Pandora ve AKP’nin kaderi

Pandora ve AKP’nin kaderi

cetin-dogan

Em. Org. Çetin Doğan
AYDINLIK, 29.12.12

Yunan mitolojisine göre Pandora, sadece erkeklerden oluşan “beşinci soyun insanlarını” cezalandırmak için yaratılan ilk kadındır. Erkek soyu adını kötüye çıkarmak için bıkmadan, usanmadan dedikodu yapsa da, Pandora aslında insanoğluna zarar vermek isteyecek en son kişidir. Pandora ve dünyaya getirdiği dişi soyların tek düşüncesi, günü ve geleceği güven ve mutluluk içinde yaşamak ve yaşatmaktır. Söylencesinin bir yönüyle, tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarında geçen Havva Anamız ile benzeştiği söylenebilir.

İnanışa göre, Zeus’un açmaması konusunda sıkı sıkı tembih ettiği gizemli “Kutuyu” Pandora’nın meraktan açmasıyla olan olur. İnsanoğlunun hayatını cehenneme çeviren kötülükler etrafa yayılmaya başlar. Pandora işin farkına varıp kutuyu kapadığında iş işten geçmiş, kutuda umuttan başka bir şey kalmamıştır. Görünen o ki bu yayılmadan en çok, üç evrensel dinin hem doğum ve hem de çatışma alanı olan Ortadoğu etkilenmiştir. Günümüzde Ortadoğu’da tanrı ile iletişim içinde olduğuna inanan, misyon sahibi olduğunu söyleyen, zıvanadan çıkmışların sayısı hayli kabarıktır. Bölgede bu tür fırka (parti) ve efradın (bireylerin) zuhuru ile insanoğluna her türlü kötülüğün yapılması, mitolojiye az-biraz gerçeklik sanısı katmaktadır.

AKP’nin misyonu

Mitolojiye inanmasak da, AKP’nin 10 yılda yaptıkları ile ülkemizin, insanlarımızın sorunlarını çözmek için değil adeta onları cezalandırmak için iktidara geldiğini, getirildiğini düşündürüyor. Buna “Pandora Sendromu” da diyebiliriz. Bir hastalık tablosu olarak algılanması giderek yaygınlaşan bu olgunun, AKP’nin sonunu getireceğinden emin olabilirsiniz. AKP’nin iktidara taşınmasında önayak olan, destek veren dış güçlerin de geçen zaman içinde onun köktendinci “Radikal İslam’ın” panzehiri olamayacağını yeterince anladıklarını sanırım. Ortadoğu’ya örnek olacak “Ilımlı İslami Demokrasi” hayalinin demokrasi ile ilgisiz bir dikta yönetim şekline dönüştüğünün, cümle âlem farkındadır. Derin devlet yapısını temizleyeceğiz, vesayet rejimini yıkacağız diyerek yola çıkanlar, kendi derin devletlerini ve vesayet rejimlerini kurmuşlardır.

Ülkemizde “ileri” ve “iffetli” demokrasi ve hakça bir düzen kurma vaadi ile iktidara gelen AKP, yarım yamalak işleyen demokrasimize tasallutta bulunmuş, toplumsal ve ekonomik düzendeki çarpıklık ve çatlaklıkları derinleştirmiş, ülkemizde ve bölgemizde mezhep çatışmalarını körükleyici adımlar atmaktan kaçınmamıştır. Gaddar, çağdışı bir yönetimin iktidarda olmasının ceremesini sadece ülkesi değil, başta komşuları olmak üzere dünyanın da çektiğini kimse unutmamalıdır.

Düzmece değil, gerçek bahara doğru

Yurdumuzda ve dünyamızda yaşanan zincirleme siyasi, ekonomik ve askeri sarsıntılar erkek soyundan önce Afrodit’in güzelliği, Atena’nın zekası, Apollon’un bilgeliği ile donatılan günümüz Pandoralarını uyandırmıştır. Onlardaki gelecek kaygısının yarattığı doğurganlık ve sevginin gücü, umudu gizemli kutudan çıkartıp paylaşarak çoğaltmış, yeşertmiştir. Bugün varsak, yaşıyorsak, dayanıyorsak bunun nedeni kadınlarımız, kızlarımız eliyle umudun ak güvercinler misali, gözle görülür şekilde etrafa saçılmaya başlamıştır. Yurdumuzdaki gençler, genç kalmayı becerenler onların çağrısına elvermekte, katılmakta elbette daha fazla gecikemezdi. Her gün yaşananlar, her türlü baskıya, şiddete rağmen mayanın tuttuğunu, ilkbaharla birlikte özgürlüklerin boynuna geçirilen, vurulan zincirin, tasmanın kırılarak, bu defa düzmece değil, “Gerçek Türk Baharı”nın doğacağının habercisidir.

AKP’yi çöpe atma zamanıdır

Kısacası, görmek isteyenler için AKP’nin üzerindeki yaldız dökülmüş, neyin kurucusu, kimlerin kurtarıcısı olduğu gün yüzüne çıkmıştır. Aydınlık güçlerin yeri göğü sarsarak yürüyüşleri zincirleme reaksiyona dönüşmüştür. Geçtiğimiz 29 Ekim ve 10 Kasım’da bütün yurtta, 13 Aralık’ta Silivri’de, 18-25 Aralık’ta başta ODTÜ olmak üzere önde gelen üniversitelerimizde, 23 Aralık’ta Menemen’de, ülkemizin yüz akı aydınlarımız ve sanatçılarımızın “Reddediyoruz/ Ferman Padişahın Ülke Bizimdir” çağrısını yaptıkları Bostancı’da ve de bugün (27 Aralık) yine “Cumhuriyetin değil AKP’nin yıkılacağı” mesajını Silivri “Zulümhane” kapısında yinelediler.

Ulusumuzun Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve onun devrimlerine bağlılığını, karşı devrimcilere geçit vermeme yolundaki kararlılığını ortaya koyan görkemli gösteriler, uyanışın ve de “gerçekten iyi şeyler olacağının” işaretidir. Usta yazarımız Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nda koro halinde söylettiği “İnsanoğlu tuhaftır, kendi yapar, kendi tapar” dizeleri çok gerçekçidir. Velâkin, insanoğlunun hakkını yememek için buna bir mısra eklenmesi uygun olur inancındayım. Bu dizeyi ülkemizde oynanan büyük oyunun yeni yıldaki son perdesinde, halkın söyleyeceği nakarat olması dileği ile ekleyelim; vakti geldi mi, çöpe atar… Gerçekten de gelecek seçimlerde ortaya çıkacak şansın, şimdiden kolları sıvayarak iyi kullanılması halinde, AKP’nin kaderinin çöpe atılmak, deliğe süpürülmek olacağından kuşku duymuyorum.

Yeni yılda bütün dostlara sağlık ve esenlik dileklerimle.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir