Suay Karaman : ASKERE DARBE

ASKERE DARBE

portresi_gulumseyen
Suay Karaman
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
 
Yıllardır bir sivil darbe yaşanan ülkemizde, 15 Temmuz 2106 Cuma günü demokrasi olduğu söylenebilir mi? Demokrasi ile sivil darbeyi birbirine karıştıranların, yaşanan tüm bu olaylarda ve ülkemizin bu karışık duruma getirilmesinde payı vardır.
 
Bir siyasal iktidarın Yasama, Yürütme ve Yargıyı kendine bağlayarak, her koşulda sürekli kendi istediğini yapmak için uğraşması, tüm devlet kurumlarını ele geçirmek için sistemli bir biçimde kadrolaşması ve kendilerine karşı olanları bir şekilde yargılayıp, susturması açıkça sivil darbedir. Demokrasilerde elindeki siyasal gücü, rejimin kuralları dışına çıkartarak hukuksuz amaçlara yönelmek, hukuk dışı tutum ve davranışlarda bulunmak, açıkça sivil darbedir.
Bir siyasal iktidarın, kendi ülkesinin ordusuna düşman olması
ve tasfiye etmesi sivil darbe değilse, nedir?
 
Bir siyasal iktidarın, ülkenin Parlamentosu yerine Kanun Hükmünde Kararnamelerle yasama görevini yerine getirmesi, kurumların hesaplarını Sayıştay denetiminden kaçırması, açıkça sivil darbedir. Siyasal iktidarın yöneticilerinin Anayasaya aykırı hareket etmesi, Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın kararlarına uymayacağını açıklaması, tam anlamıyla sivil darbedir. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu kesinleşen bir iktidarın, bu karara karşın ülkeyi yönetmesi açıkça sivil darbedir. Demokrasi dışı tutumunu alışkanlık haline getiren siyasal iktidar, 14 yıldır ülkemizde sivil darbe yapmaktadır ve bunu da topluma demokrasi diye yutturmaktadır.
 
Bugün demokrasiyi koruduklarını iddia eden AKP’li yöneticiler, daha dün kol kola oldukları Fethullah Gülen’i karalamakla görevlendirilmişlerdir ancak geçmişteki söylemlerini unutmaktadırlar. 24 Mart 2011 Perşembe günü TBMM Genel Kurulunda konuşma yapan AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Fethullah Gülen için çete diyen CHP Mersin Milletvekili İsa Gök’e tepki vermiş ve şu konuşmayı yapmıştır:
– “Fethullah Gülen, bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir; seversiniz, sevmezsiniz ama değerli bir insandır, bilge bir insandır, bu ülkenin milli ve manevi değerlerine bağlı nesillerin yetişmesi için hizmetini yapıyor; her şeyi de açık, devletin denetimi, gözetimi altında açık, her şey gözünün önünde olan. Yapılan hizmetlere baktığınızda siz buna, hakkında herhangi bir savcının iddiası, mahkumiyet kararı olmayan birine ‘çete’ diye itham ederseniz ona karşı da büyük bir haksızlık yaparsınız. Kendi de burada yok ama çeteden yargılananları çete iddiasıyla soruşturulanları, kovuşturulanları demokrasiye darbe vurmak isnat ve iddiasıyla yargılananları milletvekili olmak için Meclise taşıma gayreti içinde olurken, temiz insanları ‘çete’ diye suçlamak kabul edilemez.”

2011 yılında ‘temiz insan’ dediklerine bugün ‘çete’ diyenlerin inandırıcılıkları ve güvenirlikleri yoktur!

 
TBMM önceki Başkanı ve Adalet önceki Bakanı Cemil Çiçek’in de, yıllardır birlikte olduğu Fethullah Gülen ile ilgili söylemleri ilginçtir:
– “Bu yapı, 70’li yıllardan beri var olan bir yapı. Bunların bu noktaya gelmesinde hepimizin günahı, vebali var. Belki benim vebalim %90, başkasının %5, yüzde 1; ama %1 bile zehirlemek için yeterlidir unutmayın. Türkiye siyasi, dini ve ticari açıdan kandırılmışların ülkesi. Bakıyorsunuz, bu alanlarda insanlar çok kolay kandırılıyor. Bunu en kolay yaptıkları alan da din. O yüzden sık sık kayıt dışı dine vurgu yapıyorum. Her şey şeffaf olursa, denetime tabi olursa, bunlar yaşanmaz. Şimdi devletin içinden temizleniyorlar. Ama yerine kimlerin getirileceği çok önemli. Bu kişiler, liyakat esas alınarak çok iyi kontrol edilerek alınmalı. Yoksa FETÖ gider, ÇETÖ gelir.”
 
Cemil Çiçek’in gerçeği açıklayan bu önemli sözlerine inanmak zor da olsa, din ile insanların kandırıldığını ve Fethullahçıların yerine kimin geleceğinin önemli olduğunu söylemesi, gelecek adına güzel bir gelişmedir. Yalnızca Fethullah Gülen tarikatı değil
Tüm tarikat ve cemaatler kapatılmadıkça,
bu pisliğin temizlenmesi olanaksızdır
.
İşte bu yüzden ‘tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması’ ile laikliğin önemi her geçen gün daha da iyi anlaşılmaktadır. Laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi kararıyla onaylanan bir iktidarın, tarikat ve cemaatleri kapatmasını beklemek de, hukuka saygılı olması da yalnızca bir hayaldir.
 
7 Ağustos Pazar günü İstanbul Yenikapı’da yapılan demokrasi ve şehitler mitinginde boy gösteren Cübbeli Ahmet hocanın, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile birlikte yer aldığı fotoğraf, ‘Gülen cemaati gidiyor yerine başka cemaatler geliyor’ yorumlarına neden olmuştu. Bu soytarı, 12 Mart 2015 tarihinde Ahmet Yesevi Derneği tarafından Lalegül Televizyonunda canlı yayına çıkmış ve şunları söylemişti:
* “Bizde demokrasi yok. Allah muhafaza, ne demokrasisi.
Biz şeriatçıyız. Demokrasi, sakın ha, çok tehlikeli bir laf.”
 
Kandırılarak ya da ahmaklık ederek, Fethullah Gülen’i bugünlere getirenlerin hepsinin yargılanmadığı sürece, bu iş sürüp gidecektir. Yoksa gerçek bir hukuk devletinde, Tanrı’dan da, milletten de af dilemekle bu işin çözülemeyeceğini herkesin anlaması gerekmektedir. Ülkemizde yıllardır laiklik, demokrasi ve hukuk dışı sürüklenişi yönetenler, toplumu 15 Temmuz 2016 sürecine getirmişlerdir.
* 15 Temmuz’da askeri darbe değil, askere darbe yapılmıştır
ve Türk Ordusu kafeslenmiştir. 
* Yıllardır emperyalist güçlerin istediği şekilde asker etkisizleştirilmiştir
ve adına ‘demokrasi’ denerek, toplum kandırılmaktadır.
 
Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşundan üç yıl önce, 1773’te kurulan Deniz Lisesi’ni kapatmanın hiçbir haklı gerekçesi olamaz. 1834 yılında kurulan Kara Harp Okulu’nu kapatmak, 1845 yılında kurulan Kuleli ve Işıklar Askeri Liselerini kapatmak, 1848 yılında kurulan Harp Akademileri’ni kapatmak, 1898 yılında kurulan Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ni (GATA) kapatmak; Türk Ordusu’nu ortadan kaldırmak, emperyalizme destek olmak ve düşmanın elini kuvvetlendirmektir.
* Yöneticilerin aymazlığı ve ihaneti yüzünden Gülen cemaatinin ele geçirdiği yerleri kapatmak, basit bir oyundur ve sonu belirsizdir.

Askere yapılan darbeye, ne askerlerden, ne de muhalefetten ses çıkmaktadır!?Emperyalist güçler gereğini yapmış ve tepki vermesi gerekenler sessizliğe bürünmüştür. Ancak büyük Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile Bursu Nutku’ndan güç alan bu ülkenin aydınlık güçleri ve gençleri, tüm bu yapılanlara sessiz kalmayacaktır.

==================================

Dostlar,

Değerli kardeşimiz Sevgili Suay Karaman‘ın  bu gerçekçi ve içli yazısı de denli belgesel değil mi? Bir yurtsever çığlık.. Sorgulayan ve tarihe not düşen..

Yazıda adı geçen dün başka bu gün başka konuşanlar hiç utanmaz mı acaba??
Bu AKP kodamanları, FETÖ’ye destekten neden hukuksal yaptırım görmez ??
Ortada açık açık “ikrar”, suçu kabul etme var. Burası AKP için Aşil topuğudur!

AKP – RTE, yarattıkları ve ülkemizi – ulusumuzu sürükledikleri batakta yok olacaklardır. Ancak ne yazık ki ülke ve ulus çok büyük, giderimi çok zor-olanaksız bedeller ödüyor.

* Halkımız da artık akıllansa ve din bezirganlarının sefil oyunlarına gelmese..
1 numaralı stratejik hedef HALKI AYDINLATMAK..
Ülke ve yurt gerçekleri ile onların arkasındaki ideolojiyi anlamalarını sağlamak.. Asıl sigorta  bu demokratik – sosyal – laik – hukuk devleti için.

O aydınlık ki; –Mustafa Kemal’in çocukları bu ülkeye mutlaka getirecektir-,
tüm yarasaları medeni yaşamdan sonsuza dek ve kalıcı olmak üzere
tasfiye edecektir. Stratejik hedef bellidir..

* Durmak yok; Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün devrim ve ilkelerini yeniden
yaşama geçirerek tamamlamak, uygarlaşmak, çağdaşlaşmak başlıca
kutsal ödevdir.

Sevgi ve saygı ile.
15 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com


Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir