ANAYURT Gazetesine demecimiz : SON FIRSAT DA HEBA EDİLECEK

Dostlar,

Bu gün, 30 Nisan 2021, ANAYURT Gazetesinde yayınlanan demecimizi paylaşmak istiyoruz.
Gazeteye ve emekçilerine, muhabir Sn. Uğur Duyan’a teşekkür ederiz.
Metin ise görsellerin (jpg’lerin) altında..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***

Son fırsat da heba edilecek

Prof. Dr. Ahmet Saltık, 17 gün sürecek olan sözde tam kapanmanın aslında bir yarı kapanma olduğunu ve bilimsel gereklikler gözetilmeden alınan bir karar olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin önündeki son fırsatın heba edileceğini ve Türkiye bu kapanmadan beklediğini bulamayacağını söyledi.

Uğur DUYAN
https://anayurtgazetesi.com/haber/Prof-Dr-Saltik-Son-firsat-da-heba-edilecek/730262

ANKARA (Anayurt) – Türkiye’nin önde gelen Halk Sağlığı uzmanların Prof. Dr. Ahmet Saltık, 29 Nisan Perşembe günü saat 19.00’da başlayıp 17 Mayıs saat 05.00’da sona erecek olan 17 gün 10 saatlik ‘tam kapanma‘ya bilimsel açıdan tam kapanma denilemeyeceğini ifade ederek, “Tam kapanma ile ifade edilen 28 gün yani 4 haftalık bir süre ile toplumsal iletişimin %95 azaltılmasıdır ” diye konuştu.

Prof. Saltık, İçişleri Bakanlığı genelgesinde kısıtlama dışı tutulan meslek kollarının sayısının 43’e ulaştığını ve bu denli çok kesimin sokağa çıkma kısıtının dışında tutularak, halk sağlığının tehlikeye atıldığını söyledi. “Tam kapanma” denen süreçte uygulanacak kısıtlamalar ile olgu sayılarının beklenen düzeye çekilemeyeceğine dikkat çeken Saltık, 17 gün sürecek “tam kapanma”da ev içi bulaşın da tümüyle önünün alınamayacağını söyledi.

Tam kapanma için gereken bilimsel sürenin 28 gün olduğunu ifade eden Saltık, “AKP iktidarı, turizm mevsimini kaçırmamak için Epidemiyolojik gerekliliklerden uzaklaşarak, bilimsel dayanakları olmayan bir “alaturka kapanma” kararı aldı. Türkiye’nin önündeki son fırsatı da turizm ve ödemeler dengesini kurtarmak için heba edecekler, çok yazık” diye konuştu.

“TAM KAPANMA 28 GÜNDÜR”

Türkiye’nin bir tür “yarı kapanma”ya geçtiğini belirten Dr. Saltık şunları kaydetti:

“Türkiye’de salgının ilk günlerinden bu yana sıkça tartışılan tam kapanma, sonunda, çooook geç de olsa bir ölçüde uygulanacak ancak uygulanan kapanma asla bir tam kapanma değildir. Türkiye bir tür “yarı kapanma”ya geçmektedir. Hatta “AKP usulü bir kapanma”ya geçmektedir. Tam kapanma ile murat edilen, 28 gün yani 4 haftalık bir süre ile toplumsal hareketliliğin %95’e varan oranda  azaltılmasıdır. AKP iktidarının uygulayacağı kapanmada ise, İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı genelgeye göre 43 kalem meslek kolu kısıtlamalardan bağışık (muaf) tutulmuştur. Bu birinci yanlış.

İkinci yanlış; kapanma süresi Epidemiyolojide takvim günlerine, bayrama, seyrana göre ayarlanamaz. Salgın sizin koyduğunuz takvime kendini uydurmaz, tersine sizin, salgının dinamiğine takviminizi uydurmanız gerekir. Yani 4 haftadır en az kapanma süresi bu koşullarda. Neden 4 haftadır? Bulaş süresi ortalama 14 gündür. Tam kapanmada ev içi bulaş üzerinden bakacak olursak, aynı evde bir kişiye virüs bulaştı diyelim. Bu kişi 14 gün bulaştırıcıdır. 14 günün sonunda hafif seyirli bir hasta ise evinde iyileşecek. Aynı evde bir başka kişiye diyelim 14. günde virüs bulaşır ise, onun da yine bir 14 gün bulaştırıcılığı söz konusu. Yani virüsün bulaştığı ilk kişinin karantina süresinin dolmasına 1 gün kala, aynı evden, aynı aileden bir başkası hastalanırsa, onun da karantina süresi 14 gün. 14 gün + 14 gün = 28 gün. Bu bilimsel bir gereklilik.”

17 günlük kısıtlamanın bu bakımdan ciddi bir sakıncasının olduğunu kaydeden Dr. Saltık,

  • Türkiye’de, resmi verilerle havuzda en az yarım milyonu aşkın aktif vaka, yani tedavisi halen süren PCR (+) hasta olduğuna dikkat çekerek,

“İdeal koşullarda her gün 20 bin insanımızın iyileştiğini düşünürsek, yarım milyonluk olgu havuzu 28 günde ucu ucuna boşalacaktır. Bu olanaklıdır. Bakanlığın verileri üzerinden baktığımızda, her gün iyileşen hasta sayısı 50 bin dolayında olup, şişirilmiş de olsa bu olanaklıdır.” dedi.

“TÜRKİYE BU KAPANMADAN BEKLEDİĞİNİ BULAMAYACAKTIR”

İktidarın yaklaşan turizm mevsimini geçen yıl olduğu gibi bir kez daha tehlikeye atamayacağını ve turizmcilerden gelen yoğun baskıya direnemediği için, salgın verileri üzerinde oynama yapmaktansa, zorunlu kalarak “kendince tam kapanma” seçeneği benimsediğini söyleyen Saltık, “İdeal koşullarda hasta havuzu ancak en az 4 haftada boşaltılabilir dedik, yani hasta havuzuna hiç ya da çok az yeni olgunun her gün eklenmesi durumunda bu olur. Bunu nasıl sağlayacaksınız? 28 gün süreyle toplumsal – sosyal ilişkileri – hareketliliği %95’lere varacak oranda azaltırsanız olanaklı ancak! Yüzde 100 kapanma zaten olanaklı değil. Mutant varyantların yüksek bulaştırıcılığının önünü kesmek için ve için %95 oranına ulaşmamız ve bu sürede yaygın aşılamayı sağlamak gerekiyor. Siz bu orandan % 10 ödün verirseniz, kapanma süresini de en az % 10 uzatmanız gerekir. Siz 43 kalem meslek kolunu kısıtlamanın dışında tutarsanız. Türkiye bu kapanmadan beklediğini bulamayacaktır.”

YARI KAPANMA

Türkiye’de uygulanan kapanma ile nüfusun neredeyse yarısının sokağa çıkma – çalışma kısıtlamasından bağışık (muaf) tutulduğunu aktaran Saltık, gizli kalan olguların (vakaların) saptanması için aktif sürveyans (iz sürme) sürecinin Türkiye’de çok yetersiz uygulandığını bu nedenle de olgu / vaka / hasta havuzunun yüksek düzeylerde hep var olduğunu söyledi.

Aşılamada yeterli hıza ulaşılamadığını, ciddi aşı kıtlığının sürdüğünü ve 90 milyon nüfusun yalnız %10’nun 2 doz aşı olabildiğini vurgulayan Saltık,

  • “Öte yandan, bu sözde tam kapanma sürecinin en büyük eksiği yoksullara – işsizlere, küçük esnafa sosyal desteklerin son derece yetersiz verilmesidir. Salgınla başetmenin toplumsal seferberlik gerektirdiğini, devlet – ulus el ele olma zorunluğu bulunduğunu, bunun da ancak topluma devlet şefkati ile yaklaşarak onun katılımını sağlamaktan geçtiğinin altını çizdi.
  • “Yani halkı kazanmadan, halk karşın, halka karşı bir sözde tam kapanma süreci mi işletilmek istenmektedir? Bu akıl tutulmasıdır.” dedi.

TAKVİM DEĞİL HEDEF

Türkiye’de günlük yeni tanı alan vaka sayısının yüz binde 10’un altına yani günde 900 yeni vaka sayısına düşürülmeden tam kapanmadan sonuç alınmayacağını ifade eden Saltık, salgın yönetiminin önünde net Epidemiyoojik hedefler olması gerektiğini belirterek;

“Virüs bulaştırma katsayısını ifade eden ‘R0‘ değeri en az 3-4 hafta 1’in altında kalmalı, yani bir kişi bulaşı aldığında 14 günlük bulaştırıcılık (karantina) süresince 1’den çok kişiye virüs bulaştırmamalı, bunu sağlamalısınız.

Bu 2 ölçüte ek, günlük ölümler 10’un altına inecek.

Ayrıca varyant virüsleri zamanında yakalamak için yeterli dizin analizi (sekans..) yapılmalı. Türkiye’de hangi tür varyanttan ne düzeyde yakalandı? Yeni varyant türler yaygınlaşırsa hasta havuzuna hızla yeni hastalar eklenir. Hastalığı geçiren kişi başka bir varyantla yeniden hastalanabilir, havuzu boşaltamazsınız.

PCR testlerini devingen (dinamik) biçimde dizin (sekans) analizleri yaparak güncellemezseniz yeni varyantları belirleyemezseniz. Test yapar ama giderek artan oranda yalancı negatif bulursunuz.

PCR testini varyantlara göre hızla güncellemeniz ve yaygın aşılama yapmanız gerekir.

Ancak bu saydıklarımız sağlandığı zaman salgınla savaşımda (mücadelede) kesin sonuçlar alınbilir.” diye konuştu.

17 günlük sınırlı zaman dilimi için sözde tam kapanma takviminin yerine, salgın yönetiminin önüne Epidemiyolojik somut hedefler koyması gerektiğini söyleyen Saltık,

  • Yaygın aşılamanın yanı sıra evlerde kapsamlı aktif sürveyans yapılmalıdır.
  • Gereksinimli halk kesimlerine mutlaka Devletin Sosyal desteği sağlanmalıdır.
  • Kısıtlama dışında tutulan kesimleri elden geldiğince kısacaksınız ve takvim vermeyecek, hedef vereceksiniz.” uyarılarında bulundu..

Sevgi ve saygı ile. 29 Nisan 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik 

ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ !!


ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ !!

“Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için
lazım gelen şey, 
kendisi için değil, kendisinden sonra
gelecekler için çalışmasıdır.”
Mustafa Kemal ATATÜRK

 Çevreci karga…

İnsanın yapamadığını, İzmir Kültür Park’ta yaşayan karga yaptı! 
(17.6.2015-DHA)

 *****

portresi

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
İstanbul Üniv. Cerrahpaşa Tıp Fak.

Değerli arkadaşlar,

Güzel ülkemizde ve dünyamızda; küresel sermaye ve AB-D emperyalizminin çıkarları yüzünden oluşan çevre kirlilikleri nedeniyle sağlıklı ve mutlu yaşamımız giderek tehlikeye düşmektedir. Bizden sonraki kuşaklara da daha riskli ve kirli bir dünya bırakmamız söz konusu. Pek çok gelişmiş ülkede toplum, yaşanan çevre felaketlerine karşı hem siyasal hem de sivil toplumsal örgütleri ile gereken tepkilerini çok güzel ortaya koymaktadır. Ne yazık ki güzel ülkemizde siyasal yaşam kısırlaştı ve yalnızca dinsel siyasete veya etnik kimliğe dayalı duruma geldi. Çağdaş demokrasilerde olduğu gibi ülkemizde yaşanan çevre kirliliğine ve halk sağlığına karşı duyarlı bir siyaset ve siyasal güç söz konusu değil.

Oysa dünyamızda ve güzel ülkemizde her yıl yinelenen ve yıllardır süren çevre sorunlarımızı dile getirmemiz ve hep birlikte çözümler aramamız gerekir. Örneğin :

  • ÇEVRE ALARMI SANAYİYİ DURDURDU. Şili’nin başkenti Santiago’da yaşanan olağanüstü hava koşulları gerekçesiyle çevresel acil durum ilan edildi. 900 fabrikada üretim 24 saat süreyle askıya alındı. (23.5.2015-Milliyet).
  • KALİFORNİYA CAYIR CAYIR. ABD’nin Kaliforniya eyaleti cehenneme döndü. Denetim altına alınamayan 21 yangın, toplam 542.280 m2’lik alana yayılmış durumda. Şu ana dek ancak %12’si denetim altına alınabilmiş (5.8.2015-Cumhuriyet). Umarım, en kısa sürede gereken hazırlıklar yapılır ve güzel ülkemizde de bu felaketi yaşamayız.
  • HORTUM-YILDIRIM-SEL. Garip bir yaz mevsimi yaşıyoruz. İzmir’de 2 hortum, Bodrum Kadıfekale plajı açığına düşen yıldırım ve Bartın’da 1 saatte m2 ye düşen 27 kg yağış ile pek çok ev ve işyeri su altında kaldı (20.6.2015-Sözcü).
  • PAKİSTAN’da AŞIRI SICAKLARDAN ÖLENLERİN SAYISI 700’e ÇIKTI. Pakistan’da 45o yi bulan hava sıcaklıkları nedeniyle can yitimi 700’e ulaştı. Ülkede acil durum ilan edilirken, sıcaktan etkilenenler için acil yardım merkezlerinin açılacağı belirtildi (24.6.2015-Milliyet).
  • AŞIRI SICAKLARIN SUÇLUSU DEV GÖKDELENLER. Giderek gökdelen adasına dönen İstanbul’da bunaltıcı sıcakların suçlusu bulundu. Gökdelenlerin rüzgarı engellediğini belirten uzmanlar, dev binaların cam kaplamalarının da Güneş ışıklarını yansıtarak ısıyı daha fazla artırdığına dikkat çekiyor (10.7.2015-Milliyet).
  • KURBAĞALIDERE’de KOKU DAYANILMAZ, 50 MİLYONLUK FOKURTU !
    Yıllardır ıslah edilmeyen Kurbağalıdere’den sıcakların etkisiyle daha keskin bir koku ve renkli kabarcıklar çıkıyor. 3 yıl önce 50 milyona ihale edilen ıslah projesi bekliyor. Bakteri yuvası dere için Kadıköy halkı sokaklara dökülüyor (30.7.2015-Milliyet).
  • ISTRANCA ORMANLARINA HANÇER. Kırklareli, Demirköy İlçesi ve Balaban köyleri arasındaki Istıranca ormanlarında kalan 2.831 hektarlık alanda, 91 adet bakır arama sondajı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığından izin çıktı (2.7.2015-Cumhuriyet).
  • KATLİAMA KARŞI NÖBET. Artvin Cerattepe dünyanın 100 doğal ormanından birine sahip. Burada maden çıkarılmasına Yargıtay izin vermedi. Ama Doğa harikası yaylaya teleferik kurmak için şirkete onay çıkınca, Artvinliler ayağa kalktı, yolu kapatıp iş makinelerini durdurdu (30.06.2015-Sözcü).
  • TOPRAĞIMIZI YİTİRİYORUZ. Türkiye son 10 yılda tarım alanlarından %10’unu yitirdi. Buna göre 650.000 hektara yakın arazi imara, turizme ve sanayileşmeye kurban gitti (5.7.2015-Sözcü).
  • YEŞİL YOL KARADENİZ’i İKİYE BÖLDÜ. Samsun’dan Artvin’e kadar 8 ildeki 40 yaylayı karayoluyla birbirine bağlayacak Yeşil Yol Projesi tartışmaları bitmiyor. Çevreciler projenin ekosistemi yok edecek çevre felaketi olduğunu söylüyor. Projeye destek çıkanlar ise “Turizmi baltalamaya kimsenin hakkı yok.” diyor (15.7.2015-Milliyet).
  • ARAP TURİST GÖZÜNÜ KARADENİZ YAYLALARINA DİKTİ. Ordu’ya 50 milyon $ yatıran Araplar, yaylalara göz dikti. Çambaşı ve Aybastı Perşembe yaylasına tatil köyü yapmak istiyorlar. Geçen yıl kenti 15.000 Arap turistin ziyaret ettiği, 8.000’nin kentte konakladığı belirlendi (1.7.2015-Cumhuriyet).
  • TRAFİKTE BÜYÜK TEHLİKE: DİKKAT! ‘YANICI’ ARAÇLAR YOLLARDA.
    Fırsatçılar, otel ve restoranlardan topladıkları yemek yağlarını “beyaz ruh” ile karıştırıp yakıt üretti. Çok çabuk yangına neden olan yakıtın, Esenler otogarından otobüs ve minibüslere dağıtıldığı ortaya çıktı. (9.7.2015-Milliyet).
  • KÖPEK ETİ FESTİVALİ, İSYANA KARŞIN BAŞLADI. Çin’de 10.000 köpeğin etleri için katledileceği festival, dünyadan gelen tepki seline kulak tıkayarak başladı. Çinli bir kadın, son anda parasını ödediği 100 köpeği kurtarmayı başardı (23.6.2015-Milliyet).
  • GELENEKSEL KATLİAM. Faroe adalarında “geleneksel” olarak düzenlenen avda 250 balina bir gün içinde katledildi (26.7.2015-Milliyet).
  • KATİL DİŞÇİ. Zimbabwe’nin en ünlü simalarından biri haline gelen ve insanlara gösterdiği yakınlıkla tanınan Cecil isimli aslanı, ABD’li dişçi Walter Palme, okla vurarak avlamış (29.7.2015-Milliyet).
  • BİRİ BU KADINI DURDURSUN. Güney Afrika’da avlanan aslan Cecil’in öldürülmesi uluslar arası kamuoyunun tepkisini çekerken, ABD’nin Idaho eyaletinden Sabrina Cogatelli de vurduğu zürafa ile anı fotoğrafı çektirdi (3.8.2015-Cumhuriyet).

*****

Değerli arkadaşlar,

Yukarıda sıralamaya çalıştığım, dünyada ve ülkemizdeki çevre felaketlerine karşı halkımızın, sizlerin, STK’ların, tüm yöneticilerimiz ve danışmanlarının umarım dikkatini çekebilirim ve de gereken önlemleri de zamanında ve hep birlikte alırız. Özellikle çevre kirliliği için alınması gereken önlemler ne denli gecikirse, olası çözümlerin de o denli zorlaştığı sonucunu, bilgilerinize sunmak isterim. Aksi halde dünyamızı ve onun en güzel ülkesinin doğal yaşam olanaklarını göz göre göre yitireceğiz.

Sevgi ve saygılarımla (12.08.2015)

NOT     : Güzel ülkemiz, iç ve dış güvenlik açısından oldukça kötü günler yaşıyor.
Her gün saygıdeğer canlarımızı yitiriyoruz. Bu terör kaosu sürerse ekonomik sıkıntılarımız da artacaktır. Yıllardır uyguladıkları projeler ile bizleri birbirimize düşman edenler ise
zil çalıp oynuyor. Bu tuzaktan en kısa sürede çıkmayı umut ediyorum
.

=================================

Dostlar,

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden meslektaşımız olan Sayın Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
çok canalıcı bir sorunu çarpıcı örneklerle dile getirmiş.. “Çevreci karga” motifi bir parça kurgu gibi dursa da, verilmek istenen iletiye dikkat çekmek açısından akıllıca olmuştur..

Hepimizin çoook ciddi sorumlulukları var bu bağlamda.

1. Önce GEREKSİZ VE AŞIRI NÜFUS ARTIŞINI KESİNKES DURDURMAK!
HER AİLEYE 1 ÇOCUK… BAŞKA YOLU YOK..

2. İkinci olarak, en üst düzeyde tasarruflu yaşamak.. Zerre israf yapmamak.

3. olarak, çevrenin sonlu olduğunu akıldan çıkarmamak ve gelecek kuşaklara karşı
mirasyedi savurganlığı değil emanetçi sorumluluğu

Dunya_bize_emanet

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; kent rantları için kafa yorduğu ölçüde,
çevre sağlığı güvenliği – geleceği açısından da ciddi emek harcamak zorunda!

Öyle ki, tam bir toplumsal seferberlik düzeyinde üstelik..

Sevgi ve saygı ile.
12 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com