YENİÇAĞ GAZETESİ’NE AŞI ÇEKİNCESİ, KARŞITLIĞI BAĞLAMINDA DEMECİMİZ

YENİÇAĞ GAZETESİ’NE AŞI ÇEKİNCESİ, KARŞITLIĞI BAĞLAMINDA DEMECİMİZ

Yeniçağ Gazetesi muhabirlerinden Sn. Halil Yatar bizimle bir söyleşi yaptı ve aşağıdaki metin oluştu. Dün de (16.08.2021) YENİÇAĞ’da başka uzmanların da görüşleri ile yer aldı.
***

  • 1796 yılında çiçek aşısı ile birlikte aşının insanların yaşamına girdiğini belirten Halk Sağlığı ve Sağlık Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, “225 yıldır insanlık aşıları biliyor ve uyguluyor. 225 yıldır aşılarla insanların yaşamı kurtarılıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre özellikle çocuk aşıları ile her yıl en az 3 milyon çocuğun ölümü ve engelli kalmasını engelleniyor. Şimdiki kuşakların pek bilmediği çocuk felci hastalığını aşı ile yendik. Aşılar, sağlıklı insanlara hasta olmaması için yapılıyor.
  • Dolayısı ile çok yüksek standartlarda tıbbi ürünler. İlaçlardan daha güvenilir. Çünkü, örneğin bir kanser ilacını sınırlı sayıda kanserli hastaya veriyoruz tüm topluma vermiyoruz. Tüm topluma kullanılacak ilaç ve aşılarda bu güvenlik daha da üst düzeye çıkıyor. Dünya genelinde kabul edilmiş çok yüksek standartlar var.
  • Aşılar çok güvenilir ve etkili tıbbi ürünlerdir.” dedi.

Koronavirüs aşılarına karşı çıkanların tezlerinin gerçekçi olmadığını belirten Saltık,

  • “Koronavirüs aşısına karşı çıkanların tezlerinden biri bu aşıların çok kısa sürede bulunduğu için güvenilir olmadığı ve ileride ne olacağının bilinmediği yönünde. Bu tez doğru değil. En az 10 yıldır bilinen mRNA teknolojisi üzerine oturtuldu Kovit-19 aşıları. Bu mRNA aşıları üzerinde zaten çalışılıyordu kanser tedavisi için. Bilinen bu yöntem, Covid-19 aşısına uyarlandı. Çin’de üretilen aşı, zaten ölü (inaktif) virüs teknolojisine dayalı ve çok öteden beri biliniyor. Rusların yaptığı aşılar ise vektör aşılar yani grip aşıları gibi aşılar.
  • Uygulamaya çok hızlı karar verildiği yönündeki tezler de doğru değil. Evre 1, Evre 2 ve Evre 3 çalışmaları yapıldı. Özellikle Evre 3 çalışmalarında her aşı en az 40 bin gönüllüde değişik ülkelerde denendi ve olumlu etkileri, güvenliği gözlendi.
  • Salgını yangın koşullarına benzetebiliriz, normal koşullarda değiliz. En az 4 milyonu aşkın insan yaşamını yitirirken 200 milyonu aşkın insan Kovit19’a yakalandı. Dünya Sağlık Örgütü, FDA %50’nin üzerinde koruyuculuğu olan aşılara acil kullanım onayı verdi. Kovit-19 aşıları bu hastalığa yakalanmanızı en az %50 engelliyor; yakalansanız bile ölüm riskini çok daha yüksek oranda düşürüyor. Bu yabana atılacak bir koruma değil.” ifadesini kullandı.
  • Aşı karşıtlarının uzun dönemde ne olacağını bilmiyoruz tezinin de doğru olmadığını belirten Saltık, “Aşıların beklenmeyen ve istenmeyen yan etkileri genellikle 2 ay içinde ortaya çıkıyor. Kovit-19 aşıları 2 aydan çok uzun süre gözlenmiş oldu ve ciddi olumsuzluk belirlenmedi. Ufak tefek yan etkiler oldu ama bunların aşının sürdürülmesine engel olmayacak ölçüde olduğuna uluslararası bağımsız bilim kurumları ve Dünya Sağlık Örgütü karar verdi. Şu anda kullanımda olan aşıların hiçbirinin sağlık sakıncaları yüzünden uygulaması durdurulmadı.” dedi.
    Aşı karşıtlarının bir başka tezi ise aşıların kısır bıraktığı yönünde savlar. Bu da gerçekliği yansıtmıyor. 225 yıldır birçok ülkede milyarlarca insan aşı oldu ve doğurganlık inanılmaz bir hızla sürüyor. Öyle ki, artık dünya bu nüfusu kaldıramaz duruma geldi. Yani kısırlık tezleri de gerçeği yansıtmıyor. Eğer insanları kısırlaştırma çalışmaları yapılsa, daha etkin ve yaygın yöntemler kullanılırdı. Dünya nüfusu anormal çoğalıyor!” dedi.Yonga (Çip) yerleştirilerek insanların dinleneceği tezinin ise akla mantığa ziyan olduğunu belirten Saltık,
  • “İnsanlara çip takılarak dinlenileceği tezi çok uçuk. Zaten insanlar cep telefonları ile dinlenebilir, izlenebilir. Kaldı ki dünya politikasında, ülke politikasında etkisi olmayan milyarlarca insanın dinlenmesinin zaten hiçbir değeri yok tam tersine maliyeti var.” ifadesine yer verdi.Aşının salgını durdurmadığı tezini de değerlendiren Saltık,
  • “Hiçbir aşının zaten % 100 koruyucu olmadığını hep söylüyoruz. Koruyuculuğu %90 olan bir aşıyı 100 kişi olursa 10’u yine hastalanacaktır. Aşı yapılmayan insanların ise % 100’ü hastalanabilir. Demek ki aşı koruyor ve salgını durdurabilir.” diye konuştu.Aşı karşıtı insanlar bu tutumlarını yaygınlaştırırsa bulaş zincirini kıramayacağımızı belirten Saltık,
  • “Bulaş zincirini kıramamak demek, bir insandan başkasına hastalığın geçmesi demek ve mutasyon da bu sırada oluyor. Genellikle mutasyonlar olumlu yönde olmuyor. Hatta Koronavirüs mutasyonlarının hepsi olumsuz ve daha bulaşıcı, daha ölümcül oldu. Her yeni mutasyon daha ağır hastalığa dönüştü.
  • Dolayısı ile aşı olmak salt kişinin istencine bırakılamaz, tüm insanlığa karşı sorumluluktur.
  • Yeni mutasyonlar aşı karşıtlarının ürünü.
  • Yaygın, hızlı, etkin bütün dünya genelinde aşılamayı bir an önce yapmazsak bu bela daha da büyüyecek ve nereye varacağı belli olmaz.” ifadelerini kullandı.“Aşı olmak salt kişinin keyfine bırakılamaz” Bunun tüm insanlığa karşı kaçınılmaz sorumluluk olduğunun altını çizen Saltık, “Bu yaklaşım doğru değil. Çünkü bu hastalık yalnızca sizinle kalmıyor ve çevreye de bulaştırıyorsunuz. Az önce de söylediğim gibi,

    kırılamayan bulaş zinciri nedeniyle virüs sürekli mutasyona uğruyor.

    O yüzden aşıyı reddetmek temel bir insan hak ve özgürlüğü değil.

    Anayasamızın 12. maddesinde temel hak ve özgürlükler yazılırken aynı zamanda bu temel hak ve özgürlüklerin başkalarının yaşam hakkı ve özgürlüklerini kısıtlayamayacağı da vurgulanmaktadır. Dolayısı ile bu hak ve özgürlükler mutlak olmayıp sınırlıdır.

    Anayasamızın 56. maddesinin ilk cümlesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı olduğunu yazıyor. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak demek, herkesin aşılanması demektir. Dolayısı ile aşı olmayı reddedenler Anayasayı da çiğnemiş oluyor.

    Birey özerkliği, toplumun yüksek çıkarları karşısında daha az koruma görmekte ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de bu yönde bir kararı var (Vavřička and Others v. the Czech Republic). Çekya’dan bir ailenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine aşı olmak istemedikleri yönünde başvurusunu haksız buldu.” dedi.

    Öte yandan mevzuatımız, işverenlerin çalışanların sağlık ve güvenliği için gerekli önlemleri almasını buyurmaktadır (6331 s. yasa m.13). Çalışanların da bunu işverenden isteme hakkı vardır karşılıklı olarak. Dolayısıyla aşı olmayarak çalışma ortamında başkaları için risk yaratan çalışanın işine 4857 s. yasa hükümlerince son verilebilir. Çalışan da aşısız başka çalışanlar nedeniyle sağlık – güvenlik önlemi alınmaz ise iş sözleşmesini kıdem tazminatı, ihbar tazminatını işverenden isteyerek sonlandırabilir 4857 s. İş Yasası m 24-25). Birçok ülke, belli mesleklerde aşıyı zorunlu tutmaya başladı. Aşı olmayanlara kimi önemli yaptırımlar, kısıtlar kondu.

    Bir fotoğraf ekleyelim : Çiçek aşısı olmayan ve olan 2 çocuk..

    Sevgi ve saygı ile. 17 Ağustos 2021

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
    Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
    Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
    www.ahmetsaltik.net          profsaltik@gmail.com
    facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

    Daha kapsamlı bilgi edinmek ve görselleri görmek için 1,5 saat süreli bu konudaki  söyleşimizi izleyebilirsiniz :

    http://ahmetsaltik.net/2021/08/17/asi-karsitligi-nedenler-ve-cozumler/

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“YENİÇAĞ GAZETESİ’NE AŞI ÇEKİNCESİ, KARŞITLIĞI BAĞLAMINDA DEMECİMİZ” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir