ALİ SİRMEN : Altın vuruş yakın

Altın vuruş yakın

ALI SIRMEN ( YAZAR ) VEDAT ARIK 20.09.2007ALİ SİRMEN
5.11.2016
Cumhuriyet

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Şu sıralarda, idam cezasının yeniden getirilmesinin gündemin baş sıralarına çöreklenmesinden, en fazla hoşnut olacak kişi, kuşkusuz Fethullah Gülen’dir. Gülen’in iadesinin Washington’dan istendiği ve bu amaçla sunulan dosyanın etkileyiciliğinin bizzat Amerikan yetkilerinin ifadelerinden belli olduğu bir sırada hiçbir şey idam cezasının yeniden getirilmesinin önerilmesi kadar Gülen’in ekmeğine yağ süremezdi.
Üstelik, cezaların yasallığı ilkesi gereği, idam yeniden konsa bile, FETÖ’cülere uygulanamayacak. İktidarın da bu gerçeğin farkında olduğu Başbakan’ın sözlerinden anlaşılıyor. Ayrıca, bu cezanın yeniden ihdası Türkiye’nin kurucularından olduğu Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasına kadar varabilecek sorunlar doğuracak. İdamın yeniden getirilmesinin tartışmasının bile çıkarlarına fena halde ters olmasına rağmen iktidar idamda ısrarlı. Bu ısrarın akılla açıklanabilir bir yanı yok.
***
Terörün tırmanmasından PKK beklediğini elde edemez. Hendek eylemleri yerel halktan örgütün umduğu desteği göremezken, öte yandan şiddete şiddetle yanıt vermenin dışında, demokratik özgürlükçü devlet politikalarının geliştirilememesinin Kürt sorununun çıkmaza saplanmasına yol açtığı kafaya dank etmişken, polisiye önlemlerin yanı sıra, sorunun daha fazla özgürlük ve demokrasi, Kürt kimliğine daha titiz bir saygı çerçevesinde çözümünün zorunluluğunun görüldüğünü kanıtlayacak politikaların yürürlüğe konmasının, bunun için Kürt sorununda, ağırlığın siyasal platforma kaydırılmasının kaçınılmazlığı gün gibi ortaya çıkmışken seçilmiş, sivil Kürt siyasetçilerin sivil, özgürlükçü, demokratik, barışçıl siyasi çözüme doğru çekilmesi, sivil siyasetin ve Meclis’in çözüm çabalarının odağı haline getirilmesinin zarureti anlaşılmışken, seçilmiş sivil Kürt siyasetçilerin gözaltına alınıp tutuklanmasının yeni mağdurlar yaratma açısından en çok PKK’ye yarayacağını cümle âlemin gördüğü ortamda, Demirtaş ve arkadaşlarının gözaltına alınmalarının, siyasal iktidara hiçbir şey kazandırmayacağını herkes anlar.
Ama iktidar anlamamakta direniyor ve tutulmaması gereken yolu tutuyor. Bunun akılla izahı mümkün değil.
***
1982 yılında çok uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı yapmış olan İhsan Sabri Çağlayangil ile siyasi yasaklı oldukları dönemde, saatlerle sürecek kasetler dolduran bir söyleşi yapmıştım. Söyleşinin bir yerinde Çağlayangil’in söylediği şu sözler hiç aklımdan çıkmamıştır:
– Ben Amerikan Dışişleri Bakanı’nın yanına kapıyı vurmadan girebilirim ama herhangi bir Arap ülkesi büyükelçisinin karşısında ayak ayak üstüne atmaya çekinirim.
Tecrübeli siyasetçi Araplardaki Osmanlı kompleksini kastediyordu.
Cumhuriyet diplomatlarının hepsi, bu kompleksi bilir ve bölgede “ağabeylik”
taslamaktan özenle kaçınırlar. Bugünkü iktidar ise, bol bol Osmanlı böbürlenmesiyle şişinmekte ve Şebak lideri Hunain El Kaddo’nun arkadaşımız Ceyda Karan’a söylediği gibi (bknz. Cumhuriyet 04.11.2016, safya 8) “nefret yaratmaktadır.”
Bu politikanın da akılla açıklanması mümkün değildir.
Hangi olaya bakarsanız bakın görürsünüz ki, iktidar aklın yolunu ve dengesini yitirmiştir, birbiri ardından kendi kuyusunu kazan uygulamalar içindedir. Bu şaşkınlık içinde, çareyi daha fazla şiddet, daha fazla baskı, daha fazla saçmalamada aramaktadır.
Baskıcı yönetimler, uyuşturucu bağımlılarına benzerler, nasıl ki, uyuşturucu bağımlılarını gittikçe artan doz, zamanla kesmez olur, sonunda iş ölümü getiren “altın vuruş”a yol açarsa, diktalarda da saçmalama ve şiddet dozu artar, artar, sonunda altın vuruşa kadar varır.
Her olay gösteriyor ki bizde de “altın vuruş”a az kaldı.
==============================
Dostlar,

Sayın Sirmen’in bu yazısını kısa bir yorum ya da çekince ile sunuyoruz…

İdam cezası ile ilgili şaklabanlığa diyecek yok..
“altın vuruş”a az kaldı.” beklentisini de “dileriz..” diye karşılıyoruz..

“seçilmiş sivil Kürt siyasetçilerin gözaltına alınıp tutuklanması” konusunda Sn. Sirmen ölçüsünde iyimser olamıyoruz.. PKK ile araya bırakalım uzaklık (mesafe) koymayı, nerdeyse organik – işlevsel bağlarını ve işbirliklerini meydan okurcasına ve kezlerce yineleyerek her yerde, sürekli aktardılar.. Hangi devlet böylesi bir meydan okumayı ha bire görmezden gelebilir ki??  

Hukuk devleti kime suç işleme ayrıcalığı tanımlayabilir ki?

Yine de “yapanı” ve “niyetini” özen ve kaygıyla izleyeceğiz..

Sevgi ve saygı ile.
06 Kasım 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ALİ SİRMEN : Altın vuruş yakın” üzerine bir yorum

  1. Ali Sirmen’in “seçilmiş siyasetçiler” tanımına da ben katılmıyorum. Doğu’daki bazı yöreler ile Güneydoğu’da bugüne dek hiçbir zaman özgür seçim yapılmamıştır. Seçimler PKK teröründen önce feodalların güdümünde, ondan sonra da silahların gölgesinde yapılmıştır. Teröristlerin ve feodalların baskısı kırılmadan yapılan seçimlerle seçilenler “seçilmiş siyasetçi” değil, “atanmış siyasetçiler”dir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir