Hukuk yoksa iktisat da yok

Alt-yapı ve üst-yapı ayrımı ile açıklanan toplumsal yapıda, üst yapılar, alt yapılara bağımlıdır. Alt-yapı olarak iktisadi düzen, üst-yapı olarak hukuk sistemini biçimlendirir. Marksist kuram, bu diyalektiğe dayanır.

Devlet yönetimi, hukuk ve iktisat arasındaki bu ilişkinin merkezinde yer alır.

Çağdaş anayasa hukuku ve siyaset bilimi, devletin varlık nedeni olan yasama-yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrılması kuramı ile özdeşleşir: Kuralı koyan organ, kuralı uygulayan organdan ayrı; uyuşmazlıkları çözen organ olarak yargı ise, her ikisine göre bağımsızdır.

Türkiye yönetimi, alt-yapının belirleyici olduğu görüşünü genellikle doğruladı; ama bunu, kapitalist veya iktisadi liberalizmden çok, vahşi kapitalizm ve bir tür yağma düzeni olarak yaptı. Bunların başında çevre yağması ve kamu ihale yasasını delik-deşik etmek gelmekte.

  • Yalnızca Türkiye halkını soyan değil, Türkiye ülkesini de yağmalayan “beşli çete”, tipik araç.

Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBYDBY), anayasa hukuku ve siyaset biliminin yüzyıllara dayanan birikimini bir anda ve çırpıda siliverdi. Kişiliğinde topladığı çoklu devlet yetkilerine parti başkanlığını da ekleyen kişi, özerk ve uzman kuruluşları da, ya hukuku araçşallaştırarak (Üniversite yönetimleri) ya da fiili durum yaratarak (Merkez Bankası) özerk ve uzman kuruluşları da işlemez hale getirdi.

Fiili yetkileri, “konu uzmanı” olduğu iddiası meşrulaştırmaya ilahi inanca dayalı referansı da eklemeyi ihmal etmeksizin. Faiz indiriminde ‘nass referansı’, ilahiyatçılar doğrulamasa da, bunun belirgin göstergesi.

Kısacası, bütün siyasal karar düzeneklerini tasfiye ederek kendisini merkezi konuma yerleştiren kişi,

ülkeyi uçuruma sürüklerken, dinsel referansa sarılarak,
yarım haftada Türkiye halkının yarı yarıya YOKSULLAŞTIRILMASINI neredeyse takdir-i ilahi ile
açıklama densizliğine vardı.

Sonuç olarak, anayasa hukuku ve siyaset bilimi gereklerini ortadan kaldırarak Türkiye Cumhuriyeti’ni tek başına yönetmeye girişen kişi, “kişi-parti-devlet” birleşmesiyle alt-yapı ve üst-yapı ilişkisi bir yana, her ikisini de çökertti.

Kurtuluş Savaşı sonrası, Türkiye tarihinin en büyük ve yaygın yoksulluğuna sürükleyen kişi, halkla dalga geçercesine “ekonomik kurtuluş seferberliği” ilan etti.

Bütün unvanlarını kullansa bile, böyle bir seferberliğin başarı olasılığının bulunmadığını belirtmeye gerek var mı?

İktisadi sefalet, hukukun çökertilmesi sonucu olduğuna göre, öncelikle hukukun inşası ile işe başlamak gerekir. Bunun için öncelikle Anayasa, demokratik hukuk devleti ile bağdaşmayan maddelerden arındırılmalı; hükümet sistemi yeniden öngörülmeli, hükümet hesap verebilir olmalı, görev-yetki-sorumluluk üçlüsünde anayasal denge ve denetim düzenekleri kabul edilmelidir.

  • Türkiye’nin kurtuluşu, bütün yetkileri tek kişide toplamaktan vazgeçip,
    yetkileri farklı kişi, kurul ve kurumlar arasında paylaştırmaktan geçer.
  • Bunun için acilen demokratik hukuk devleti kurumları, kuralları ve değerlerine dönülmelidir.
  • Toplumun ve devletin tarihine ve kazanımlarına ihanetin bedeli, 85 milyon yurttaşa ödettirilemez.

Kurtuluş için, şu halde kesinlikle PBYDBY’nin ilan ettiği sözde seferberlikle değil, tam tersine PBYDBY’yi tasfiye ve demokratik hukuk devleti seferberliğini gerekli kılmaktadır.

Demokratik hukuk devleti, yasama-yürütme-yargı ekseninde erkler ayrılığı çerçevesinde özerk ve uzman kuruluşları da güvence altına alır.

Hukuk güvenliği, hukuk devletinin asgari gereklerinin geçerli olduğu bir anayasal düzende sağlanır.

Şu halde, iktisadi düzen ve güven, ancak hukuk güvenliğinin geçerli olduğu bir siyasal yapı ve toplumsal yaşamda geçerli kılınabilir.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Hukuk yoksa iktisat da yok” için bir yorum

  1. Olağanüstü GÜNCEL, tümüyle SOMUT VE NESNEL, tam DEMOKRAT, gerçek YURTSEVER, derin BİLİMSEL, her tümcesi ve sözcüğü MUHTEŞEM VE MÜKEMMEL hukuki, ekonomik, siyasi teşhisler, saptamalar, analizler, sentezler, teşhirler, sonuçlar, öngörüler. Ünlü, özgün ve üstün bilgin sevgili hocamız Prof.KABOĞLU’na en yürekten tebrikler ve teşekkürler, sonsuz sağlık ve bağışıklık dilekleri, derin saygılar, yeni başarılar, soruna ve sorumlulara ilişkin özel bir adak :
    TAM VE TÜM BİR ALGI, KURGU VE YILGI OPERASYONU

    Bu eski ve en yeni BOP’culuğun,
    Ve açık ve en gizli KOL’culuğun,
    Erke ve devlete ve
    heryere ve herşeye
    On dokuz yıl boyu hile yaparak
    Ve göz koyup el ve dil uzatarak

    Yüce belini ve elini kırdığı,
    Ve başını ve kaşını yardığı,
    Yüzünü ve gözünü oyduğu,
    Tüm içini ve dışını soyduğu,
    Al kalbini ve beynini yediği,
    Ulu özünü ve sözünü kestiği,
    Sirtını ve karnını kamçıladğı
    Ayağını ve ağzını bantladığı
    Yaşamına,sağlığına ve barışına tükürdüğü,
    Varlığını, emeğini, değerlerini sömürdüğü,
    Bütün işliklerini ve işletmelerini iflasa sürüklediği,
    Tüm işçilerini,emekcileri ve çiftcilerini açlığa ittiği,
    Damarlarındaki o asil kanını emdiği ve kusturduğu,
    Canına ve cananına tuzaklar ve kumpaslar kurduğu,
    Tamamen doğal ve yasal hakkını ve hukukunu çiğnediği,
    Bilimini,tekniğini,adaletini,etiğini,estetiğini tukaka ettiği
    Anayasası başta bütün yasalarını ve kurallarını reddettiği,
    Yüce geçmişini ve geleceğini adı gibi bildiği ve gizlediği,
    Adını, sanını ve markasını,şanını,anısını ve anıtını sildiği,
    Yerel,bölgesel ve küresel alanlara çıkarıp dökerek pazarladığı
    Açık ve gizli,iç ve dış özel ve tüzel kişilere satmayı planladığı,
    Korkunç bir krize, konkordatoya, iflasa ve felakete düşürdüğü,
    Yerel ve evrensel tarih analından ebediyen silmeyi düşündüğü

    Bir ‘ekonominin kıtabını’ yazmak ve yazdırmak demek
    Ve ’ekonomik kurtuluş savaşı’ ilan edeceğini söylemek
    Kitlelere yönelik tam ve tüm bir algı,kurgu ve yılgı operasyonudur
    Ve maddi ve manevi itibar türetme propogandası ve ajitasyonudur.

    Bu propogandayı ve ajitasyonu teşhir, tel’in, mahküm etmek şarttır,
    İlahi,insani,vatani,milli,hukuki,askeri,idari,ahlaki bir hak ve farzdır.
    Bu kutsal şartı,farzı ve hakkı ifa ve icra edecek özel ve tüzel güç bellidir.
    Ve ulu adı ve soyadı, tek ve en geniş bir Hak,Vatan Ve Halk Cephesi’dir.
    Bu Cephe’yi kuracak ve utkuya ulaştıracak olan tüm melekler ve erkekler,
    En yürekten bir sevgi ve çok derin bir saygı ile kucaklanarak öpülecekler.

    Gönül Pınar Atacı, 27.Kasım.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir