OĞLUNU MEDRESEYE VERENİN HALİ


OĞLUNU MEDRESEYE VERENİN HALİ

Zeki_Sarihan_portresi

 

 

Zeki Sarıhan

 

 

Her eğitim insanı doğru düşünceye yöneltmez. Hatta kimi eğitimler vardır ki,
insanı doğal düşünmekten alıkoyar. Onları ezberci, kalıpçı ve dar görüşlü yapar.
Doğal düşünmeyi engeller.

Öğretmen Okulunda Türkçe öğretmenimiz Mustafa Şahin sınıfta anlatmıştı:

Köylünün biri oğlunu medreseye göndermiş. Oğlan bir süre sonra köye gelmiş. Babasıyla birlikte tarlaya çift sürmeye gitmişler.

Babanın çişi gelmiş. Tam işini görmeye hazırlanmış ki molla, babasını uyarmış:

—     Baba, baba! Sen ne yapıyorsun?

—     Ne var oğlum?

—     Baba hiç o tarafa işenir mi? Orası Kıble tarafı değil mi? Büyük günah işliyorsun!

Baba bir “la havle” çekip tam ters tarafa dönmüş. İşini görecek. Oğlan gene bağırmış:

—     Baba! Büyük günaha gireceksin…

—     Neden oğlum?

—     Baba, arkanı Kıbleye döndün. Hiç işerken kıçını Kıbleye dönmenin günahını düşünmüyor musun?

Köylü bu kez yarım dönmüş çişini yapmaya hazırlanıyor. Oğlan gene bağırmış:

—     Baba orası gündoğumu. Güneşin doğduğu tarafa nasıl işersin?

Köylü bu kez de bir “la havle” çekip tam ters tarafa dönmüş. Medreseli oğlan gene itiraz etmiş.

—     Baba orası güneşin battığı taraf. O tarafa işemenin büyük günahı var!

Adam ne yapacağını şaşırmış. Hangi tarafa dönse hata, günah. Sırt üstü yere yatmış. Gökyüzüne doğru çişini koyuvermiş fakat tahmin edilebileceği gibi üstü başı berbat olmuş.

Yattığı yerden doğrulan köylü üstüne başına bakıp demiş ki:

     Oğlunu medreseye verenin hali budur… 

**************

Eğitim yalnız okulda verilmez. İletişim araçları, kulüpler, dernekler, partiler de insanları eğitirler ve bu eğitimin sağlıklı olduğu her zaman söylenemez.
Bu kurumlar, insanı dar kafalı yapabilirler, hatta onları insanlıktan bile çıkarabilirler.
Böyle bir eğitimin altındaki insanın beyni çarpık çurpuk hale gelir.

1990 sonrasında Türkiye’de öğretmen sendikaları kurulmaya başlandıktan bir süre sonra, öğretmenlerin dünya görüşleri hakkında bir anket yapmıştık. Yanıtları dizip ortalamalarını aldıktan sonra bir de bunları sendikalara ve sendikasızlara göre ayırmıştık. İlginç bir sonuçla karşılaştık: Sendikasız öğretmenler, genel olarak sendikalı öğretmenlere göre daha sağlıklı düşüncelere sahiptiler… Araştırmayı yorumlarken bunu da yazdık. Bu durum, sendikalaşmanın yanlış olduğunu değil, sendikaların öğretmenlere doğru bir bilinç vermesi gerektiğini gösteriyordu.

****************

1973’te milletvekili genel seçimleri yapılıyordu. Ülke, 1971 (AS: 12 Mart)
askeri darbesiyle içine tıkıldığı yarı faşist bir rejimden kurtulmaya çalışıyordu.
Halk muhalefetini de CHP ve onun başındaki Bülent Ecevit temsil ediyordu.
Yeni demokratik bir yaşama kavuşmak isteyenler dağlara taşlara Karaoğlan diye yazıyorlardı. Mamak Cezaevinde çeşitli davalardan yargılanan devrimciler vardı.
Bu gruplar seçimlerde nasıl bir tutum almak gerektiğini tartıştılar. Bunlardan biri, sandığa gitmemeyi kararlaştırdı. Gerekçe olarak da Ecevit’in reformcu olduğunu gösterdi. Grubun yandaşları bunu devrimci bir tutum sandı ve cezaevinde kurulan sandığa gitmedi! Başka kesimlerden gidenler de suçlandı.

Ecevit sandıktan 1. parti olarak çıktı. Erbakan’ın partisiyle koalisyon kurdu.
Yeni hükümetin gündeme aldığı ilk konu genel bir aftı ve cezaevleri bu af yasasıyla boşaldı. (AS: 1974 affı ve AYM’nin genişletmesiyle Rahşan Ecevit affı)

1974 Temmuzunda Mamak’tan tahliye olup köyüme vardığımda, annemle bu konuyu konuştuk. Ben içeride ezberlediğimiz şeyleri, biraz da utanarak anlattım ve Ecevit’in devrimci olmadığı için O’na oy kullanmadığımızı söyledim. Rahmetli annem dedi ki:

– Oğlum, yanlış yapmışsınız. Bak Ecevit sizi hapisten çıkardı.
Bari nankörlük yapmayın…

Günümüzde parti olsun, sendika olsun, gazete veya dergi olsun kimi siyasal oluşumlar üyelerine verdikleri siyasal bilinçle Ortaçağ medreselerinden ayrımsız duruma gelmiştir. Sağduyu, akıl ve mantık buralardan kovulmuş görünüyor. Toplumun, yaşamın gerçeklerini çözümleyip yapılabilecekleri belirlemek yerine keskin suçlamalar,
kimseyi beğenmeyişler ilericilik adına savunulabilmektedir.

Oysa gerici olan yanlış tutumdur. (23 Temmuz 2014)

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir