CHP NEREYE GİDİYOR ??

Dostlar,

Sn. Altan ARISOY birikimli bir aydındır.
Atatürkçü bir yurtseverdir.
CHP’nin içine sürükendiği “hazin tablo” (batak!?) kaygı vericidir.

Uyarılarına mutlaka kulak kabartmak gerek.

Sevgi ve saygı ile.
27.8.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

================================================================

CHP NEREYE GİDİYOR ??


Altan Arısoy

İLK KURŞUN, 26.8.14

KURULUŞ

4-11 1919’da yapılan Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk örgütleri birleştirilmiş ve Kurtuluş Savaşı’nın ulusal dayanağı somutlaşmıştı.

TBMM, “Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin başarısıdır. Kurtuluş Savaşı’nın utkuyla sonuçlanması ve Cumhuriyet’in kurulması da TBMM’de çoğunluğu oluşturan“müdafa-i hukuk”grubunun eseridir.

9 Eylül 1923’te “Halk Fırkası” kurulunca“Müdafai Hukuk”grubu topluca bu partiye katıldı. Böylece resmen bir siyasi partiye dönüşmüş oldu.
1924 yılında CHP adını aldı.

Tarihimizdeki önemi nedeniyle, Sivas Kongresi CHP’nin ilk kurultayı olarak kabul edilmiştir.
Parti bugüne kadar 34 olağan ve 17 olağanüstü kurultay yaptı.
18. olağanüstü kurultay 5-6 Eylül 2014 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

KEMALİST DEVRİM YOLUNDAN SAPMA:

Sivas Kongresi’ni başlangıç olarak alırsak, aradan geçen 95 yılda kurultayların çokluğu dikkat çekicidir.

Bunun nedeni; Türkiye Cumhuriyeti çağdaşlaşmaya, dünyadaki gelişmelere ayak uydurmaya ve kalkınmaya çalışırken; tasfiye ettiği güçlerle mücadele etmesinde önüne çıkan engellerdir. Osmanlıcılık, İslamcılık, feodalite, çağın dev gelişmeleri ve dünyadaki büyük siyasal dönüşümler, yoktan var edilen ulus devletimizi kuşatmış; yeni toplumsal güçler sahneye çıkmış; emperyalist işbirlikçiliği ve Batı öykünmeciliği CHP nin sürekli olarak kendini sorgulamasına ve kaybettiği kitleleri yeniden kazanmak için çözüm aramasına yol açmıştır.

Diyebiliriz ki; CHP en ideolojisine ve yol haritasına bağlı kalamamıştır. Karşılaşılan yeni durumlara uyum sağlamak için, zaman zaman temel değerlerinden ödün verme aymazlığına düşmüştür. Böyle durumlarda kitlelere çözüm olmak yerine, kendi içinde sorunlarla uğraşmak zorunda kalmış ve iktidar hedeflerinden daha da uzaklaşmıştır.

CHP 1994 PROGRAMI

Yukarıdaki genel değerlendirmeyi somutlaştırmak için son 20 yılda yaşananlara bir göz atalım:

CHP; “tek kutuplu dünya, küreselleşme, ulus devletlerin sonu” çığlıklarının atıldığı 1990’lı yıllarda program değişikliği yaparak ‘değişim’e ayak uyduracağını sandı.

1994 yılında “YENİ HEDEFLER YENİ TÜRKİYE” sloganıyla yeni bir program kabul etti.
Bütünüyle “yeni dünya düzeni” propogandalarının etkisi altında hazırlanmıştı. Kapakta altı ok simgesi vardı. Programın bütününde ise Atatürk’ten ve Kemalizm’den eser yoktu(!) Sosyal Demokrasi her şeyin ilacıydı. Karmakarışık tutarsız vaatlerin bol keseden verildiği bir programdı. Avrupa’daki – kendileri de bunalımda olan- sosyal demokrat partilere özenilmiş ve onlara öykünmeye çalışılmıştı. Dünya ve Türkiye gerçeklerinden uzak, kendi tarihsel kökenini küçümseyen, ekonomik kaynakların dikkate alınmadığı, emperyalizmle bütünleşmiş bir anlayışın ürünüydü.

CHP bu programla 1995 ve 1999’da seçimlerine girdi. Tony Blair, Anadolu Solu, Şeyh Edebali” derken seçim barajını geçemedi.
Suçu da “bizi anlamadılar” deyip seçmene yıktı…
2002’de AKP iktidar oldu. Yol açtığı sorunlar CHP nin de kendisi sorgulamasına yol açtı.
Demokrasinin, cumhuriyetçiliğin, laikliğin, halkçılığın ulusalcılığın (Atatürk ulusçuluğu), devrimciliğin ve devletçiliğin önemini bu yıllar içinde yeniden keşfetti.
Ve itiraf edelim ki; yeniden kökenlerine dönmek istedi. AKP’ye karşı salonlarda, kürsülerde mücadele edilemeyeceğini anladı. Kitle hareketlerini destekler bir tavır aldı.
Ve aradan geçen 14 yıldan sonra partinin tüzüğü ve programı yeniden yazıldı.

CHP 2008 PROGRAMI

2008 kurultayında “ÇAĞDAŞ TÜRKİYE İÇİN DEĞİŞİM” sloganı adı altında yeni program kabul edildi.
CHP bu kurultayda çağdaş değerleri ortaya koyarken, tarihsel kökenini hatırlıyor ve değer veriyordu.
Bu program, -bazı eksiklerine karşın- cumhuriyet değerlerimizle çağdaş değerlerin bir sentezi gibidir.
‘Kürt sorunu’ konusunda özel bir bölüm yoktur. Yerel yönetimler ve terör konularında ortaya konan yol haritası; bütün yurttaşların, ulusal bütünlük içinde her haktan eşit yararlanması temeline dayanır.
Aynı yıl yapılan TÜZÜK kurultayında da CUMHURİYET değerleri belirgindir.
Öte yandan, tüzüğe yerleştirilen birkaç yeni kuralla parti içi demokrasiden iyice uzaklaşıldığı görülmektedir. Siyasal partiler ve seçim yasasındaki demokratik olmayan kurallardan yakınırken, “TEK ADAM” anlayışı iyice pekiştirilmiştir.
Parti; demokratik kuralların işlediği, katılımcı, şeffaf, ehliyetin, emeğin, başarının ödüllendirildiği; Türkiye’ye umut veren bir örgüt olamadı. Kitlelerde bir çekim gücü oluşturamadı.
Baykal’ın örgüt ve liderlik anlayışı bunlara uygun değildi.
Oysa bu dönemde uygun koşullar ortaya çıkmıştı. “Cumhuriyet mitingleri” ile iktidar sallanıyordu.

İKİ PARAGRAF 

CHP’nin 2008 programı bugün de yürürlüktedir.
Genel başkan dahil, bütün CHP liler bu programa bağlı olmak zorundadır. AKP iktidarı Türkiye cumhuriyetini adım adım dönüştürüp bir ortaçağ ülkesi hailin getiriyor.
CHP’nin görevi başta cumhuriyet ilkeleri olmak üzere, programına sıkıca sarılmak ve savunmak zorundadır.
Türkiye için en yakıcı tehlike, laikliğin ortadan kaldırılması ve Kürt sorunudur.

Programda laiklik ve din konusunda şu esas vurgulanmaktadır:
“CHP din unsurunun baskı aracı olmasının da, din duygusunun ve dinsel inançların baskı altına alınmasının da, ibadet yerlerine siyasetin girmesinin de kesinlikle engellenmesini öngörür.

CHP dinsel ögelerin siyasal simge olarak kullanılmasını demokrasi anlayışı ile
bağdaşmayan ve anayasamızın değiştirilemez hükümleriyle çelişen bir davranış olarak görür. CHP laikliğe yönelik her türlü tehdide karşı durur.”

Yerel yönetimler konusu uzunca. Ama şu satırlar bağlayıcı:
“Yerel yönetim reformuyla getirilecek yönetim anlayışı laik cumhuriyetin, ülke bütünlüğünün, çoğulcu demokrasinin, örgütlü toplumun, fırsat eşitliğinin ve bireyin gelişmesinin, insan haklarının güvence altına alınmasını sağlayacaktır… ”CHP yerel yönetimleri yerel iktidar odakları değil, yerel demokrasi odakları olarak görür.” “…terörle mücadele Türkiye’nin öncelikli hedefidir”

CHP TÜZÜK VE PROGRAMINA AYKIRILIKLAR

CHP; geleneksel çizgisinden, ilkelerinden sapmalar yaşayan, bazen dış ülkelerdeki partilere öykünen, bazen sağa, bazen sola açılan, kendine güvenmeyen bir parti izlenimi vermektedir.

Oysa CHP nin yolu açık ve net olarak bellidir. Sol döneklerden, sağcı tacirlerden,
FG örgütünden, AB ülkelerinden ve ABD’den akıl alması, bu etkilerle şu ya da bu yana sallanması, toplumun CHP’ye güven duymasını engellemektedir.
CHP, sadece kendisi olmalı ve siyasetini Türkiye’nin emekçi kesimlerine dayandırarak etkin eylemlerle sürdürmelidir.
2008 parti programı iyi bir yol haritasıdır.

YENİDEN YAPILANMA

Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yenilgiden sonra – parti içi muhalefetin bastırması üzerine- yapılmasına karar verilen olağanüstü kurultayda CHP yeniden yapılanacakmış!..
Genel başkan ve yönetim organları seçilecek, birkaç tüzük maddesi değiştirilecekmiş!.. Disiplin getirilecek ve herkes dilediği gibi konuşamayacakmış.
İyi de; CHP’de tutarlılık, kararlılık, düşünce, ideoloji ve eylem birliği nasıl sağlanacaktır?
Bu kadar değişik tipte, değişik düşüncede ve kimi de Atatürk cumhuriyetine karşı görüş sahibi olanlarla nereye varılabilir?
Hem de bütün dünyada bir onur kavramı olarak tanınan “ulusalcılık” bu kadar kötülenerek?…
Sanki bir suçmuş gibi “ulusalcı” denilen partililer tasfiye edilerek?…
Bu kişilerin, Atatürk’ü, cumhuriyet ilkelerini, bağımsızlığı, laikliği savunmalarından kimler rahatsız oluyor?
Gericiler, AKP iktidarı, emperyalizm ve işbirlikçileri ulusalcılara düşman olduğuna göre, yoksa parti egemenleri o güçlere mi hizmet ediyor?…

AĞZI OLAN CHP İLKELERİNİ ÇİĞNİYOR

CHP genel başkanın, genel başkan yardımcılarının ve kimi milletvekillerinin bazı görüşlerini anımsayalım. Bu söylemlerin CHP düşmanlığından başka bir anlamı var mıdır, birlikte düşünelim:
Kılıçdaroğlu;
“Söz veriyorum türbanı da biz özgür kılacağız.” (CHP programı ne diyordu? )
“Cemaatlere saygılıyım, yeter ki siyasallaşmasınlar”(?) 
(siyasal olmayan bir tarikat-cemaat var mıdır?)
“Laiklik tehlikede değil! Yargının içinde cemaat yok” (!..) (ya bir de olsaydı?.. )

Dersim kalkışmasında kullanılan sertlik devlet adına özür dilenmesi konusunda;“dört parti anlaştıktan sonra başımın üstünde yeri var. Dramı yaşayan, kayıplar veren birisiyim. Benden gelip özür dilenirse memnun olurum.”
Hüseyin Aygün; “ben CHP li değilim. Türkler, Egede Rumlara Etnik Temizlik Yaptı ”
Sezgin Tanrıkulu, CİA belgelerinde TR 705 kodlu ajan. Genel başkan yardımcısı. Ergenekon davasında müdahil. Ergenekon ve Balyoz kumpasları ortaya döküldüğü halde, “baştan beri bir darbe olduğunu düşünüyorum.” diyor.
Bülent Kuşoğlu; “Tekkeler zaviyeler açılmalıdır.” 
Rıza Türmen, Atilla Kart “Türk Milleti demesek olmaz mı?”
Sena Kaleli; “ben Atatürk ilkelerinin bekçisi miyim?”
Binnaz Toprak; “CHP, milliyetçi ve ulusalcı olmamalıdır. Ben 4+4+4 dü destekliyorum.”
Paraşütle milletvekili atanan Faik Tunay: “Atatürkçülük ve laiklik dar söyleminden kurtulan bir CHP”… Türkiye’de irtica tehdidi görmüyorum”. “Bunlar bizleri korkutmak için çıkarılmış paranoyalar”…

CHP milletvekillerinden ve yöneticilerinden birçoğu FG’ye ve onun yayın organlarına yaranmak için övgüler düzüyor… CHP FG örgütü ile kol kola giriyor.

Genel başkan yardımcısı Erdoğan Toprak; “Tüm ulusalcıları, milliyetçileri partiden temizleyeceğiz.”(!)
CHP dört yıldır içindeki ulusalcıları temizlemeye çalışıyor.
Ulusalcılık (Atatürk ulusçuluğu, yurtseverlik) o kadar kötü bir şey ki ; (!) genel başkanlığa aday olan Muharrem İNCE “ben ulusalcı değilim” diyor. Ulusalcı diyenlere çok kızıyor(!)
“Evet, ben milliciyim” (ulusalcıyım) diyemiyor !.. (?)

Oysa; uygar dünyada ulusalcı olmayan bir siyasal parti ve iktidar yoktur. Dahası Lenin, Mao, Stalin gibi komünist önderler de ulusalcıdır.
“Ulusalcılık Türkiye’den ve yeryüzünden temizlenmelidir” diye karalayan liboşlar ve iktidar hizmetçileri, ulusalcıları bile bu kavramı kullanmaktan korkar hale getirmişler(!)
CHP Kemalist ilkelere düşman bir parti haline geldi.

“BANA GÜVENİYOR MUSUNUZ” KURULTAYI

5-6 Eylül 2014 olağanüstü kurultayında dananın kuyruğu kopacak…
Olağanüstü kurultay kararı alınmasının nedeni güven tazelemek. “bana güveniyor musunuz” diye oylama yaptırılacak ve güven tazelenerek yola devam edilecek.
Kılıçdaroğlu, her yıl değiştirdiği yönetim kadrosunu, bir kez daha değiştirecek.
Bir de, zaten ters düştüğü Kemalist ilkeleri yeniden yorumlayacak(!) Programa alındı.
80 yıldır siyasal- bilimsel çevrelerde yorumlanmış olan cumhuriyet ilkelerinin içi iyice boşaltılacak. Anlamsız sözcükler haline gelecek.

Şimdi sormak zamanıdır:

Türkiye’nin ana muhalefet partisi bir oyuncak mıdır?

Böyle bir gidişle, Kılıçdaroğlu başkanlığında ve CHP içinde CHP düşmanlarını görevlendirerek iktidar olacağına inanıyor musunuz?
Parti program ve ideolojisine en sadık, en yurtsever insanları tasfiye ederek?…
Kendi partisinin ideolojisine, temel değerlerine karşı gelerek?…
Koltuğun rahatlığına alışıp “tek adam” olmaya heveslenerek iktidar olunabilir mi?…


  • CHP, bile bile, göz göre göre parçalanıyor, baş aşağı düşüyor…
    İntihar ediyor…
  • Üstelik, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyen kimilerini kendi içinde besleyerek…Kimi iç-dış güçlere hizmet ederek… Türkiye’yi de sürükleyerek…

Yanılmayı öyle çok istiyorum ki !..

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“CHP NEREYE GİDİYOR ??” üzerine 2 yorum

  1. Sayın Ahmet Saltık,

    Kavram kargaşalığı ile düşünce bütünlüğüne ulaşılamaz.
    Aydınlarımızın “AKADEMİ” çalışmaları ile fikri konfüzyondan kurtulmasını zorunlu görüyorum.
    Senelerdir “Ulusal Önder” ve “Türk Genel Devrimi” kavramlarını kullanıyorum.
    “Ulusal Önder”de, Mustafa Bey, Mustafa Kemal, Gazi Mustafa Kemal, Başkumandan Mustafa Kemal, Atatürk, Gazi Atatürk, Başkumandan Atatürk, Milli Lider Atatürk, Gazi Mustafa Kemal Atatürk” mündemiçtir.

    “Türk Genel Devrimi”nde “Ataürkçü Devrim, Atatürk Devrimi, Kemalist Devrim, Cumhuriyet Devrimi, Türk Devrimi,
    Milli Demokratik Devrim, Demokratik devrim, Milli devrim, Aydınlanma devrimi” mündemiçtir.
    Bu nedenle yazılarımızda “Ulusal Önder” ve “Türk Genel Devrimi” kavramlarını öne çıkarmalıyız düşüncesindeyim.

    Selamlar. 23.09.2015.

    Atila Sarp

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir