Beşşar Esad : Arap Baharı gözyaşı, kan ve ölüm getiriyor, laikliği götürüyor! / Bashar al-Assad : Arab Spring brings blood and death, destroys secularism..

Cumhuriyet 07.07.2012

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad: 

Arap Baharı gözyaşı, kan ve ölüm getiriyor, laikliği götürüyor!

‘Arap Baharı laikliği kazıyor’

UTKU ÇAKIRÖZER

ŞAM – Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki halk hareketlerini
“Arap Baharı bu bölgeye sadece gözyaşı, kan ve ölüm getiriyor.
Beraberinde de ülkelerimizden laikliği götürüyor.” diye nitelendirdi.

Bölgede haritaların yeniden çizilmekte olduğunu belirten Esad,

“Eskiden Arap dünyasında bir tane Lawrence vardı. Şimdi sayısız Lawrence’lar var” dedi.

Esad, AKP hükümetinin de bölgede “İslamın siyasallaşması” rolüne soyunduğunu ileri sürdü.

‘Devrimi terörist değil halk yapar’

Esad Cumhuriyet’e verdiği röportajın son bölümünde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanmakta olan halk hareketlerini değerlendirdi. Son 1 yıldır kendi ülkesinin kapılarına dayanan
“Arap Baharı” konusunda Esad sorularımızı şöyle yanıtladı:

– Arap Baharı’nı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Bahar” kelimesi iyi ve güzel şeyleri çağrıştırır. Oysa bölgemizde bahsi geçen “bahar” bizlere sevimsiz şeyler yaşattı ve yaşatıyor. Bu coğrafya hayata değil ölüme götürülüyor. Baharda ölüm, gözyaşı ve kan olmaz.

Devrimlerden söz edeceksek bu devrimleri halklar yapar. Silahlı teröristler yapmaz.

Devrimler halkları ve ülkeleri ileri götürmek için yapılır ve gerçekleşir. Toplumları çağdışı ve geriye götüren süreçler devrim olamaz. Devrimler siyasal, kültürel ve toplumsal bir programla gelir.
Devrim eğer bir boşluk yaratıyorsa bu boşluk da toplumda kargaşa yaratıyorsa o devrim olamaz.

‘Sayısız Lawrence var’

Tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Bölgemizde harita yeniden şekilleniyor. Eskiden bir tane Lawrence vardı. Şimdi sayısız Lawrence’lar çıktı. Ülkelerimizde ortaya çıkarılmaya çalışılan bu oluşumların Batı’nın hangi projelerine hizmet edeceğini bekleyip görmek gerek.

Ama şu çok net ki, dış güçler var olan devrimleri çıkarları doğrultusunda kullanacaktır.
Bölgemizde iki tür ülke var. Bazıları kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket ediyor.
Bazıları da gelen telkinler doğrultusunda.

‘Dini koruyan laikliktir’

– Tunus ve Mısır’da Arap Baharı’nın sonunda Müslüman Kardeşler’in iktidara gelişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Suriye’de dinden yanayız, ama dinin siyasallaşmasına karşıyız. Çünkü din politikanın üstündedir.
İkisini asla yan yana getirmemek gerekir. Dini, politik amaçların için kullanırsan aslında o dini aşağılamış, küçümsemiş olursun. Dine de kötülük etmiş, dinine saygısı olan toplumunu zayıflatmış olursun.
Sarsılan bu toplumu da mezhepsel çatışmaları körükleyerek parçalamak çok daha kolaydır.
O nedenle biz laikliğin dine karşı olmadığını, laikliğin dini koruyan algı olduğunu savunuruz hep.

‘Hedefte ‘laiklik’ var’

İşte tüm bu bölgemizde olup bitenleri de şöyle yorumlayabiliriz:

Bu coğrafyada şu anda yaşanan her şey, laik sistemleri kazımayı, ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Laiklik ortadan kaldırıldığında büyük devletler bu bölgede istedikleri her şeyi daha kolay yapacaklardır.

Biz bu sürece kuşkuyla bakmaktayız.

Çünkü dinin politize edilmesinin nasıl tehlikeli olduğunu bilmekteyiz.
İşte bu nedenle biz Suriye’de dinin politize edilmesini asla kabul etmeyiz.
Bu söylemi dillendiren ve bu konuda adım atan herkese de kuşkuyla bakarız.

=====================================================================================

Teşekkürler Cumhuriyet Gazetesi, teşekkürler Utku Çakırözer..

Sevgi ve saygı ile
7.7.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Bekir Coşkun: Tanrının Bizdeki Parçacığı… / By Bekir Coskun : Particle of God that we have…

Cumhuriyet 07.07.2012

ONUNCU KÖY

Bekir Coşkun

bcoskun@cumhuriyet.com.tr

Tanrının Bizdeki Parçacığı…

CERN’de bilim adamları büyük olasılıkla “Tanrı parçacığını” bulduklarını açıkladılar:
“Büyük Hadron (LHC) çarpıştırıcısında, Higgs Bozonu deneyindeki 126 giga ekertrovolt-Ge-V kütle bölgesinde, maddenin kütlesel dönüşümü atom altı yapısal projektörde belirlenirken, ancak izlerin 5 sigma seviyesinde izlendiği…”
İki saat oku…
Anlarsan…
*
Bizdeki parçacık açıkladı:
“Takdir-i ilahi geldiğinde, hak vaki olur…”
Altı kelime…
*
Deney:
TOKİ konutları birinci etap…
Yerin altı…
Derenin içine apartman yaptı, derinde iki oda bir salon… Çoluk çocuk ile dereyi çarpıştırınca; 11 ölü…
Yandaş müteahhitlerin oluşan dünyaları ile yoksulun yıkılan dünyasının açıklaması bu kez sadece iki kelime:
“Rahmetin hikmeti…”
*
Deney:
İsyancıları silahlandırıp, sınırdan içeri silah ve adam sokup, “sonun geldi” diye tehdit edip, iyice fıttırtılan Suriye’nin önünden, uçağa bindirilmiş iki pilot geçirildi…
Büyük çarpışma gerçekleşti…
Sonuç; 1260 metre suyun altı…
İki postal, bir kask…
Önünden tabutlar geçerken, sonucu açıkladı bizdeki parçacık:
“Şehadet mertebesine erdiler…”
Üç kelime…
*
Hâlâ 100 metre yerin altında, 10 milyar dolar harcayarak dünyanın nasıl oluştuğunu arayıp dursun fizik…
Bununki iki satır tüzük…
Diyelim ki en az üç doğurtuyor…
Bebeğin rahme kaç adet gireceğini belirliyor…
Nasıl çıkacağını ayarlıyor…
*
Parça, marça…
Ama Tanrı ya…
Cenneti var, cehennemi var mesela…
Başörtülüler, badem bıyıklılar, cami yaptırma derneğine makbuz kesenler… Yandaşlar, yalakalar, yanaşmalar cennete…
Öbürleri zaten cehenneme…
Gözaltı, tutuklama, infaz, hapis, eziyet, işkence, zulüm…
*
Ve nihai deney:
İlkellik ile çağdaşlık karşı karşıya geldi…
Çarpıştırıldı…
Bizdeki Tanrı parçacığı çıktı ortaya…
*
“Peki, bizdeki parçacık Tanrı’nın neresi?” derseniz…
Siz bilirsiniz artık..