Mahalle baskısına devlet güvencesi

Mahalle baskısına devlet güvencesi

ALI SIRMEN ( YAZAR ) VEDAT ARIK 20.09.2007
ALİ SİRMEN

Yine Tophane, yine sergi açılışı, yine galerinin kapısı önünde, sigara ve içki içenler, yine bunu bahane ederek, içki içenlere veya yanındakilere saldırı, yine olaya seyirci kalan, saldırıya uğrayanları korumayıp onlara dağılmalarını tavsiye eden polis.
Gün geçmiyor ki birileri kılık kıyafeti, yemesi içmesi, yahut kulaklıkla müzik dinlemesi yüzünden saldırıya uğramasın.
Gün geçmiyor ki devlet saldırı karşısında çaresiz, daha doğrusu aldırmaz kalmasın.
Son olay iki gün önce Tophane’de olmuş. Tomtom Mahallesi Çukurbostan Sokak’ta açılan “Kuytu” sergisi sırasında serginin yer aldığı galerinin kapısı önünde içki içenler, mahalle sakinlerinin (burada mahalle azgınlarının demek galiba daha doğru olacak) saldırısına uğramışlar, saldırı üzerine polise haber vermişler, polis ise olay yerine gelmediği gibi, sergiye katılanların dağılmalarının daha uygun olacağını söylemiş, bunun üzerine de sergi dağılmış.
Haberi okuyunca, düşündüm de polis iyi ki olay yerine gelmemiş.
Gelseydi ne olacaktı ki?
Sergiye katılanların “hadi aslanım, hadi canım kardeşim!” diye sırtlarını sıvazlayıp, suça arka çıkacaktı. Zaten, saldırıya uğrayanlara “koşullar gereği” dağılmalarının daha iyi olduğunu söylemekle, polis gerçek tavrını belli etmiştir.
Bunun bir adım daha ötesi, sergiye katılıp saldırıya maruz kalanların kamu düzenini bozmaktan gözaltına alınması olurdu.
Bugünkü Türkiye’de bir adım daha ileri gidilmesi ve saldırıya uğrayanların yargı önüne çıkarılarak tutuklanmaları da yadırganmazdı.
Bütün bunlar henüz olmuyorsa eğer, sırtı sıvazlanan kışkırtılan “mahalle baskısı” ile amaca zaten ulaşıldığındandır.
***
Artık mahalle baskısı adeta anayasal bir kurum olmuştur. Yakında, yeni yapılacak “sivil anayasa”ya mahalle baskısı kurumunun da konup güvence altına alınması önerisiyle karşılaşırsak hiç şaşırmayalım.
Mahalle baskısı anayasal kurum olarak tescil edilmese bile fark etmiyor. O, Reis Rejiminin temel kurumlarından biri haline gelmiştir bile.
Bu durumda da artık mahalle baskısından değil, doğrudan devlet baskısından söz etmek gerekir.
Mahalle baskısına bu niteliği kazandıran, devletin onu kışkırtması, sırtını sıvazlamasıdır.
AKP’nin ideologlarından Hayrettin Karaman, olayın dinamiğinin devletin bu baskıyı önlemeyip seyirci kalması olduğunu açıkça belirtmektedir.
Devletin, bir kısım insanların yaşam tarzlarını başkalarına dayatmalarına seyirci kalması, aslında buna arka çıkması, yeni mahalle baskısının devlet baskısının bir tür devamı olması anlamını taşımakta, bu şekilde mahalle devletin sivil baskı aracı kimliğine bürünmektedir.
Devletin, baskıcı yasaları, bağımsız olmayan “yürütmeyle uyumlu” yargısının yanı sıra güya sivil toplum örgütü görünümündeki “mahalle”nin baskısını da yanına alarak, vatandaşın düşünce, davranış biçimini, yaşam tarzını beşikten mezara kadar sürekli denetim altında tutması karşısında Türk vatandaşı, hakları ve özgürlükleri konusunda devletine ve halkına karşı meşru müdafaa halinde olmak konumuna düşmektedir.
***
Rutubet gibi bizi çepeçevre saran mahalle baskısı otoriter devlet baskısından bin beterdir. Bu uygulamada kimi zaman ölenlerin cenaze törenleri de engellenmekte, baskı ölümden sonra mezarda bile sürdürülmektedir.
Kimi faşist düzenler için bile geçerli olan “ölümden öte köy yoktur” sözü, mahalle baskısının devlet güvencesi altına alındığı, neredeyse anayasal bir kurum haline geldiği düzenlerde anlamını yitirmektedir.
21. yüzyılda ortaçağ karanlığını yaşamak işte budur.
21. yüzyılda ortaçağ karanlığını yaşayan toplumlar, dışlandıkları için kimseyi suçlayamazlar.
Çünkü içinde bulundukları durum bulaşıcıdır ve her toplum da böyle bir duruma karşı kendini korumak hakkına sahiptir. (Cumhuriyet, 04.10.206)

======================================

Dostlar,

Durum “vahim ötesidir.” !

Başta hükümet, herkesi göreve çağırıyoruz bu acil durum nedeniyle…

Sevgi ve saygı ile.
05 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir