Yekta Güngör Özden : Yargıya baskı

Yargıya baskı

Yekta Güngör ÖzdenYekta Güngör Özden
(SÖZCÜ, 7.7.16)
(AS: Bizim katkılarımız yazının altında…)

Günümüz iktidarı ile yandaşlarının söylemlerinin tersine, yargı erki demokrasinin temelini oluşturan erkler-güçler (kuvvetler) ayrımının nitelikli bir öğesidir. Ulusal egemenlik yalnızca ulusun olup asla yalnızca Yasama organının değildir. Yasama organı da ulusal egemenliği ulus adına yasama konusunda kullanan güçlerden biridir. Yürütme alanında yürütme organı, yargı alanında da yargı organı bu yetkiyi ulus adına kullanır. Irası (karakteri) ve özelliği gereği bağımsız olması da bu konumunun en gerçek, en bilimsel, en çağdaş, en demokratik kanıtıdır. Egemenliği yaşama geçirme yetkisi başta seçmenlerin oy kullanmasıyla en belirgin biçimde ulusundur. Bu hakkı, seçimle ve oyla yeterli görüp dondurarak sonrasında yalnızca Yasama organıyla sınırlı tutmak, kısıtlamak, hukuksal olmaktan uzak, demokrasiye aykırı ilkel ve gerici bir görüştür.

GÜNÜMÜZDE ve BİZDE

Dünyanın gerçek demokrasiyle yönetilen ülkelerinde kuşkusuz ve tartışmasız Yargı, ulusal egemenlik bağlamındaki üç erkten biriyken ve tam bağımsızken (Başkanlık sistemindeki ABD’nde Başkanı’nı bile görevden alan etkinlik gözetilirse) ülkemizde günümüz iktidarının Başkanlık hevesiyle ayranları kabaran ilgilileri, tutum ve davranışlarıyla tersini gerçekleştirme çabasındadır. Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine, kurucularının konum ve uygulamalarına, yürürlükteki Anayasa’nın kurallarına bakınca yargıya yönelik çabaların ne ölçüde haksız, dayanaksız ve sakıncalı olduğu saptanmaktadır.

Bağımsız olmayan yargı, yargı değildir. Bu durumun sorumluluğu, yargıyı ele geçirmek ve etkilemek isteyen hukuk tanımazlardan daha çok, olumsuz çabalara açık kalan, bağımsızlığın gereklerini yerine getirmeyen yargı ilgililerinindir. Bu konuda barolara da çok görev düşmektedir. Üniversitelere ve özellikle muhalefet partilerine. Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2015 Türkiye Raporu’ nda “Yargı bağımsızlığı ve erkler ayrılığı ilkeleri çiğnenmiş, yargıçlar ve savcılar ağır siyasal baskı altında bırakılmıştır.” eleştirisi üzücüdür. Günümüz cumhurbaşkanının Avukatlar Günü nedeniyle muhtarlar gibi saptanıp, köşküne çağırdığı AKP’li yandaş olduğu söylenen, meslek örgütlerini temsil yetkisi bulunmayan avukatlara yaptığı konuşmada, hukuk dışı ve demokrasiyle bağdaşmayan gözdağları da böyledir.

KURALLAR

Yürürlükteki Anayasa’nın “Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90. maddesinin son fıkrasında

  • “Usûlüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkacak uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” açıklığı vardır.Devletimizin de imzalayarak benimsediği İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (Roma 1950) 10. maddesi “İfade Özgürlüğü” başlığını taşımaktadır. Anlatım özgürlüğü hakkının güvencesini oluşturan düzenleme, haber ve düşünce almak ve vermek özgürlüklerine ilişkindir. Kuralda yargı üstünlüğünün ve yansızlığının sağlanmasına özel önem verilmiştir.

    Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin 2. fıkrasında

  • “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” denilmektedir.Türk Ceza Kanunu’nun 277. maddesi de “Yargı görevi yapanı, bilirkişi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” başlığı altında yargı görevi yapanları etkilemeye girişen kişinin iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağını öngörmektedir.

    DURUM

Anayasa’nın 103. maddesindeki andı içerek hukukun üstünlüğüne, adalet anlayışına bağlı kalacağına, görevini tarafsızlıkla yapacağına namusu ve şerefi üzerine andiçen günümüz cumhurbaşkanı, yargı organının elindeki kimi işlere ilişkin görüş açıklamakta, yanlı sözleri bir yana, yargıyı etkileyici sözler etmektedir. Olayın yanıymış gibi (Cumhuriyet Gazetesi yöneticileriyle ilgili dâvada) katılma isteminde bulunmakta, ağır suç nitelemelerine girişmektedir. Böylece yansızlığını koruyamadığı gibi Anayasa’nın 104. maddesinde öngörülen “Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması” ilkesine de aykırı düşmektedir.

Her konuda, her yönüyle iyi örnek olmak durumunda bulunan cumhurbaşkanı yargıya tavsiye ve telkini aşan, emir ve talimat sayılacak davranışlardan kaçınmalıdır.

Bunlara son vermesini istemek ve beklemek her yurttaşın en doğal hakkıdır. Siyasal düzey, özlenen ve beklenen çizgiye gelmedikçe, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinden yargıyla ilgili olanların aşırılığı zarar verecek, Adalet Bakanı’nın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı da yargı bağımsızlığını koyu biçimde gölgelemeyi sürdürecektir. İçtenlikli kanımız budur. Yargının içindekiler açıklasa, kurullarda, genel kurullarda neler konuşulduğu, nasıl tartışıldığı, neler yapıldığı anlatılsa, neler neler duyulur.

Unutmayalım, adalet devletin temeli, ulusun da güvencesidir.

====================================================

Evet dostlar,

Anayasa Mahkemesi’nin önceki başkanlarından Saygın hukukçu Yekta Güngör Özden‘in yukarıdaki yazısı uyarı ve derslerle dolu. İlgili herkesin özenle okuması ve gereğine özen göstermesinde büyük yarar var. Başta 12. Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın ve Başbakan Davutoğlu‘nun.. Ardından AKP yöneticilerinini ve sorunlu ve de sorumlu bürokratların..

Hukuk Devletinin kuralları içinde kalmakta saymakla bitmez yararlar vardır..

Bir de tersinden söyleylelim, halk deyimiyle çifte dikiş olsun :

  • Hukuk devletinin dışına çıkmakta saymakla bitmez sakıncalar vardır..
    80’i epeyi geçen yaşına karşın hala toplumuna hizmet için yazmayı sürdüren Sayın Özden’e selam olsun…

Sevgi ve saygı ile.
9 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir