ODTÜ Öğrencilerinin Demokratik Direnişi

Dostlar,

Yılların uluslararası yargıcı, çok deneyimli insan hakları hukukçusu,
AİHM yargıcı Rıza Türmen‘in makalesi aşağıda..

Tam bir hukuk dersi gibi..

Eminiz, en azından AKP hukukçuları başta olak üzere sağduyulu pek çok AKP’li
bu hukuk dersinin iletisini, anlamını kavrayacaklardır.

Bu kavrayış hem Türkiye için hem AKP ve AKP’liler için “hayırlara vesile” olacaktır..

  • Başbakan RT Erdoğan’ı frenlemek,
    en başta O’nun yakın çalışma arkadaşlarının görev ve tarihsel sorumluluğudur.

Ülkemiz, eğik düzlemde tek adam totalitarizmine hızla kaymaktadır.

Biz yine iyimser olmak istiyoruz : 1 Mart 2003 Tezkeresi’nin reddinde olduğu gibi,
çok sayıda AKP vekilinin sağduyusunun daha fazla geç olmadan,
bu ağır sorumluluğa iyice bulaşmadan, öne çıkmasını diliyor ve bekliyoruz..

Yarın çoook geç olabilir..

Rahmetli İsmet İNÖNÜ, 1960’ın başlarında iyice azgınlaşan DP iktidarını uyarmıştı :

Sizi ben bile bile kurtaramam

Sevgi ve saygı ile.
26.12.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

======================================

Rıza TÜRMEN
CHP İstanbul Milletvekili
Emekli AİHM Yargıcı

ODTÜ Öğrencilerinin Demokratik Direnişi

  • ODTÜ eylemleri giderek otoriterleşen, demokrasiden uzaklaşan bir rejime karşı direniş ve bir toplumsal muhalefet yaratmanın tohumlarını taşıyor. O nedenle ODTÜ’nün yiğit öğrencilerini ve onları yetiştiren öğretim üyelerini kutlarım.

ODTÜ’deki olaylar nasıl bir Türkiye’de yaşadığımızı ve nasıl bir rejimle yönetildiğimizi daha iyi anlayabilmek açısından çok öğretici.

Olay şöyle gelişiyor:

Sayın Başbakan, Göktürk-2 uydusunun uzaya fırlatılmasıyla ilgili olarak ODTÜ’ye gidiyor. Kendisine 105 koruma aracı, 20 zırhlı araç ve 3 bin 600 polis eşlik ediyor. Sanırsınız ki, ODTÜ’ye karşı bir sefer başlatılmış. Bu operasyonun amacı öğrencilerin protestolarını önlemek. 1000 kadar öğrenci barışçı bir protesto hazırlığı içinde. Daha eylem başlamadan polis şiddet kullanmaya başlıyor. Gaz bombaları, coplar… Bir öğrenci polisin gaz bombasının başına isabet etmesi sonucu beyin kanaması geçiriyor.

Sayın Başbakan ise uydunun uzaya atılmasını takdir etmedikleri, gerekli heyecanı göstermedikleri için hem öğrencilere, hem de üniversite yönetimine karşı tepkili. Öğrenciler bunu takdir edecekleri yerde neden protesto ediyorlar?
Öğrencilerin Başbakan’dan farklı öncelikleri olabileceği, farklı heyecanlar duyabileceklerini anlamakta güçlük çekiyor Sayın Başbakan.

Oysa Sayın Başbakan, “Bu öğrenciler, dövülmek, cezaevine konulmak, öğrenimlerini tehlikeye atmak pahasına neyi protesto ediyorlar?” sorusunu sorabilseydi, daha anlamlı olurdu. Bu sorunun yanıtını ararken görürdü ki, öğrenciler Türkiye’deki düzeni, baskıyı, antidemokratik uygulamaları, eşitsizliği protesto ediyorlar. Bunu yaparken çok temel insan haklarını kullanıyorlar. Düşünce ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olan eleştirmek, protesto etmek özgürlüğü ile toplantı özgürlüğü. Bu iki özgürlük birbiriyle yakından ilintili. Eleştirel görüşleri belirtmek için kamusal alanları kullanma hakkı engelleniyorsa ifade özgürlüğünün anlamı kalmaz. AİHM’nin ifade özgürlüğüne ilişkin hemen her kararında altını çizdiği gibi ifade özgürlüğü “Sadece olumlu karşılanan, zararsız ya da kayıtsız kalınan değil, aynı zamanda yetkilileri ya da toplumu incitici,
şoke edici ya da rahatsız edici” düşünceleri de kapsar. Bu,“demokrasinin koşulu olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin” bir gereğidir.

İfade ve toplanma özgürlüklerine devletin yaptığı müdahaleler de demokratik bir toplum için gerekli ve orantılı olmalı. Kaldı ki siyasetçilerin eleştiri sınırı daha geniş.
Siyasetçiler bu eleştirilere katlanmak ve hoşgörü ile karşılamak zorunda.
Eleştiriler kamuoyunu ilgilendiren konulara ilişkinse, devletin takdir yetkisi,
dolayısıyla müdahale alanı daha dar. Başka bir deyişle, polisin Başbakan’ı
protesto eden öğrencilere karşı orantısız güç kullanması hem ifade
hem de
toplanma özgürlüğünün ihlali.

Öte yandan, bir öğrencinin ağır yaralanarak hastanelik olması, pek çok öğrencinin dövülmesi, aşırı ölçüde göz yaşartıcı bomba kullanılması, işkence ve kötü muamele yasağının ihlali. Ancak bunu yargı organları önünde ileri sürebilmek için öğrencilerin izler silinmeden doktor raporu almaları gerekli. Bu raporlara dayanarak ceza ve
tazminat davası açabilirler.

Otoriter rejimlerin ortak özelliği, sessiz, tepkisiz bir toplum yaratılması ve
insanların kamusal alanda kendilerini ifade etmelerinin engellenmesi. Böylelikle topluma yöneticilerin ideolojisi egemen olur ve yöneticilerin bu egemen ideolojiye uygun olarak topluma biçim vermeleri kolaylaşır. Böyle toplumlarda, kitlelerin ilgi alanları, ekonomik çıkarları ile sınırlı olur, insanlar siyaset dışında kalırlar, baskıyı,
antidemokratik uygulamaları kayıtsız bakışlarla seyrederler.

Ama böyle toplumlarda bile bağımsız düşünen, baskıya karşı direnen,
siyaseti terk etmeyen, gerçeği arayan bireyler ve gruplar çıkar.
Bu bireyler ve gruplar bağımsız siyasal düşüncenin sürekliliğini sağlar.

  • Demokrasi, bağımsız düşünen kişilerin direnişlerinden çıkan bir kıvılcımla kurulur.

Bu kişilerin direnişleri parlamento dışı bir muhalefet niteliği taşır. Ancak parlamento içi muhalefetle dayanışma halinde olabilirler. Sistem dışı olduklarından,

oyunu mevcut sistemin kuralları ile oynamazlar. Güçleri biraz da buradan gelir.

ODTÜ öğrencilerinin eylemleri işte bu özellikleri taşıyan bir muhalefet.

Bu eylemler kitleleri etkilediği oranda bir toplumsal muhalefete dönüşebilir.
ODTÜ eylemleri giderek otoriterleşen, demokrasiden uzaklaşan bir rejime karşı
direniş ve bir toplumsal muhalefet yaratmanın tohumlarını taşıyor.

O nedenle ODTÜ’nün yiğit öğrencilerini ve onları yetiştiren öğretim üyelerini kutlarım.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir