Dünya Emekçi Kadınlar Gününde kaygılar ve düşünceler


Dünya Emekçi Kadınlar Gününde
kaygılar ve düşünceler

portresi2

 

Onur Öymen

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bütün dünyada coşkuyla kutlandı. Türkiye’de ise
hüzün ve kaygılar ön plana çıktı. Cumhuriyetle birlikte erkeklerle yasalar önünde tam eşitliğe kavuşan, Fransız kadınlarından 11 yıl önce seçme ve seçilme hakkını elde eden
Türk kadınlarının toplum içindeki yeri maalesef giderek geriye doğru gitmekte ve bu alanda dünya ülkeleri arasındaki yerimiz övünç değil, utanç verici bir görünüm kazanmaktadır.

Dünya Ekonomik Forumu‘nun 2014 yılı rakamlarına göre Türkiye, kadın – erkek eşitliğinde dünyada 125. sırada.

Bizden sonraki ülkeler arasında tek bir Batı ülkesi, hatta Orta Asya ülkesi yoktur.

Ekonomik yaşama katılmada ve ekonominin olanaklarından yararlanmada Türk kadının durumu daha da geridedir ve 132. sıradadır. Ortalama eğitim düzeyinde Türk kadını dünyada 105.,
siyasal güç sahibi olmakta 113. sıradadır.

Doğuma bağlı ölümlerde Türkiye 100.000 doğumda 260 ölüm oranıyla çağdaş ülkelerin hepsinin gerisindedir. { AS: Düzeltmek zorundayız; 2005 Anne Ölümleri Araştırmasına göre Ülkemizde Ana Ölüm Oranı yüz binde 28.5’tir, 28,5E-05. Gebeliğe bağlı ölüm oranı ise
100,000 canlı doğumda 38.3‘tür (± 2.8). Kaymak : Turkey National Maternal Mortality Study 2005 }

Bu oran, örneğin Avusturya ve Danimarka’da 3, Belçika’da 8, Bulgaristan”da 4, Macaristan’da 14’tür. Pek çok Orta Doğu ülkesinin oranları bizden daha iyidir.

Kadına karşı şiddet uygulanmasına yönelik araştırmalar Türk kadınlarının % 41,9’unun
eşinden en az bir kez şiddet gördüğünü gösteriyor. Bu alanda araştırma yapılan 86 ülke içinde kadınların bizden daha kötü durumda olduğu yalnızca 16 ülke vardır.
Onların da çoğu Afrika ülkeleridir.

Türk kadını bu durumu haketmiyor.

Atatürk,

  • “Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça,
    diğer kısmı göklere yükselebilsin?” diyordu.

Kadın – erkek eşitliğini yalnız kağıt üzerinde değil, gerçek yaşamda da sağlamak
demokrasinin en önemli koşullarından biridir ve hepimiz için bir insanlık görevidir.

Saygılar, sevgiler.
8.3.15

=================================

Dostlar,

Sayın Öymen’in yazısı kısa bir derleme ve özlü -değerli bilgiler içermekte.

Ancak Türkiye’de anne ölümleri ile ilgili verisinde anormal bir sapma var..

O nedenle zorunlu olarak metin içinde düzelttik :

AS: Düzeltmek zorundayız; 2005 Anne Ölümleri Araştırmasına göre
Ülkemizde Ana Ölüm Oranı yüz binde 28.5’tir, 28,5E-05. Gebeliğe bağlı ölüm oranı ise
100,000 canlı doğumda 38.3‘tür (± 2.8). Kaymak : Turkey National Maternal Mortality Study 2005 }

Sayın Öymen daha önceki bir yazısında da Türkiye’de kişi başına yıllık sağlık giderinin
3600 Dolar dolayında (ve de çok az!?) olduğunu yazmıştı. Onu da kaynaklar göstererek, “olanaksız” kaydıyla düzeltmiş, kendisine de bilgi vermiştik.
Gerçek rakam 600 – 700 Dolar kişi/yıl..

Burada da “olanaksız” bir rakam verilmiş.

Bu maddi hatalar Sayın Öymen’in yazılarının değerini hele kişiliğinin saygınlığını zerrece olumsuz etkilemez. Her insan gibi Sn. Öymen de zaman zaman maddi hatalar yapabilir..

Hiçbir şey yapmazsanız hata da yapmazsınız..

Teşekkürler Sayın Öymen..

Not : Bizim Uzmanlık alanımız bilindiği gibi HALK SAĞLIĞI / TOPLUM HEKİMLİĞİ..
Dolayısıyla Toplumsal Sağlık Düzeyi Göstergeleri sürekli kullandığımız – çalıştığımız – içiçie olduğumuz ve Fakültede derslerini verdiğimiz bir alan..

Sevgi ve saygı ile.
09 Mart 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir