Sorumluluktan arındırılmış siyaset

1982 Anayasa kurgusunu ne çok eleştirmiştik! Siyaset ve demokrasi alanını daralttığı için: Senato kaldırıldı, Millet Meclisi üye sayısı 450’den 400’e indirildi, seçim süresi 4 yıldan 5 yıla çıkarıldı…

Cumhurbaşkanı ve Başbakan, devlet kurumları ve hükümet üzerinde güçlendirildi.

Toplu özgürlüklere getirilen yasaklar ise, “siyasetten arındırılmış toplum” amacına yönelikti.

Bu vb. nedenlerle 1982 Anayasası, 1961 Anayasası’na göre, “daha az demokrasi” öngörmekte idi.

SİYASETE İNDİRGENEN DEVLET

2017 Anayasa kurgusu, TBMM üye sayısını artırmak ve seçilme yaşını da 18’e indirmekle temsili organa ilişkin niceliksel genişlemeler bir yana, hükümeti tümüyle kaldırıp, yürütme ve devlet başkanlığı makamlarını birleştirdi. Halkoyu ile doğrudan seçilen kişiye çifte temsil işlevi verildi: devlet başkanlığı ve yürütme.

Böylece hükümetin genel siyaset yetkisi, devlet başkanlığı ve yürütmeyi temsil eden tek kişiye indirgenmiş oldu.

Anayasa ve siyaset bilimi tersine çevrildi: tarihsel gelişim sürecinde monarktan (kral, padişah, sultan) ayrılan ve yönetim görevini üstlenerek siyasal organa dönüşen hükümetin 2017’de kaldırılması, Devlet’in siyaset üstü konumunu sonlandırdı. Özetle devlet, siyasal çatışma ve yarışma sürecine sokuldu.

Gözlem(G.) 1: Yürütme, tek kişiyle özdeş kılındığı gibi devlet de tek kişiye indirgendi; yüzyıllar boyunca oluşan demokratik hukuk devleti yapısı kırıldı.

G. 2: Devleti ve yürütmeyi temsil eden kişinin parti başkanlığı ile, yöneticiliği günlük siyasete indirgenen devlet, partizanlaştırıldı.

G. 3: Politize edilen ve partizanlaştırılan Devlet, ‘her üye bir üye kazandırsın’ (10 milyon x 2) çağrısı ile artık korporatist yapı arayışına yönlendirildi.

SEÇİLMİŞLİK ve SORUMSUZLUK

Seçilmişlik – siyaset – sorumluluk’, demokratik hukuk devletinin sacayağı: Seçimlerde yarışan farklı partiler, toplumsal sorunları çözüm vaatleri ile seçmenin desteğini ister. Çoğunluğu sağlayanlar, yönetme görevini siyasal sorumluluk ilkesi eşliğinde üstlenir. 2017 kurgusu ise, partiler arasında eşit yarışma koşullarını kaldırdığı gibi tek kişilik çoğunluk yönetimini de sorumluluktan bağışık tutu.

G. 4: Siyasal sorumluluktan arındırılmış tek kişi siyaseti, “demokratik siyasetin sonu” oldu.

YA SORUMSUZLUK ZIRHI?

Anayasa’da tek kural, CB yardımcıları ve bakanların “CB’ye karşı sorumlu” olması. Ne var ki, görevden alma yetkisi bile anayasal çerçevede kullanılmadı. Resmi Gazete’de kullanılan ‘sözde görevden af’ gerekçesi;

– Kaynağını Anayasadan almıyor,

-Görevden alınan suçsuzluk ilkesinden yararlanamıyor.

G.5: Yetki kullanımında Anayasa kuralları değil, ‘paralel kavramlar’ yeğleniyor.

Kamu yönetiminde geçerli olan, görev + yetki + sorumluluk kuralı, ancak liyakat ve hukuka saygı çerçevesinde işletilebilir. KPSS yolsuzluğu nedeniyle ÖSYM Başkanının görevden alınması, buzdağının görünen kısmı.

Sorumluluktan arındırılmış parti başkanı CB, kendini bütün kamu görevlilerinin sicil amiri yapmakla, siyaset dışı tutulması gereken kamu yönetimi partizanlaştırıldı.

G 6: Yönetimde liyakatsizlik devam ediyor.

Öte yandan, sorumluluktan arındırılmış siyaset, “sorumsuzluk zırhı” giydirilmiş “mülga hükümet” ve “kamu yönetimi” ile berkitildi: Keyfi işlem yapanlar ve uygulayıcıları için, “hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz” (5 yasa).

G. 7: OHAL sürekli kılınarak hukuk devleti sonlandırıldı.

EN KESKİN DÖNEMEÇ

Kısacası, sorumluluktan arındırılmış siyaset, liyakat ve hukuktan da arındırılmış bir devlet yapısı ile sonuçlandı.

Bu nedenle, önceki hiçbir seçim, 2023 seçimleri denli yaşamsal olmadı. Zira yüzüncü yıl dönemeci pek keskin: Demokratik cumhuriyetçiler, ancak kitlesel eleştiriler eşliğinde büyütecekleri dayanışma halkaları ile dönebilir bu keskin virajı.

Hatırlatma, demokratik hukuk devleti müttefiklerine:

-CHP, İYİ P., DP, SP, Deva P. ve Gelecek Partisi’ni kapsayan ‘6’lı masa’,
G. 8Demokratik cumhuriyetçiler 100. Yıl sınavında.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir