2012 yılında bütünüyle negatife dönmüş durumdadır.

Toplam talebin belirleyici bileşenlerinden, özel kesim yatırımlarında %1.7 reel gerileme olurken, özel tüketimde sadece % 0.6 olmuş ve bu eğilime karşılık 2012 yılı içinde Türkiye’nin yurt-dışından kaynak talebinde, cari açığında sınırlı bir düşüş olmuştur.

Türkiye’nin yurt-dışında yüksek kaynak kullanma talebi sürmektedir
. Azaltılamamaktadır.

2012 yılına ilişkin yurt-içi tasarruf göstergeleri, özel ve kamu tasarruf oranlarındaki düşüklüğün sürdüğünü göstermektedir. 2012 yılında toplam tasarrufların GSYİH’nin % 15.2’si düzeyine ulaşacağı tahmin edilmiştir. Gerçekleşme % 14.3 olacaktır. Özel tasarrufların % 13.1 olacağı tahmin edilmiştir, ancak % 11.9 düzeyinde kalacaktır.

Yatırım düşüyor!

Şimdi, 2012 örneğinde somutlaştığı şekliyle, özel tüketim ve özel yatırım seviyeleri hızla düşmekte, yatırım harcamalarında görüldüğü gibi negatif olmakta ancak cari açık düşmemektedir; Türkiye bu alanda dünya sıralamasında ön sıralardaki yerini korumaya devam etmektedir.

Türkiye yurt-içi tasarruflarını arttıramamaktadır.

Tokyo’da açıklanan World Economic Outlook’ta Türkiye’nin 2012 yılı büyüme hızı % olarak tahin edilmektedir. 2013 yılı ise AKP Hükümeti’nin açıkladığı gibi % 4 değil, % 3.5 olarak öngörülmektedir.

Sanayinin kaybı

Daha açıklığa kavuşuyor,

  • Türkiye yatırım yapmıyor, yapamıyor.

İnşaatçılığı giderek daha çok yatırımcılık sayıyor. Sanayi alt-yapısı giderek aşınıyor. 1970’li yılların sonunda sanayide, ara malları sanayi sürecini 1980 programı dayatması ile kaybetmişti. Şimdi bir başka dayatma sürecinde ülke ölçeğinde, mevcut imalat sanayi kapasitelerini, kültürünü kaybetme riski ile karşı-karşıyadır. Kayıplar net olarak sanayi kesiminden geliyor ve daha çoğu da imalat sanayi kesiminden geliyor. Kuşkusuz yaşanan kayıplara karşılık, inşaatçılıkta, kırda ve kentte kamu eliyle, kamu pasiflerinin aktifleştirilerek özele devredilmesiyle bir büyük transfer yaşanmaktadır. Sonraki yazıda bu değişime bakacağız. (AYDINLIK, 17.10.12)

================================================

Dostlar,

Sayın Nazif Ekzen’in acı gerçeklerle dolu ama çok ufuk açıcı bu yazısını 29 Ekim’in yoğun gündemi ile biraz gecikerek paylaşıyoruz. Biz de bu konuya ilişkin bir irdeleme yaptık,
bu yazının üstünde sitemizde bulacaksınız :

EKONOMİDE ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR ??

Sevgi ve saygı ile.
05.11.12, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net


4+4+4’te türbanlı öğrenci

Dostlar,

5,5 yaşındaki çocuklara türban; bir toplumun intiharı..

Bu 4+4+4 silahı geri tepecek; AKP ve mimarlarını tarihin karanlığına gömecektir..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 17.9.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
=========================================================

4+4+4’te türbanlı öğrenci
Kuranıkerim ve Hz. Muhammed’in hayatının yeni müfretada girmesinin yankılar sürerken 4+4+4’te bazı öğrenciler türbanla dersbaşı yaptı.


5,5 yaşındaki çocuklara türban.. Bir toplumun intiharı.. Adana, 17.9.12

Fazilet Kibiroğlu İmam Hatip Ortaokulu

Fotoğraf Adana’daki Fazilet Kibiroğlu İmam Hatip Ortaokulu’nda çekildi. Okul, Türkiye’de ilköğretim okulundan imam hatipe çevrilen okullardan sadece biri.

Üç aylık yaz tatilinin ardından yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 800 bin öğretmen için ders zili bugün çaldı. Anadolu Ajansı’nın Türkiye’nin çeşitli illerinden çektiği fotoğraflarda Adana’da ortaokul sıralarında oturan türbanlı öğrenciler dikkatten kaçmadı.

(Cumhuriyet Haber Portalı, 17 Eylül 2012)