50 milyon vatandaşın kimlik bilgileri çalındı!

Kimlik Bilgileri İnternete Sızan Vatandaşın Yapması Gerekenler

Kimlik Bilgileri İnternete Sızan Vatandaşın Yapması Gerekenler


Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının kimlik bilgilerinin çalındığı yönündeki iddialar bir anda ülkenin bir numaralı gündem maddesi haline geldi.

Peki kimlik bilgilerini toplamak ve satmanın cezası nedir? Çalınan kimlik bilgileriyle neler yapılabilir? Kimlik bilgileri çalınan kişiler nasıl bir yol izlemelidirler?

Avukat Rezan Epözdemir, kimlik bilgilerinin çalınarak satılmasıyla ilgili şu bilgileri verdi:

CEZASI EN AĞIR 4.5 YIL

Kişisel verilerin kaydedilmesi ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Türk Ceza Kanunu’nun 135. ve 136. maddesi kapsamında bizim hukuk sistemimizde suç olarak tanımlanmıştır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun cezası 1 ila 3 yıl hapis cezasıdır. Suçun nitelikli hali ise, kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetkinin kötüye kullanılarak veya belirli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesidir ki bu durumda suçun cezası 1.5 ile 4.5 yıl hapis cezası olacaktır.

Kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçu ise kişisel verileri kaydetme suçundan farklı olarak zaten kayıtlı bulunan verilere yönelik işlenen bir suçtur. Bu suç tipinin maddi unsuru herhangi ortamda kayıtlı bulunan kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesi, başkasına verilmesi veya yayılmasıdır. Kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçunun cezası 2 ila 4 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir.

Bu suçun kamu görevlileri tarafından işlenmesi halinde ceza yarı oranında artacağından kimlik bilgilerini hukuka aykırı olarak veren veya ele geçiren kamu görevlileri 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile yargılanacaklardır.

Burada bir diğer ihtimal ise, bu kimlik bilgilerinin YSK, nüfus müdürlüğü, MERNİS (AS: Merkezi Nüfus İstatistikleri) gibi bilişim sitemlerine girilerek ele geçirilmesidir. Bu halde de Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesi uyarınca ek olarak failler hakkında 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

KİŞİSEL VERİ NEDİR?

Kişisel veri, gerçek veya tüzel kişilere özgü olan ve kişilerin belirlenebilir olmasını sağlayan her türlü spesifik (AS: özgül) bilgidir. Bu yönüyle kişisel veri, yalnızca kişilerin tanınmasını ve teşhisini sağlayan bilgilerden ibaret olmayıp, kişilerin fiziksel, sosyal, kültürel, mali, psikolojik tüm bilgileri kapsamaktadır. Bu kapsamda kişilerin vatandaşlık ve vergi numarası, kimlik, pasaport ve ehliyet bilgiler, sosyal güvenlik numarası, ev ve iş adresi, e-posta adresi, telefon numarası, faks numarası, özgeçmişi, fotoğrafı, videosu, kan grubu, adli sicil (sabıka) bilgileri gibi kişinin belirli veya belirlenebilir olmasını sağlayan tüm bilgiler kişisel veri niteliği taşımaktadır ve kişisel verilerin korunması kapsamına girmektedir.

HALK ARASINDA ADI FİŞLEME

Kişisel verileri kaydetme, kişilere ait verilerin hukuka aykırı şekilde depolanmasıdır. Kişisel verilerin kaydedilmesi halk arasında “fişleme” olarak tabir edilmektedir. Kişisel verilerin kayıt işlemi kağıt veya dosya üzerinden yapılabileceği gibi dijital ortamda da yapılabilir. Bunun suça veya cezaya bir etkisi yoktur. Önemli olan, kişilerin siyasi, felsefi, dini, mezhepsel, ırksal özelliklerinin, sağlık özelliklerinin, hastalıklarının, cinsel tercihlerinin veya benzeri kişisel bilgilerinin hukuka aykırı şekilde kayıt altına alınmasıdır. Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi suçunda temel olarak iki unsur söz konusudur. Birincisi ortada kişisel bir veri söz konusu olmalı ve ikinci olarak bu veri hukuka aykırı şekilde kaydedilmelidir. Bir kişisel verinin hukuka aykırı kaydedilmesi, kişisel verilerin kişisel veriyi kaydetme hak ve yetkisi olmaksızın kaydedilmesidir. Bu bakımından kişisel verinin kaydedilmesine, kişisel verinin sahibi tarafından izin veya onay verilmesi hukuka aykırılığı kaldıran bir ögedir. Aynı biçimde kişisel veriyi meslek veya görev ya da herhangi bir sözleşme kapsamında rızaya dayalı olarak kaydedilmesi de hukuka aykırı olma özelliğini ortadan kaldıran bir durumdur. Bunların dışında herhangi bir izin veya onay olmaksızın ya da izin veya onay verilen kişiden farklı bir kişi tarafından kişisel verilerin kaydedilmesi hukuka aykırı ve suç olacaktır.

FAİLLERİN TESPİTİNİ İSTEYEBİLİRSİNİZ

Bu kuramsal bilgiler ışığında, kimlik bilgileri çalınan vatandaşlar Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak faiilerin belirlenmesi ve cezalandırılması için yakınma dilekçesi verebilirler. Bununla birlikte bu suç tipleri Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesine göre yakınmaya bağlı suç tipleri olmayıp res’en (AS: kendiliğinden) kovuşturulabilen suç tipleridir, yani ilgililer yakınmacı olmasa bile kamu adına soruşturma yapılır ve failler belirlenirse kamu davası açılır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı konuya ilişkin bir soruşturma açmış olup, varsa kimlik bilgileri yani kişisel verileri çalınan vatandaşların yakınması  da bu ana dosya ile birleştirilecek ve dosya tek elden yeknesak bir şekilde yürütülecektir. Aksi usul ekonomisine aykırı olur ve aynı olay nedeniyle birden çok savcılık dosyası üzerinden tahkikat (sorşturma) yürütülmesine neden olur. Dolayısıyla kimlik bilgileri çalınan kimselerin yapacakları bireysel yakınmalar ana dosya olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası ile birleştirilir.

Burada T.C. kimlik numaralarının değiştirilmesi veya tahrif edilmesi söz konusu olamaz, çünkü zaten buradaki nüfus bilgileri YSK başta olmak üzere birçok veri tabanında ve resmi belgelerde bu kayıtlar mevcut ve tasdik altındadır.

YASA CUMHURBAŞKANI’NIN ONAYINI BEKLİYOR

Cumhurbaşkanının onayını bekleyen Kişisel verilerin Korunması Kanunu henüz onaylanıp Resmi Gazetede yayınlanmadığından, somut olaya uygulanabilmesine olanak yoktur. Ancak bu yasanın onaylanmasının ardından Türk Ceza Kanunu‘nun 135, 136 ve 243. maddelerine göre daha lehe olması durumunda uygulanması söz konusu olabilecek ve bu durumda lehe yasa geriye yürüyebilecektir. Cumhurbaşkanı tarafından henüz onaylanmayıp Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmeyen Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Türk Ceza Kanunu’nun varolan durumuna göre daha sıkı bir koruma rejimi içermektedir.

ÇALINAN BİLGİLERLE NELER YAPILABİLİR?

Çalınan bilgilerle, ilgili vatandaşlar aleyhine kredi çekilebilir, kefil olunabilir, şirket kurulabilinir, tasarrufi işlemlerde bulunulabilinir. İnteraktif bankacılık vasıtaları kullanılabilinir. Doğal ki bütün bunların yapılabilmesi için, ilgilinin imzası, yerleşim (ikametgah) belgesi veya telefon bilgisi ile sistemde kayıtlı telefonuna gelen şifre ve mesaj bilgilerine de gerek var. Ek olarak bunlardan biri veya birkaçı sağlanırsa bu işlemler de yapılabilir.

Bununla birlikte kimlik bilgilerinin çalınmasının esasa ekili olan bir başka önemli sonucu ise, bilgi sahiplerinin kişisel verilerinin kaydedilerek veya ele geçirilerek kategorize edilmesi, tasniflenmesi ve halk dilindeki tabirle “fişlenmesi“dir ki; bu durumun demokratik hukuk devleti açısından kabulüne hukuken ve fiilen olanak yoktur. (http://www.haberler.com/kimlik-bilgileri-internete-sizan-vatandasin-8331837-haberi/, 06 Nisan 2016)

=============================================================

Dostlar,

Ne diyeceğimizi ve yazacağımızı gerçekten şaşırdık..
Akla gelen soruları sıralayalım :

1. Bilgi Teknolojileri Kurumu‘nun siber güvenlik duvarı ve teknik personeli gerçekten bunca zayıf mıdır? Bu Kurumun çalışanları Başbakanlığı döneminde Erdoğan tarafından çaycısına – kapıcısına dek bizzat ve özel olarak seçilip atanmadı mı? Yandaşlar zayıf ve çürük mü, hain mi?
2. Sanal korsanlar gerçekten 128 bitlik şifreleri kırabilecek yetenekte midir?
3. Saldırı nereden gelmiştir, kaynağını neden derhal açıklamıyorsunuz?
4. Ele geçirilen (Hack’lenen) bilginin kapsamı (içeriği) ve oylumu (hacmı) nedir; neden derhal açıklamıyorsunuz?
5. Dört Bakanlık neden birbirinden ayrı ve tutarsız açıklama yapıyor?
6. Kişisel Verilerin Korunması Yasası CB’nın önünde iken bu olayın gerçekleşmesi tastlantı mıdır, AKP hükümeti olayı nasıl okuyor?
7. Yurttaşların zarar görmesini önlemek için ivedilikle yapılması gerekenler neler,
“olağanüstü durum” kapsamında hızla belirleyip uygulamaya başladınız mı?
8. Yurttaşların olası maddi yitikleri için “acil sigorta” sistemlerini devreye koyacak mısınız?
9. Eyyyy AKP’liler      : Kendinize soruyor musunuz, 13+ yıldır sizin uğursuz iktidarınızda
ülkenin başına gelmeyen felaket kalmadı… Niçin ?? Gerçekten bunca beceriksiz misiniz,
gerçekten acz içinde misiniz, yoksa operasyonun içinde misiniz?
Ülkeyi kökten teslim almak için en son darbelerinizden biri mi bu?
10. Çok ürkünç (vahim)olay sizin kurgunuz değilse -ki bu düpedüz VATAN HAİNLİĞİ – VATANA İHANET SUÇUNUN ta kendisidir- bunca zavallı bir iktidarın ülkeyi yönetme hakkı olamaz deyip artık istifayı ve yönetimi namuslu – ehil ellere bırakmayı düşün(e)mez misiniz??

*****
Günahlarınız öyle büyüdü ki, bağlanan basiretiniz yüzünden kör ve sağır durumdasınız..
Ancak bu gidiş ülkemize de size de çook ağır bedeller ödetiyor, ödetecek..
Türkiye kendini her durumda toparlayacak ve sorumlularından hesabını mutlaka soracaktır..

Sevgi ve saygı ile.
06 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir