‘Çılgın Türk’ Turgut Özakman Başbakan’a dersini vermişti!


‘Çılgın Türk’ Turgut Özakman Başbakan’a dersini vermişti!

portresi

Uğur DÜNDAR

Cumhuriyet’i en iyi anlatan tarihçi-yazar Turgut Özakman, Dündar’a verdiği
o son söyleşide “Doğru, gerçek tarihimizi öğrenelim, hakikate ihanet etmeyelim” demişti

Sev­gi­li okur­la­rım,

Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­ın, Cum­hu­ri­ye­t’­in baş­lan­gıç yıl­la­rın­da örü­len de­mir­yo­lu ağ­la­rı ile
10. Yıl Mar­şı­’nın ru­hu­na yö­ne­lik kü­çüm­se­yi­ci söz­le­ri, ta­rih bil­gi­si­nin ne ka­dar za­yıf
ol­du­ğu­nu or­ta­ya çı­kar­mış­tı.

Baş­ba­ka­n’­a tep­ki­ler yo­ğun­la­şın­ca “Cum­hu­ri­ye­t’­i en iyi an­la­tan ya­za­r” ola­rak ta­nı­dı­ğım
Tur­gut Özak­ma­n’­la, “Türk Mu­ci­ze­si­” ko­nu­lu bir söyleşi yap­mış­tım.

Çün­kü “Şu Çıl­gın Türk­le­r” in ya­za­rı Özak­man, Ulu­sal Kur­tu­luş Sa­va­şı ve Cum­hu­ri­ye­t’i­mi­zin baş­lan­gıç dö­ne­mi­ni des­tan­sı üs­lup­la ge­le­cek ku­şak­la­ra ak­ta­ran say­gın bir
ta­rih araş­tır­ma­cı­sıy­dı.

İş­te Cu­mar­te­si (AS : 28 Eylül 2013) gü­nü yitirdi­ği­miz Özak­ma­n’­ın Baş­ba­ka­n’­a ta­rih der­si ver­di­ği o söyleşiden kimi bö­lüm­ler:

portre_koltukta
UĞUR DÜN­DAR (UD):

Sa­yın Özak­man, Cum­hu­ri­ye­t’­in bor­ca bat­mış bir mi­ras dev­ral­dı­ğı­nı bi­li­yo­ruz. Bu mi­ras­la il­gi­li ola­rak ay­rın­tı­lı bil­gi ve­rir mi­si­niz?

 

TUR­GUT ÖZAK­MAN (TÖ): O dö­ne­min fo­toğ­ra­fı şöy­le:

Ka­nu­ni dö­ne­min­de­ki dev­let, 300 yıl ge­ri­de kal­mış. Kaç za­man­dır ya­rı sö­mür­ge ha­lin­de, güç­süz bir dev­let söz ko­nu­su. İda­ri, eko­no­mik, ma­li ve hu­ku­ki ka­pi­tü­las­yon­lar sü­rü­yor.

Halk yurt­taş de­ğil, pa­di­şa­hın ku­lu.
İl­kel bir ta­rım top­lu­mu, if­las et­miş bir ma­li­ye.
Bü­yük bir dış borç, ya­rı ölü bir eko­no­mi. Cı­lız, kü­çük bir sa­na­yi.
Ağır sa­na­yi ne­re­dey­se sı­fır.

  • Ki­şi ba­şı­na dü­şen mil­li ge­lir, yalnızca 4 li­ra.

Pen­ce­re ca­mı bi­le it­hal edi­lir du­rum­da. Şe­ker de it­hal edi­li­yor.
Ana­do­lu buğ­da­yı İs­tan­bu­l’­a ta­şı­na­ma­dı­ğı için, buğ­day Rus­ya­’dan alı­nı­yor.
Ül­ke­de 40 bin kö­ye kar­şı­lık ebe sa­yı­sı 200 ka­dar… 0-2 yaş gru­bu ço­cuk­lar­da ölüm ora­nı %60. Bü­tün im­pa­ra­tor­luk­ta sa­de­ce 158 or­ta­okul ve li­se, bir ta­ne de med­re­se uzan­tı­sı bir üni­ver­si­te var (AS : İstanbul Darülfünunu 1933’te Atatürk’ün Milli Eğitim Bakanı
Dr. Reşit Galip
‘in de büyük çabasılya çağdaşlaştırılarak İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürüldü.. )
. Ana­do­lu, çağ­dı­şı il­kel med­re­se­le­rin elin­de.
Tüm li­se­ler­de oku­yan kız öğ­ren­ci sa­yı­sı 230…

UD: Ka­dın­la­rı­n du­rum­u na­sıl?

TÖ: Gü­zel bir so­ru. O dö­nem­de bü­tün te­mel mes­lek­ler er­kek­le­rin te­ke­lin­de.
Ka­dı­nın seç­me-se­çil­me hak­kı yok, ya­ni yurt­taş sa­yıl­mı­yor.
Ka­dın­la­rın top­lum­sal ha­yat­la­rı ve hak­la­rı da yok.
Çok zo­run­lu hal­ler­de so­ka­ğa an­cak çar­şaf ve pe­çey­le çı­ka­bi­li­yor.
Okur-ya­zar ora­nı er­kek­ler­de %7, ka­dın­lar­da ise bin­de 4…
Tüm ya­sa­lar, ça­ğın ge­rek­le­ri­nin ge­ri­sin­de.
Ül­ke bir­çok alan­da or­ta­ça­ğı, or­ta­çağ il­kel­li­ği­ni ve bas­kı­sı­nı ya­şı­yor.
Cum­hu­ri­ye­tin dev­ral­dı­ğı mi­ras, iş­te bu­dur.

UD: Cum­hu­ri­ye­tin te­mel ide­ali­ni de an­la­tır mı­sı­nız?

TÖ: Cum­hu­ri­ye­tin te­mel ide­ali, “çağ­daş­laş­ma­” di­ye özet­le­ne­bi­lir.
Cum­hu­ri­ye­ti ku­ran ata­la­rı­mız, or­ta­ça­ğı yen­me­dik­çe ay­dın­lan­ma, ge­liş­me ve kur­tu­luş ola­ma­ya­ca­ğı­nı çok iyi id­rak et­miş­ler­di. Dur­mak­sı­zın ola­ğa­nüs­tü bir tem­poy­la ça­lış­mış­lardır.

UD: En doğ­ru bil­gi­le­re sa­hip bir ta­rih araş­tır­ma­cı­sı-ya­zar ola­rak de­mir­yol­la­rı ko­nu­sun­da ne­ler ya­pıl­dı­ğı­nı an­la­tır mı­sı­nız?

TÖ: Cum­hu­ri­ye­tin en bü­yük ba­şa­rı­la­rın­dan bi­ri, de­mir­yol­la­rı ko­nu­sun­da­dır.
Cum­hu­ri­yet ilan edil­di­ğin­de, mi­sak-ı mil­li sı­nır­la­rı için­de­ki de­mir­yol­la­rı­nın uzun­lu­ğu,
4559 k­m i­di. Bu de­mir­yol­la­rı­nı Al­man, İn­gi­liz ve Fran­sız şir­ket­le­ri iş­le­ti­yor­du.
Ma­ki­nist­ler Rum ve Er­me­ni idi. İş­let­me di­li Fran­sız­ca’y­dı. De­mir­yol­cu­luk Türk­le­re
ka­pa­lıy­dı. Mil­li Mü­ca­de­le­’de bu ma­ki­nist­ler, si­lah zo­ru ile ça­lış­tı­rıl­mış­tır.
Sa­kar­ya Sa­va­şı baş­la­ma­dan ön­ce bir­kaç Türk ma­ki­nist ye­tiş­ti­ril­di. Ağır top­lar Kar­s’­tan
Af­yo­n’­a 3 ay­da ge­ti­ri­le­bil­di. Ela­zı­ğ’­dan kı­rık bir uçak, An­ka­ra­’ya an­cak 2 ay­da
ulaş­tı­rı­la­bil­di. Do­ğu­ya da, gü­ne­ye de de­mir­yo­lu yok­tu.

UD: Ata­türk ve ar­ka­daş­la­rı­nın bu alan­da­ki ham­le­le­ri neydi?

TÖ:

  • Cum­hu­ri­yet yö­ne­ti­mi ilk 15 yıl için­de, 4559 k­m’­lik de­mir­yo­lu­nu,
    Hay­dar­pa­şa ve İz­mir li­man şir­ket­le­riy­le bir­lik­te sa­tın al­dı.

De­mir­yol­cu ye­tiş­tir­mek için okul kur­du. Bu ko­nu­da­ki bi­rin­ci bü­yük ba­şa­rı bun­lar­dır.
Böy­le­ce de­mir­yol­la­rı mil­le­tin ol­du. Ger­çek de­mir­yol­cu­lar, de­mir­yol­la­rın­dan söz eder­ken göz­le­ri ya­şa­rır.

İkin­ci bü­yük ba­şa­rı ise, de­mir­yo­lu ya­pı­mı­dır. De­mir­yo­lu An­ka­ra ve Ulu­kış­la­’da so­na
eri­yor­du. De­mir­yol­la­rı 1927’de Kay­se­ri, 1930’da Si­vas, 1931’de Ma­lat­ya, 1933’de Niğ­de, 1934’te Ela­zığ, 1935’te Di­yar­ba­kır, 1939’da, Er­zu­ru­m’­a ulaş­tı. Bun­la­rın her bi­ri bir
des­tan­dır. Ül­ke­nin ku­ze­yi ile gü­ne­yi, do­ğu­su ile ba­tı­sı bir­bi­ri­ne de­mir­yol­la­rıy­la bağ­lan­dı.
Ana­do­lu ger­çek­ten de­mir ağ­lar­la örül­dü. Ül­ke bü­tün­lü­ğü sağ­lan­dı. Türk­le­ri Ana­do­lu­’dan uzak­laş­tır­mak is­te­yen­le­re kar­şı cum­hu­ri­yet de­mir­den te­mel­ler at­tı. 1940 yı­lı­na dek ya­pı­lan de­mir­yol­la­rı­nın uzun­lu­ğu 3208 ki­lo­met­re­dir.

Atatürk tipi kalkınma dünyaya örnek oldu

UD: O dö­nem­de ya­pı­lan fab­ri­ka­lar hak­kın­da da bil­gi ve­rir mi­si­niz?

TÖ: Fab­ri­ka­lar den­ge­li bir şe­kil­de Ana­do­lu­’ya ya­yıl­dı. An­ka­ra ve İs­tan­bu­l’­da top­lan­ma­dı. Bun­lar­dan bi­ri­ni an­la­ta­yım. Ya­ban­cı eko­no­mi­ci­ler, bu fab­ri­ka­la­ra “A­ta­türk ti­pi fab­ri­ka­” di­yor­lar­dı. Çün­kü yalnızca fab­ri­ka ya­pıl­mı­yor. Fab­ri­ka ile bir­lik­te iş­çi ve me­mur loj­man­la­rı, kreş, re­vir, ye­mek­ha­ne, lo­kan­ta-ga­zi­no, kon­fe­rans-ti­yat­ro sa­lo­nu ve spor alan­la­rı ya­pı­lı­yor. Eğer ya­kın­da il­ko­kul yok­sa, okul da ya­pı­lı­yor. Top­lan­tı­lar, pik­nik, spor kar­şı­laş­ma­la­rı
dü­zen­le­ni­yor. Film­ler gös­te­ri­li­yor, ti­yat­ro grup­la­rı ge­li­yor.

Ata­türk ti­pi kal­kın­ma, iki ayak­lı bir kal­kın­ma ti­pi­dir. Bir bi­lim ada­mı­nın de­yi­şi ile top­ye­kun kal­kın­ma­dır.

Bi­rin­ci ayakmad­di kal­kın­ma (fab­ri­ka­lar, köp­rü­ler, yol­lar vb)

İkin­ci ayak ise sos­yo-kül­tü­rel kal­kın­ma­dır. (Eği­tim, sa­nat, spor, me­de­ni gerekler vb.)

UD: Kal­kın­ma hı­zı­mız­la il­gi­li ra­kam­lar ne dü­zey­dey­di?

TÖ: Kal­kın­ma hı­zı­mız, 1923-38 ara­sın­da or­ta­la­ma %10’du.
Sa­na­yi­leş­me hı­zı­mız ise %19’du. Bu dün­ya re­ko­ru­dur.
Sa­na­yi­leş­mede Ja­pon­ya­’dan ön­de gi­di­yor­duk.

UD: İlk de­ni­zal­tı in­şa­sı­na da baş­lan­dı…

TÖ: Evet, ilk de­ni­zal­tı­mı­zın omur­ga­sı, 1937’de İs­tan­bu­l’­da­ki Taş­kı­zak Ter­sa­ne­si­’n­de
kı­za­ğa ko­nul­du. Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­ni iyi bi­lir­sek, bir­çok tar­tış­ma ko­nu­la­rı so­na erer.

  • Doğ­ru, ger­çek ta­ri­hi­mi­zi öğ­re­ne­lim, ha­ki­ka­te iha­net et­me­ye­lim.

* * *

Çok te­şek­kür­ler… Nur için­de yat bü­yük us­ta Tur­gut Özak­man.

http://sozcu.com.tr/2013/yazarlar/ugur-dundar/cilgin-turk-turgut-ozakman-basbakana-dersini-vermisti-380595/, 30.9.13

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir