Vaginofobi..

Prof. Dr. SELÇUK EREZ


www.selcukerez.com  

Vaginofobi

Oğlunun vajinadan, yani kadın dölyolundan, sadece gerçeğinden değil, resminden ve hatta sözünden bile korktuğunu, duyduğunda çok irkildiğini, ipe sapa gelmez sözler söylemeye başladığını anlatan bir okurumuz bize soruyor:

– Bu zamanla geçer mi?

Sayın okurum, bu, genç yaşlarda giderilmesi gereken bir sapkınlıktır.
Vaginofobi, bir psikologun yardımıyla giderilmezse oğlunuz evlendiğinde ve sonraki yaşamında çok sıkıntı çeker. İleride kürsü dokunulmazlığı ile donatılsa bile bu illetten kurtulamaz.

Açıklayalım: Ülkemizin birçok yerinde gerdek gününde gelinle damat bir araya geldikten sonra damat pencereye çıkıp havaya ateş eder ve kanlı çarşafı sağdıçlarına vererek gelinin bakireliğini belgeler.

Çoğu kez kızın bakire olmamasından değil, her ikisinin gerginliğinden
ya da damadın vaginofobisi yüzünden çaputu, çarşafı renkleyemezler…
İşin uzaması felakettir; sağdıçlar komşuda, köy halkı sokakta boşuna bekler.

O zaman ne olur?

Mahmut Makal’ın “Bizim Köy”ü‘nde vardır: Damadın babası gider oğlanı alır, köyün imamına götürür ve okutur… Buna rağmen sonuç alınmazsa?

Birkaç yıl önce gazetelerde okumuştuk: “Konya’nın bir ilçesinde 3 gün 3 gece düğün yapılmıştı… Evlendiği amca kızıydı… 23 yaşındaki damat gerdeğe girdi Sabaha karşı pompalı tüfekle intihar etti.”

Okurumuz bu bozukluğun nedenini de sormuş:

– Bu sıkıntı bende de vardı acaba kalıtımsal mıdır?

– Biyolojik anlamda kalıtımsal değildir ama sosyal nedenlerle oluştuğundan,
belli saplantılar aşılmadıkça geçmez, kuşaktan kuşağa sürer: ABD de Bush’çuların partisi, Kandehar’da Taliban, yani yeryüzünün tutucuları, yobazları, kadınların giderek bilinçlenmesinden, daha fazlasının okumaya başlamasından korkmakta
ve onları baskılayarak, korkutarak bu uyanışı engellemeye çalışmaktadır.

Kürtajı yasaklamaya kalkmaları da kadına ait olması gereken bir hakkı,
yasa ile onun elinden almaya çalışarak onu ürkütme girişiminden başka bir şey değildir.

  • Aslında vajinadan değil, kadınların uyanmaya,
    boyunduruklarını kırmaya başlamış olmalarından korkmaktadırlar!

Bu kusur oğlunuza geçmiş, pek yazık! Hiç olmazsa torununuzu kurtarmak istiyorsanız, kendi eşinizi, kızınızı baskılamaktan hemen şimdi vazgeçin,
onların her bakımdan sizinle ve oğullarınızla eş düzeyde insanlar olduklarını
kabul edin ve bu kabullenişinizi, dört bir yana gazete ilanları ve havai fişekler eşliğinde anonslarla hemen duyurun! (Cumhuriyet Pazar eki, 6.1.13)

==========================================

Dostlar,

Kadın Hastalıkları ve Doğum hocası Sn. Prof. Dr. Selçuk Erez’den
önemli bir yazı daha..

Usta mizah yeteneğini de katarak konuyu işlemiş.

Sorun aslında çok da ender değil.

Bizim de bir deneyimimiz oldu bu bağlamda.

80’li yılların ortalarında Elazığ’da muayenehanemizde çalışırken akşam saatlerinde düzgün giyimli efendi bir genç gelmiş ve çok sıkılgan tutumlarla, epey süre rahatlatma çabamızdan sonra açılabilmşti. Yeni evliydi, eşiyle birbirlerini seviyorlardı ama 3 gündür ilk cinsel ilişkilerini kuramamışlardı! Oysa aileler “kanlı çarşafı” bekliyorlardı. Ciddi baskıyla kilitlenmişlerdi..

Sorun cinayete dek gidebilirdi!

Bizden bir “çare” umuyordu..

Kol damarından 2 cc kadar kan alarak pıhtılaşmasını engelleyici % 3,8’lik Na sitrat eklemiş (1,6 cc kan + 0,4 cc anti koagülan madde) ve kendisine vermiştik.

Geribildirim de rica etmiştik..

Ertesi gün telefonla teşekkür ediyordu bize..

  • Çocuklarımızın eşitlik içinde cinsel eğitimini aile içinde ve okullarda vermeliyiz.

Sağlıklı cinsel yaşamı olmaksızın insanın dengeli bir yaşam kurması çok güçtür.

  • Toplumsal barışın arkaplanında büyük ölçüde “cinsel doyum” bulunuyor!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 7.1.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir