Kıbrıslı Rumların Türklere Katliamı : Muratağa – Sandallar – Atlılar


Kıbrıslı Rumların Türklere Katliamı :

40 Yıl Sonra Muratağa – Sandallar – Atlılar Kırımı

Muratağa, Sandallar ve Atlılar

Dostlar,

Sayın Türker Ertürk‘ün unutturmayarak anımsattığı kırımın (katliamın) üzerinden 40 yıl geçti.. Biz de Kıbrıs’a yaptığımız birkaç ziyarette toplu şehit mezarlarını içimiz ağlayarak yerinde ziyaret etmiştik.

Kıbrıs Cumhuriyeti Devlet Başkanı Başpiskopos Makarios‘un Rum ordularının başkomutanı sıfatıyla verdiği sürekli buyruk (Standing order),
Rumların insanlık suçu kanıtı olarak bu köylerde mezarlıklarda tabelalara yazılı..

Makarios’un 1963’te verdiği “standing order” soykırım planının somut belgesidir..

  • “Türk askeri Ada’ya varana dek,
    Akdeniz sıcağında kurtaracağı tek bir canlı Türk bırakılmayacaktır!”

Bu katliamcı anlayış, AB temel hukuku (primary law) hiçe sayılarak AB’ye “tam üye” yapılmıştır. Yaklaşık 700 bin nüfuslu soykırım sabıkalısı bir “ülkecik” AB’de dönem başkanlığı bile yapabilmiştir!

Aynı AB, Türkiye’ye ise “Yunanistan ile sorunlarını çöz de gel..” deme ikiyüzlülüğünü de gösterebilmiştir. Bunun anlamı, “Ege’de ve Kıbrıs’ta hukuk dışı Yunan isteklerini kabul et..” demektir.

Daha açık anlatımıyla; bir iç deniz olan Ege, dünyada örneği görülmemiş biçimde, Yunanistan’ın “karasuları 12 mil olsun..” istemiyle bir Yunan gölüne dönüştürülsündür.

Türkiye’nin Ada’daki 200 bini aşkın Türk soydaşımızı Rum soykırımından korumak için Londra ve Zürih Antlaşmalarına dayalı Güvenceci (Garantör) Ülke nitemiyle (sıfatıyla) Ada’ya yaptığı meşru savunma amaçlı çıkarmayı işgal olarak gören AB, Türk Kolordusunun çekilmesini istemektedir.

Bu kolordu oraya, Yunanistan destekli ENOSİS (Ada’nın Yunanistan’a katılımı) darbesini (EOKA-B) engellemek için çıkarılmıştır. Yunanistan Londra ve Zürih Antlaşmalarını çiğneyen yandır ama, nedense Türkiye’ye Yunanistan ile sorunlarını çözmesi dayatılmaktadır!?

Ege Adalarının da Lozan Antlaşması gereği silahsızlandırılması gereklidir ama, Batı’nın antik Helen Uygarlığı hayranlığının şımarık çocuğu Yunanistan,
bu uluslararası hukuk kurallarını da çiğnemiştir.

Tüm bunlar ve daha başkaları apaçık ortada iken, Türkiye hala AB kapısında üyelik dilenmektedir. Bu durum ulusal gururumuzu incitmektedir. Gerçekte özellikle AKP iktidarlarının AB üyeliğini tam olarak istemediklerini ancak iç ve dış politikada malzeme olarak kullandıklarını dünya alem bilmektedir ve bu gerçeği / zaafı AB ustalıkla kullanmaktadır.. 2008’de Dışişleri Bakanı iken Ali Babacan’ın aşağıdaki girişimi,
ulusal onurumuzu zedelemiştir.

AB'ye_alinmayacagimizi_biliyoruz_ama_Ali_Babacan

Kıbrıslı Türkler, TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) eliyle kırımlara yıllarca kahramanca direnmiş ve yüzlerce şehit vermişlerdir. Türkiye de 1974 çıkartmalarında 600’e yakın Mehmetçiği şehit vermiş ve 3 yıla yakın ağır ABD ambargosuna uğramıştır.

Aradan 30 yıl geçmiş olmasına karşın Batı emperyalizmi KKTC’yi tanımamaktadır!?
Oysa oradaki Türk halkı, BM hukuku bağlamında meşru haklarını kullanarak ayrı bir devlet olmayı seçmişlerdir (kendi yazgısını belirleme – “self determination” hakkı).

Kıbrıs’ta “2 bölgeli ve 2 devletli yapı” mutlaka korunmalıdır.

Bu uğurda çoook kan dökülmüş, yüzlerce vatan evladı şehit verilmiştir. AKP hükümetinin iktidarda kalma uğruna Batı’ya her türlü ödünü verdiğini / vereceğini bize son 12 yıl iyice öğretti. Kıbrıs’lı Türk soydaşlarla birlikte bu oyunlara birlikte direnmeliyiz.
Son çözümlemede KKTC halkı Türkiye’ye katılma kararı verebilir..
1939 Hatay plebisiti gibi..

Tüm Kıbrıs şehit ve gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor; katliamcı Rum yönetimini lanetle kınıyoruz.. Bu soykırıma çanak tutan, göz yuman ikiyüzlü Batı emperyalizmini de!

Sevgi ve saygıyla.
14.8.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir