ADD’nin SAYGIN EMEKÇİLERİNDEN PINAR ÖZER’in İŞİNE SON VERİLDİ..


ADD’nin SAYGIN EMEKÇİLERİNDEN
PINAR ÖZER’in İŞİNE SON VERİLDİ!


Sevgili Pınar ÖZER
‘i, ADD Genel Merkezi’nde görev aldığı ilk günlerden bu yana tanıyoruz. Biz, Şubat 1996’da ADD Edirne Şubesi Başkanı seçilmiştik. Kendisi 1998 ya da 1999’da Sekreter olarak göreve başlamıştı. 2000-2004 döneminde Genel Yönetim Kurulu Üyesi idik
biz de Genel Merkezde. İzleyen 2 yılda ise (2004-2006) Genel Başkan Yardımcısı olarak
görev üstlendik. En az 6 yıl yakın çalışma arkadaşımız oldu.

Pınar, sınırlı olanaklara ve ADD’nin oturmamış kurumsal yapısına ve büro yönetimi sorunlarına karşın, arşivden her isteneni bulur ve hizmete sunardı. Bitmeyen ricalarımızı, çok genç yaşına karşın sabır ve olgunlukla yerine getirirdi. Bilgisayarda ofis programlarını ustaca kullanırdı.

Her zaman ağırbaşlı ve saygılı idi ve yüzünden hanımefendi tebessümünü hiç eksik etmezdi.
16 yıl ADD’ye büyük başarı ile hizmet etti. Özveri ile, beceri ile, güleryüzle, sevecenlikle ve üretkenlikle.. Adeta Derneğin belleği oldu. İstenen her belgeyi, yazıyı hızla bulup sundu.

Yazışmaları, randevuları… zarafetle anımsatarak izlenmesini sağlar, ADD yönetiminden nerede bir boşluk varsa ve el atılması gerekiyorsa, yüksek sorumluluk bilinci ve görev aşkıyla inisiyatif alarak çözüm üretmeye çabalar, üretirdi. ADD Genel Merkez bürosunun beyni, motoru idi.
Koca ADD Örgütünün adeta belleği (hafızası) idi..

*****

ADD yönetiminde Genel Başkanlık görevinde 2. kez 2 yıllık dönemin içindeki genel başkan, öğrendiğimiz kadarıyla, kişisel inisiyatifi ile Pınar’ın işine son vermiştir. Konu GYK’de
(Genel Yönetim Kurulu) görüşülmemiştir (?). İşe son verme yazısında ise klasik gerekçe ile “görülen gerek üzerine..” denmiştir. Sayın Genel Başkan, bu gerekçenin ne olduğunu açıklamak zorundadır. ADD Genel Başkanı, Danıştay Başsavcılığı görevinden emekli, 40+ yıllık kıdemli bir yüksek yargıçtır. Sanırız bu tür onlarca – yüzlerce idari işlemle görevinde karşılaşmış ve hukuka uygun nesnel gerekçelere dayanmayan…. idare işlemlerine “iptal” kararları vermiştir.

ADD bir kamu organı değildir ancak Kamu Yararına Çalışan Dernek özelliği (statüsü) vardır Bakanlar Kurulunca taa 1993’lerde edinilen.. Dolayısıyla, yapılan “işe son verme işlemi“nin
her durumda bir gerekçesi olmak gerekir. Bu gerekçe elbette hukuka uygun, nesnel,
kamu yararına ve hizmet gereğine.. dayanmalıdır.

ILO’nun 158 sayılı Sözleşmesi (ILO-C 158) Anayasa md. 90/son kapsamında olup,
çalışanın işine son verilmesi durumunda işverenin “hukuka uygun gerekçe” göstermesini yükümlü kılmaktadır. İşe iade davalarında hüküm kurulurken, bu bağlayıcı ve üstün hukuk kuralı (normu) dikkate alınmaktadır. Pınar‘ın kıdem tazminatı doğallıkla kendisine ödenmiştir.
Onurlu davranarak “işe iade davası” açma yoluna gitmemiştir. Bu yola yönelse idi çok yüksek olasılıkla kazanırdı. İşe son verme yazısından önce epeyce sürdürülen bir bezdiri (mobbing) dönemi yaşandığı da anlaşılmakta. Pınar istifaya zorlanmış ve bu olmayınca, kıdemli hukukçu
ADD Genel Başkanı, gerekçesiz olarak göreve son verme yazısı yazmıştır.

Pınar Özer‘in işine son verme işleminin pozitif -normatif- hukuka biçim olarak uyarlığı / uyarsızlığı bir yana, hakkaniyetle asla bağdaşmadığı açıktır.

Genel Başkan gerekçe göstermek zorundadır.

Ödenen kıdem tazminatı, Pınar‘ın 16 yıllık içten ve nitelikli emeği karşısında maddi olarak
çok değersiz olmakla birlikte, sınırlı ADD kaynaklarındandır ve ADD bir anlamda zarara uğratılmış olmaktadır. Genel başkan, bu keyfi tasarrufunun bedeli olarak,
Pınar’a ödenen kıdem tazminatını cebinden ödemelidir.

*****

ADD’de Bayan Çölaşan dönemi ne yapıyor??

Bir yaprak dökümü sürüyor görünen..
ADD Genel Sekreteri genç arkadaşımız Öner Tanık telefonumuza çıkmamakta,
cep iletimizi yanıtsız bırakmaktadır. Geçelim nesnel yönetici sorumluluğunu,
bu kabul edilebilir bir insani davranış mıdır? Üstelik yılların hukukuna karşılık??

Bayan genel başkan, 2014 Haziran genel kurulunda listesini oluşturarak 3. kez seçim kazandıktan sonra dışlamalara başlamıştır. Önceki döneminde bizi doğrudan kendisi
Bilim Danışma Kuruluna davet etmesine karşılık (Ağustos 2010, 45 dakika süren telefon görüşmesi ile), zaman içinde bizim beklediği “uysal kuzu” olmadığımızı farkedince
yolları ayırmıştır. Genel Başkan hemen tüm ADD Kurullarının toplantılarına katılmakta,
bitmek bilmeyen uzuuun mu uzun konuşmalar yapmakta, bu Kurulları işgal etmektedir.
2010-14 dönemi Yazmanlığını (Raportörlüğünü) üstlendiğimiz ADD Bilim Danışma Kurulu toplantılarında böylesi pek çok örneğe tanık olduk. Örneğin bir toplantıda 135 dakika (2 saat 15 dakika!) sonra ancak söz alabilmiş ve “kısa olsun” uyarısı ile yalnızca 2 (iki) dakika konuşabilmişidik. Sayın Çölaşan hiçbir biçimde eleştiriye dayanç (tahammül) ve hoşgörü gösterememekte, muhataplarından mutlak bir itaat ve uyum istemektedir. Pek çok kıdemli
ADD üyesi ADD kurullarından çekilmiştir. Örneğin ADD Bilim Danışma Kurulu hangi aralıklarla ve ortalama kaç kişi ile toplanmaktadır? Kararları – önerileri ne ölçüde uygulamaya yansıtılmaktadır? GYK üyesi seçkin insan, saygıdeğer meslektaşımız Prof. Dr. Naki Selmanpakoğlu son derece özveri ile (ciddi sağlık sorunlarına karşın) ADD dergisini çok başarılı bir düzeye getirmişken, neden hem bu görevini hem de GYK üyeliğini bırakmıştır? ADD kurucularından Prof. Dr. Anıl Çeçen en son ne zaman ADD’ye gelmiştir?

Neden Prof. Dr. Bige Aksu GYK üyeliğinden ayrılmıştır?

ADD mutlaka takım çalışmasına dayanmalıdır. Zaten Dernekler Yasası ve ADD Tüzüğü de
bu bağlamda buyurucu kurallar içermektedir. ADD, 25 kişilik GYK tarafından içten bir
takım ruhu ile çalışmazsa, “tek adam” anlayışı ile ancak çöküşe geçebilir. Olan da budur..

ADD yönetiminde demokrasi kalmamıştır, “tek kişi yönetimi” egemen kılınmıştır

ADD web sitesinde 1-1,5 yılı aşkın zamandır bizim hiçbir yazımıza yer verilmemektedir.
Dostlarımız, web sitemizde okudukları makalelerimizi görüyorlar. Bu içerikler neden
ADD webinde de yer almasın ve okunmasın ? Derneğin amaçlarına hizmet etmesin ki?
Genel Başkan, tarafımızdan eleştirildiği ve “tek adamlık” yerine takım ruhuna davet edildiği için bizi de “kendince” dışlamış ve yazılarımıza diskriminasyon (ayrımcılık) suçu işleyerek
ambargo koymuştur. Bunlar ADD genel başkanına, bir hukukçuya, ADD’ye ne denli yakışıyor? Ağırbaşlılığımız, efendiliğimiz ve ADD’nin zarar görmemesi sorumluluğumuz bizi frenliyor. Ancak artık sürdürülemez bir aşamaya gelinmiştir.

Sayın Çölaşan bu dizeleri okur ve bir özeleştiri vererek yanlışlarından döner mi?

İnsandan umut kesilmez.. Yazmaktaki ana muradımız da budur. Ancak üzülerek dile getirelim ki, hiç umudumuz yok bu bağlamda. Biz ve “dışlanan hocalar sorunu” çok önemli değil ama

Pınar, 16 yıllık nitelikli – özverili emeğinden sonra büyük bir vefasızlık,
değerbilmezlik (kadirbilmezlikle) ve hukuksuzluka İŞSİZ bırakılmıştır!?

Türkiye’nin bu yakıcı ortamında, işsizlik çok yüksek oranlarda iken nasıl iş bulabilecektir? Genel Başkan ve GYK üyelerinin vicdanı hiç sızlamamaktadır mı acaba??
GYK’da konu görüşülmüş müdür acaba??

*****

Sevgili kardeşimiz Pınar’ın facebook sitesinde kaleme aldığı ağırbaşlı ileti aşağıdadır
ve ilgililere adeta bir ders (tokat!) gibidir :
(https://www.facebook.com/pinarduru.nehir, 05.09.2015)

====================================

süleyman Polat suleymanpolat2009@gmail.com via googlegroups.com 

Sep 28

ADD kan kaybetmeye devam ediyor.
Pınar kardeşime yeni mücadele alanında başarılar dilerim.Süleyman Polat

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin saygın örgütüne teşekkürümdür..

Yaklaşık 17 yıldır üyesi olduğum derneğimizin, yine yaklaşık 16 yıl çalışanı olduğum genel merkezindeki görevim “işlerin gerekliliği!?” sebebiyle 03.09.2015 tarihinde sonlandırılmıştır. 
Görev sürem boyunca “sıfır” sorun ile çalıştığım Genel Başkanlarım Sn. Yekta Güngör Özden, 
Sn. H. İbrahim Şahin, Sn. Ertuğrul Kazancı, Sn. M. Şener Eruygur nezdinde yüzlerce yönetim, denetim, disiplin kurulu üyelerime, şube başkan veyöneticilerime ve tüm üyelerimize
teşekkür ederim.

Benim için önemli ve üzücü olan; kurulduğu günden yakın tarihe dek Tüzüğün kuruluş amaçları doğrultusunda düşün mücadelesi veren, bu uğurda (hepsini saygıyla anıyorum) Kurucu
Genel Başkanı Muammer Aksoy’u, kurucu üyesi Bahriye Üçok’u, Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Taner Kışlalı’yı şehit vermiş Derneğimizin; son yıllarda aynı çizgide yoluna devam etmediğini, 26 yıl içinde Derneğin en üst kurullarında görev yapmış yöneticileri de, üyeleri de görmekte ve dile getirmektedirler. Üzücüdür. Aklın, enerjinin ve zamanın boşa tüketileceği
yer olmamalıdır Atatürkçü Düşünce Derneği.

Her zaman olduğu gibi bundan sonra da üye olarak görevim devam edecektir.

Saygılarımla. 05.09.2015
Pınar

========================================

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin saygın örgütüne teşekkürümdür..

Yaklaşık 17 yıldır üyesi olduğum derneğimizin, yine yaklaşık 16 yıl çalışanı olduğum genel merkezindeki görevim “işlerin gerekliliği!?” sebebiyle 03.09.2015 tarihinde sonlandırılmıştır.
Görev sürem boyunca “sıfır” sorun ile çalıştığım Genel Başkanlarım Sn. Yekta Güngör Özden,
Sn. H. İbrahim Şahin, Sn. Ertuğrul Kazancı, Sn. M. Şener Eruygur nezdinde yüzlerce yönetim, denetim, disiplin kurulu üyelerime, şube başkan ve yöneticilerime ve tüm üyelerimize
teşekkür ederim.

Benim için önemli ve üzücü olan; kurulduğu günden yakın tarihe dek Tüzüğün kuruluş amaçları doğrultusunda düşün mücadelesi veren, bu uğurda (hepsini saygıyla anıyorum) Kurucu
Genel Başkanı Muammer Aksoy’u, kurucu üyesi Bahriye Üçok’u, Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Taner Kışlalı’yı şehit vermiş Derneğimizin; son yıllarda aynı çizgide yoluna devam etmediğini, 26 yıl içinde Derneğin en üst kurullarında görev yapmış yöneticileri de, üyeleri de görmekte ve dile getirmektedirler. Üzücüdür. Aklın, enerjinin ve zamanın boşa tüketileceği
yer olmamalıdır Atatürkçü Düşünce Derneği.

Her zaman olduğu gibi bundan sonra da üye olarak görevim devam edecektir.

Saygılarımla. 05.09.2015
Pınar

================================================

Sevgili Pınar,

Seninle yıllarca ADD yönetiminde çalıştık.
Dürüstlüğün, çalışkanlığın, becerin, saygın kişiliğin, güleryüzün, dostluğun, alçakgönüllülüğün….. saymakla bitmez güzel niteliklerinle ADD’ye verdiğin
çok değerli hizmetler için sana kendi adıma şükranlarımı sunuyorum.

Onurlu ve dik duruşun için seni saygıyla selamlıyorum.

İlk fırsatta, sana ve niteliklerine yaraşır daha iyi bir iş bulmanı dilerim.

Herkes kendine yakışanı yapıyor değil mi Pınar?

Başın öne eğilmesin, utanacak olan asla sen değilsin..

Sana bu haksızlığı yapanlar utansın, onları kınıyoruz, mutlaka utanacaklardır.
ADD Delegeleri Haziran 2016’da gereğini yapacaklardır..

Bayan Çölaşan herhalde 4. kez seçilemeyecektir!

Mazlumun ahı yerde kalmaz, çıkar aheste aheste..

Dostluk ile, sevgi ve saygı ile.
20 Eylül 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yazının pdf biçimi :  Pinar’in_Isine_Son_Verilmesi_Hakkinda_20.09.2015

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ADD’nin SAYGIN EMEKÇİLERİNDEN PINAR ÖZER’in İŞİNE SON VERİLDİ..” üzerine 5 yorum

  1. Sevgili Pınar Hanım,
    ADD Genel Merkez üyesi, Avusturya-ADD Kurucu ve Onursal Başkanı olarak size yapılan davranışı (bezdirme ve gerekçesiz işinize son verilmesini) şiddetle kınıyorum.
    Değerli insan Ahmet Saltık beyi aynı şiddetle, cesur davranışından dolayı, kutluyorum.
    “… memlekete komünizm lazımsa biz getiririz, siz kim oluyorsunuz?” diyebilen, Atatürkçülükten Geçinen Oligarşi (AGO) zihniyetinden kurtulmuş, kuruluş amaçlarını kavramış yöneticiler devletimiz için de kurumumuz için de mutlaka göreve gelecektir inancındayım.

    Mücadelenizde ve yaşamınızda başarılar dilerim.
    Erol Güçlü

    1. Değerli ADD Emekçisi Pınar Arkadaş,

      Kendi ayıbım olarak beş yıldır ADD yönetim emeğinden uzak kaldım. Dolayısıyla iç işleyişle ilgili özel ve yakın bilgilerim yok. Değerli Dost İnsan Sayın SALTIK’ın dile getirdiklerinden edindiğim izlenim en azından insan onuruna ve emek değerbilirliğine yakışmayan bir uygulama ile karşılaşmanız çok incitici. Hayli rahatsız oldum!

      ADD’nin temel işlevi herkesin bildiği gibi “düşün” üretme ve yaygınlaştırmadır. Uzakta da tutulsam bile (bu da ayrı bir acı!) bize değin gelen bunaltıcı bulutsu ortam gizlenemiyor.

      ADD, hiç kimsenin özel alanı değil, biliniyor. Eğer bir Aydınlanma uğraşı verilecekse her koşulda daha önde, daha ilerde olmanın koşulları yaratılmış bile.
      Bu hem dışımızdan hem de içimizden (yaratılan atalet ile) dayatılmıştır.
      Yeni atılımlara hazır olmalıyız.
      Hasan Tahsin YILMAZ
      ADD Edirne Şubesi üyesi

  2. ADD üyesi olarak, büyük özveriyle yıllarca çalışan sevgili Pınar Hanım’ın işine son verilmesini kınıyor, ayıplıyor ve protesto ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir