Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Görevden Uzaklaştırılan Meslektaşlarımızın Yanındayız!

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 3 No’lu Şubesi, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’ne imza attıkları gerekçesiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında soruşturma yürütülen 13 akademisyenin 28 Haziran 2017 tarihinde rektörlük tarafından görevden uzaklaştırılmalarına tepki gösterdi.

TTB, SES İzmir Şube ve Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Şubesi tarafından açığa alınan akademisyenlere destek amacıyla 29 Haziran 2017 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Merkez Konseyi üyeleri Prof. Dr. Funda Obuz ve Dr. Şeyhmus Gökalp katıldılar.

İzmir Şube Başkanı Dr. Fatih Sürenkök, Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Kıyaseddin Yasa ve açığa alınan akademisyenler adına TTB Merkez Konseyi eski üyesi ve TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (UDEK) eski başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, kısa birer konuşma yaparak açığa alınmaya tepki gösterdiler.

TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman tarafından okunan ortak açıklamada, “Meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu, görevlerine dönmesi için tüm kurumsal ve hukuksal olanaklarımızla mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşırız.” denildi.

28 Haziran 2017 tarihli rektörlük yazısıyla “soruşturmanın selameti açısından” görevden alınanlar arasında Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Cem Terzi, Prof. Dr. İzge Günal, Prof. Dr. Halil Resmi, Doç. Dr. Halis Ulaş, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Ayşen Uysal, Prof. Dr. Yeşim Ediz Şahin, Dr. Nuri Erkin Başer, Araştırma Görevlilerinden Aydın Arı, Serap Sarıtaş, Dilek Karabulut, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçkin Aydın ve Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Emel Yuvayapan  bulunuyor.
(29.06.2017, http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/ihraclar-6746.html)

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Görevden Uzaklaştırılan Meslektaşlarımızın Yanındayız!

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’ne imza attıkları gerekçesiyle haklarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülen 12 akademisyen, 28 Haziran 2017 tarihli rektörlük yazısıyla “soruşturmanın selameti açısından” görevden uzaklaştırılmıştır. Görevden alınanlar arasında Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Cem Terzi, Prof. Dr. İzge Günal, Prof. Dr. Halil Resmi, Doç. Dr. Halis Ulaş, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Ayşen Uysal, Prof. Dr. Yeşim Ediz Şahin, Dr. Nuri Erkin Başer, Araştırma Görevlilerinden Aydın Arı, Serap Sarıtaş, Dilek Karabulut, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçkin Aydın ve Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Emel Yuvayapan  bulunmaktadır.

Daha önce görevden uzaklaştırılan veya ihraç edilenler gibi, meslektaşlarımız iyi hekimlik değerlerini, akademik özgürlükleri savundukları, emek, barış ve demokrasi mücadelesi verdikleri için hedef seçilmişlerdir.

OHAL ile birlikte toplumun her alanında eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi isteyenler susturulmak istenmekte, işinden ve özgürlüklerinden olmaktadır. Ülkemizde umut kesilen adalet, büyük bir toplum kesimini harekete geçirmiş ve onu arayanları ortak bir hedefte birleştirmiştir.

Emeğin, demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın ve iyi hekimlik değerlerinin güçlenmesi ve görevlerine son verilen meslektaşlarımızın öğrencilerine ve hastalarına bir an evvel yeniden kavuşmaları talebini güçlü bir şekilde dile getiriyoruz. Meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu, görevlerine dönmesi için tüm kurumsal ve hukuksal olanaklarımızla mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşırız.

Türk Tabipleri Birliği (TTB)
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 3 No’lu Şube
================================
Dostlar,

Adli – idari Soruşturma ve ardından gerekliyse Koğuşturma hukuk devletinin araçlarıdır.
Ne var ki bizzat AKP Gn. Bşk. Erdoğan’ın acı itirafı ile “at izi it izine karışmıştır” ve kuru ile birlikte yaş da yanmaktadır. Bu durum kabul edilemez.

İktidar, tek 1 vatandaşının bile hukukunu sonuna dek kollamak ve korumak zorundadır.
Anayasa md. 130 / 6 son derece nettir :

  • Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları; Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.

İktidar, pervasızca yaptıklarından ürkmüş olmalı ki (?) bu kez maşa kullanılmış,
OHAL KHK’sı yerine Üniversite Rektörlüğü kullanılmıştır. Rektörlük de İstanbul C. Başsavcılığının istemini (varsa?!) yerine getiriyor gözükmektedir. Oysa bu isteme, savcılık soruşturmasının suç konusu edilen eylemden 1,5 yıl sonraya sarkmasının hukuk dışılığına dayanarak direnebilirdi.. Bir bildiri söz konusu ve imza konalı 1,5 yıl olmuş. Başkaca “suç” (!?) kanıtı yok.. Bu insanlar görevde kalarak, aradan 1,5 yıl geçmesine karşın başlatılan adli soruşturmada nasıl olumsuz etkili olabilirler? Tüm kanıt bir barış bildirisi.. Neden görevden uzaklaştırırsınız bu yüzden? Daha savcılık iddianamesi mahkemece kabul bile edilmiş değil.. Bildiğimiz ölçüde, açılan davada da 1128 “sanık” tutuksuz yargılanmaktalar. İleride aklandıklarında doğan kişisel maddi – manevi zarar ve toplumun zararı nasıl telafi edilebilecektir?

Neresinden tutsanız hukuka uyar  iler – tutar yanı yok..
Türkiye’nin hızla normalleştirilmesi başta iktidar olmak üzere herkesin sorumluluğu. AKP = RTE sıklıkla Türkiye’nin beka sorunu niteliğinde ağır ve ciddi sorunlarla kendilerinin boğuştuğunu ileri sürerek ülkenin öbür ağır sorunlarını gözden kaçırmaya, ikincilleştirmeye çalışırken, iç cephede yeni sorunlar yaratmayı sürdürüyor. Oysa AKP = RTE’nin savı doğru ise, bu beka sorunlarıyla savaşmak için öncelikle iç cepheyi pekiştirmek, Ulusu birleştirmek kaçınılmaz bir öncelik değil midir??

Gelişmeler bizi çok üzüyor ve kaygılandırıyor..
AKP = RTE’yi uyarmaktan yorulduk..
Ne yazsak, ne söylesek duvara çarpıyor..
Bu gidiş gidiş değil.. Ülkemiz için de AKP = RTE için de “hayırlı” değil..
Erdoğan “umutsuz vaka” demek istemiyoruz ama görünen köy ne yazık ki böyle.

Sevgi ve saygı ile. 01 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir