Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi

KHK ile işten çıkarılan ve açlık grevine başlayan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın davasına devam edildi. Özakça, ” AKP ekmeğimle beni terbiye etmek istedi. Tarih, ekmek kavgasının tarihidir. Sömürü var olduğu sürece direnişte sürecek.” sözleriyle savunma yaptı. Mahkeme, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutukluluklarının devamına karar verdi.

KHK ile işten çıkarılan ve açlık grevinde olan eğitim emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın davasında mahkeme tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma 20 Ekim Cuma günü saat 10.00’a ertelendi.

Davaya katılmak isteyenleri taşıyacak araçlar polis tarafından bağlandı. Veli Saçılık, konuyla ilgili “Nuriye-Semih’in davasına katılım olmasın diye otobüsleri bağladı polis. Direniş kazanacak!” mesajını paylaştı.

Nuriye Gülmen getirilmedi

Mahkeme Başkanı tutuklu sanık Nuriye Gülmen’in hazır edilmesi için yazılan yazıya verilen cevapta Ankara Numune Hastanesi’nin sanığın davaya getirilmesinin “tıbben sakıncalı” olduğu yazısı nedeniyle hazır edilemediğini bildirdi.

Semih Özakça tekerlekli sandalye ile duruşma salonuna getirildi

Semih Özakça saat 11:00’de tekerlekli sandalye ile durusma salonuna getirildi.  Semih Özakça’nın etrafına jandarma tarafından etten duvar örüldü. Semih Özakça zorla ayaga kalkarak sağ yumruğunu kaldırarak salonu selamladıktan sonra izleyiciler ve avukatlar Semih Özakça’yı alkışladı. Duruşmaya katılan Semih Özakça’nın oldukça zayıfladığı görüldü.

Zeynep Özatalay, tutuksuz sanık öğretmen Acun Karadağ’ı mahkeme salonunda çizdi.

Jandarma, sanık Acun Karadağ’ın Semih Özakça’yı görmesine izin vermeyince Acun Karadağ “Lanet olsun böyle adaletsiz iktidara” diyerek ağladı. Acun Karadağ “Ne hale getirmişsiniz çocuğu Allah belanizi versin. Bir öğretmeni ne hale getirmis devlet herkes görsün.” dedi

“Benim yüzlerce avukatım var”

Duruşmada önce Semih Özakça’nın kimlik tespiti yapıldı, hakkındaki suçlama okundu.

Mahkeme Başkanı, Semih Özakça’ya 3 avukat sınırlaması getirdi ve kendisinden üç avukat seçmesini istedi.

Semih Özakça “Üç avukat seçmeyeceğim. Bu bir dayatmadır. Bize yapılan zulüm ve baskının parçasıdır. Bunu kabul etmiyorum. Benim yüzlerce avukatım var” dedi.

Avukat Murat Yılmaz’da yasağa itiraz etti. Acun Karadağ’da yasağı kabul etmeyerek “Buradaki herkes avukatımdır” dedi.

Mahkeme başkanı ile avukat arasında  “kanunsuz yorum” tartışması

Mahkeme, 149/3 maddesinde suç sınırlaması yapılmamış olup örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla ilgili düzenleme getirilmiş bulunması ve düzenlemenin amir hüküm niteliğinde olması madde metninde örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan bahsedilmiş olması, iddianamelerde sanıkların üzerine atılı suçları örgüt faaliyeti kapsamında işlediklerinin iddia edilmiş olması karşısında bu maddenin uygulanmamasına yönelik talep ve itirazların reddine oy birliği ile karar verdi.

Mahkeme Başkanı, sanıkların müdafilerini seçmemeleri durumunda mevcut avukatlarından üçer sonrasına söz verilmeyeceğini bildirdi.

Sakarya Baro Başkanı ve Mahkeme Başkanı arasında geçen konuşma

Sakarya Baro Başkanı Zafer Kazan: Hangi maddeye göre seçeceksiniz?

Mahkeme Başkanı, 149. maddeye göre biz öyle yorumluyoruz.

Zafer Kazan: Bu kanunsuz yorum.

Mahkeme Başkanı, Semih Özakça’ya tekrar söz verdi.

[Haber görseli]

Semih Özakça’nın savunması 

Burada Savunma hakkımıza yeni bir saldırı vardır. Daha önceden tutuklanan avukatlarımız var. İlk duruşmamıza iki gün kala avukatlarımız gözaltına alındı. Burada bizim savunmamız engellenmiştir. Bunun yanında 14 Eylül’de duruşmaya keyfi olarak getirilmedik. Biz açlık grevindeyiz. 14 gün daha açlık grevinde tecrit hücrelerinde işkence çektik. Şimdi burada hem bizim savunmamız engellendi. Üç avukat dayatmasını kabul etmiyorum. Burada olmayan Nuriye Gülmen zorla numune hastanesine götürülmüştür. Neden çünkü savunması engellenmek istenmiştir.

“Hukukun katledilmesini gözlerimle gördüm”

Ezilen, sömürülen işçiler adına… Hukuk diyerek yutturulmaya çalışılarak bu dava ile hukuk katledilmesini bizzat gözlerimle gördüm. Önce yerde inim inim inledi sonra sessizce can verdi. Şimdi ise bir cinayete ancak bu kadar yakından yanıklık ediyorum.

“Cübbelerinizle oyuna dahil edilen sizler, elinizdeki iddianame senaryo”

İşime geri dönmek için başladığım açlık grevinin 75.gününde işkence ile gözaltına alındım. Adliyeye kararı beklerken işlendi cinayet. Polis amiri, savcının odasına girerek kendilerine çay söyledi ve bir saat konuştular. Cinayet böyle işlendi. Bu ülkenin halkına daha hakim karşısına çıkmadan birileri tarafından tutuklanma kararı veriliyor. Bunun adına emir büyük yerden deniyor. Sırtında afilli yargıç cübbeleri ile millet adına karar vereceksiniz. Sahi çoktan kırmadınız mı kalemimizi? Cübbelerinizle oyuna dahil edilen sizler, elinizdeki iddianame senaryo. Kimin için bu oyun? Egemenleri memnun etmek olacak yine. Mahkemelerden adalet çıkmayacağının kanıtı şu ana kadar yaşadığımız hukuksuzluk, keyfiliktir.

“AKP ekmeğimle beni terbiye etmek istedi”

Kimse bu adaletsiz karşısında aman dilemeyi beklemesin. Ben yine düşündüğümü söyleyeceğim. Hükümsüz olan bu siyasi davaya karşı bir savunma olmayacak benim savunmam.  Emeğimle onurumla ekmeğimi kazanan bir öğretmendim. AKP ekmeğimle beni terbiye etmek istedi. Tarih, ekmek kavgasının tarihidir. Sömürü var olduğu sürece direnişte sürecek. Savunma yapması gereken, ufak bir açıklama bile yapmadan koltuklarında oturan AKP iktidarıdır. Onuruyla ekmeğini kazanan bir sınıf öğretmeniyken önce işimden atıldım. Bu kabullenebilir bir durum değildi. Direnmenin, karşı gelemenin her bedelini yaşadık. Ben işinden atılmış bir sınıf öğretmeniyim, köleliğe karşı mücadele eden Spartaküs’üm, firavuna karşı Musa’yım, ‘Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan Abdal’ım, ‘Yarin yanağındma gayri herşey ortaktır’ diyen Şeyh Bedrettin’im, İsrail zulmüne karşı dövüşen Filistinli’yim, dünyanın her köşesinde haksızlığa uğrayan ve mücadele eden kim varsa oyum.

Sağa sola FETÖ’cü deyip saldıran iktidar temsilcileri ,önce kendilerine baksınlar. Şimdi oturduğunuz o koltuklarda daha önce kendi siyasal düşüncelerine göre kararlar veren, şuan tutuklu olan hakimler vardı. Biz halkın aydınları olarak kamu emekçilerine yönelik bunun gibi komplo davalarına çok rastladık. Devlet kurumlarında uygulanan tek bir kural vardır o da talimatsız hareket etme yanarsın kuralıdır.

Mahkeme başkanı savunmaya müdahale etti 

Mahkeme başkanı, savunmaya müdahale etti. Başkan, iddianamedeki suçlamalara yönelik savunma yapmasını istedi. Semih ise “Ben buraya gelebilmek için çok sabrettim, siz de biraz sabredin’ yanıtını verdi.

Eğitim alanında özelleştirme ile güvencesizleştirmenin önü açılıyor

Semih Özakça savunmasına şöyle devam etti : AKP iktidarı, çocuklarımızın geleceğini, onların demokratik bilimsel eğitim hakkını çalmaktadır. Eğitim alanında özelleştirme ile güvencesizleştirmenin önü açılıyor. Ayrıca performans değerlendirme sisteminin önü açılmaya çalışılıyor. Muhalif sendikaların eylemleri ‘suç’ konusu edilerek kamu emekçileri soruşturma ve ihraç tehditleri ile karşı karşıya kalıyor. AKP gibi düşünüp yaşamıyorsanız terörle iltisaklısınız. AKP’li iseniz bile iktidar yakın sendikanın seçtiği okul müdürü ile aranız iyi değilse terörle iltisaklısınız. Öğretmenlik bana ne lüks bir yasam ne de gözümün arkada kalmayacağı bir yaşam vaadediyordu. Yaşamımızı sürdürmek zorunda olduğumuz yerde her gün tank top sesleri duyuyorduk.

Semih Özakça savunması sırasında çok yoruldu. Duruşmaya ara verildi..

Aradan sonra tekrar başlayan duruşmada Semih Özakça savunmasına devam etti.

Bu direniş ezilen halkların direnişidir

Özakça: Halkın aydını düşünen çelişkileri görüp kavrayan ve toplumsal mücadele içinde eyleme geçendir. Halkın aydını en güzel türkünün koro ile söylenen olduğunu bilir. Halkın aydını tek başına kalsa da değerleri için mücadele etmesini bilendir. Halkın aydını hiçbir şeyin kendi kendine olmayacağını bilen nesnel koşullara teslim olmayandır. Halkın aydını çelişkileri görüp eyleme geçendir. Halkın aydını hem halktan öğrenen hem halka öğretendir.  Bu direniş iki kişinin direnişi diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu direniş ezilen halkların direnişidir. Ben de halkın aydını olan bir öğretmen olarak bu direnişin bedelleri olacağını biliyordum. Kimsenin sokağa çıkmadığı,basın açıklamalarının yasaklandığı bir dönemde;halkımın sözünü söylemeyi bir zorunluluk olarak görüyorum. Kamu emekçilerinin mahkum edilmeye çalışıldığı hayata karşı açlığımızla direniyoruz. Mesele açlık grevinin etkili bir eylem olmasının düşünülmesi, halk tarafından sahiplenilip büyüyeceğinden duyulan korku idi. Aç kalmayı biz tercih etmedik, bunun sebebi iktidarın bizi açlığa mahkum etmek istemesidir.

Ömrümüzden yiyoruz
İktidar işimizi bize geri verseydi aç kalmazdık. Direnişi başlatan da bastırmaya çalışan da iktidardır. İhraç edilenler ağaç kökü yesin’ diyen bakana sesleniyorum, onu da yemiyoruz. Ömrümüzden yiyoruz. İşimizi geri alıncaya kadar açlık grevi eylemine devam edeceğim. Biz devrim olsun, AKP gitsin diye açlık grevi yapmıyoruz. İşimizi geri istiyoruz bunun için açlık grevi yapıyoruz. İş. Bu kadar! Tutuklandık çünkü açlık grevimiz haklılığıyla halk nezdinde karşılık buldu. Tutuklandık çünkü bu tutuklama korku ve gözdağını büyütecekti. Tutuklandık çünkü Akpnin yeni ülke politikasının önünde engeliz! Gezi ve tekel direnişi tekrarı bize değil, iktidarın zulmüne bağlıdır. Zulüm artarsa direniş olacaktır.

İlk defa güneş ışığı gördüm 

Bizi işkence yaparak vurarak kırarak kampüs hastanesine götürdüler. Biz  hasta değil eylemciyiz. Ben hastaneye kaldırıldığımdan bu yana ilk defa buraya gelirken güneş ışığı gördüm. Biz zorla müdahale tehditleriyle baş başbaşayız orada, kimsenin müdahalesini istemiyoruz! Pazartesi gecesi zebaniler geldi, gece gelenlere başka ne denir?

Süleyman Soylu bizi hedef gösterdi

Nuriyeyi Numuneye götürürken içeriden sloganlar çığlık sesleri geliyordu yani bilinci açık. Nuriyeyi iki gün önce Numuneye, duruşmaya getirmemek için kaldırdılar. Zorla müdahale insanlık suçudur. Soylu bizimle ilgili çok şey söyledi,inandıramadı insanları, bakanlık eliyle kitapçık yayınladı. Süleyman Soylu bizi hedef gösterdi zaten, terörist ilan etti, peki bu mahkeme niye kuruldu? Asıl suç olan budur.

Verin kararınızı perde kapansın

Zorla müdahale için götüreceklerini düşünüp annemle vedalaştım. Bu uygulamanın sonuçları belli. Fotoğraf dahi çektirmemize izin vermediler amaçları bizi unutturup zorla müdahale edip, bizi yaşayan ölü haline getirmekti.Son olarak şunu söylemek istiyorum; Verin kararınızı perde kapansın.

Semih Özakça ifadesini Enver Gökçe’den ‘Dost’ şiirini okuyarak bitirdi! Salondan alkış sesleri yükseldi. Duruşmaya 1 saatlik öğle arası verildi.

Acun Karadağ  ifade vermeyeceğini açıkladı

Aradan sonra saat 15:00’da tekrar başlayan duruşmada sanıklardan Acun Karadağ, Nuriye Gülmen’in mahkemeye getirilmemesini gerekçe göstererek ifade vermeyeceğini açıkladı.

Karadağ, “Ben Semihi gördüğümde gözyaşlarımı tutamadım, bu kadar zalimlik olmaz. Ben tutuksuz yargılanıyorum, yani bu yargılama açlık grevine yöneliktir. İki eğitimci 204 gündür aç. Nuriye’yi buraya getirmemek için hastaneye kaldırdılar, Nuriye ifade vermeden ben de vermeyeceğim” dedi.

THİV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı’nın avukatların talebi üzerine uzman bilirkişi olarak dinlenmesine karar verildi. Bakkalcı, açlık grevi ve etkileri üzerine beyanda bulunacak.

Dr. Bakkalcı:Açlık grevi yapanlar bu hayatı olağanüstü değerli ve kıymetli bulurlar, bir çözüm olsun da yaşamımız son bulmasın isterler.Yaşama verilen bu değer ile intihardan ayrılır. İntiharda kişi yaşama isteği duymaz. Bu Farkı belirtmek istiyorum. B1 vitamini açlık grevi süresinde kritik bir etkendir. Zorla müdahale etik açıdan doğru değildir. Zarar vericidir, tıbbi müdahale zorla yapılamaz. Bu insanların açlık grevi kararı vermelerinde otorite tarafından seslerinin duyulmaması etkili oldu, buna şahit olduk. Açlık grevlerinde düzenli kontrol çok önemlidir. Bu insanlar tutuklandıkları günden itibaren tıbben kontrollerini yapamadık. Sunduğumuz raporlar, sadece kapatılmanın bile kişiye ruhsal ve bedensel olarak nasıl etki ettiğini gösteriyor.

Savcı tutukluluğun devamını istedi

Duruşmada taleplerle ilgili görüşü sorulan savcı sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde görüş bildirdi. Savcı ayrıca  Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ‘nın Adli Tıp Kurumu’na sevki ile değerlendirme raporu alınmasını, tutukluluğunun devamını mütalaa etti.

Avukatlar talepte bulunuyor 

Savcının bu talebinin ardından Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatları beyanda bulunuyor.14 Eylül duruşmasından iki gün önce avukatların gözaltına alındığını, bu duruşmadan iki gün önce Gülmen’in yoğun bakıma kaldırıldığını anımsatan avukat Murat Yılmaz, “Dosyaya sunduk. Nuriye Gülmen’in durumunda ne değişiklik oldu? Hukuktan bahsediyoruz. Nuriye Semih deyince hukuğu askıya alma hali var. dedi. Nuriye Gülmen’in tedavi evraklarının mahkemeye gönderilmemesine tepki gösteren Yılmaz, “Bir irade var. Sizin niyetinizi okumuyorum. Nuriye ve Semih’i izole etmek için bizi buraya hapsettiler” ifadelerini kullandı.

Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: Hani yeterli personel yoktu, Numune Hastanesi’nin önünde kaç tane jandarma bekliyor? Numune Hastanesi hergün görüşebilirler demesine rağmen başsavcılık avukatlara sadece beş dakika izin veriyor.Mutlak surette Nuriye’nin duruşmaya getirilmeli.

Avukat Aytül Kaplan: Geçen celse Nuriye ve Semih’i duruşmaya getirmeyerek görevi kötüye kullanma suçu işlenmiştir. Her ne kadar 23 Mayıs’ta verildiyse de tutuklama kararı,Yükselde halkın kitlesel olarak toplandığı gün verildi.Tutuk incelemesinde ‘kaçma şüphesi var’ denildi, eylemin adı ‘oturma eylemi’, oturduğu yerden,Yükselden zorla kaldırıldı bu insanlar.Sayın yargıçlar ya tutuklama için gerçek hukuki nedenler bulun ya da bu iki eğitimciyi tahliye edin.

Duruşmaya 20 dakika kadar ara verildi.

16.20’de tekrar başlayan duruşmada avukat Av. Betül Kozağaçlı söz aldı. Kozağaçlı: Ben zorla müdahale sonrası ilkokuldan sonrasını hatırlamayan müvekkillerimi gördüm. Açlık grevi suç olmadığı halde tutuklanmalarına karar verildi. Bu boş dosya ile bir yere kadar gidilebilecekti, bu yüzden ortaya bir ‘tanık’ ifadesi atıldı. Bu süreçte bütün basın açıklamalarında polis, ‘Nuriye ve Semih derseniz gözaltına alırız’ diye bu isimleri tehdit konusu yaptı.

Kozağaçlı’nın ardından avuvat Derviş Emre Aydın savunmasına başladı. Aydın, yargılamanın mükerrer olduğunu söyledi. Ardından Avukat Mehmet Refik Atalay söz aldı ve “Doktor raporlarına da aykırı olarak Nuriye hanıma refakatçi alınmıyor, avukat görüşü sadece beş dakika yapılıyor.Müvekkilimi derhal tahliye edin, bu insanlar daha önce de hiçbir yere kaçmadı şimdi de kaçmayacaklar” dedi.

Sakarya Barosu Başkanı söz aldı: İçinde insan kokusu olan bir çözüm bekliyoruz sizden.

Avukat Zafer Kazan: Silahların gölgesinde bir yargılama yaşıyoruz. Nuriye’nin duruşmaya getirilmesi sağlığa zararlı da tutuklanması değil öyle mi” dedi.

Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan: İşimizi geri istiyoruz’ demek bir protesto olabilir, direnme hakkı olabilir ama bir suç olamaz. Nuriye ve Semih için özgürlük istiyoruz, çok geç olmadan her yargıç kendi verdiği kararlarla yargılanır. İktidarın sopası olmayın.

Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu: Açlık grevi bir ifade özgürlüğüdür, suç değildir.Yazışmalara yanıt verilmediği halde bir de tanık ifadesi eklenmiştir. Bu yargıya müdahaledir. Duruşma listesinde dahi, dosyanın adını açlık grevi dosyası olarak gördük.

Avukat Duygu Demirel: Bu dava çok açık ki bir örgüt üyeliği davası değildir. Bu dava benim istediğim gibi yaşayacaksın ya da yaşamayacaksın dayatmasına direnme davasıdır. Nuriye şuan küçücük bir odada, yanına ortası delinmiş poşet takılmış bir sandalye tuvalet ihtiyacnı karşılaması için konulmuş halde kalıyor. Nuriye şuan küçücük bir odada, yanına ortası delinmiş poşet takılmış bir sandalye tuvalet ihtiyacnı karşılaması için konulmuş halde kalıyor. Dün yürüyüş yapmak, Nuriye için bir egzersiz olmasına rağmen dün jandarmalar yataktan kalkmasına izin vermemiş. ‘Yataktan kalkarsan seni kelepçeleriz’ diye tehdit etmişler.

Semih Özakça yaptığı savunmayla dünya listesine girdi..
(Kaynak : Cumhuriyet web sitesi, 28.9.17)
====================================

Dostlar,

Yargı, devr-i AKP’de altın çağını yaşıyor gerçekten de değil mi??
Hiç bu denli bağımsız ve yansız olmamıştı değil mi?
Yaşan söyleyince öyle büyük söyleyeceksiniz ki, söyleyen dahil altında kalacak, inanacak..
Vah Türkiyem vah..
Ama bu da geçecek, bu da geçecek..
İnsanlık onuru kazanacak..

Sevgi ve saygı ile. 28 Eylül 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir