BM Nüfus Fonu 2011 Raporu : Sn. Başbakan’ın Bilgisine../ Submission to Mister Primeminister : UNFPA State of World Population 2011

2011 UNFPA Report

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“BM Nüfus Fonu 2011 Raporu : Sn. Başbakan’ın Bilgisine../ Submission to Mister Primeminister : UNFPA State of World Population 2011” için bir yorum

  1. Dostlar,

    Toz duman içinde Başbakan yine gündem değiştirici canhıraş tümceler kurdu :

    “.. her kürtaaaaj, bir Uluderedirrr!…”

    Sanırım 100 dBA duvarını da aştı ses şiddeti..

    Gürlemeyi sürdürdü Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı’nın uygulanmasına ilişkin
    2012 Uluslararası Parlamenterler Konferansı kapanış oturumunda yaptığı konuşmada :

    “.. Kürtaja ve sezaryene karşı bir Başbakanım…”

    İyi ki anımsattı Başbakan olduğunu..
    (Hekim çözümlemesi :Ağır aşağılık kompleksinin denetlenemeyen dışa vurumu..)

    Bir kez artan sezeryanlar “performansçılık” oyununun kaçınılmaz türevi..
    Hiç yakınmayın..

    İkincisi : 250+ AÇS-AP Dispanser devre dışı bırakıldı.. Niçin ??
    2 Kasım 2011 tarihli 663 sayılı YGK (KHK) ile bu Aile Planlaması ve Ana Çocuk Sağlığı Dispanserlerini neden devre dışı bıraktınız??

    Kalabalık, niteliksiz bir “sürü” mü yaratmak istiyorsunuz??
    Oy deposu, biat kültürü müridi, demokrasicilik oynamanız için..

    Sadaka kültürünün boynu bükük, yoksul, işsiz ama sözde “dini bütün” köleleştirilmiş yeşil kuşakları mı?
    Mısır’daki gibi % 80-90 oy alabileceğiniz hesabı mı ? Mübarek’i son seçimdeki %80 oyu kurtarabildi mi ki?

    İşsizlik mi çözüldü, gelir dağılımı mı düzeldi, eğitim sorunu mu çözüldü?
    Saklanan en az % 20 işsizlik, ortalama okulda kalma süresi 5,3 yılla, zorunlu din dersi, Arapça,
    Kur’an ezberleterek nereye varacaksınız? 32 yıldır zorunlu din eğitimi ülkeyi nereye taşıdı?
    OECD ülkeleri arasında eğitim yarışmalarında sonucu oluyoruz.

    Yoksulluk mu bitti, tarımsal üretim fazlamız mı var?
    Yılda 1 milyon 30 bin nüfus artışıyla nasıl başedeceksiniz??
    Toplam ulusal gelir (GSMH) bakımından 17. sıradayız, ya nüfusa bölünce? 10 bin $ bile değil ve
    hemen 60. sıraya düşüyoruz dünyada.

    Tarım epey makinalaşmış durumda..
    Sanayi üretimi de..
    Kol gücü değil kafa ve robot-makina gücü önde..

    İnsansal Gelişim İndeksi HDI olarak son 10 yılda 82. sıradan 92. sıraya düştük.
    Borçlar 600 milyar $’ı aşmış.. Gelir kadar da borç var, Standard & Poors notumuzu düşürüyor.
    Üniversite kapısına her yıl 1,8 milyon genç dayanıyor. Onbinlercesi “sıfır” puan alıyor!

    Türkiye genç bir nüfusa sahiptir. Ortanca yaş 29’dur. % 1,45’lik nüfus artış hızıyla en az 25-35 yıl daha yaşlı nüfus olması söz konusu değildir. 65+ yaş nüfus oranımız % 7’dir (TÜİK 2011). Bu oran yaşlı ülkelerde % 20 ve üstündedir. Nüfusumuzun yaşlanacağı paranoyası bir yanıltmacadır, halka bir tuzaktır.
    Asıl olan bu bu DEMOGRAFİK FIRSAT PENCERESİ fırsatını kullanarak nüfusun niteliğini iyileştirmektir.
    21. yy. Küreselleş(tir)me (=Yeni Emperyalizm) çağında dünya ile rekabet edebilecek nitelikte donatılmış eğitimli ve sağlıklı bir nüfusa sahip olmaktır asıl çözüm. Kalabalık ve niteliksiz nüfus yükten başka
    bir şey değildir ve geri kalma nedenidir. Ekonomik büyüme % 5 oldu ise nüfus artış hızını düşeceksiniz, örn. geçen yıl % 1,5 idi; kalır net % 3,5 büyüme hızı.. Bunu da unutmamak gerek.

    Örn. Ordu’nun sayısal gücünü azaltıyoruz değil mi ? Niçin, nitelikli, profesyonel Ordu’yu savunuyoruz.
    Bu ne biçim çelişkidir peki ?

    Lütfen BM Nüfus Fonu 2011 raporunu danışmanları özetleyerek çevirsin ve Sn. Erdoğan’a sunsunlar diliyorum..

    Lütfen bir parça sağduyu artık.. Toplumu sersemleştirdiniz gündem oyunlarıyla..
    İsrail örneğini neden görmüyorsunuz? 6,5 milyon nüfusuyla en 10 katı Arapları 1967 savaşlarında
    nasıl perişan etti. Bilim-Teknoloji üretiminde dünyada başlarda yer alıyor..

    Yazık bu ülkeye ve insanımıza..

    Ayrıca araştırmalar, ailelerin büyük çoğunluğunun 3. çocuğu istemediğini ortaya koyuyor. 3. çocukların neredeyse 2/3’ü istenmeden edinilmiş. Çünkü etkili-modern kontraseptif (gebeliği engelleyici) yöntemlere erişme güçlüğü var. 2008 Nüfus ve Sağlık Araştırması verilerine göre gebe kadınların 1/10’u (yaklaşık 170 bin kadın ve karnındaki bebeği!) gebelikleri sırasında hiç bakım almıyor. Yaklaşık 200 bin düşük yaşanıyor (istemli + istemsiz). 1,5 milyon doğumun gene yaklaşık 10’da 1’i, 150 bin kadın, hiçbir sağlık personeli yardımı almadan, KENDİ KENDİNE DOĞUM YAPIYOR.

    Bunlar utanç verici, yüz kızartıcı verilerdir. Başbakanın, Sağlık Bakanının haberi var mı?
    Yoksa niçin yok? Varsa niçin umurları değil ? Asıl öncelikli gündem bu çok ayıplı verilerimizde değil mi?

    Kürtaja karşı iseniz, tüm topluma etkin-yaygın-erişilebilir modern kontraseptif yönteme erişme hizmeti veriniz lütfen.. Hem bunu yapmayarak Anayasa’yı çiğneyecek hem de “kürtaj cinayettir..” diyeceksiniz..
    En hafif deyimiyle bu insanlarla, özellikle kadınlarla alay etmektir. Doğurganlığını denetlemek kadınların en temel insanlık haklarındandır.

    Anayasa’nın 41. maddesinin açık buyruğunu çiğnemektesiniz,
    bilenler tanıktır ki, apaçık Anayasal suç işlemektesiniz.. Uyaralım..

    Sizi Allah bile zor iflah edecek gibi görünüyor.. Sonunuz hayır ola..

    Sevgi ve saygı ile.
    29.5.12, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    http://www.ahmetsaltik.net

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir