ÇUVALDAN BİN BETER, BENİM GENELKURMAY BAŞKANIM !

Em. Tümg. Naci BEŞTEPE

Naci_Bestepe_portresi

ÇUVALDAN BİN BETER, BENİM GENELKURMAY BAŞKANIM !

4 Temmuz ABD’nin bağımsızlık günüdür.
4 Temmuz 2003, ABD’nin TSK’nın başına çuval geçirme günü.
TSK’nın onurunun, Türk Ulusu’nun gururunun kırıldığı gün.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden yapılandırılmasında, işbirlikçilerle anlaşarak eyleme geçişin kırılma noktası ya da dönüm günü..
Türk olana, Türk askeri olana ömür boyu unutulması olanaksız bir gün.
Kapkara, çirkef pisliğinde bir gün.
 
Peki ya 22 Aralık 2012?
Medyada çok sınırlı yer aldığı için pek çok kimsenin haberinin bile olmadığı, yürekler acısı bir olayın yaşandığı gün.
Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi açıklamasına göre;
bir olayın yaşanmadığı, yazılanların hayal ürünü olduğu gün.
 
Okumayan ve duymayanlara haberi özetleyeyim :

21 Aralık 2012  günü Şırnak-Ilıcalar’da arama-tarama yapan JÖH timi; terörist grupla çatışmaya girer, iki teröristi ölü olarak, ABD yapımı FGM 148 tanksavar silahı ve cephanesiyle birlikte ele geçirir. 
Söz konusu silah; yalnızca ABD ordusu envanterinde vardır. 5 km menzile sahiptir.
Hava araçlarına karşı da etkilidir. 
Tim, olayı kayda alır ve görüntü kaydı savcılığa da verilir.
 
Ulusal facia 22 Aralık’ta yaşanır. Sabah saat 05:00’te tim uyandırılır.
İncirlik’ten US helikopteri ile gelen beş ABD’li subay timi sorguya çeker.
Tugay Komutanı, Gnkur. Bşk.lığı emriyle sorgulama yapılacağını bildirir.
Sorgulamada, çatışmada canlı olarak başka terörist ele geçirilip geçirilmediği üzerinde durulur (teröristlerin içinde ABD’li olduğu ve silahın kaynağını açıklayacağından
kuşku duyulduğundan). Sorgulamada, Türk Üsteğmen silahın açıklanmasını istediğinde, deneme uçuşu yapan bir US helikopterinden düştüğü gibi uydurma bir yanıt alır. Sorgulama saat 11:00’de biter.
Olayın basında yer almasından iki gün geçtikten ve TBMM’nde gündeme geldikten sonra, Gnkur. Bşk.lığı resmi sitesinden haberin tümüyle asılsız ve düş ürünü olduğu açıklandı.
 
Kimi subay arkadaşlarıma düşüncelerini sordum.
Çoğunun yanıtı, “GERÇEKTİR, OLMUŞTUR”  kanısını içeriyordu.
Bir arkadaşım, “TSK’yı YIPRATMA AMAÇLI” olarak yorumladı.
 
Haber kaynaklarına baktım. 
Hiç de TSK’yı yıpratma amacına hizmet eden kuruluşlar değillerdi.
THE TARAF, FAZ SABAH, F-ZAMAN, US- STAR, Y-AKİT’e benzemiyorlardı.

Kimi haber kaynaklarına dönüp sordum. Emin olduklarını belirttiler.
Ben de haberin düş ürünü ve gerçekleşmemiş olmasını candan diliyorum.
Ancak olmamıştır diyemiyorum. Bu yüzden de kahroluyorum.
Burası bizim bağımsız, özgür, egemen yurt topraklarımız değil mi?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti sömürge mi?
Türk Ordusu ABD’nin buyruğunda mı?
 
Çuval Irak’ta geçirildi başımıza. ABD orada egemen güç idi. 
Sözde dost ve müttefikti aynı zamanda.
“Askerimiz olayın büyümesini istemediği için karşılık vermedi” diye
teselli bulmaya çalıştık.
Ya şimdi?
Ne diyeceğiz?
Yüreğimizin yangınını nasıl söndüreceğiz?
İşgal ordusuna selam vermediği için sorguya çekilmeyi yediremeyip rütbelerini söken Türk subayına nasıl anlatacağız yaşanan  bu
ÇUVALDAN BİN BETER 
sefilliği??
 
Böyle bir olay yaşanmışsa (Aralık 1991’de ABD helikopterlerinin PKK’ye malzeme attığı haberi üzerine yapıldığı gibi) eşit rütbe ve makamdaki personelden oluşan müşterek bir inceleme kurulu kurulabilirdi.
ABD’nin katılacağı tek seçenek de bu olabilirdi.
Türk Ordusu’nun komutanları ABD’lilerin askerimizi doğrudan sorgulamasına nasıl EVET der?
Bu EVET, bağımsızlığımıza, özgürlüğümüze, gururumuza, onurumuza HAYIR demek değil midir?
Hangi Türk subayı buna cesaret edebilir?
Yasalarımıza göre suç değil midir?
Buna izin verme yetki ve sorumluluğunu taşıyan Genelkurmay Başkanı’na ben birilerinin dediği gibi “BENİM GENELKURMAY BAŞKANIM!” diyemem.
Hâlâ böyle bir şey olmadığından emin olmaya can atıyorum.
Em. Tümg. Naci BEŞTEPE
======================================================
Dostlar,
Em. Tümg. Naci BEŞTEPE‘nin yukarıya aldığımız yazısı yüreğimizi sızlattı.
Olayın tarafsız gözlemecilerce saydamlıkla ortaya konmasını diliyoruz.
Örn. sorgulananlara Genelkurmay’ın güvencesi ile açıklama yapma hakkı verilsin..
Yazıklar olsun..
Türkiye nerelere sürüklendi??
TSK’nın Kemalist – yurtsever kadroları tasfiye edilince geride kalanlar “bunlar” mı??
Söyleyecek söz bulamıyoruz..
Mahzuni‘nin şarkısında olduğu gibi; “bilmem söylesem mi söylemesem mi??
Söylesek suç olacak, söylemesek içimize dert..
Her şeye karşın yine sağduyu ve yine AYDINLANMA kazanacak..
Er ya da geç
..

Sevgi ve saygı ile.
31.12.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ÇUVALDAN BİN BETER, BENİM GENELKURMAY BAŞKANIM !” üzerine 7 yorum

  1. Ahmet Bey,

    Tümg. Naci Beştepe’ye günaydın demeniz gerekirdi. Nato’ya girdiğinden beri, Türkiye’nin durumu bu!..

    1970’li yıllardaki Silah Ambargosuna kadar ABD ile imzalanan İkili Anlaşmalarla zenginleştirilmiş, NATO’ya Giriş Şartları’ndan biri uygulanmış.

    Siz Türkiye’nin Nato’ya Giriş Şartlarını ve ABD ile imzalanan İkili Anlaşmaları yayınlayın!.. Bunların gereği olarak yapılanlardan dolayı içiniz sızlamasın…

    1938’de ölen Atatürk’e methiyeler düzmek, ne aydınlanmadır, ne ulusalcılıktır… Bu ulusalcılıktan ve bu aydınlanmadan vazgeçmeniz ve daha mutlu bir yeni yıl geçirmeniz dileğiyle….

    1. Günaydın demek isteyen, tek kendini aydın ve yurtsever kabul edenler elbette diyebilir.
      Demokratik ortamda, kimsenin yazımı ve fikrimi beğenme zorunluluğu yoktur.
      NATO ve ABD’nin ülkemizin bağımsızlığı üzerindeki onur kırıcı etkisini liseyi bitirip askeri okula girdiğimden beri hissederim.
      Bunların siyasi kararlar ve adımlar olduğu açıktır.
      “Buna karşı ne yaptınız?” denirse fazla bir şey yaptığımı söyleyemem çünkü yapabilmem için etkili konumda olamam gerekirdi.
      NATO görevi yapmadım, ancak müşterek çalışmalarda Türk subayının onurunun kırılmasına sebep olacak hiç bir girişime izin vermedim.
      Samsun’da, görevde iken şehit cenazesinde yaptığım konuşmanın hedefi de çok açıktı. Kimseden çekinmeden düşüncelerimi söylediğimin örneği olarak gösterebilirim.
      Ancak dirayetli ve bilgili yönetimler ve yöneticiler NATO , BM ve ikili anlaşmaları ulusal çıkarlarımız doğrultusunda kullanmayı bilmişler gerektiğinde karşı koymuşlardır.
      İnönü’nün, Johnson’un mektubuna yanıtı ve NATO ve ABD’ye rağmen KIBRIS HAREKATI bunun en canlı örnekleridir.
      Benim bildiğim ve anımsadığım kadarıyla hiç bir dönemde özellikle ABD’ye karşı bu kadar teslimiyetçi olunmamıştı.
      Son olayı bu çerçevede gördüm ve yorumladım.
      Ülkemiz ve insanlık için iyi bir yıl dileklerimle.
      BEŞTEPE

    1. Benim yazılarım her yerde yayımlanabilir herkes okuyabilir.
      Özellikle sizin için kullanma sınır yoktur.
      Saygılar.
      BEŞTEPE

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir