Yılmaz ÖZDİL : Bu gözlere iyi bak!

Bu gözlere iyi bak!

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ, 13.07.201

(AS : Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

Yücel… Hataylı. Uzman çavuştu.
2011’de Şırnak İdil’de arazi taraması yapıyorlardı, 20 kiloluk elyapımı bomba uzaktan kumandayla patlatıldı, havaya uçtu.
*
Vücuduna elektrik verilmiş gibi hissetti. Bacağını yokladı, bacağı yerinde yoktu. Tüfeği aklına geldi, kapıp çatışmaya girmek istedi, tüfeğini bulamıyordu, güpegündüz, zifiri karanlıktı… O an farketmemişti, gözleri de gitmişti. Kelime-i şehadet getirdi.
*
Son nefesini vermeye kendini hazırlamıştı ama, kahraman ruhu teslim olmadı, hastaneye yetiştirdiler, bir değil, beş değil, kalbi 47 defa durdu kardeşim, 47 defa yeniden çalıştırdılar, 147 ünite kan verdiler, 73.5 litre eder, dile kolay, 60’dan fazla ameliyat oldu.
Nihayet hayata tutundu. Ama… İki gözü artık yoktu, sol bacağı yoktu, sağ bacağının dizden aşağısı tutmuyordu, karnına şarapnel saplanmıştı, bağırsaklarının önemli bölümü alındı, idrar torbası taşıyor, altı sene geçti, bıçak altına yatmaya devam ediyor,
şu an planlanmış en az altı ameliyatı daha var.
*
Ve, bunca ızdırap içinde onu kahreden konu bambaşkaydı. Gazi olduğunda evliydi.
Üç yaşında kızı vardı. Babasının göz çukurlarına bakmaya korkuyordu. Yücel’in kendisi gibi gazi olan arkadaşları aralarında para topladı, bu avucunda gösterdiği gözler alındı.
Yücel göz çukurlarına taktı. Baba-kız bundan böyle asla göz göze gelemeyecekler ama,
en azından, minik kızı kendisine baktığında korkmuyor artık… Yücel bunu hissedebiliyor.
*
Gözleri olup görmeyenler… Suriyelilere TOKİ’den ev vermeye kalkanlar, önce bu gözlere baksın diye yazıyorum bu satırları. Şehit cenazelerinde CHP çelenklerini parçalayan kiralık tosunlar, bu gözlere daha iyi baksın diye yazıyorum. Çünkü…
Yücel kirada oturuyor. Binlerce şehit ailesi, onbinlerce gazimiz gibi, kirada oturuyor.
*
Hiç öyle suratını başka tarafa çevirme… Sana söylüyorum! Bu gözlere iyi bak.
Sonra utanmadan verebiliyorsan ver Suriyelilere TOKİ evlerini.

====================================

Dostlar,

İnsan zekasının benzersiz niteliklerinin başında düşünce yeteneği geliyor.
Bu benzersiz yeteneğin en etkili araçlarından biri de söz ve yazı..
Sözcükler, gerek yazılı dilde gerekse sözlü iletişimde müthiş araçlar.
Yılmaz Özdil bir yazı ustası, kolay yetişmeyen bir kalem erbabı..
Hem yüksek zekasının hem de araştırıcı emeğinin, alınterinin harmanı bu yazıları.
Hiç kuşku yok, Türkiye’de Aydınlanma savaşımına örülmesine ciddi katkıları var.

Ülkemizi yöneten ve herkesten çok dinci takılan, nerdeyse dini tekellerine almaya çalışan tayfanın sefalet örnekleri bitmiyor..
Hem Suriye’de iç savaşı her türlü hukuk ve insanlık dışı yöntemlerle kışkırtacak ve insanlık suçu işleyeceksin hem de yerinden yurdundan olan 3 milyon dolayında insana ”ensar” oluyoruz diye halkımızı ve de kendini kandırmaya çalışacaksın..
Gerekçelerin de orta zekalı adamı aşmayacak…

Bu akıldışı tablo sürdürülemez..
Yapılacak şey, Rusya ve İsrail’le olduğu gibi, ilişkileri iyileştirmek için başa dönmek.
Esad, ülkesinin seçilmiş devlet başkanıdır ve O’nu değiştirmek yalnızca
Suriye seçmenlerinin hakkıdır. Başka hiç ama hiç kimsenin değil.
Hele Türkiye’nin, üstelik de Batı maşası olarak yüz kızartıcı biçimde hiç değil..
Faturanın ne denli ağır olduğu yaşanarak görüldü. Adama tükürdüğünü yalattılar.
Suriye’de de benzeri olalı. Başkalarının içişlerine karışmamak uluslararası hukukun
en temel ilkelerindendir. Suriye ile ilişkilerin onarımı (restorasyonu) zorunludur ve hızla başlanmalıdır. Komşumuza barış geldiğinde, 3 milyona yakın Suriyelinin ezici bölümü ülkelerine dönecektir. Bülbülün altın kafesi örneği.. Doğal ve doğru olan da budur.
Kalanlar için ise uluslararası hukukun kuralları uygulanır.. Saçma sapan sokak söylemleriyle böylesine ciddi sorunlar çözülemez. AKP’nin aklını başına alması gerek. Sadrazam Binali Paşa‘nın buyurdukları üzere, ”Şam’ın güvenliği İstanbul’un güvenliğidir..” Bu doğru da ardında gelen ”Eset..” diye başlayan tümce tutarsızlığın şahikası. ”Müslüman” (!) ve Arap – Arapça hayranı AKP’liler bilmeli ki, biliyorlar ki, Arapça’da ”Esed” yoktur.. ”Esat” vardır. Amerikan ağzıyla konuşmak yakışıyor mu, yaptığınızın ayırdında değil misiniz?

İl başkanlarını Ankara’ya toplayıp gaz almak, yıkayıp yağlamak, karışmış kafaları afsunlamaya çabalamak… Nereye dek ??
Hem de ortanın epey altı hitabeti ile bu Sadrazamla mı??
Adama sorarlar : TOKİ evlerinde boş ve gereksinim fazlası kaç daire var?
Diyelim ki 800 bin ile 1,2 milyon arası..
Ve devamla; neden bu denli muazzam konut fazlası yarattın da öğrenci yurtları sorununu çözmedin, ülkemizde evsiz bırakmadın??
Gazi, şehit.. hak edenlere vermedin??
Basiretin mi bağlı, aldığın emirler mi böyle??

Sevgi ve saygı ile.
14 Temmuz 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com