Gülmen, “Kendime gelince serumu çıkartıp atacağım, yine açlık grevine gireceğim”

‘Zorla müdahale’ ile tehdit edilen Gülmen:

”Kendime gelince serumu çıkartıp atacağım!”

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Avukat Ayşegül Çağatay, 167 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen‘in ışığa karşı hassasiyetinin arttığını, derisinde dökülmeler olduğunu kaydetti. Zorla müdahale’ ile tehdit edilen Gülmen, “Kendime gelince serumu çıkartıp atacağım, yine açlık grevine gireceğim” dedi.

[Haber görseli]167 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça, “zorla müdahale ile tehdit ediliyor. Derileri dökülmeye başlayan direnişçilerden Gülmen,

  • “Ben her şeyi, açlık grevini bile unutsam, bize yapılan bu zulmü unutmayacağım.
  • Kendime geldiğim an o serumu yine çıkartıp atacağım,
  • yine açlık grevine gireceğim taleplerim kabul edilene kadar..”

    diyerek duruma tepki gösteriyor.

Akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça ilgili avukatları Ayşegül Çağatay bilgi verdi. Sincan Cezaevi Kampus Hastanesi’ne yaptığı ziyaret sonrası Gülmen ile Özakça’nın “zorla müdahale” ile tehdit edildiklerini söyleyen Çağatay, Gülmen’in

  • “Ben her şeyi, açlık grevini bile unutsam, bize yapılan bu zulmü unutmayacağım. Kendime geldiğim an o serumu yine çıkartıp atacağım, yine açlık grevine gireceğim taleplerim kabul edilene kadar.” dediğini belirtti.

    Gülmen’in ışıktan rahatsız olduğunu aktaran Çağatay, “Derilerinde dökülmeler oluyor, çok inceldi derileri ve kuruyor. Her gün duş almaları gerekiyor, yatak yaraları oluşuyor. Deri döküntüleri için de yağ sürmeye çalışıyorlar. Kitaplarla ilgili sorunlar hâlâ mevcut ayrıca daha önce daha düzenli verilen gazeteler şu anda gardiyanların keyfi uygulamaları nedeniyle düzensiz veriliyor” diye konuştu.

Bir tek ”Cumhuriyet”

Direnişçilerin avukatlarından Ebru Timtik, Seyr-i Sabah’a Gülmen ile Özakça’nın hareketlerinin yavaşladığını, onun dışında günlük performanslarının iyi olduğunu söyledi. Timtik, “Daha çok yatakta ya da bir yerden bir yere giderken sandalye ile yapıyorlar bunu. Ancak şu anda bulundukları yer çok küçük bir hücre. İçinde tuvaleti bulunan hastanenin hücrelerinde kalıyorlar. Bu yüzden sandalye kullanamıyorlar” diyerek durumu aktardı.

Refakatçi onayının verilmesinin ardından Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça ve Nuriye Gülmen’in kardeşi Beyza Gülmen’in yanlarında refakatçi olarak bulunduğunu söyleyen Timtik, “Bunun savaşını çok verdik ve birkaç gündür bunu sağlayabildik ancak. Bu aradan geçen zaman içinde yalnız kaldılar. Günlük gazeteleri ve televizyonları var. İçeriye girebilen en muhalif gazete Cumhuriyet gazetesi, onun dışında politik yayınların hiçbirinin içeriye girmesi mümkün değil.” dedi.

İktidar kabul edecek

Timtik, AKP iktidarına karşı kazanım elde edilemeyeceği uyarısında bulunanlar için “Dünyada bütün kazanımlar nihayetinde bu tip eylemler sonucunda olmuştur. İktidarlar elbette sıkışırlar, elbette halkların geniş taleplerine cevap vermek durumunda kalırlar. Yoksa biz demokratik hak kazanımına inanmazdık. Bu zamanın sonunda iktidar onların taleplerini kabul edecek, umuyorum” yanıtını verdi.
********
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatları gözaltına alındı

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 169. gününde açıklama yapmak isteyen avukatları gözaltına alındı.

[Haber görseli]Tutuklu eğitimciler Gülmen ve Özakça için OHAL Komisyonu‘nun hizmet verdiği binanın önünde avukatlar ve doktorlar tarafından yapılmak istenen açıklamaya polis saldırdı. Doktor ve avukatlar, OHAL Komisyonuna yaptıkları başvuruların ‘derhal görüşülmesi’ talebiyle komisyonun çalıştığı binanın önündeydi. Halkın Hukuk Bürosu’nun gözaltılarla ilgili sosyal medyadan yaptığı açıklama şu şekilde:

– Büromuz avukatları Ayşegül Çağatay, Ebru Timtik, Didem Ünsal ve stajyer Avukat Naim Eminoğlu Ohal Komisyonu önünden gözaltına alındı. (Cumhuriyet web sitesi, 24.8.17)
=====================================
Dostlar,

Eyyy AKP! NURİYE ve SEMİH’in KUL HAKKINI ÇOK ÇİĞNEDİNİZ : 
Huzur-u Mahşerde Sizi Yüce Tanrı Bile Asla Bağışlamayacak!

Bu dram, öncesi (işten atılma!) bir yana, bir insan ve hekim olarak 169 gündür yüreğimizi yakıyor. Sitemizin manşetinden kaldıramıyoruz bu yakıcı sorunu. Her gün, açlık grevinin = HAK İÇİN ÖLÜME YATIŞIN bilmem kaçıncı günü olduğunu ellerimiz titreyerek ‘güncelliyoruz’ (!?). Her gün 1 sayı daha büyüyor açlık grevinin = HAK İÇİN ÖLÜME YATIŞIN süresi.. Nereye dek? He gün içimiz ürpererek Nuriye – Semih haberlerini arıyoruz basında.. Acaba, acaba??!!

İlgimizin elbette açlık grevinin = HAK İÇİN ÖLÜME YATIŞIN 169. gününde bu direniş eylemini inanılmaz bir azim, sebat, kararlılık, devrimci inanç ve dayanç ile sürdüren 2 genç masum insanın etnik kökenleri ile, açıkçası Kürt oluşları ile zerrece ilgisi yok. Böylesine bir ölçü / ayrımcılık / damgalama çok utandırıcı ve insanlık dışı olurdu hiç ama hiç kuşku yok!

Açlık grevindeki insanların istemleri dışında zorla beslenmeleri Uluslararası İnsan Hakları metinlerine göre suçtur.

Hep yazıyoruz, kamil – olgun insan inat etmez, kin tutmaz, hoşgörülü ve bağışlayıcıdır. Bu nitemler (sıfatlar) iktidarlar – ülkeyi yöneten devlet adamları için kezlerce geçerlidir ve keyfe keder olmayıp bağlayıcıdır. Örn. Anayasalar Devlet Başkanlarına kesin hükümlü de olsa kimi yurttaşları belli koşullarda bağışlama yetkisi tanır. Niyedir bu düzenlemeler?? Toplumsal huzur, barış, hoşgörü, dayanışma…. içindir.. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullarda bu değerlere gereksinimi öylesine çok ki! İktidar bunları gör(e)miyor olamaz! Kör şeytan aklımıza ”kasıt” olasılığını getiriyor.. Bunun da sorumlusu iktidar!

AKP = RTE sık sık Şeyh Edebali’nin güzelim sözünü yineliyor :

  • İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın!

Semih ve Nuriye insan değil mi?? Onlar suçsuz – günahsız ölür ya da sürekli
biçimde engelli kalırlarsa –ki bu olasılık tıbben halen çok yüksektir, her geçen gün de risk hızla büyümektedir– Şeyh Edebali’nin sözü çiğnenmiş olmaz mı?

Eyyyy AKP iktidarı; bu sözünüz de takiyye mi?
Yani halkı aldatmak, ”oy” için yapageldiğiniz gibi mi??

Kör inadı bırakın; evladınız yaşındaki 2 genç insanın yaşamı, sağ kalırlarsa gelecekleri, onurları ile oynamaya derhal son verin! Sonuçlardam siz sorumlu tutulacaksınız.. Bu 2 masum genç insanın katili olmayın!

Zulüm ile kimse abad olmamış, rezil -rüsva olmuştur.

Avukatlarını, doktorlarını bile yaka – paça gözaltına alıyorsunuz. OHAL de bahaneneniz.

Hiç ama hiç unutulmasın : Açlık grevleri üreten hukuk düzeni insan haklarına aykırıdır.

Dünya Hekimler Birliği’nin (WMA) Tokyo Bildirgesi’nin 5. maddesi açlık grevindeki mahkumların zorla beslenmemesini özel koşul olarak kabul etmiştir.

  • “Bir hükümlü beslenmeyi reddettiğinde, eğer hekim, beslenmeyi gönüllü olarak reddetmenin yol açacağı sonuçlar üzerinde kişinin tam ve doğru bir yargıya varacak yetenekte olduğu kanısında ise, bu kişiyi damardan beslemeyecektir. Hükümlünün böyle bir yargıya varma yeteneği ile ilgili karar, en azından bir başka bağımsız hekimce onaylanmalıdır. Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından hükümlüye anlatılması gerekir.” (Açlık grevi yapan tutukluları zorla beslemek çözüm müdür?)

”Bağımsız hekimler” Ankara Tabip Odası ya da Türk Tabipleri Birlği’nin görevlendireceği doktorlardır; Sincan Cezaevi Hastanesi’nin devlet memuru hekimleri tek başına zorlanabilirler nesnel karar almada..

Dünya Hekimler Birliği’nin (WMA) Malta Bildirgesi,
”Oruç tutan mahkumun insanlık onuruna saygı duyma”
yı öngörür.

Ayrıntılar için sitemizin manşetinde 4 yazının erişkeleri (linkleri) var..

CEZA ve GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA YASA (13.12.2004 tarih 5275 sayılı) md. 82/2’de yer alan dünenlemeyi zorlamayınız..

(2) Beslenmeyi reddederek açlık grevi veya ölüm orucunda bulunan hükümlülerden, ……. hayatî tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu hekim tarafından belirlenenler hakkında, isteklerine bakılmaksızın kurumda, olanak bulunmadığı takdirde derhâl hastaneye kaldırılmak suretiyle muayene ve teşhise yönelik tıbbî araştırma, tedavi ve beslenme gibi tedbirler, sağlık ve hayatları için tehlike oluşturmamak şartıyla uygulanır…

Bu içerik hem ”hükümlüler” içindir ki, Nuriye – Semih halen tutuklu yargılanmaktadırlar, haklarında hüküm kurulmuş değildir; hem de her 2 durumda yukarıda açıklanan Dünya Hekimler Birliği Bildirgelerine aykırı düşecektir..

Geliniz; hapis cezası ve güvenlik önlemleri temel ilkelerini düzenleyen CEZA ve GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA YASA (13.12.2004 tarih 5275 sayılı) md. 16/2’de, sanığın hastalığı nedeniyle sağlanan olanağı ge-cik-me-den kullandırınız :

”…hapis cezasının infazı mahkûmun yaşamı için kesin bir tehlike
oluşturuyorsa, cezasının infazı iyileşinceye dek geri bırakılır.”

******
Suçlarınız öyle katmerlendi ki, öylesine ağır – ölçüsüz – vicdansızca kul hakkı yediniz ve yemektesiniz ki;

  • Huzur-u mahşerde sizi Yüce Tanrı bile asla kurtaramayacak!

Sevgi ve saygı ile. 24 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Gülmen, “Kendime gelince serumu çıkartıp atacağım, yine açlık grevine gireceğim”” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir