Erdoğan’dan itiraflar : “Valilere ‘Üzerlerine Gitmeyin’ Talimatı Verdik; Silahlar O Zaman Geldi”

Erdoğan: “Valilere ‘Üzerlerine Gitmeyin’ Talimatı Verdik; Silahlar O Zaman Geldi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm sürecinde valilere
‘Baskı yapmayın’ talimatı verdiklerini ve bunun
terör örgütü tarafından istismar edildiğini söyledi.

Erdoğan: Valilere 'Üzerlerine Gitmeyin' Talimatı Verdik, Silahlar O Zaman Geldi

http://www.haberler.com/cumhurbaskani-erdogan-valilere-uzerlerine-8280540-haberi/ 
21 Mart 2016 Pazartesi 08:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çözüm süreci”ne ilişkin olarak;

  • “Çözüm Süreci içinde valilerimize bazı bizim tavsiyelerimiz olmuştu, yani ‘sakın böyle bazı ufak tefek konularda sıkıştırmayın, üzerlerine gitmeyin’ vesaire diye. Güvenlik güçlerimizi de valilerimiz doğrusu o noktada biraz baskıyı aldılar diyebilirim. Niye? Yani devletin bu noktada ciddi bir baskısı yok, dolayısıyla bu bölgede de özellikle benim Kürt vatandaşlarımBize işte devletin baskısı var, şunu var’ demesin diye elinden o kozu alalım istediler. Bu bir iyi niyetti fakat bu iyi niyet ne yazık ki ciddi manada istismar edildi ve o süreç içinde ülkemize ciddi manada bir silah girişi oldu.” dedi.

Erdoğan, TRT‘de yayımlanan “Cumhurbaşkanı’nın Gençlerle Buluşması” adlı programda gençlerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan çözüm sürecinde yaşananlarla ilgili olarak çarpıcı açıklamalar yaptı.

“VALİLERE ‘ÜZERLERİNE GİTMEYİN’ DEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasinin güzelliği burada zaten. Bu fırsatı yakalayınca millet hemen o cezalandırmayı yaptı. Neticede gelinen nokta şu andaki durum oldu. Fakat terör,
bu defa farklı bir şekilde kendine istikamet çizdi ve baktılar ki halktan belli destek yok,
öyleyse bir sindirmeyi daha farklı yapacağız, nasıl yapacağız? Şu andaki yaşadığımız tabloyla, çünkü o Çözüm Süreci içinde valilerimize bazı bizim tavsiyelerimiz olmuştu, yani ‘sakın böyle bazı ufak tefek konularda sıkıştırmayın, üzerlerine gitmeyin’ vesaire diye. Güvenlik güçlerimizi de valilerimiz doğrusu o noktada biraz baskıyı aldılar diyebilirim. Niye? Yani devletin
bu noktada ciddi bir baskısı yok, dolayısıyla bu bölgede de özellikle benim Kürt vatandaşlarım ‘Bize işte devletin baskısı var, şunu var’ demesin diye elinden o kozu alalım istediler.

“İYİ NİYETİMİZ İSTİSMAR EDİLDİ, SİLAHLAR O SÜREÇTE GİRDİ

Bu bir iyi niyetti fakat bu iyi niyet ne yazık ki ciddi manada istismar edildi ve o süreç içinde ülkemize ciddi manada bir silah girişi oldu. Çünkü bizim sınırlar biliyorsunuz, çok çok uzun. Sadece Suriye sınırı 911 km. Irak sınırına bakıyorsunuz, Irak sınırı hakeza 350 km, İran sınırı var bütün buralardan girme şansı var. Bunu da bunlar bu şekilde değerlendirdiler.”
şeklinde konuştu.

=======================================

ÜLKE – VATAN – ULUSUN HUKUKUNU
PERVASIZCA ÇİĞNEYEN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’ı,
HUKUK HALA KORUYABİLİR Mİ?

Dostlar,

Tuzun koktuğu, sözün bittiği yerdir burası..
Bu ne biçim ”iyi niyettir” (!?) ki, istismarı ile, Batı güdümlü bölücü örgüt PKK,
ülkemizi muazzam bir silah deposuna dönüştürebilmiştir.. “İyi niyetin” (!?) bu yönde istismarına birkaç yıl, sözde “ÇÖZÜM SÜRECİ” adına göz yumulabilmiştir!
Bu gerçekten iyi niyet midir, gaflet – dalalet – ihanet zinciri midir?!

Bir devletin Cumhurbaşkanı, günah çıkartır gibi, adeta mahkemede “ikrar eder” gibi suçunu itiraf etmektedir. Bir yandan da aczini ele vermektedir. TRT’de “gençlerle buluşma” adı altında toplum mühendisliğine dönük programda Erdoğan, baltayı kendi ayağına vurmuştur.

Bu, ciddi bir kırılma noktasıdır. Geri dönüşü ve tevili (kıvırtması) yoktur.
R.T. Erdoğan bu yaptıklarını varsayalım ki gerçekten “iyi niyetle” yaptı.
Ceza sorumluluğunun ortadan kalkacağını mı sanıyor acaba??
Danışmanları böylesine akıl dışı saçma bir öneride mi bulundular kendisine??

Cehenneme giden yolların kaldırımları da iyi niyet taşları ile döşenmiştir derler..

Erdoğan’ın bu sözde “iyi niyeti” nin ülkemize nelere mal olduğu ortadadır.
Asker, sivil, polis, korucu, çocuk – kadın – yaşlı.. yüzlerce masum insanımız telef olmuştur.
Zerrece kuşku yoktur ki Erdoğan’ın bu yaptıkları kesin olarak ağır cezalık suçtur.
Erdoğan’ın erişkin bir insan olarak hak ve fiil ehliyeti, dolayısıyla da ceza ehliyeti vardır. Devletin başında bir insan olarak bir yığın danışmanı ve istihbarat kaynağı elindedir.
Bu sözde iyi niyetle asla açıklanamaz ve hiç kimse, hiçbir kurum Erdoğan’ı aklayamaz..

Davranışının çok ağır sonuçlarını öngörecek erginlik (farik) ve sezginlik (mümeyyiz) yeteneğindedir 12. CB R.T. Erdoğan.. Valilere yasa dışı buyruk verilerek Anayasa’nın
137. maddesinin çiğnendiği çok açıktır. Yasaya aykırı buyruğu yerine getiren mülki amirlerin sorumluluktan kurtulamayacağı da en temel hukuk kurallarındandır (aynı Anayasa maddesi başta olmak üzere..).

Adı “AÇILIM” olan bu sözde  iyi niyetli politikalar yalın birer siyasal tercih olmanın ötesine geçerek yüzlerce insanın ölmesine – yaralanmasına ve ülkemizde telafisi olanaksız maddi – manevi zararlara yol açmıştır. Bu çok ağır tablodan Erdoğan ve AKP, yasa dışı buyrukları
yerine getiren bürokratlarla birlikte zincirleme (müteselsilen) sorumludurlar.

Sonuç öylesine ağırdır ki;

  • Erdoğan kendisine adeta SUÇÜSTÜ yaparak ele vermektedir.Suç kanıtı TRT kayıtları ile sabittir.
  • Ağır cezayı gerektiren suçüstü durumu vardır.

Bu durumda Cumhurbaşkanının da dokunulmazlığı yoktur ve Erdoğan hakkında
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı derhal yasal işlem “ceza soruşturması” başlatmalıdır.
Hukukun ve mevzuatın buyurucu kurallarının gereğini yapmayarak bu görevi savsaklamak, yetkililerin de sorumluluğunu doğuracak ve suça ortak edecektir.

Suç, sonuçları bakımından öylesine ağırdır ki; VATANA İHANET ile örtüşmektedir.
Bu durumda da TBMM devreye girerek bu Anayasal süreci başlatmalıdır :

Anayasa md. 105/son :

  • “..Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının
    en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.”Buna göre;
  • CB Erdoğan’ın teröre ve terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığını ileri süren
    CHP Genel Başkanı Sn. Kılıçdaroğlu harekete geçmelidir. Bir namuslu – yiğit savcı aramak yerine hukuksal dosya hazırlanmalı ve ilgili – yetkili makama (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı) sunularak suç duyurusunda bulunulmalı, ceza davası (koğuşturma) açılması istenmelidir.Bu iç hukuk yolları tüketilir ve sonuç alınamazsa, AYM’ne bireysel başvuru ile
    CB’nın ulusun – devletin hukukunu – haklarını çiğnediği, HAK İHLALİ yaptığının
    karar altına alınması istenebilir. AYM böyle bir karar verirse, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ceza davası açmak zorunda kalabilir.. Erdoğan frene basmak zorunda kalır ve dahası,
    ilerideki olası Yüce Divan yargılaması için değerli bir hukuksal ön veri olur :
    Yargılama öncesi karara bağlanmış bir Anayasal hak ihlali!..
  • Vatanın – ülkenin – ulusun haklarının Cumhurbaşkanı RTE tarafından bilerek ve isteyerek – tasarlayarak, yinelenen biçimde ısrarla, Anayasayı tanımadan ihlali = VATANA İHANET!550 vekilin 1/3’ü 184 vekildir. Meclisteki 3 muhalefet partisinin oyları buna yetmektedir.
    Ola ki AKP’den de gizli oylamada Erdoğan’ı suçlayacak vicdan sahibi vekiller çıkabilir..
    Her ne denli, Vatana İhanet suçu ile Erdoğan’ı Yüce Divan’a yollamak için 550 x 0.75 = 413 oy gerekse de, bu rakama “şimdilik” erişilemese de, ilk adım bile epey anlam taşır ve
    AKP – RTE’nin ayakları iyice suya erer sanırız. Kaldı ki bu suçların zaman aşımı çok uzun yıllardır ve görevler bitip dokunulmazlık zırhı çıkarılınca yargı gene devreye girecektir.
    Türk Ceza Yasası 66-68. maddeleri dava ve ceza aşımı sürelerine ilişkindir. Örneğin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası için ceza zamanaşımı süresi 40 (kırk) yıldır (md. 68/a).Yukarıda sözünü ettiğimiz Ceza yargılaması için TBMM’de böylesine bir çoğunluk gerekmiyor. Türk Ceza Yasası’nın ağır cezayı gerektiren suçüstü kurallarını işletmek ve Terörle Mücadele Yasası ile Ceza Yasası’nın açıkça çiğnenen maddelerini ekleyerek dava açmak gerekecektir.Biz profesyonel hukukçu değiliz ama olup bitenler bunca açıkken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
    sınırsız bir dokunulmazlık kalkanı olamayacağını, olmaması gerektiğini biliyoruz.
    Bunca erişilmezlik padişahlarda bile yoktu! Ayrıca Hukuk Devleti ve Hukuk Kurumu “çaresizlik” organı ve makamı değillerdir. Mutlaka bir çözüm üretilmeli ve Cumhurbaşkanı da olsa, Anayasa md. 10 gereğince yasalar önünde eşitlik ilkesi çalıştırılmalıdır. Hukuk,
    tanıdığı olanakların – yetkilerin kötüye kullanımını da sınırlar, engeller hatta yaptırım uygular..
    Hukuk Devleti, hele hele hiç kimseye suç işleme hak ve özgürlüğü, ayrıcalığı tanımaz, tanıyamaz. Hiçbir üstün hukuk normu bu sonucu doğuracak biçimde anlaşılamaz ve yorumlanamaz!Anayasa md. 105’te Cumhurbaşkanına tanınan hukuksal statünün “sınırsız” olduğu,
    tüm hukuksal yolları tıkadığı kabul edilemez ve bu yönde bir yorum yapılamaz.Türk hukukçularının sorunun bu yakıcı ve ivedi boyutlarını tartışması ve mutlaka bir çözüm bulması gerekiyor. Erdoğan, neredeyse mutlak düzeyde “dokunulmaz” olduğuna inanmaktadır, buna inandırılmıştır. Bunca pervasızlık ve Anayasaya meydan okuma, AYM kararlarını tanımama… eylemlerinin altında yatan da bu çarpık ve hukukun koruyamayacağı, korumaması gereken “sınırsız dokunulmazlık” (!?) varsayımıdır (hallüsinasyonudur).

    Yargıtay Onursal Başsavcısı Sn. Sabih Kanadoğlu‘nun şu saptaması (yorum değil!) önemlidir :

  • “276’yı bulan Erdoğan’ı Yüce Divan’a gönderir.”

    (Türk Hukuk Kurumu Başkanı Sabih Kanadoğlu, SÖZCÜ’den Saygı Öztürk’e açıkladı,
    05 Şubat 2015; http://ahmetsaltik.net/2015/12/11/cumhurbaskanina-hakaret-sucununun-anayasaya-aykiriligi-ve-cozum-onerileri-calistayi/)

  • Erdoğan ve AKP’si, yalnız Türkiye için değil, Ortadoğu coğrafyası için de
    ciddi, katlanılmaz ve sürdürülemez, öngörülemeyen “sui generis”
    bir güvenlik sorunu durumuna gelmiştir
    .Gerek ulusal gerekse uluslararası dinamikler ve konjonktür; bu ağır ve yersiz,
    anlamsız ve gereksiz ve de çoook riskli, üstelik dinci – şeriatçı yükü
    daha fazla taşıyamaz, taşımayacaktır.Sevgi ve saygı ile.
    22 Mart 2016, Ankara


    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com
    Yazının pdf biçimi : ULKE_VATAN_ULUSUN_HUKUKUNU_PERVASIZCA_CIGNEYEN_CUMHURBASKANI_ERDOGAN..

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“Erdoğan’dan itiraflar : “Valilere ‘Üzerlerine Gitmeyin’ Talimatı Verdik; Silahlar O Zaman Geldi”” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir