GELECEĞİMİZİ BOĞMAYALIM! BARIŞ VE KARDEŞLİĞİ OYLAYALIM!

GELECEĞİMİZİ BOĞMAYALIM!
BARIŞ VE KARDEŞLİĞİ OYLAYALIM!

portresi

 

Dr. Alper AKÇAM

 

 

Suriye’deki iç savaştan kaçmak isterken Ege denizi açıklarında botları batan Ruksan anne, bir buçuk yaşındaki biricik oğlunun, Mirvan Muhammed’in denizde boğulmasını önleyemedi. Yürek dayanmaz bir acıdır bu… Ellerini avuçlarındakini satıp geleceklerini kurtarmak için insan kaçakçılarına veren komşu ülke yurttaşları, bindikleri uyduruk ve kalabalık botların batması sonucu denizin derinliklerinde yitip gidiyor. Bu kaçıncı boğulma, bu kaçıncı parçalanma…

20 Mart 2014 günü, Niğde’nin Ulukışla ilçesinde yol denetimi yapan polis ve jandarmaya ateş açıldı, bir asker, bir polis, bir de sivil yurttaşımız şehit oldu. Bir Avrupa ülkesi vatandaşı oldukları ve Suriye iç savaşında çarpıştıkları anlaşılan bu kişiler Türkiye’de ne arıyordu? Daha önce de İstanbul’da, Hatay’da ceplerinde bol US Doları olan, Libya’dan Kosova’ya değişik ülke pasaportu taşıyan silahlı külahlı kişilerin barındıkları, çevrede olay çıkardıkları haberleri basında ye almıştı.

14 Mayıs 2013’te Reyhanlı’da meydana gelen patlamada 52 yurttaşımız ölmüş, olayın sorumlusunun Suriye iç savaşındaki bir silahlı grup olduğu ortaya çıkmıştı. Bazı Afrika ülkelerinde de elçiliklerimiz bombalanmıştı. Suriye’ye gitmekte olan bazı TIR’ların aranmasına neden karşı çıkılmış, kendi ülkelerinde yol denetimi yaptırmak isteyen savcılar, jandarma görevlileri neden görevden alınmış, yol denetimi yapan polise ve jandarmaya neden ateş açılmıştı? Daha önce de, Irak’ta, İran’da iç savaşlar yaşanmış, ancak Türkiye, savaşlara taraf olması, en azından yabancı ülke silahlı güçlerine geçiş izni vermesi için baskı görmesine karşın, bu isteğe karşı çıkmış, emperyalizmin petrol ve yeraltı kaynaklarına yönelik kışkırtma ve asker çıkarmalarından kaynaklanan bu savaşlardan fazlaca etkilenmemişti.

Bugün din, iman, yalan bombardımanının arkasında ülke başka yerlere doğru sürükleniyor. İktidar partisinin seçim mitinglerinde neden bazı Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine selam gönderiliyor?

Türkiye nereye gidiyor?

Ortada birçok yolsuzluk, rüşvet görüntüsü, konuşma kayıtları varken ve açığa çıkarılması gereken birçok yasa dışı olay yaşanırken neden basın ve sosyal iletişim üzerine yasaklar getiriliyor? Tivit yasağına gazete yasaklamaları ekleniyor. Bolu’da belediyenin uygulamalarını eleştiren Bolu Olay ve Bolu Gündem gazeteleri neden kapatıldı? Bugüne gelinceye dek neden birçok gazete ve televizyona yukarıdan baskılar yapıldı? Birçok gazeteci neden işinden oldu?

Demokratik açılım böyle mi sağlanacaktır?

Tüm bu olay ve sorular 30 Mart günü yapılacak yerel seçimlerin önemini bir kat daha çoğaltıyor. Yaşadığımız mahalleye muhtar, kente belediye başkanı seçmeyeceğiz sanki. Komşu ülkelerdeki iç çatışmalara doğrudan katılan bir ülke durumuna gelmek, ateşi kendi ülkemizin içine de kabul etmek, kardeş kavgasına sürüklenmek ya da savaştan, kanlı oyunlardan uzak durmak konusunda bir yol seçeceğiz… Bu denizi geçerken, çocuklarımızı karanlık sulara, hırçın ve saldırgan (para + iktidar) dalgalarına yem etmeyelim. Uyanık olalım, uyaralım… Kimi başkan ya da muhtar seçeceğimizi değil, geleceğimizi oyluyoruz… Barış ve kardeşlik için kenetlenelim! (26 Mart 2014)

==============================

Dostlar,

Çok değerli meslektaşımız, Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneği Başkanı Dr. Alper Akçam’ın 1,5 yıl önceki yazısını bu gün paylaşmak istiyoruz..30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde yazılmış bir makale idi. O seçimi izleyen gün, AKP epey başarı sağlamış, 6330 sayılı Bütünşehir Belediye Yasası da yürürlük almıştı. 31 il Büyükşehir olmuş (750 bin+ nüfus) ve 17 bini aşkın KÖY 1 gecede Mahalleye dönüştürülmüş idi. Artık 18 bin dolayında köyümüz var ve Büyük şehirlerde Belediye sınırları Mülki sınırla örtüşüyor.. Belediye başkanları yavaş yavaş Vali’nin önüne geçiriliyor.. Bu illerde İl Özel İdareleri ve İl Genel Meclisleri kapatılıyor, malları yandaş vali ve kaymakamlarca AKP’li belediye, vakıf, dernek hatta kişilere peş keş çekiliyor. Söz ve karar yetkisi Belediye Meclislerine geçiyor..

Dahası, bu 17 bin + köyün tüzel kişilikleri kalktı, ortak malları (otlak, yaylak, mera, su kaynakları, binalar…) ellerinden alındı ve Büyükşehir Belediyesi tasarrufuna girdi. Bu alanların imar planları yapılacak, belki tarıma kapatılacak, köylüye “hayvanını buradan çek..” denilecek.. Korkunç çapta talana, peş keşe, yağmaya elveren bir yasa.. Ülkemizde tarım ve hayvancılığı bitirebilecek, kırda kalan % 7-8 dolayındaki üretken nüfusu da kent varoşlarına yoksul tüketici olarak itebilecek çok boyutlu bir AKP oyunu..

Şimdilik 31 il bu durumda.. Ülkede nüfus hızla artıyor.. % 1,34’ün üstünde bir hızla. OECD ortalamasının 4 katı dolayında.. Geçen yıl (2014) 1 milyon 30 bin nüfus artışı oldu maşallah! Nüfusu 750 bini aşan tüm iller bu statüye geçirilecek. Halen Türkiye, Dünyada kentsel nüfusu en yüksek ülkeler arasında.. % 93’lerde. Öyle ya, akşam yatıp sabah kalktık ve 17 bini aşkın köyün tabelasını “Mahalle” olarak değiştirdik.. Gerçek anlamda kentleştik mi? Bu coğrafyaya ve nüfusa kentsel belediye hizmetleri erişiyor mu? Çok dert değil.. Belediye otobüs seferleri koymak, çöp kutuları yerleştirmek şimdilik görüntüyü kurtarmaya yeter..

İnanılmaz bir cinlik ve hinlikle kırsal arazilere el koymanın adıdır bu yasa.. Bir AKP klasiğidir ve AKP’ye bu akıl (emir!), zerrece kuşku yok, Küresel merkezlerce verilmektedir.. Bu parti bu tasarımlar (projeler) için kurulmuş ve iktidara getirilmiştir. Bay RTE’nin örtük ama artık açık dinci – hilafetçi özlemleri ortaya çıkmasa, finans kapital desteğini kesintisiz sürdürecek. Türkiye hücrelerine dek sömürge kılınana dek!

Bu hazin tablo halka ne denli anlatılabildi? AKP sansürleri, yandaş basını el verdi mi?
Yeterince anlatılamadığı kesin ki, “soylu milletimiz” 20 milyonu aşkın oyu bir emperyal proje olan AKP’ye boca etti.. Dr. Alper Akçam, sorunun bu boyutlarına değinmiyor yazısında ama öbür ciddi sorun alanlarına dikkat çekiyor..

On gün sonra 1 Kasım 2015’te bu kez 26. genel seçimlere gidiyoruz. Yerel yönetimleri değil, ülkeyi yönetecek özeksel (merkezi) siyasal yetkeyi (otoriteyi) belirleyeceğiz. 13 yıldır Türkiye’yi tek başına sürükleyen (yöneten denilebilir mi??) AKP ile nerelere geldiğimiz, kanlı bir iç savaş eşiğine sürüklendiğimiz ortada. Ekonomideki çöküş de.. Elle tutulur hemen hemen hiçbir şey yok.. Kapkara ve de kıpkızıl bir Türkiye..

Necip milletimiz AKP’ye gene 20 milyonu aşan oy “boca ederse” artık kendi idam fermanını onaylamış olacak..

Bilmem kaçıncı kez bu sitede değişik boyutları ile yazdık.
Halkımız, uçurumun kıyısındaki ülkemizi, bu kez sağduyusu ile çekip alacaktır oradan. AKP sandığa gömülecek, 2. parti olacak ve iktidar olamayınca da, özünde çıkar örgütü bir tarikatlar koalisyonu olduğundan, örn. ANAP gibi hızla dağılacaktır. Ardından da sorumlularından yasal hesap sorma dönemi gelecek ve lanetli yıllar geride kalacaktır.

Haydi Türkiye, bağımsız – onurlu bir ülke ve halk olarak yaşamayı hakettiğini kanıtla!

Sevgi ve saygı ile.
22 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir