DEMOKRASİ SEÇİMDEN FAZLA BİR ŞEYDİR


“DEMOKRASİ Oy Çokluğundan Fazla Bir Şeydir”;

Doğru Ama, O “FAZLA Şey” in Ne Olduğu Da Belirtilmek Koşuluyla!

portresi

 

PROF. DR. ÖZER OZANKAYA 

TOPLUMBİLİMCİ (Sosyolog)
(ADD Eski Genel Başkanı)

 

 

OBAMA, AB, “DEMOKRASİ SEÇİMDEN FAZLA BİR ŞEYDİR” DİYORLAR;
AMA O “FAZLA ŞEY”İN NE OLDUĞUNU SÖYLE(YE)MİYORLAR;

ATATÜRK’TEN ÖĞRENECEKLERİ OLDUĞUNU
YİNE GÖRMEK ZORUNDA KALACAKLAR!

Görülüyor ki, kibarca “Demokrasi, seçimden fazla bir şeydir.” demekle yetinmek,
oy çokluğunu demokrasiyi yıkmanın aracına dönüştürmek heveslilerini caydırmaya yetmiyor.

AKP Genel Başkanı’nın Mısır olayları üzerine açıklaması bunu gösteriyor.

ULUSAL EGEMENLİK DÜZENİNİN,

“Her bireyin, soy, sop, din, mezhep, cinsiyet, sınıf ayrımı gözetmeksizin, doğuştan, vazgeçilmez ve devredilmez olmak üzere sahip olduğu eşit insan ve yurttaş hak ve özgürlükleri, hiçbir gerekçeyle çiğnenmemek koşuluyla, bir ülke halkının düzenli aralıklarla yapılacak âdil seçimlerdeki oy çokluğu ile kendisini yönetmesi”, bu hak ve özgürlüklerin ise asla oylama konusu yapılıp kaldırılmasına kalkışılmaması demek olduğu, anlamak istemeyenlerin de anlayabileceği bir açıklıkla söylenmesi gerekiyor.

Ulusal egemenlik ilkesinin bu gerçek tanımının, 3 Mart 1924 günlü
“Din İşleri Bakanlığını kaldıran yasanın birinci madedesinde anlatımını bulduğunu anımsatmak gerekiyor:

  • ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE İNSANLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ DÜZENLEMEK ÜZERE YASA YAPMAK YETKİSİ YALNIZ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE AİTTİR. DİN ADINA YASA YAPILAMAZ.’

Atatürk, Bursa’da, Konya’da, NUTUK‘ta Türk Gençliğine seslenirken de
ULUSAL EGEMENLİK kavramının bu doğru tanımını vurgulamaktadır.

NE YANİ, VAHDETTİN ÖRNEĞİN SEVR ANDLAŞMASINI OYA SUNUP,
DİYELİM %99 İLE ONAYLATMA BECERİSİNİ GÖSTERSEYDİ BİLE,
BUNUN ADI “DEMOKRASİ” Mİ OLACAKTI?

1922’DE TBMM, “SALTANAT DEVAM ETSİN” DESEYDİ,
BUNUN ADI ULUSAL EGMENLİK Mİ OLACAKTI?

BUGÜN, “KADIN DA ERKEKLE EŞİT İNSAN VE YURTTAŞ HAKLARINA SAHİP OLSUN MU?” DİYE BİR OYLAMAYI ÖNERMENİN BİLE
“ULUSAL EGMENLİK” İLKESİNE AYKIRI OLDUĞU GÖRÜLMEYECEK Mİ?

HİÇ DEĞİLSE MUHALEFET PARTİLERİNİN YÖNETİCİ VE KURMAYLARI
BU GERÇEĞİ ANLATABİLMELİ DEĞİLLER Mİ!?!

ÖZETLE: GÖRÜLÜYOR Kİ, OBAMA, AB, “DEMOKRASİ, SEÇİMDEN FAZLA BİR ŞEYDİR!” DEMEYE ZORUNLU KALDILAR DA, HENÜZ O “FAZLA ŞEY”İN
NE OLDUĞUNU SÖYLEYEMİYORLAR!

SÖYLEYEBİLSELER,
“ATATÜRK TÜRKİYESİ”NİN MODEL OLMASI GEREKTİĞİNİ GÖRECEKLER .

BU NOKTAYA DA GELECEKLER.

ATATÜRK ONLARI DA BİR DAHA YENECEK!

(Bkz. : Özer Ozankaya, Cumhuriyet Çınarı: Mustafa Kemal’i Atatürk Yapan Uygarlık Projesi, CEM Yay.)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“DEMOKRASİ SEÇİMDEN FAZLA BİR ŞEYDİR” için bir yorum

  1. DEMOKRASİ ANAYASA VE KANUNLARIN EMRİNDE BİR GÖREV YAPAN, ANAYASA VE KANUNLARLA SINIRLI BİR YETKİ KULLANAN YÖNETİCİLERİ SEÇMEKTİR!..

    Ozankaya’ya göre, “AB ve Obama, demokrasinin seçimden fazla bir şey olduğunu söylüyorlarmış, ama o fazla şeyin ne olduğunu söyleyemiyormış..” O fazla şeyin ne olduğunu söylemeye kalksalar, Atatürk’ten öğrenecekleri çok şey olduğunu görmek zorunda kalacaklarmış…

    Ozankaya, bu yazısıyla 1980’li yıllarda askerlik yapanlara ezberletilen “ATATÜRK MADDELERİNİ” hatırlatıyor… Önce böyle saçma birkaç laf, sonra “… en büyük insandır… en büyük komutandır… en büyük liderdir… en büyük düşünürdür… en büyük demokrattır… en büyük cumhuriyetçidir…”

    AB ülkeleri, ABD ve Batılı ülkelerin tümü, Özer Ozankaya’nın asla nasiplenmediği bir demokrasi kültürüne sahiptirler… Bu kültürün on binlerce uzmanı, bilgini, araştırmacısı ve yazarı vardır. “Demokrasi, yalnızca seçim değildir;” lafı da yalnızca Demokrasi’yi yalnızca seçim sanan cahillere söylenir ve seçimden fazlası da cahil kısmına anlatılamayacağı için bu tek cümle ile yetinmek zorunda kalınır.

    Batı’da Rönesans ve Reform Hareketleriyle, din adamlarının devlet ve toplum üstünde Engizisyon baskısı kurmaları önlenmiş; din adamlarının devlet ve toplum adına karar vermeleri yasaklanmıştır.

    Amerika ve Avrupa ülkelerinde din adamları yalnızca “insan ruhunu kurtarmak için çalışmakta”, dünya işlerine karışmamaktadırlar… Bu dünyada yaşayan insanlara BİR BORÇ ÖDER GİBİ İBADET ETTİRİP CENNETLİK YAPMAK iddiasında da değiller.

    Özer Ozankaya sözünü etmiyor, ama Türkiye’de Hilafet bir kanunla kaldırılmıştır.

    İslam Ülkelerinde Gece ve Gündüz de, yaz ve kış da bir Kanun’la kaldırılabilir de…

    Çünkü, gerek seçilerek gerek atanarak bir İslam Ülkesi’nin yönetimine gelenler; “ALLAH’IN SONSUZ VE SINIRSIZ YETKİSİNİ KULLANMAK VE HER ŞEYİ YAPMAK HAKKINI KENDİLERİNDE GÖRÜRLER…”

    Bu nedenle, bütün emirlerini Kanun haline getirdikleri gibi, çıkardıkları Kanun’la Halifeliği de kaldırırlar, geceyi gündüzü de, yazı kışı da kaldırırlar…

    Bu nedenle de Anayasa ve Kanunların emrinde bir görev yapamazlar, Anayasa ve Kanunlar sınırlı bir yetki kullanmakla yetinemezler… Gözleri ve kalpleri Allah’ın sonsuz ve sınırsız yetkisinde kalır ve ne yapıp edip o yetkiye kavuşmak isterler.

    İslam Ülkelerinin Anayasa ve Kanunları da; “Allah’ın sonsuz ve sınırsız yetkisine sahip olmak isteyen” yöneticilerin anlayışına göre hazırlanır… Ki, Türkiye’nin kuruluşunda da böyle olmuş ve Devlet’in Yöneticilere Karşı Korunması İlkesi kabul edilmemiş ve Devletin kendi halklarına karşı korunmasında ısrar edilmiş… Güvenilir bir millet yaratmak için de Sözde Tehçir, Mübadele ve Dersim 3. Büyük Alevi Soykırımı yapılmıştır.

    Bunlardan dolayı gerçek bir Demokrasi anlayışı Türkiyey uğramamış, hiçbir zaman bir Demokrasi Kültürü olmamış… Daima “HAK KUVVETLİ’NİN” olmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir