TÜRKİYE’DE KOVİT-19 SALGININ 432. GÜNÜNDE GENEL DURUM…

11 Mart 2020 akşamı Sağlık Bakanı Dr. F. Koca’nın Türkiye’nin ilk Kovit-19 hastasını resmen duyurmasından bu yana 432 gün geçti. Çok ilginç bir örtüşme ki (ko-insidens), DSÖ Genel Başkanı Dr. T.A. Ghebreyesus da aynı gün, “Bu bir küresel salgındır, pandemidir” demişti!

16 Mayıs 2021, salgının ülkemizde 432. günü.. Resmi veriler aşağıda :

Yine bu akşam Sağlık Bakanlığının covid19asi.saglik.gov.tr adresinde yer alan anlık verilere göre, 16 Mayıs 2021 günü saat 19.45‘te uygulanan 1. doz aşı sayısı 14.959.661, ikinci doz aşı 10.835.497 oldu. Böylece toplam doz miktarı 25.795.158 olarak gerçekleşti. Türkiye’nin eylemli (fiili, de facto) nüfusu 90 milyon dolayında (TÜİK verisiyle resmi nüfus ise 2020 sonunda 83,6 milyon). Buna göre, 2. doz aşıyı alanların oranı % %12,04.. Yaklaşık olarak her 8 kişiden 1’i. Hesaba 0-18 yaş dilimi çocukları da kattık çünkü son mutasyonlarla bulaş (Kovit-19) çocuk yaş dilimlerine kaydı. 16-18 yaş dilimi çocuklarını da aşılamaya başladı birkaç gelişmiş ülke ve DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) Eylül dolayında çocuklar için de aşı geliştirilebileceğini kestirmekte. Aşağıdaki çizime (grafiğe) göre dünyada 11. sıradayız; ilk 3-5’te değiliz. (https://ourworldindata.org/covid-vaccinations, 16.5.219)


İlk tepeyi Nisan ortalarında yaşamış, görece sıkı önlemlerle 11 Mayıs 2020’de gevşemeye geçmiş, 1 Haziran 2020’de tam açılmıştık. Uyarılarımız “çok erken ve ölçüsüz normalleşme” olmuştu ve sonbaharda kasırga yaşanabileceği yönünde idi. Ne yazık ki bu kasırga yaşandı, çok ağır bir 2. dalga ile yüzleştik .

17 Mayıs 2021, sabah 05:00’te denetimli normalleşmeye geçiyoruz bir kez daha, 3. kez!
1 Mart 2021’de başlatmıştık 2. kez açılım – saçılım kumarını. 26 Nisan 2021 akşamı ise, hemen öncesindeki epey esnek “yarı kapanma” (!?) işe yaramadığından, 29 Nisan’da başlamak üzere “tam kapanma” (!?) ya geçmiş idik. Bu 2. açılım – saçılım kumarı öncesinde ise ilkini aratan bir fırtına uyarımız olmuştu, onu da yaşadık ne yazık ki..

Epidemiyolojik ilkelerle uyumsuz açılım – saçılım kumarlarının soyut “çok ağır fatura” sının gerçek karşılığı ise, binlerce masum insanın, ezici çoğunluğu yoksul emekçiler olmak üzere, ölümü! Yukarıdaki turkuvaz tabloda (gerçekte kan kırmızısı ya da yürek karartan değil mi!?) duyurulan “resmi” ölüm sayısı 44.760! Gerçek sayı 2-3 katı. Gerçek korona ölümlerinin yarısı dolayında da ikincil (dolaylı) korona ölümleri söz konusu ki 135 bin – 210 bin ölüme karşılık!

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) hala 2020 ölüm istatistiklerini açıklamadı. Niçin ve ne zamana dek? Büyük şehir belediyelerinin ölüm verileri Bakanlık sayılarının çok üstünde!?
****
17 Mayıs – 1 Haziran arası basamaklı normalleşeceğiz İçişleri Bakanlığı genelgesine göre. 17 günlük sözde tam kapatma uzatılmadı, tersine önlemler daha da gevşetildi. 1 Haziran’da, tam 1 yıl sonra, 1 kez daha açılacak – saçılacağız galiba.

SALGIN BİLİMSEL YÖNETİLİYOR MU??

MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) sınırlı da olsa yüz yüze eğitimden söz etmeye başladı!? Öğretmenler ve okul çalışanlarında aşılama %10 dolayında kaldı, çocuklarda hiç yok! Öğretmen ölümleri ile yüzleştik, okullar hızla kapatıldı. Oysa öncesinde “AKLINIZDAN BİLE GEÇİRMEYİN!” uyarısı yapmıştık; “..bu yarıyıl da böyle geçsin, salgın bitince bir telafi yolu bulunur, insanlar ölmesin..” çığlıklarımız olmuştu.

Test sayısı 202.243 son veriyle. 320 binlere dek çıkmıştı, 120 bin gibi çok ciddi azalma var. Çünkü başvuranlara, onlardan da belirtisi olanlara yapılıyor. Yakın – uzak temaslılara bile test yapma çabası yok gibi. Oysa TARAMA amaçlı genel toplumda yaygın test yapılması gerek. Bu yapılmayınca saklı – gizli – belirtisiz bulaştırıcıları erkenden yakalamak ve toplumdan ayırmak (karantina / izolasyon), dolayısıyla da bulaş zincirini hızla – etkili kırmak olanaklı olamıyor. Test pozitifliği oranı %5,6’ya düştü. Ne denli gerçekçi?

Kullanılan PCR testinin duyarlığını (virüsü taşıyanları yakalama gücünü) tam bilmiyoruz. Mutasyonlar yaygınlaşmadan önce en çok %70 dolayında kabul ediliyordu. Ancak son aylarda çok sayıda mutasyon ve ürünü varyant tipler / mutantlar oluştu. Bu yüzden, bu varyantların dizin çözümlemesi (sekans analizi) yapılarak PCR testlerinin güncellenmesi gerek. Hatta uluslararası referans laboratuvarlar desteğiyle geçerlik – güvenilirlik irdelemesi ile kalibrasyonunu yapılması gerek. Bunları ne ne ölçüde yapıldığını bilmiyoruz. Dolayısıyla test politikası karanlıkta. Ancak son 1 yılın günlük test sayısı ile (+) bulunan olgu / vaka sayısı arasında r=.94 düzeyinde bir istatistiksel bağ (korelasyon) olduğu hesaplandı. Test politikasının saydam, bilimsel olması zorunlu.

2. açılım – saçılım kumarının başlatıldığı 1 Mart 2021’den bu yana “resmi” toplam olgu / vaka sayısı 2.7 milyondan 5.1 milyona ulaştı 2.4 milyon artarak (%89!). Ölümler gene “resmi” sayılarla 28.569’dan 44.537’ye tırmandı yaklaşık 16 bin (15.968) artışla (%56!). The Economist, “..Türkiye turistlere kırmızı halı seriyor..” yorumunda bulundu. AKP telaş içinde, turizm mevsimini yakalamak istiyor ama çoook geç kaldı. Destinasyonları başka ülkeler kapattı. 16 Mayıs denetimli normalleşme genelgesini AKP – MKYK üyesi Metin Külünk sert eleştirdi. “Bu serbestlik, zaten 17 gün öncesi aylardır olan durumla aynı.. Bu belirsizlik anormalleşmeyi besler. Genelge acilen revize edilmeli… ” dedi.

17 Mayıs sabahından ileriye en az 14 günlük bir kentlerarası yolculuk sınırlaması beklenirdi “tersine kovit göçü” ile ülkemiz alt üst olmasın diye.. Bu da konmadı. Başta mutant tipler olmak üzere tüm ülke çorba gibi olacak. Haziran başında, bu yüzden önemli sayıda olgu artışı riski var.  Hele 2 kuluçka süresi olan 28 gün sonrasında, Haziran ortasında 4. tepe olasılığı gündemde! Üstelik son günlere hastaların yarısında bulaştırıcılık süresi 14 günü aşıyor! Etkili – hızlı aşılama da yok, kapanma delik – deşik idi, hasta – ölüm sayıları 17 günde muazzam bir hızla azal(tıl)dı! Haziran ortasında 4. tepe yaşanmaz ise sonbahara kayabilir koşullar iyileştirilmediği takdirde.

  • Türkiye’de salgın kötü yönetiliyordu, şimdiler de o da söz konusu değil..

    Dünyada Durumumuz…

    16 Mayıs 2021 verileriyle dünyada olgu – vaka ölüm hızı %2, Türkiye’de yarısı!
    Toplam 634.072 günlük tanının 11.472’si Türkiye’den; %1,8. Oysa nüfusumuz dünyanın %1,1’i.
    Günlük yeni olgu – vaka sayısı bakımından 7. sıradayız oysa nüfusumuz dünyada 17. sırada.
    1 milyon nüfusta günlük yeni olgu sayısı (milyonda insidens hızı) bakımından ABD’yi geride bırakarak 6. sıradayız : 11.472 / 85 m = milyonda 137. Bu hız ABD için 76, Hindistan için 223, Brezilya için 322, Fransa için 234… Çok çok düşük gösterilen ölüm verilerine bakımca, toplam 3.39 milyon küresel ölümden %1,1 nüfus oranımız ile bize düşebilecek sayı yaklaşık 37 bin iken, “resmen” duyurulan 44,537..
    Son hafta içinde dünyada olgu – vaka sayısında azalma ortalama % 12 . Bu oran, çok başarılı aşılama yapan ABD’de (bkz. üstteki aşı oranları çizimi) %24, Fransa’da da. İtalya’da %25, Almanya’da %28. Bu ülkeler bizden epey yüksek aşılama oranlarına sahip. Ama Türkiye’de söz konusu hız (son 1 haftada günlük olgu – vaka sayısında azalma) %46 ile rekor kırmakta (Sudan,
    Bosna, Cibuti, Burkina Faso.. gibi güvenilir veri sağlayamayan birkaç ülke dikkate alınmaz ise..)

  • Türkiye ne yapıyor da günlük yeni hasta – vaka sayısı açık ara dünya rekoru kırarak azalıyor?? Üstelik dünyanın tepelerinde verilere sahip iken? Aşılamada 11. sırada iken??

21 Nisan 2021 günü havuzda “resmen” 565.274 olgu – vaka varken (PCR testi +) nasıl olmuş da 16 Mayıs 2021 günü 125.358’e indirilebilmiştir!? Bu ne hızlı iyileşmedir? Türkiye, aşılamada bir türlü beceremediği “roll out” (süpürme) hizmetini hasta havuzunu hızla boşaltarak mı yapmaktadır? 25 günde 439.916 hasta nasıl olmuş da hasta havuzundan “iyileşerek” (!) ayrılabilmiştir? Karantina süreleri Türkiye’de 14 gün değil de kaç gün olarak uygulanmaktadır?

Bu soruların çengeli akıllardan çıkmıyor..

AKP İktidarının 4 kutsalı ve 5 yıldızlı salgın yönetimi

“üretim – imalat – tedarik – lojistik” İktidarın 4 kutsalı! Hep yineleniyor ve salgın yönetiminde Epidemiyolojik gerekliliklerin önüne konuyor.
Daha açıkçası “bir miktar” (ne denli!!??) ölüm pahasına!
Son zamanlarda Turizm de eklendi canhıraş biçimde; oldu 5 yıldızlı salgın yönetimi (!)..
Olmayan ise YAŞAM HAKKI...
Erdoğan, 2015’ten beri Türkiye’yi bir Anonim Şirket gibi yönetme istemini yinelemekte, hatta dayatmakta. Bir CEO rolünü yakıştırıyor kendisine ülkenin – ulusun devlet başkanı olma yerine! Bu yaklaşımın kaçınılmaz – zorunlu (a fortiori) sonucu da ekonomik öncelikler oluyor!

Dolayısıyla Epidemiyolojik ölçütleri hedef koyarak %95’lere varan tam kapatma AKP iktidarı ile gündemde değil Türkiye’de; ne yazık ki! 2021 Mart sonu – Nisan başında milyon nüfusta günlük vaka – hasta sayısı (insidens hızı) bakımında açık ara dünya birincisi iken bile salgın seyredildi, sonunda (26 Nisan) sözde alaturka bir tam kapatmaya gidildi; 17 gün. Oysa İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya.. 3-4 kez ve uzayan çok katı tam kapatmalara gittiler. Aşılamada ve sürveyansta bizden çok daha başarılı oldular, SOSYAL DESTEKLERDE de… Vardıkları, bize göre çok başarılı sayılabilecek tabloları bu yordamlara (stratejilere) borçlular..

Oysa Türkiye’de, salgının 1, yılında, 11 Mart 2021 günü Erdoğan, “Salgın yönetiminde destan yazdık..” içerikli basın açıklaması yapabildi! Tümü ile algı, içe dönük algı operasyonu sürdürülüyor. Ancak artan işsizlik, yoksullaşma, 5 milyonu aşan “resmi” hasta sayısı, 45 bine varan “resmi” ölümler de salgının elle tutulur – gözle görülür boyutları halk açısından..

Bilim Kurulunun hiçbir önerisini Türkiye duyamadı 15-16 aydır..
Yerli aşı Sağlık Bakanı’na göre 1-2 aya dek hazırdı Eylül 2020 açıklamasında, her şey yolunda giderse 2021 Eylül’ünde umut besleyebiliriz..

  • Salgının ortasında ülke aşısız!?…

TBMM’de genel görüşme yapılamıyor özel gündemle.
Muhalefet vekillerinin sorularını Bakanlar, Cumhurbaşkanı yardımcısı yanıtlamıyor.
Aşı anlaşmaları kamuoyuna açıklanmıyor; rant – aracı gibi pis kokulardan geçilmiyor..
TEK ADAM her şeye kendi karar veriyor kerameti kendinden menkul; sorgulanamaz!
Salgın finansmanı için yeter kaynak yok ama köprü – havaalanı vb. garanti ödemeleri sürüyor.
İktidar gündem oyunları ile salgını ikincilleştiriyor, ötekileştiriyor.
Pandemi kalkanı” her derde deva; miting yok, toplantı yok, gösteri yok, yürüyüş yok; STK, dernek, vakıf, sendika, meslek kuruluşu toplantı ve genel kurulları, seçimleri yok…

  • Toplum atomize! Ölüm – hastalık korkusu ile baskılanmış, muhalefeti unutmuş, biata mahkum! Yamam bir siyaset psikolojisi – sosyal psikoloji (öğrenilmiş çaresizlik) arenada!

Meşru İkizdere direnişinde (Anayasa md. 56) Vali 15 gün her tür eylemi keyfi olarak yasaklıyor.
İçişleri Bakanlığı genelgelerle temel hak ve özgürlükleri engelliyor en temel hukuk ilkelerini çiğneyerek, Sağlık Bakanlığının yetkilerini gasp ediyor..
Ülkede özekıyımlar (intiharlar), hatta ailece ölümü seçişler ayyuka çıktı.
Mafya devlete sızmış, hatta ele geçirmiş; yargı suskun, üniversite suskun; basın yandaş..
……
…………….
………………….
Böylesi bir ortamda salgını “denetim” altında tutarak sürdürmek, bilimsel – insancıl  olarak yönetmemek ama KULLANMAK; AKP iktidarı için paha biçilmez bir politik araç oluyor.

Nedir bu derdin çaresi ki, salgından çok bu politikalar öldürüyor!!??
Muhalefetin TEK SES OLARAK sorunu ülke gündemine taşıması..
Halkın, yakıcı gerçekliği görerek iktidara karşın YAŞAM HAKKINA SAHİP ÇIKMASI..
Bilim Kurulunun sessizliğini bozması…
Tıp Fakültelerinin sesini yükseltmesi..
Yandaş – yalaka basının masum insanların öldürülmesine daha çok alet olmaması…

  • AKP’den umut yok; zaten totaliterleşen iktidarlar ancak halkın zoru ile hizaya gelebiliyor…

Salgının 432. gününde bizden bu denli…
Şimdiye dek yazıp söylediklerimizin tek hecesi yalanlanamadı..
İktidar dinci – sermayeci tutsaklığını bırakıp halkçı – bilimsel bir rota benimser mi acaba??

Haydi hayırlısı; ama bu ceberrut karanlık daha çok uzamamalı ülkemizin ufuklarında…

Sevgi, saygı, DERİN ACI ama UMUT ile. 17 Mayıs 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter  @profsaltik

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“TÜRKİYE’DE KOVİT-19 SALGININ 432. GÜNÜNDE GENEL DURUM…” üzerine 6 yorum

  1. Siz ve sizler gibi bir kaç bilim insanı da olmasa ülkenin sorunlarını, acı gerçeklerini bizlere anlatacak yetkili bile bulamayacağız. Totalitarizmin ülke belalısından” tez vakitte kurtulmadıkça işte Faşizm. Saygı ve sevgimizle.

  2. Hocam Merhaba
    Sizler 14 aydır anlatıyorsunuz ama onlar yine bildiklerini okuyorlar.Ben öğrenilmiş çaresizlik sendromunun zirvesindeyim.Ensem kara değil kapkara.Yapılanlara bakıyorum, yeni varyantlar olmasa bile Türkiye bu kafayla 5 senede bile kurtulamaz bu corona belasından.Saygılar

  3. Sosyal duyarlıkları yüksek bir değişim ve dönüşüm neden gerekiyor, daha iyi gerekcilendirilemezdi. Bu süreçte halkçı duruşumuz unutulmayacak değerli hocam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir