Barış (!) Süreci Dörtnala…

Dostlar,

ADD Çanakkale Şubesi Başkanı Sayın Yrd. Doç. Dr. Necmi AKYALÇIN‘dan,
çok net anlatımlar ve sorular eşliğinde çarpıcı saptamalar içeren bir değerlendirme aldık.
Düşüne düşüne okunmalı ve de yetkililerden yanıtları istenmeli, yetkilierin uygun adım atmaları kamuoyu baskısı ile gündemde tutulmalı.

Bu gelişmeler öyle yenilir yutulur türden değildir.

  • Türkiye, AKP – BDP eliyle dış güçler güdümünde ve muhalefetin aymazlığıyla BÖLÜNMEYE SÜRÜKLENMEKTEDİR!

Bu durum, Yüce Atatürk‘ün ünlü deyimiyle “behemehal” önlenmeklidir, önlenecektir.

Apaçık altını çizelim :

  • Gezi eylemleri ve ülkeye yayılan halk isyanı,
    gerçekte halkın bu vahim tehlikeyi görmüş olmasına dayalıdır

Sevgi ve saygı ile.
3.7.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

========================================

Barış (!) Süreci Dörtnala…

Yrd. Doç. Dr. Necmi AKYALÇIN
ADD Çanakkale Başkanı

Ülkemizde bağımsızlığımızın simgesi şanlı Türk bayrağının kışkırtıcı unsur olarak gösterilmeye çalışıldığı, bölücülerin bayrağımızı hedef aldığı bir dönemde sayın başbakan R.T. Erdoğan çoğunluğu bindirilmiş kıtalar olan miting alanındaki insanlara evlerinize Türk bayrağı asınız diyor. Bunda şaşılacak bir durum yok; ancak önemli olan samimiyettir. Bu sözlerin söylenmesinden 24 saat sonra Şırnak Cizre’de

Terörist başı Ermeni Artin Agopyan’ın (Abdullah Öcalan) fotoğrafı

ve ülkemizde 60-70 bin kişinin yaşamına kastetmiş terör örgütü PKK’nin paçavraları açılıyor. Yüzleri maskeli teröristler yemin edip sözüm ona oluşturulmuş (Terör Örgütüne bağlı, Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) asayiş birimleri) asayiş yapılanmasının diplomalarını alıyorlar. Aynı teröristler bir ellerinde silah diğer ellerinde diploma hemen mahallelerin caddelerine iniyor ve telsiz de kullanarak yol/kimlik kontrolü yapıyorlar. Terör örgütünün haber merkezi Fırat Haber Ajansına göre Türkiye Cumhuriyeti Polisi olaylara müdahale etmek istiyor; ama sonradan çekiliyor ve caddelerdeki kimlik kontrolleri gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Bu sözde törende süreç ve barış sözcüklerinin sıkça kullanılması dikkat çekicidir. Bir terörist (yüzü kapalı) şöyle bir metin okuyor:

  • “Diyarbakır’da Nevruz kutlamalarında ilan edilen demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesiyle birlikte yılların özgürlük mücadelesi yeni bir sürece girdi. Kürt ve Kürdistan’ın varlığının kabul edilmeye başlandığı bu süreçle birlikte temel mücadele alanının yeni özgür yaşamı inşa etme olacağı kesindir. Bunun ilk ve temel ayağı şüphesiz öz savunmadır. YDG-H olarak öz savunma endeksli asayiş güçlerini oluşturmayı tarihsel bir sorumluluk olarak üstleniyoruz.”
Şimdi herkesin kendi kendisine sorması gerekir: Barış süreci dedikleri ve bunu
analar ağlamasın, barış olsun, süreç işlesin, yoksa siz barışa karşı mısınız?
Türünden söylemlerle süsleyerek sürdüren akil insanlar kapalı kapılar ardında ve halktan kaçarak neye hizmet etmişlerdir/etmektedirler. Hükümet sözcüsü Bülent Arınç bu sabah yaptığı açıklamalarla sürecin kesintisiz devam edeceğini üstüne basa basa dile getirmiştir. Yani biz ülkenin bölünme sürecine katkı sunacağız, Cizre’de yaşanılanlar bizi rahatsız etmiyor mu demek istemiştir acaba sayın Arınç?
Sayın başbakan R.T. Erdoğan bir yandan siz Atatürk ile terörist başının resimlerini
yan yana getirdiniz diyerek insanları suçlamakta diğer yandan da terörist başının resimleriyle ve paçavralarla Türkiye Cumhuriyeti Devletine meydan okuyanlara karşı sessiz kalmaktadır. Şunu herkes çok iyi bilmelidir ki, Taksim’e elinde terörist başının resimleriyle, yine terörist başının meydanları ulusalcılara bırakmayın talimatıyla gelen bölücüler halktan tepki görünce alanı terk etmek ve oradan uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Sayın başbakan bu işe sessiz kalmayarak, terörist başının resmini taşıyanları alandan kovan halka; Atatürk resimleriyle terörist başının resimlerini yan yana taşıyorlar diyerek olayı çarpıtmaktadır. Halk böyle bir işe asla sessiz kalmaz kalamaz kalmadı da… Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının Şırnak Cizre’de gerçekleştirilen ve terör örgütünün devlete kafa tutmaktan öte, bağımsız Kürt devletinin yaşama geçirilmesi anlamına gelen olaylar karşısında Taksim’de terörist başı pankartlı bölücülere halkın gösterdiği duyarlığı gösterip göstermeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Aynı şekilde ülkemizin birlik ve bütünlüğünü koruyacağı üzerine namus ve şeref yemini etmiş milletvekillerinin, Genel Kurmay Başkanı’nın, Cumhurbaşkanı’nın bu konuda takınacakları tutumları da büyük bir dikkatle izleyeceğiz. Taksim’de savunmasız kadınlara su ve biber gazı sıkan güç, böylesi çok ama çok ciddi bir konu veya kepazelik karşısında ne yapacak göreceğiz. Yoksa yine biz barış istiyoruz, biz barışa karşı değiliz, analar ağlamasın, süreci engelleyemeyiz palavralarının arkasına mı sığınılacak; gelecek günler bize bunu açık bir biçimde gösterecek. Ancak artık mızrak çuvala sığmıyor;
halk artık (başbakanın gö..nün kılıyım diyen meczuplar değil) ülkemizin ne denli ağır koşullar yaşadığını, bölünmenin eşiğinde olduğumuzu görüyor ve anlıyor. Zaten bölgede etkisizleştirilmiş veya tamamen o bölgeden çekilmiş olan askerlerimiz kastedilerek
bakın artık şehit cenazeleri gelmiyor, barış süreci başarıyla işliyor demeçleri de
artık halk tarafından inandırıcı bulunmuyor. Ha söylemeden geçemeyeceğim, adına muhalefet denen partilere de artık inanmıyor söz konusu halk.
Bahçeli de Kılıçdaroğlu da babalarının çiftlikleri sandıkları partilerini ne duruma getirdiler görmeliler; görmüyorlarsa anımsatması bizden; kendilerine artık birçok insan güvenmiyor, yaptırdıkları kamuoyu yoklamalarındaki oylarının yükseldiği haberlerine de bu halk artık ağzını bırakıp başka yeriyle gülüyor. Bu muhalefetin de Cizre ile ilgili
ne söyleyeceklerini, daha doğrusu gerçek anlamda ne yapacaklarını göreceğiz.
Yine Salı günü masallarına devam mı edilecek izleyeceğiz ….

  • Yoksa siz barışa karşı mısınız?
  • Yoksa siz sürece karşı mısınız?

Palavraları artık hiçbir önem ve anlam içermiyor.
Eğer ülkemizi bölüp parçalamaya hizmet edecekse, Cizre’deki rezaletlerin ve benzerlerinin önünü açacaksa, böyle barış da böyle süreç de olmaz olsun…..

Esenlikler dilerim..

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir