“TAYYİP NEREYE KAÇAR?”


“TAYYİP NEREYE KAÇAR?”


Araştırmacı yazar Adil Hacıömeroğlu çok ürpertici ve
insana “Vay be!” dedirten bir yazı göndermiş.
‘Tayyip Nereye Kaçar?’ başlıklı bu yazının dikkatle okunması gerekir:

“Son günlerde herkesin en çok merak ettiği konulardan biri; RTE’nin hangi ülkeye kaçacağı konusudur. Yolsuzluk bataklığına batmış tüm diktatör liderler ülkelerinden kaçıp giderler bir yerlere. Diktatörler niçin kaçarlar ülkelerinden? Korktukları için. Suçlu bir kişi işlediği suçun boyutunu bilir. Tabiî, cezasının ne olacağını da.
Bu kişiler korkaklıklarını; zalim tavırları, acımasızlıkları, yasa dışılıkları ve
sahte cesaret gösterileriyle örtmeye çalışırlar”.

“Dünyadaki tüm diktatörlerin ortak özellikleri vardır. Bunların başlıcaları; hırsızlık, halkına zulmetmek, emperyalizmin işbirlikçisi olmak,
ülke kaynaklarını efendilerine peş keş çekmek, yurttaşlarını yoksullaştırmak, yalan söylemek, muhaliflerine dünyada görülmemiş iftiralar atmak,
çağdaşlığı yok etmek, yönettiği toplumun tarihi ve kültürüyle bağını kesmek, bilimi baltalayarak yerini hurafelerle doldurmak, gençlikteki yaratıcı duyguları köreltmek, yoksulluğu yazgıya dönüştürmek, insanlara korku salmak,
ulusu bölüp kavga ettirmek, düşünen beyinleri yok etmek,
yüzyılların imbiğinden geçen insancıl değerleri değersizleştirmek,
komşularla ilişkileri gergin tutmak, sürekli düşman yaratmaktır”.

“Her diktatörün bir hazırlığı vardır. Önceden sıkıştığında kaçabileceği ülkeyi belirler. RTE’nin kaçabileceği 4 ülke var: Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE),
Katar ve Sudan”.

“RTE’nin gelecekte uluslararası mahkemelerde yargılanacağını düşünerek,
onun gideceği ülkeyi belirleyelim. Birleşik Arap Emirlikleri, Tayyip’i çok zor
kabul eder. Çünkü, Batı ile siyasal ve ekonomik ilişkileri çok önemli.
Tayyip’i konuk etmeleri, özellikle turizm merkezi olma konusundaki çabalarına ters düşer. Katar, ABD’ye en bağımlı ülke. ABD desteği olmasa, bir gün
ayakta duramaz. Katar, ABD’nin kullanıp çöpe attığı hiç kimseye kapısını açmaz”.

SUDAN’IN ALTINI ÇİZELİM

“Malezya, AKP’nin iyi ilişkiler içinde olduğu bir ülke. Türkiye’den oraya bir nakit akışı var. Bunun miktarı araştırılmalı. Malezya, AKP’lilerin kaçışında bir geçiş ülkesi olabilir. Ancak Malezya, ihracatı yüksek bir ülke. Turizm gelirleri de iyi. Bu durumdaki bir ülke diktatörleri barındıran bir konumda olmak istemez. Çünkü böyle bir durum onun
ticarî ilişkilerine darbe vurur”.

“Geride kala kala Sudan kaldı. Sudan. AKP’liler için en uygun ülke. Sudan Devlet Başkanı, RTE’nin “Kardeşim!” dediği El Beşir. Soykırım yaptığı gerekçesiyle uluslararası mahkemelerce yargılama kararı var bu diktatör için. Son yıllarda
AKP’ye yakın sözde yardım derneğinin suyolu yaptığı bir ülke burası.
Başbakan da fırsat buldukça ziyaret etti bu ülkeyi. Kardeşi Beşir’i Türkiye’de konuk etti.
Yarın kimin, kime işinin düşeceği belli olmaz. Yazgıları ortak iki yönetici”.

“Merak ettiğim bir şey var: 17 Aralık’tan sonra Sudan’a ne kadar para gönderildi
değişik yollarla? Paralar, dolaylı yollar izleyerek gidebilir bu ülkeye. Muhalefet partilerinin milletvekillerine iyi bir ev ödevidir bu. Kulaklarını ve gözlerini açıp görevlerini yapsınlar”.

“Pek yakında RTE’nin hangi ülkeye kaçabileceği konusuna İngiliz bahis şirketleri
el atabilir”.

Yaşar Nuri Öztürk
info@yasarnuri.com

  • Bir müslümanın ölçüsü geçmiş hükümetlerin yapmış oldukları yanlışları ele alarak “bunlar da çalıyorlar ama hizmet ediyorlar” anlayışı olamaz!

http://www.yurtgazetesi.com.tr/yazarlar/tayyip-nereye-kacar-makale,7529.html, 20.3.14

“TAYYİP NEREYE KAÇAR?”” hakkında 3 yorum

  1. Rıza GÜNER

    Ahmet bey, hiç merak etmeyin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir yere kaçmaz!.. Ayakkabı kutularındaki YOLSUZLUK MASALI, “RIZA GÜNER KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BAKAN DANIŞMANINDA ÇALIŞIR!..” denilerek benim başıma da getirilmişti…Size de okutmuştum… Ve siz bu konudaki yazıyı sitenizde yayınlamayarak Fethullahçılara arka çıkmıştınız… Cemaat kamburunu sırtından atan Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti çok daha güçlü olacaktır. Bu Yolsuzluk Masalı’na inananların ise iktidar hevesleri gene kursaklarında kalacaktır.

    Cevapla
    1. Ahmet SALTIK Yazar

      Rıza bey,

      Böylesi yolsuzluklardır ki, sizin gibi milyonlarca insanı yaşam boyu işsiz – aç -sefil – bir ölçüde de onursuz bir yaşama mahkum etti.
      Fakat siz hala onları savunacak ölçüde feraset (!) içindesiniz, ne denebilir ki??

      Herkes hak ettiği yönetimi buluyor galiba.. İsmet İNÖNÜ’nün büyük sözüdür.
      Dilerim bu korkunç yolsuzluğun aydınlatılmasına ömrünüz yeter ve acı gerçekle yüzleşirsiniz.
      Bilsem ki siz de bu ahlaksızlıktan azıcık da olsa nemalanıyorsunuz, hiç yazmayacaktım.
      Fakat size zırnık koklatmadıkları halde onları savunmak zavallılığı neden size düşer??

      Tipik bir Stockholm sendromu ile karşı karşıyayız.
      Çok yazık.. Bu toplum nasıl aydınlanacak? Size de mi gerçekleri göstermek için çaba göstereceğiz?

      Sevgi ve saygı ile.
      23 Mart 2014, Ankara
      Dr. Ahmet Saltık
      http://www.ahmetsaltik.net

      Cevapla
  2. Rıza GÜNER

    Ahmet bey,

    Atatürk, 154 729 dönüm Çiftlik Arazisi, İş Bankası’nı kuracak kadar Altını Hediye kabul ederek sistemi böyle kurmuş…

    Atatürk’ün kurduğu sistemde, DEVLET YÖNETİMİNE GELENLER İCRAATLARINDAN SORUMLU TUTULMADIKLARI GİBİ, sınırsız olarak aldıkları hediyelerden de sorumlu tutulmazlar.

    Ben devlet yönetimine gelemeyeceğim, devlet asla bir Alevi yazarına bir görev vermeyeceği için; KİMSE BANA ÇOK DEĞERLİ HEDİYELER VERMEZ!..

    Ben nemalanmak için söz söylemem!.. Sözüm gerçeği içindir…

    Sınırsız hediye kabul edilen mevki ve makamlarda; kimse ayakkabı kutularında para taşımaya gerek görmez.

    “Devlet içinde Dini Cemaat olmaz!..” demek ve DEVLETİ, EN BÜYÜK HALİFELİK ÖRGÜTÜNDEN KURTARMANIN YERİNE, “Ayakkabı Kutuları Masalı”na inanarak, DEVLETİ SEÇİLMİŞ MEŞRU HÜKÜMETİNDEN KURTARMAYA ÇALIŞMAK, yalnızca akıl sahibi olmamakla açıklanabilir.

    “Rıza Güner, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Danışmanında çalışır,” denilen Mahkeme Kararı’nı görmüştünüz.

    Silivri Mahkemelerini de görmüştünüz…

    Gene de Cemaatın gücünü takdir etmekten acizsiniz!..

    Ak Parti, 1908’den beri çeşitli isimler altında faaliyet gösteren Cemaat’ı, önce kendi sırtından attı, sonra devletin içinden ve yargıdan söküp atmaya başladı…

    Ben Cemaatı, sırtına alan, devlet içinde örgütlenmesine de gene izin verin akılsız, zeka engelli CHP ve benzeri partileri istemiyorum.

    Ahmet bey, Stockholm Sendromu, daha çok Dersimli Atatürkçülerde görülen bir hastalıktır.

    Ben CHP+CEMAAT = TALİBAN diye düşünüyorum. Ve Türkiye’de bir Taliban istemiyorum.

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir