Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN : TÜRKİYE YUGOSLAVYA OLMAYACAK!

ANKARA KALESİ   

TÜRKİYE
YUGOSLAVYA OLMAYACAK!

portresi_renkli
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN 

Bir zamanlar Yugoslavya diye bir ülke vardı. Balkan yarımadasının ortasında çağdaş bir devlet düzeni kurulmuştu .Ne var ki ,bugün dünya haritasına baktığınız  zaman böyle bir devlet olmadığını görüyorsunuz . Küresel bir emperyalist düzen  oluşturmak isteyen batı emperyalizmi sayesinde , bu yirminci yüzyıl devleti  daha fazla demokrasi arayışlarına sürüklenerek  kısa bir süre içeresinde kendi kendisini yok etmiştir. Küresel emperyalizmin getirdiği  ileri demokrasi ya da tam demokrasi arayışları içerisinde daha fazla özgürlük girişimlerinin ,belirli bir noktadan sonra var olan siyasal düzenlere zarar verdiği ve özgürlük ile güvenlik arasında her ülkenin kendi koşullarında  bulunması gereken hassas dengenin yitirildiği bir aşamada, var olan devlet yapılarının çökme ,dağılma ya da parçalanma gibi olumsuz  durumlara doğru sürüklenmesi konusunda ,Yugoslavya örneği çok önemli bir  örnek olarak dünya tarihi içindeki yerini almıştır. Hiç beklenmedik bir biçimde gelişen olaylar dünya haritası üzerinde büyük rüzgarlar estirmeye başladığında, merkezi gücü zayıf olan ya da ileri demokrasi uygulamaları ile  güçsüzleştirilen federatif devlet yapılarının belirli bir noktadan sonra estirilen rüzgarlara karşı dayanamayarak dağılma aşamasına gelmesi, Balkan yarımadasının ortasında
yer alan bir büyük devlet olarak Yugoslavya’yı tarihin tozlu sayfalarına doğru kaydırmıştır.

*****
………….
………………
Devamla     :

Slav dünyasının en büyük devleti olarak Rusya, her zaman için kıtanın güney bölgesinde yer alan Slav halkları ile yakından ilgilenmiş ve kendisine en yakın olarak gördüğü Sırbıstan devleti aracılığı ile her zaman için güney Slavları ile ilişkilerini sürdürmüştür. Rus Çarlığı Müslüman Osmanlı imparatorluğu ile savaşırken  Hrıstıyan dayanışması  çerçevesinde her zaman için Avusturya ile işbirliği yapmış ve  Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sonrasında Balkanları ele geçirerek kendisine  bağlamak üzere hegemonya girişimlerini Akdeniz’e inme  doğrultusunda devam ettirmiştir. Ruslara Slav ortak kökeni nedeniyle fazlasıyla yakın olan Sırbistan, Osmanlı yönetimine karşı Balkanlarda güçlü bir isyan hareketine doğru yöneldiğinde , Balkan yarımadasının 1. Dünya Savaşı sonrasında Rusya’nın öncülüğünde bir Güney Slavları  Birliği yapılanmasına yönelmesi doğal bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Ruslar’dan destek alan Sırplar, Osmanlı yönetiminden zamanla koparken, Balkanlarda yaşamını sürdüren irili ufaklı Slav topluluklarını kendi arkalarına almaya çalışmışlardır . Fransız devrimi  sonrasında  yenilikçi düşünceler, demokratik gelişmeler ve cumhuriyet özlemleri bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, Balkan ülkelerinde de heyecan yaratarak  bu doğrultudaki yeni yönelimlerin öne çıkmasına neden olmuştur.

********

Son paragraf     :

Soğuk savaşın bitmesi üzerine kuzey yarıkürede 3 federasyon dağılırken, Yugoslavya bu şanssız ülkelerin içinde yer alıyordu. Federasyonları küreselleşmenin başlangıç döneminde kolayca dağıtmasını iyi beceren batı emperyalizmi, daha sonraki aşamada var olan devletleri dağıtma konusunda yeterli insiyatif ortaya koyarak istediği sonucu gerçekleştiremeyince, terör ve ekonomik baskı yöntemlerini kullanmaktan çekinmemiştir. Ne var ki, daha sonraki aşamada
ulus devletler parçalanmamak için direnmeye başlayınca, terörün dozu artırılarak resmen saldırı ve işgal girişimleri gündeme getirilerek sonuç alınmaya çalışılmıştır. Bütün bu çabalara rağmen, Türk devleti  ulusal reflekslerini iyi kullanarak çeyrek asırlık zaman diliminde ayakta kalarak parçalanmadan bugünlere kadar gelebilmiştir . Yılların zorlamaları ve de bu doğrultuda ortaya çıkan siyasal gelişmeler, Türkiye ile Yugoslavya’nın birbirinden çok ayrı yapıda devletler olduğunu ve her iki devletin yaşadığı siyasal olayların birbirleri açısından emsal oluşturmayacağını açıkça ortaya koymuştur . Mareşal Tito’nun güzel ülkesi Yugoslavya’yı dağıtarak paramparça eden  küresel emperyalizmin saldırıları ,daha sonraki aşamada  Atatürk’ün cumhuriyet devletine yönelik olarak da devam ettirilmiş ama çeyrek asırlık bir zorlamaya rağmen ,Türkiye Yugoslavya gibi dağılmayarak varlığını her türlü olumsuz koşul ve zorlamalara rağmen sürdürerek bugünlere kadar gelebilmiştir. Bu açıdan Balkanları alt üst eden küresel saldırı ve işgallerin Anadolu yarımadasından geri dönmek zorunda kaldığı görülmektedir . Günümüzde gelinen aşamada artık küresel emperyalizmin yeniden ele alınarak değerlendirilmesinin zamanı gelmiştir. Yugoslavya Federasyonu döneminde daha özerk bir statüde ulusal çıkarlarını gerçekleştirebilen küçük Balkan devletlerinin, yeni dönemde Avrupa Birliğine üye olarak bu kıtasal birliğin eyaletleri konumuna geçmeleriyle daha iyi bir konuma geldikleri söylenememektedir. Sosyalist sistemin çöküşü sonrasında batının önde gelen
tekelci şirketleri eski sosyalist ülkelere hızla girerek, bu ülkelerin ekonomik zenginliklerine
el koymuşlar ve bu küçük ülkelerin hızla batı emperyalizminin yeni sömürgeleri konumuna düşmekten kurtulamamışlardır. Hiçbir zaman batı Avrupa’nın zengin ve gelişmiş ülkeleri ile
eşit düzeyde olma şansına sahip olamayan doğu Avrupa ve Balkan ülkeleri,
yeni dönemde  Türkiye’nin destekleri ile mücadelelerini sürdüreceklerdir. (22 Mart 2016)

=============================

Saygıdeğer hocamız Prof. Dr. Anıl Çeçen’e bu önemli makalesi için teşekkür ederiz..

Yazı, dolu dolu 8 A4 sayfası..
Biz giriş – gelişme – sonıuç olarak birer paragraf verdik..

Makalenin tümü için lütfen tıklar mısınız ??

TURKIYE_YUGOSLAVYA_OLMAYACAK

Sevgi ve saygı ile.
22 Mart 2016, Ankara


Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir