Kamu Özel Ortaklığı yolsuzluk – yolsuzluk – yoksulluk yaratır


Kamu Özel Ortaklığı yolsuzluk – yolsuzluk – yoksulluk yaratır

10 Nisan 2017, Türk Tabipleri Birliğihttp://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/koo-6647.html

Şehir hastanelerinin peş peşe açılışları yapılıyor. Ancak bu hastanelerin maliyetleri,
Sağlık Bakanlığı’nın şirketlere ödeyeceği kira ve hizmet satın alma bedellerine dair tek bir bilgi verilmiyor. Kamu özel ortaklığının bir finansman yöntemi olarak kamu zararına neden olduğuna dair uyarıları dikkate alınmıyor. İngiltere 25 yılda devasa borç yaratan bu yöntemi başka ülkelere önermeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’na şehir hastaneleri için bu yöntemi
öneren de İngiltere Hazinesi.

Borçları Sonlandıralım Kampanyası tarafından hazırlanan İngiltere’nin Kamu Özel Ortaklığı Felaketi / Özel Finansmandan Dünyanın Geri Kalanı İçin Dersler” başlıklı çalışma gerçekleri bir kez daha ortaya koyuyor. Kamu özel ortaklığıyla, kamu hizmetlerinin finanse edilmesi kamuyu her yönüyle zarar uğratıyor, şirketlere bedeli ölçülemeyen faydalar sağlıyor. Kamu özel ortaklığını, kamu yatırımları için tavsiye edenlerin aynı zamanda finans kuruluşları ve şirketlere de danışmanlık hizmeti veren şirketler olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla, kamu özel ortaklığının asıl kazananı işte bu şirketler.

Kamu özel ortaklığı proje maliyetlerinin öbür yatırım türlerine göre yarattığı devasa borç yolsuzluğa, yolsuzluk yoksulluğa neden olmaktadır. Kamu özel ortaklığı bir finansman yöntemi olarak kamu zararına ve insan hakları ihlallerine neden olmaktadır. İngiltere’nin 25 yılı geride bırakan kamu özel ortaklığı deneyimi şunları net olarak kanıtlamıştır:

Devlete, kendisi borçlanıp altyapı yatırımı yaptığında katlanacağından daha büyük maliyet getirmektedir,

Şirketlere, kamunun zararı pahasına aşırı kârlar getirmektedir,

Off shore hesaplar ve mülkiyet yoluyla vergi kaçırmayı mümkün kılmaktadır,

Hizmet standartlarında ve kamu personel sayısında düşüşe yol açmaktadır,

Devletin altyapı tasarlama, inşa etme, finansman ve işletme kapasitesinin altını oymaktadır,

Demokratik hesap verebilirliği erozyona uğratmaktadır.

Borçları Sonlandıralım Kampanyası’nın çalışmasını konuyla ilgilenen tüm kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

Raporun aslı için…

Türkçe çevirisi için…
=================================
Dostlar,

KÖO -Kamu Özel Ortaklığı / Girişimi (Public-Private Partnership – PPP), küresel sermayenin onmaz hastalığı – mahkumiyeti olan maksimım kâr tunç yasasının temel aracı olan sermaye birikimi vahşetini sürdürmesi için son birkaç onyıldır dayatılan post-modern sömürü araçlarından biri..

Kürselleşen kapitalizm – emperyalizm köşeye sıkıştıkça yeni sömürü araç ve yöntemleri geliştirmekte… Bakalım nereye dek sürdürebilecek bu uzatmaları?? Sona yaklaşıyoruz.
Ne yaparsanız yapınız, 21.. yy. insanına bu vahşeti dayatamazsınız, sürdüremezsiniz..

Geride kalan Kamusal kaynakları daha da çekebilmek için, zaten iliği – kemiği boşaltılmış Kamu kesimine bu kez sermaye sözde “ortaklık” öneriyor. Gerekçeler çok.. Hem 2 kesimde de sermaye kıtlığı bir gerekçe, hem bu yöntemle kamunun kimi hizmetleri daha kolay, etkili, ekonomik, verimli.. yapılabilecek. Bu hizmetler tümüyle özel olamıyorsa, hiç olmazsa yarı – kamusal olmuş olacak. Dolayısıyla özel sektöre tanınan imtiyazlara (gerçekte kapitülasyonlara!) kimi kamu olanakları da eklenecek…. Liste uzatılabilir belki ama dünya deneyimini görüyoruz ki; sermaye burada bir kez daha “başarılı” çıkarak İdare eliyle halktan kamusal kaynakları kendine aktarıyor. Sonuç bu hizmetlerin daha da pahalılaşması, içi boşaltılmış kamudan – halktan sermayeye ek yeni kaynaklar aktarılması, halkın daha da yoksullaşması ve gelir dağılımının bozulması.. tüm bunlara karşın halkın gene de KÖO – PPP yöntemiyle verilen yası kamusal hizmetlere erişiminin güçleşmesi..  sonucu doğuyor..

Nedir bu insanın insana düşmanlığı?
Nedendir “Homo homini lupus!” mottosunun lanetli anlamı ve işlevi?
Neden ADİL – ERDEMLİ – DAYANIŞMACI – PAYLAŞIMCI… bir değerler sistemini toplumda genel geçer kılamıyor ve bu temellerde yükselen toplumsal düzenler kuramıyoruz??

Üzerinde çoooook kafa yormamız gerekiyor feslsefi olarak bu temel sorunsala..
Bu arada Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri bu yabanıl (vahşi) post-moderm sömürü yöntemlerineden uzak durmalı. Adil ve etkin bir vergi toplama yöntemi ile gerekli – yeterli kamusal kaynaklar oluşturulmalı ve bunlar planlı – verimli – önceliklere dayalı bilimsel yöntemlerle harcanmalıdır.

Kamu sektörü – Devlet ve halk küresel sermayenin oyuncağı – sağmal ineği olmaktan
artık çıkarılmalıdır.. AKP bu yöntemi çok kullandı, yasasını bile çıkardı!*

Sevgi ve saygı ile. 11 Nisan 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

  • SAĞLIK BAKANLIĞINCA KAMU ÖZEL İŞ BİRLİĞİ MODELİ İLE TESİS YAPTIRILMASI, YENİLENMESİ VE HİZMET ALINMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (RG 09.03.2013, 28582)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir