“Devletin Resmi Dili Türkçedir” demek yanıltıcıdır!

“Devletin Resmi Dili Türkçedir” demek yanıltıcıdır!

?????????????

Mahiye Morgül /19 Eylül 2016

Prof. Birgül Ayman Güler Anayasa madde 3’den “Devletin dili Türkçedir” ifadesinin  “Devletin resmi dili Türkçedir” şeklinde değiştirilmesi önerisine karşı bizi uyarıyor. Aşağıdaki bağlantıda bu yazısını okuyacaksınız.

“DİLİ TÜRKÇEDİR”: BU İFADEDE 3 SIFAT VAR

Sevgili Birgül Hanım çok önemli bir noktaya dikkati çekiyor.

Anayasamızın yapıldığı dönemde kullanılan bu kavramların hangi “milli ihtiyaçlara” cevap verdiğini gözden uzak tutmak isteyenler bugün “küreselleşmenin ihtiyacı” olan kavramları alavere dalavere önümüze getiriyorlar. Sinsice soktukları yeni kavramlarla algı sistemimizle oynuyorlar, böylece kendileri gibi düşünmemizi sağlıyorlar. Onların isteklerini kendi isteklerimizmiş gibi talep etmemizi böylelikle sağlıyorlar.

Devlet Dili kavramına tarihçi gözlüğümle de bakmak istiyorum.

İmparatorlukların bir devlet dili olurdu, bu dil en başta BİLİM DİLİ olarak bilimevlerinde kullanılırdı.  Bilim dili devlet dili ile aynı olunca buna uygarlık deniyordu, alfabeleri vardı. Devletin bilim, hitabet, yazışma ve sanat dili tekti. Yönetici sınıfın sanatsal eğlencesi de bu dille olurdu; saray edebiyatı ile halk edebiyatı ayrışması buydu.

Yönetici sınıf-zümre bir başka devletin emrine geçtiğinde devlet dili o zaman değişirdi. Örneğin, uzun yıllar Farsça olan Anadolu Selçuklu devlet dili, Yavuz Sultan’dan itibaren Arapça olmaya başladı, alfabesi aynı olduğu için geçiş pek yumuşak oldu, tepki görmedi, fark edilmedi. Ama kadim Anadolu Oğuz(lu)larının kullandığı (Milet Uygarlığının alfabesi, Kril alfabesi gibi)  LAT harflerine geçtiğimizde sorun edildi.

Devlet diliyle halk dili arasında belirginlik Osmanlı İmparatorluğunda sarayda Türk Sanat Musikisi çalgılarının, halk arasında ise Türk Halk Müziği çalgılarının kullanılmasını örnek veririm. Aynı ikili sanat kültürü İran’da da var.

Antik dönemde bilim dili olarak Farsça, Arapça, Yunanca, Latince var. Latince, Karadeniz çevresinden giden inanışı Şamani (Lat/Kibele) olan Etrüsklerin  bilim dilidir, İtalyanca değildir.

İmparatorluklarda halkın kullandığı yerel diller ve lehçeler doğal sürecinde yaşardı, halk kendi kültürünü onunla devam ettirirdi. Bizde, halkın diliyle devletin dilinin aynı dil olması ilk kez
Türkiye Cumhuriyet ile mümkün olabildi. Bu sonuç halkçılık ilkesiyle de örtüşen bir durumdur. Zaten tarihsel ve sosyolojik olarak ortadan kalkan bir zümrenin  devlet dili, “egemenlik milletindir” dediğimizde kendiliğinden düşer.

1860’larda Osmanlı’da İngiliz – Fransız egemenliğine karşı devlet dilini savunmak yerine halkın dilini savunmak bir tür safını-sınıfını belli etmek oldu. 1876 Anayasasına “Devletin dili Türkçedir” yazıldığında gayrimüslim tasallutuna karşı verilen mücadeleydi öne çıkan, bu ihtiyaçtan doğmuştu. Osmanlı Bankasında 1926’ya dek Türkçe konuşulmuyor, Türkler çalışamıyordu.

Mülkiye Mektebi‘nin kuruluş amacı da buydu; “Osmanlı bürokrasisini gayri Müslim tasallutundan kurtarmak için” Hüseyin Avni Paşa tarafından kuruldu. O Hüseyin Avni Paşa’dır ki 1876 Anayasasının 1. imzası O’na aittir ve o gece hunharca öldürülmüştür, ki O’nu İngilizler saf dışı etmeden Osmanlı’yı Sevr’e götüremeyeceklerini söylemişlerdir, Sırpları yendiği Karadağ savaşında İngiliz komutanı meydana sokmayarak o savaşı kendisi yönetip kazandığı için İngilizler O’ndan nefret ediyordu. Silivri yargılamaları sırasında “150 yıllık Ergenekon’un başı” diye O’nu tarif ettiklerini biliyorum. O’na hakaret eden Murat Bardakçı‘yla davalı oldum, 14 bin TL tazminat ödedim… (1876 Anayasasına “Devletin dili Türkçedir” maddesini koyan büyük devrimci Hüseyin Avni Paşa‘nın anısını korumak için yaptığım zorunlu harcamadır. )

Eğitim dilimiz Türkçe oluncaya kadar ne badirelerden geçtiğimizi maalesef halkımız bilmiyor.

Şimdi…. Küreselleşmenin devlet dili İngilizcedir, bilim dili de, postmodern sanat dili de, uluslararası iletişim ve hitabet dili de  İngilizce… Artık diliyle de bir Küresel imparatorluk oluşmakta. Bizim devlet dilimiz Türkçe onların önünde engel iken, yerel dillerin ve lehçelerin onlar için bir sakıncası yok, çünkü eğitim-bilim vb. devlet dili artık İngilizce olacak. Zorunlu İngilizce 8 yaşına indirildi bile, ancak onu bile bilim dili olarak öğretmiyorlar.

Küresel tekelci elitlerin egemenliğinde bir dünya sistemine doğru sürükleniyoruz ve önümüze “bunu kabullenin, altını imzalayın” dedikleri bir senet koydular. Yeni anayasa “Venedik Taciri”nin senedi gibi oldu. Üç ay içinde borcunu ödemezsen kalbinin üzerinden yüz dirhem et (öldürülmeyi kabul) alınmasına evet demek… İngiliz kraliyet ailesi o Venedik Dükalığının devamıdır. Biz Çanakkale dahil bütün Haçlı seferlerinde karşımızda hep onları görmüştük!

Son olarak; aşağıdaki cümlede eğer nokta yerine VE konulsaydı da olurdu. Birgül Hanımın dediği de budur.

“Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir”

Türkiye devletinin dili Türkçedir.

Birgül Hanım, farkı çok iyi yakaladı, “devletin resmi dili” söylemiyle aynı şey değildir. “Resmi dil” söylemi bana  maraba Kürt köylüsünün kaçamak cevaplarını hatırlattı. Devlet memuruna “resmi görüşüm şudur” der. Başbaşa kaldığınızda “özel görüşüm budur” der. Resmi görüş devletin söylemi demek oluyor. Devletin resmi söylemi der gibi, ikiyüzlüce, netlik ayarı olmayan bir ifade. Bulanık suda balık avlamayı pek sever emperyalistler. Zihinsel kaos (AS: karmaşa) yaratmakta pek mahirdirler. Şu sıralar cemaatçiler evlerde kadınlara KUANTUM seminerleri veriyorlar. Bilimsel sohbet görüntüsü vererek yapıyorlar, inanır mısınız?

“Evrende her şey tekildir” diye anlatacakları bir şey var. İnsanı yalnızlaştırma, her çocuk ayrı bireydir diyerek eğitimi getirdikleri bireysel öğrenmeyi okul dışına çekme işine aile içinde hazırlık yapıyorlar. Sorun Eğitim Piyasasına çekme sorunu. Salonlara çekip kafalarını işleyemediklerinin evlerine gidiyorlar. Oralarda kullandıkları parçalama kültürünün içinde “yerel yönetimler, yerel diller, sonra özerk cumhuriyetler…” vb. yeni malum kavramlarla kendileri gibi düşünmemizi hazırlıyorlar. Çok da yerli misyonerleri var.

Birgül Ayman Güler’e saygılarımla…

===========================================

Dostlar,

Sayın Mahiye Morgül öğretmenimizin bu nefis yazısına bir şey eklemeye gerek duymuyoruz..
Birikimine ve kişiliğine, yazı ustalığına saygılarımızla…

Sevgi ve saygı ile.
19 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Dil Derneği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir