Prof.Dr. Bahtiyar Ünver : SOMA FACİASI RAPORU ve İVEDİ ÖNLEMLER

Madenci giysileri ile Ahmet Saltık

 

Dostlar,

SOMA faciasını = toplu iş cinayetini unutamayız, unutmamalıyız..
Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümünden,
Soma ocaklarını da iyi bildiğini belirten
Sayın Prof. Dr. Bahtiyar Ünver,
çok değerli bir metni paylaştı.

 

Biz de; yeraltı maden işletmesi (vd.) işyeri hekimliği yapmış, uzun yıllardır üniversitede, Türk Tabipleri Birliği’nde işyeri hekimliği, iş – işçi sağlığı ve güvenliği, iş kazaları,
meslek hastalıkları konularında eğitim veren, yayınlar yapan kıdemli bir öğretim üyesi olarak metne yer yer ayraç içinde katkılar verdik.

Sn. Prof. Ünver’e teşekkür ederek önemli raporunu aşağıda sunuyoruz. Bahtiyar hoca;

  • “Yaşanan bu felakette ocak işletmesini yürüten şirketin
    ihmal ve kusurları olduğu tartışmasızdır. 
  • Ancak asıl suçlunun, ülkemizde çok sayıda illegal madenin olduğu da düşünüldüğünde, işin niteliğine ve madencilik bilim ve teknolojisine
    uygun mevzuat, uygulama ve denetleme sistematiği kurmayan
    kamunun olduğu muhakkaktır.”
    diye bağlıyor raporunu..  

Sevgi ve saygı ile.
02 Haziran 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=================================================

Prof. Dr. Bahtiyar Ünver’den

SOMA FACİASI RAPORU ve İVEDİ ÖNLEMLER

Değerli Hacettepeliler, 

Soma’da yaşanan büyük felaket ile ilgili görüşlerimi kısaca ekte bilgilerinize sunuyorum. Yitirdiğimiz kardeşlerimize Allah’tan rahmet,
tüm milletimize başsağlığı diliyorum.
 
Selam ve saygılarımla.  
 
Bahtiyar Ünver
HÜ Maden Mühendisliği Bölümü

*******************
 
Değerli Hacettepe’liler,

                13 Mayıs 2014’te Soma’da bir felaket yaşadık. Bu kısa bilgi notu bazı temel konularda sizleri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Hacettepe Üniversitesi’nin böyle bir felaketin tekrar yaşanmaması için konunun takipçisi olması gerektiğine inanıyorum.
                Üniversiteye gelmeden önce yaklaşık 4 yıl boyunca bu ocakta
üretim mühendisi olarak çalıştım. Üniversiteye geçtikten sonra da sürekli olarak
Soma ile ilgili konularda çalışmalarımı sürdürdüm; tezler yaptırdım, yayınlar yaptım. TKİ’nin öbür sahalarında olduğu gibi Soma-Eynez sahası (bu ocağın da olduğu kısmı içine alan ileride üretim yapılacak tüm saha) 3B damar modellemesi ve
maden tasarımı Maden Mühendisliği Bölümündeki ekibimiz tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla saha hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olduğumuzu söyleyebilirim.
                Bilimsel olarak kazaların %98’inin önlenebilir olduğu belirtilmektedir.
Bu felaket de (kaza denilemez!)
– basit önlemlerin alınmaması ve
– gerekli yatırımların yapılmaması sonucunda oluşmuştur. Felaketin nedenleri aşağıda kısaca açıklanmaktadır:

1.       Felaketin ana taşıma galerisinde kömürün kendi kendine tutuşması sonucu meydana geldiği açıklanmıştır. Öncelikle kömürün kızışması (spontaneous combustion) ne demek, kısaca açıklamak gerekir. Kömür hava içindeki oksijen ile reaksiyona girer ve oksitlenme (AS: yanma) sonucunda CO gazı ve ısı açığa çıkar. Reaksiyon sürdükçe hızlanır ve müdahale edilmezse açık alevli yangına döner.
Özellikle Soma’daki kömür karakteristikleri dikkate alındığında kuru ve toz halindeki kömürde, kızışmanın oldukça hızlı biçimde geliştiği bilinmektedir.

2.       Yangın olan yere çok yakın olan A Panosu ile yangının ilişkili olabileceği konusunda kimi iddialar bulunmaktadır. A Panosunda geçmişte oldukça ciddi bir yangın sorunu ile karşılaşılmış ve önceki TKİ Genel Müdürünün (Dr. S. Anaç)
bizzat beni görevlendirmesi sonucunda hazırlamış olduğum raporla
ocağın kapatılmasına karar verilmiştir. Bu panonun yeniden açılmaya 
çalışıldığı belirtilmektedir. Ancak bu konuda yeterli ve güvenilir bilgi bulunmamaktadır.
Ocağın ana hava girişine en yakın bir konumda olan bu panonun ocağın öbür bölümleri için büyük bir risk oluşturacağı muhakkaktır. Bu pano içinde biriken metan ve CO gazlarının ani olarak püskürdüğü iddiaları da bulunmaktadır.
Konumu gereği bunun düşük bir olasılık olduğunu düşünmeme karşın,
ayrıntılı teknik bilgi elde edildikten sonra değerlendirme yapmanın
daha doğru olacağı kanısındayım.

3.       Ana taşıma galerisinde kömür kızışması olduğunda bunun belirlenememiş olması olasılık içinde değildir. Hiç ölçüm yapmadan bile kızışma sonrası ortaya çıkan kendine has koku her madenci tarafından net olarak algılanmış olmalıdır.

4.       Kızışma olan yerde yangın çıktıktan sonra tavanı desteklemekte kullanılan ahşap tahkimatın yandığı ve ardından yanan bölümün göçtüğü belirtilmektedir.
Bu da kanımca olanaklı değildir. Çünkü esas kızışmanın olduğu bölüm galeri yüzeyinden yaklaşık 1-2 m dolayında içeride gerçekleşmekte ve bu bölümdeki kömür bir ateş topu şeklini almaktadır. Böyle bir duruma geçmişte bizzat tanık oldum. Dolayısıyla yangına müdahale edilirken bu bölümün göçtüğü ve denetlenemediği kanısındayım. Alevlerin bant üzerine dökülmesi sonrasında birkaç dakika içinde bantın alev aldığı ve hava hızının da fazla olması nedeniyle yangının körüklendiği düşüncesindeyim.

Madende olması gerektiği gibi sağlam çelikten yapılmış basınçlı hava boruları yerine plastik ve yanabilir borular kullanılmıştır. Bu borular yangın esnasında yanmış ve patlamıştır. Kimi işçiler tarafından “bir patlama sesi duyduk” ifadesinin nedeni
büyük bir ihtimalle olasılıkla hava borularının patlamasıdır. Ayrıca bu nedenle de havaya bol miktarda kömür de karışmış ve yangın daha da hızlanarak şiddetlenmiştir. (AS: Bahtiyar hoca ile yazışmamızda sonradan ekledi..)


5.       Yangın olduktan sonra, haberleşme altyapısı (AS: yok muydu, yetersiz miydi? Batı’da her işçi ile GPS – GPRS üzerinden haberleşiliyor ve yer altında konumu
3 boyutlu koordinatlarıyla belirlenebiliyor..)  nedeniyle etkilenecek bölgelerdeki
tüm işçilerin çok kısa sürede bilgilendirilmesi ve ne yapacaklarının söylenmesi olanaklı olmamıştır. (AS: Bu gibi olağan dışı durumlar için düzenli tatbikatlarla
maden işçisinin eğitilmesi yasal olarak zorunludur.. 4857 sayılı yasa md. 77 ve
6331 sayılı yasa md. 4 vd. alt mevzuat..) Ocağı tanıyan işçiler hemen temiz hava olan yerlere kaçmaya çalışmışlar ancak hava yönünün değiştirilmesi sonrasında
nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda şaşırmışlardır.

 
                Sonrasında oluşan karmaşa ve kargaşayı hepimiz izledik.
Felaketten gerekli derslerin çıkarılması açısından özellikle temel ihmal ve eksiklikler konusu aşağıda kısaca değerlendirilmektedir:

 
1.       Öncelikle ana yolların kömür içinde olan bölümleri betonla kaplanmalıdır.  Kömürlü yüzey püskürtme beton veya kalıp betonu ile kaplansaydı kömür hava ile temas edemeyeceği için böyle bir kızışma önlenecek ve hiçbir sorun yaşanmayacaktı. Bu işlemin maliyeti, işletmenin büyüklüğü dikkate alındığında hesaplarda görünmeyecek ölçüde küçüktür.

2.       Ocakta bir “risk analizi” (AS: 6331 sayılı İSG yasası md. 4 gereği zorunlu!) yapılmış olsaydı, nasıl bir eylem planı uygulanacağı bilinebilirdi. Ana hava giriş bölgelerinde bir yangın olması, tüm ocağı etkileyeceği için büyük risk taşımaktadır. Örneğin bu bölümlerde bir çalışan tarafından bilinçli olarak yangın çıkarılması olasılığı bile bir risk olarak değerlendirilerek gerekli analizlerin yapılması gerekirdi.

3.       Gerektiği durumda bireysel CO maskesinin kullanımı ile güvenli bir yere gidilmesi gerekmektedir. Ancak kişisel CO maskelerinin çalışmadığı,
çoğunun kullanım sürelerinin dolmuş olduğu anlaşılmaktadır. (AS: Türk Ceza Yasası md. 21-22’ye göre kasta varan bilinçli taksirle çok sayıda insanın ölümüne
neden olma suçu..)

 
                Ocağın ruhsat sahibi TKİ’dir. Ocakta TKİ, (AS: Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığına bağlı) Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından denetimler yapılmaktadır. Yukarıda belirtilen konularda bir eksiklik olup olmadığı konusunun denetleme raporlarında
yer almadığı görülmektedir. (AS: Denetçiler hk. TCK md. 251 uyarınca denetim görevinin ihmali suçundan dava açılmalı, yönetsel soruşturma yapılmalıdır!)


En temel anlamda tüm madenlerimiz ve özel olarak Soma bölgesi için
acil olarak yapılması gerekenler aşağıda verilmektedir:

1.       Mevzuat ve denetleme sistematiği gelişmiş ülkeler standardında yeniden düzenlenmeli ve tüm madenlerimizdeki mevcut teknik ve uygulama ile ilgili koşullar bu çerçevede incelenmelidir.

2.       Geçmişte meydana gelmiş olan tüm kazaların profesyonelce analiz edilmesi ve gerekli derslerin çıkarılması gerekmektedir. Özellikle son felaketin yabancı uzmanlar tarafından analiz edilmesi sağlanmalıdır.

3.       Tüm kömür sahalarındaki kömürün kendiliğinden tutuşabilme özellikleri
test edilmeli ve her sahanın bu açıdan haritası çıkarılmalıdır.

4.       Kömür damarı ve çevresinin metan içerikleri belirlenmeli ve metan içerik dağılım haritaları elde edilmelidir. Riskli bölgelerde metan drenajı yapılmalı ve üretime güvenilir koşullar oluşturulduktan sonra başlanmalıdır.
(AS: Ayrıca gerekiyorsa işçilere de kişisel metan detektörü verilebilir..)

                Doğru tasarlanmış bir maden ocağında tüm işler tanımlanmış prosedürler çerçevesinde yapılıp denetlendiği sürece, madencilik sektörünün riski öbür sektörlerden yüksek değildir.
Sonuç olarak;
Yaşanan bu felakette ocak işletmesini yürüten şirketin ihmal ve kusurları olduğu tartışmasızdır. Ancak asıl suçlunun, ülkemizde çok sayıda illegal madenin olduğu da düşünüldüğünde, işin niteliğine ve madencilik bilim ve teknolojisine uygun mevzuat, uygulama ve denetleme sistematiği kurmayan kamunun olduğu muhakkaktır.  
 
22/5/2014                                                   
Prof. Dr. Bahtiyar Ünver
Hacettepe Üniversitesi
Maden Müh. Bölümü

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir