Rennan Pekünlü’nün hapse girmesinden Ege Üniversitesi rektörü de sorumlu!


Rennan Pekünlü’nün hapse girmesinden Ege Üniversitesi rektörü de sorumlu!

1. PROF. PEKÜNLÜ’NÜN MAHKUM EDİLMESİNİ SAHTE HUKUKSAL ORTAM YARATARAK SAĞLADIĞI ORTAYA ÇAIKAN EGE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜNDEN  AÇIKLAMA BEKLEYEN HABERLER

Ekteki dosyada yer alan heberlerden anlaşıldığına göre;AYM ve AİHM kararlarına dayanan ve en uç noktada  öğretim üyelerinin denetimi ile uygulanmakta olan  türban yasağına karşı YÖK tarafından dayatılan fiili serbestlik serbestlik Ege Üniversitesi’nde ve özellikle de Prof. Dr. Rennan Pekünlü’nün çalıştığı  Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde sökmemesi üzerine Zaman Gazetesi   bu bölüm ve özellikle de Rennan Pekünlü üzerindenEge Üniversitesi Rektörlüğünü yasaklıçılıkla suçlamıştır (1,2). Daha 15 gün önce (23 Mart 2011)  Fakültelere “Yasalarda bir değişiklik olmadığından türban yasağı aynen edecektir” şeklinde bir genelge gönderen EÜ rektörü, Zaman Gazetesi’nin uygulanan türban yasağının kanunsuz olduğunu ima eden bu suçlamaları üzerine derhal U dönüşü yaparak yayınladığı % Nisan 2011 tarihli yeni bir genelgede

“2008 yılında çıkarılan 5735 sayılı yasa ile Anayasanın 42. maddesine türbanı serbest hale getiren  bir fıkra eklendiğini bildirmiş ve öğretim üyelerine bu yeni duruma göre haretket etmelerini, yani türban yasağını uygulamamalarını” emretmiştir (3, 4). Halbuki söz konusu 5735 sayılı yasa AYM tarfından aynı yıl içinde iptal edilmiştir, Ancak Rektör söz konusu iptal kararını saklayarak iptal edilen yasayı yürülükte göstermiştir.

Açıkçası EÜ rektörünün U dönüşü yaparak yayınladığı 5 Nisan tarihli genelge sahte bir genelge ve bu genelge de verilen emir de kanunsuz bir emirdir.. Ancak bu emrin kanunsuz ve bir emir olduğunu farkeden Prof. Pekünlü Anayasa gereğince AYM kararlarına uyma sorumluluğunu gereğini yerine getirip türban yasağının takipçisi olmaya ve öğrencileri uayarıp haklarında tutanaklar düzenlemeyi sürdürünce Rektörün türban yasağına uymayın, yasak kaldırıldı” şeklindeki emrine uymayan kafasına göre yasak uygulayan kanunsuz ve zorba biri düşürülmüştür. Zaten dava açılmasını sağlayan türbanlı öğrenciler buna adayanarak “pekünlü’nün ysak kalktığı halde kendileri hakkında tuatanak tuttuğunu iddia etmişlerdir.

Dolayısıyla EÜ rektörü’nün söz konusu genelgesi Pekünlü’nün kanunsuz bir adam olarak gösterilmesi işlevini görmüştür.Pekünlü hapse giriyor ama Rektörün bu genelgeyle işlediği  ve gaztelerde belgeleriyle birlikte çarşaf çarşaf yayınlanan ağır cezalık suçları Anayasayı ihlal (AYM kararlarını kasten uygulamama); Öğrencileri aslen var olan yasağa uymamaya, öğrrreim üyelerini  yasağı görmezden gelmeye özendirerek suç işlemeye teşvik etme ve de resmi evrakta sahte bilgi vermek suçlarını, başta öğretim üyeleri ve onları temsil eden dernekler ve sendikalar olmak üzere ne basın ne meslek örgütleri, ne hukuçular, ne siyasi partiler ve ne de Basın sorgulamıyor, savcıları göreve, rektörü istifaya davet etmiyor ?

Neden… Adalet kim suçluysa onun cezalandırılması değil midir?
Peki Adalet sağlanıyor mu?

y
2. ADALETİN BU MU TÜRKİYE !
(…) Prof. Dr. Renan Pekünlü, göz göre göre, “siyasal öç alma” aracı durumuna getirilen YÖK, üniversite, mahkeme, yüksek mahkemeler tarafından elbirliğiyle hapse konuluyor. Hukukun, yargının, adaletin bittiği yerdeyiz. Ve adaleti nerede bulabileceğimizi de bilemiyoruz. Neden mi?..Bülent Serim: RENNAN PEKÜNLÜ DAVASINDA MAHKEME ANAYASAYI YOK SAYDI !!

(…) Ne yazıktır ki, Prof. Pekünlü olayında Anayasa Mahkemesi kararı, dolayısıyla Anayasa yok sayılarak suç işlenmiş; YÖK ve üniversite yöneticisinden savcısına, yargıcından yüksek yargıcına tüm aşamalardakiler bu suça ortak olmuşlardır

(…) Bu kararların tümü, anayasal düzeni korusun diye Anayasa Mahkemesi’ne verilen yetki sonucunda alınıyor. Ve Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca bu kararlar, “yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri” bağlıyor.

Anlamayanlar ya da anlamak istemeyenler için yazmaktan bıkmayalım; kimleri bağlıyor Anayasa Mahkemesi kararları? TBMM’ni, Cumhurbaşkanı’nı, Bakanlar Kurulu’nu, tüm mahkemeleri ve yüksek mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi’ni, Yargıtay’ı, Danıştay’ı, HSYK’yı, Yüksek Seçim Kurulu’nu; kamu kurum ve kuruluşları ile bunların yönetici ve çalışanlarını, bu bağlamda YÖK’ü, üniversiteleri ve onların yöneticileri olan rektörleri, dekanları, bölüm başkanlarını. Bitmedi, gerçek kişileri, yani başta kamu görevlileri ve öğretim elemanları olmak üzere tüm yurttaşları; tüzel kişileri, yani hukuksal olarak kişilik kazanmış tüm kuruluşları. Kısaca HERKESİ bağlıyor.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA UYMAK ZORUNDASINIZ

Peki, bağlayıcılık ne demek? Karara uygun davranma, uygulama yapma, karar alma demek. Yasa çıkarırken, yönetmelik yaparken, yönetirken, mahkemelerde karar verilirken ona uymak demek. Kısaca, yasama, yürütme, yargı organları, kamu kurum ve kuruluşları ile diğer anayasal kuruluşların, demokratik kitle organlarının yetkilerinin, Anayasa Mahkemesi kararı yönünde “bağlanması” demek. Bu kararları eleştirebilirsiniz, ama uymak zorundasınız demek. Bu kararlar yanlış da olsa ona uyacaksınız demek. Hukuk devleti ilkesi ve hukukun üstünlüğü bunu gerektiriyor, demek.

(…) Üstelik Anayasa Mahkemesi kararına aykırı davranmak, onun gereğini yapmamak Türk Ceza Yasası uyarınca suç oluşturmaktadır. Amacı “kamu düzeni ve güvenliği ile hukuk devletini korumak” olan Türk Ceza Yasası’nda, “görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine” neden olanların, görevi kötüye kullandıkları için cezalandırılması öngörülmektedir. Kamu yönetimi, yargı kararını uygulamadığı için cezalandırılanların örnekleriyle doludur.

Yazının tamamı için:  http://www.odatv.com/n.php?n=rennan-pekunlu-davasinda-mahkeme-anayasayi-yok-saydi-2211141200...

3. Prof. Dr. Tolga YARMAN  Ulusal Kanal’da Açıkladı:

ÜNİVERSİTESİNİN YÖNETİMİ  İKBAL UĞRUNA PROF.DR. RENNAN PEKÜNLÜ’YÜ SATMIŞTIR !(…) Çünkü, sanki o gün itibarıyla ortada bir yasa yokmuş, yürürlükte olan bir yaptırım söz konusu değişmiş gibi, tam tersine AYM’ne giden ve fakat oradan dönen bir yasa sanki yürürlükteymiş gibi bir genelge yayınlıyor…

(…) Dosyalara bakınca şu resimle karşılaşıyoruz…Üniversite yönetimi malesef bir kez daha yönetime gelebilmek uğruna yürürlükte bulunmayan bir serbestiyi (türban serbestisi) varmış gibi göstererek bir tamim yayınlıyor…Ve sanki Prof Pekünlü sanki bu tamime uymamış gibi bir cezalandırılıyor……böyle bir üniversite yönetim anlayışının  ikbal için sürdüğü resmi ile karşı karşıya kalıyoruz, ki bu durumda , üniversite yönetimi derhal istifa etmelidir !

Kimsenin Türkiye Cumhuriyeti Üniversitesi’ni bu kadar hırpalama hakkı yoktur!

“Böyle bir yönetim, yer yüzünde olmamıştır!”.

Açıklamanın tamamı için videoyu izleyin:

http://cagdasulusalcizgi.web.tv/video/profyarman-pekunlu-davasina-sessiz-kalinamaz__y3qspcyz38y

yada

http://www.dailymotion.com/video/x2aotac_prof-dr-yarman-teknik-cehalet-yoluyla-adli-cinayet-islenmistir_news

Prof. Dr. Kayhan KANTARLI 
2 Attachments
Preview attachment 2014 EÜ REKTÖRÜNDEN AÇIKLAMA BEKLEYEN HABERLER.pdf

2014 EÜ REKTÖRÜNDEN AÇIKLAMA BEKLEYEN HABERLER.pdf

Preview attachment ZAMAN GAZETESİ 1, 6 ve 14 Nisan 2011 HABERLERİ EÜ DE TÜRBAN ÖZGÜRLÜĞÜ (2).pdf

ZAMAN GAZETESİ 1, 6 ve 14 Nisan 2011 HABERLERİ EÜ DE TÜRBAN ÖZGÜRLÜĞÜ (2).pdf

Prof. Pekünlü türbanlı öğrenciyi derse almadı hapse mahkum oldu!

Türbanlı öğrenciyi derse almadı hapis cezası aldı
Bilim adamları isyan etti! Bilim ve Ütopya Kooperatifi Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Prof. Rennan Pekünlü’ye verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası için “utanç verici” dedi. Anayasa gereği türbanlı öğrenciyi derse almadığı için ceza alan Prof. E. Rennan Pekünlü ise, “Laiklik ilkesini korudum. Bu suç için gururla yatarım.” dedi.

Bilim ve Ütopya Kooperatifi Başkanı Prof. Dr. Semih Koray cezaya tepki gösterdi.

Semih Koray, meslektaşı Pekünlü’nün bilimi, aydınlanmayı savunduğu için ceza aldığını söyledi.

Pekünlü’nün aldığı cezayı “utanç verici” olarak değerlendirdi.

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Profesörü Rennan Pekünlü, İzmir 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 13 Eylül’de görülen davaya, türbanlı öğrenciyi derse sokmadığı için 2 yıl 1 ay ceza almıştı.

Mahkeme cezayı ne ertelemiş ne de para cezasına çevirmişti.

Öte yandan Pekünlü’nün avukatı Murat Ülkü de kararı temyiz edeceklerini söyledi.

“Temyize gideceğim. Ama sonuç değişmesse de alnımın akıyla yatarım. Ergenekon ve Balyoz’daki süreç neyse bende de o işledi. Ben bireysel tavır sergilemedim, evrensel bir ilke olan laiklik ilkesini korumak için yaptım.

Bu suç için gururla yatarım.”

(ulusalkanal.com.tr, 15.9.12)

=======================================================

Dostlar,

Şimdi biraz arşivlere bakalım ve Türkiye’nin Avrupa Konseyi kurucu üyelerinden olması nedeniyle taraf olduğu ve kendisini bağlı saydığı AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) gereği AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararlarına bakalım.. Daha açık söyleyelim, Türkiye, ululararası hukuk bağlamında AİHM kararlarını yerine getirme yükümü altına kendisini sokmuştur. Bu yüzdendir ki, en çok dava edilen ve ceza alan ülkedir.

Türban davasında AİHM kararı aşağıda :

AİHM: Türban dini bir sembol

Üniversiteli kızın türban yasağı yakınmasını haksız bulan AİHM,
Türkiye’de dini sembollerin topluma dayatıldığını vurguladı.

***

Türban bir ‘sembol’

AİHM, Avrupa ülkeleri için örnek oluşturacak türban davasında Türkiye’yi haklı bulurken, başörtüsünü dini kurallara göre takılan bir sembol olarak nitelendirdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye ve başörtüsü tartışmalarının yoğunlaştığı öbür Avrupa ülkeleri için örnek oluşturacak bir karar vererek, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin’in açtığı davada başörtüsünü dinsel sembol olarak nitelendirdi.

Kararda, Türkiye’de kamusal alanda başörtüsü takılmasını engelleyen Anayasa Mahkemesi’nin kararının doğruluğuna işaret edilirken,

“Müslümanların başörtüsü takması durumu, Türkiye’nin kendi yapısı içinde değerlendirilmeli. Türkiye’deki demokratik sistemin korunmasında bazı kısıtlamalar şarttır.” denildi.

Mahkemenin oybirliğiyle verdiği kararın gerekçesinde;

Laikliğin demokrasinin, insan ve din haklarının, özgürlüğünün garantisi olduğu vurgulandı,

Türkiye’deki demokratik sistemin korunmasında, kısıtlamalar şarttır. Laiklik ilkeleri, başörtüsünün yasaklanmasındaki başlıca neden olarak gözetilmeli.” denildi.

Türbanın üniversiteler dışındaki kamusal alanlarda da takılamayacağının işaretlerini veren AİHM, Anayasa Mahkemesi’nin bu yöndeki kararının yerinde olduğunu belirtti.

AİHM, “Türkiye Anayasası’nda belirtildiği gibi, dinsel simgelerin taşınmasının, dinsel bir görev olarak sunulduğu” yorumu yaptı, “bu sembolleri taşımayı reddedenlere yapacağı etkinin gözardı edilmemesi gerektiğini” vurguladı. Kararın “kamu düzeni ile diğerlerinin hak ve özgürlüklerinin sağlanması için verildiğini” kaydeden AİHM,

“Türkiye’de aşırı siyasi hareketlerin varlığının ve bu hareketlerin, kendi dini sembolleri ve dini kurallarına dayalı bir toplum dayatma isteğinin gözardı edilmemesi gerektiğini” de belirtti. Kararda şöyle devam edildi:

“Başörtüsü takma özgürlüğüne kimi kısıtlamaların getirilmesi, toplumun öbür kesimlerinden gelen baskıdan ve ‘insan hak ve özgürlükleri’ ile ‘toplum düzeninin korunması’ şeklindeki iki sosyal amaca ulaşma isteğinden gelmektedir. Özellikle,
insan haklarına saygının ve kadın-erkek eşitliğinin savunulduğu bir ortamda bu tür anlayışları engelleyecek faaliyetlerin engellenmesi anlaşılır bir durum.”

Öğrenci Biliyordu

AİHM Şahin’in maddi tazminat istemini reddederken de, sağlık okullarının özel giysileri olduğuna dikkat çekti.

“Üniversiteye başörtüsü ile başvuran ve giriş yapan öğrenciler, bu girişten önce kıyafet yönetmeliğinden haberdardır.” dedi. AİHM’nin bu kararına karşı Leyla Şahin itiraz hakkını da kullandı. İtirazı, temyiz organı olarak 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire görüştü ve reddetti. Daha önce, aynı yönde AİHM’e yaptığı başvuruyu, Ege Üniversitesi Hemşirelik Okulu öğrencisi Zeynep Tekin geri çekerken, türbanlı fotoğrafları nedeniyle üniversite diplomalarını alamayan Laima Bulut ve Şenay Karaduman da AİHM’den ret yanıtı almıştı.

Bu arada yeni bir içtihat da yok..

Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları hukuksal olarak geçerli ve yürürlükte.

ÜNİVERSİTEDE TÜRBAN TAKMAK BİR İSANLIK HAKKI DEĞİL..
Mevzuatımıza ve AİHM kararlarına aykırı; yani suç!

Anamuhalefet lideri iktidara çanak tuttu ve fiili olarak (de facto) türban yasağı uygulanmaz oldu..

Sağolsun Anamuhalefet lideri, ülkemizde laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyor!?

Cin şişeden çıktı..

Bumerang gibi şimdi laiklik savunucularını vuruyor..

Sayın Kılıçdaroğlu, Pekünlü hocanın hapis cezası almasına ne diyor??

Son söz, Anayasa md. 153/son :

“Anayasa Mahkemesi kararları .. yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”

Türkiye ne devleti?

Babil kralı Hammurabi döneminde bile yasalara uyuluyordu : MÖ 1728 – MÖ 1686

Vah Türkiye vah..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 15.9.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net