Laiklik ve Alevilik

Örsan K. Öymen
Örsan K. Öymen
Cumhuriyet, 13 Haziran 2022

 

Türkiye’deki laiklik karşıtı siyasi hareketlerden dolayı en fazla ezilen ve hedef haline getirilen kesimlerden birisi Alevilerdir.

  • Çünkü Alevilik, mezhebin doğası ve özü gereği laiklik ilkesiyle barışıktır.

Alevi olup da laiklik karşıtı köktendinci hareketlerin içinde yer alan vatandaş bulmak neredeyse olanaksızdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Aydınlanma devrimlerine Alevilerin büyük çoğunluğu sahip çıkmıştır. Aynı şey ne yazık ki Sünni mezhebinden olanlar için söylenemez. Sünnilerin bir kısmı Atatürk’ün aydınlanma devrimlerine sahip çıkarken bir kısmı da köktendinci İslamcı siyasete yönelmiştir.

Türkiye’de Aleviler, devlet kurumlarında üst düzey makamlara atanmak konusunda ayrımcılığa uğramıştır.

  • Camide değil, cemevinde ibadet eden Alevilerin köylerine cami inşa edilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden cemevlerinin yararlanması engellenmiştir. Ramazanda oruç tutmayan Aleviler hakarete ve saldırıya uğramıştır.

İmam hatip okulları, Kuran kursları, ilahiyat fakülteleri, İslami ilimler fakülteleri, zorunlu din dersi uygulaması, “4+4+4” eğitim modeli, cemaatler ve tarikatlar, laikliği savunan halk kesimleriyle birlikte, Alevileri ve Aleviliği asimilasyona uğratmak işlevini görmektedir.

Alevilik, İslam dininin içinde bir mezhep olduğu halde, köktendinci siyasetçiler, cemaatler ve tarikatlar, İslam dinini sünni mezhebine indirgemiştir, Aleviliği İslamdan sapmak olarak yorumlamıştır.

Çünkü Türkiye’deki laiklik karşıtı köktendinci odaklar, İslam dinini Arap din adamlarının yazdıkları hadisler üzerinden yorumlamışlardır, laiklik ilkesine karşı çıktıkları gibi, Kuran’ın özüyle ve Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Şeyh Bedrettin, Pir Sultan Abdal gibi Anadolu’da yaşamış olan düşünürlerle ilgilenmemişlerdir.

  • Alevilik, Anadolu kültürüyle bütünleşmiş bir mezheptir.

Laiklik karşıtı hareketler ise köktendinci Arap din adamlarından beslenmiştir.

***
Laiklik, dinin, devlet, siyaset, ekonomi, hukuk ve eğitim işlerine karışmaması, bu alanları esir almaması, bu koşulla devletin de özgür iradesiyle dindar olmayı seçen vatandaşın dini inanç ve ibadet özgürlüğünü ve özgür iradesiyle dinsiz olmayı seçen vatandaşın dünya görüşünü ve yaşam biçimini güvence altına almasıdır.

Laiklik, belli bir dinin, mezhebin, dünya görüşünün topluma dayatılmasının önlenmesidir.

  • Laiklik yaşamın ilahiyata indirgenmemesidir, dünyevi yaşamın dışlanmamasıdır.

Laiklik, Müslümanların, Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin, Hıristiyanların, Katoliklerin, Protestanların, Ortodoksların, Musevilerin, Budistlerin, Hinduistlerin, Şintoistlerin, Konfüçyüsçülerin, Şamanistlerin, ateistlerin, agnostiklerin, deistlerin, panteistlerin bir arada barış içinde yaşamasının sağlanmasıdır.

Laikliğin olduğu bir devlette, kimse dininden, mezhebinden, dünya görüşünden dolayı ayrımcılığa uğramaz.

Laikliğin geçerli olduğu bir ülkede, belli bir dinin ve mezhebin yaşam tarzı topluma dayatılmaz.

  • Laiklik, farklılıkları bir arada tutan, ulusal bütünlüğü ve üniter yapıyı koruyan temel ilkelerden birisidir.

Laikliğin olmadığı bir yerde, din, mezhep ve dünya görüşü üzerinden bölünme, parçalanma ve kutuplaşma olur. Emperyalizm bu nedenle laiklik karşıtı hareketleri her zaman destekler.

***
Türkiye’de 20 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti, laiklik karşıtı hareketlerin odağında yer almaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin son yıllarda laiklik ilkesinin ihlal edilmesiyle ilgili sorunları neredeyse yok sayması, laiklik kavramını ve terimini literatüründen çıkarması, böylece hem anayasa hem de kendi parti programı ve tüzüğü ile çelişkiye düşmesi, Alevilere yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisidir.

  • Laiklik ilkesine sahip çıkmadan, Alevilere ve Aleviliğe sahip çıkmak olanaklı değildir.

“Türkiye’de halk Alevi cumhurbaşkanı seçer mi seçmez mi?” tartışmasından siyasi rant elde etmeye çalışan CHP yöneticileri bununla zaman kaybedeceklerine, laiklik ilkesine sahip çıksalar, Alevilere ve Aleviliğe çok daha büyük bir iyilik yapmış ve samimiyetlerini kanıtlamış olurlar.

Laikliğin özümsendiği bir toplumda, vatandaş bir adaya, onun dinine, mezhebine, dünya görüşüne göre oy vermez.

Laiklik, bir Alevinin de cumhurbaşkanı seçilebilmesini olanaklı kılar.

Laiklik ve Alevilik” hakkında 2 yorum

  1. Duran Aydoğmuş

    Ulusumuz içinde bu ayrımcılığı yapan Aleviler değil, Emeviliği gerçek İslam zanneden ortaçağ zihniyetli sünnilerdir… Çünkü, zihinleri öteki dünya değerlerine odaklanmıştır! Hıristiyanlığın İlk mezhebi Katolikliği gerçek DİN kabul edenlere karşı PROTESTANLIK mezhebi doğmasaydı, Hıristiyan dünyası da aynen Müslüman dünyası gibi gerici olacaklardı ve teknolojiye bilime aynen Müslümanlar gibi sırtını dönmüş ve muhtaç olacaklardı.
    Ama, Almanya-Heidelberg’de Martin Luther adında bir papaz çıktı ve Roma’daki PAPA’ya itiraz etti ve Hıristiyanlığı yanlış anlattığını, İNCİL’i Almanca’ya çevirerek halkını Papayı PROTESTO etmeye çağırdı ve Batı dünyası ilim-bilim yoluna girdi ve ilerlemeye başladı…
    İşte İslam dünyasında da böyle birileri çıkıp, Emevi İslamı’nın gerçek İslam olmadığını haykırmadıkça, “Alevilik din dışı” gibi inananlar böyle devam edeceklerdir ne yazık ki. İşte İslam Dünyasının hal-i pür melali budur!
    Sayın Örsan Öymen’in “LAİKLİK VE ALAVİLİK” yazısını Cumhuriyet’te okumuştum, şimdi bir daha okudum ve bu satırları yazmak istedim.
    Bu aydınlatıcı yazıyı benimle de paylaştıkları için Sayın Prof. Dr. Ahmet SALTIK Hocamıza teşekkür ve saygılarımı sunarım. D.Aydoğmuş 17/06.2022

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.