REDHACK’in Yayımladığı YÖK Belgelerinin Hukuksallığı??


Dostlar
,

Pazar sabahı kimsenin keyfini kaçırmayalım ama, geçtiğimiz ay (18.12.12) ODTÜ’de yaşanan (kurgulanan ?!) çok üzücü olayların ardından, ODTÜ gerçekten mağdur edildi. Çok sayıda öğrenci ölçüsüz şiddet gördü 1 TUGAY POLİS‘ten.. (yakl. 3500 koruma polisi!?). ODTÜ yerleşkesi fiziksel bakımdan da epey incindi. Çok yazık, ulusal servetimiz her şeyden önce….
Derken RED-HACK, YÖK bilgisayarlarına girdi ve çok önemli yolsuzluk belgelerini yayımlamaya başladı..
Bu bir anlamda ODTÜ’ye kalkan, YÖK’e gözdağı olmalı.
Şimdi ortaya çok boyutlu ciddi sorunlar çıkıyor.. Bu belgelerden biri aşağıda..
Biraz ortalık durulsun diye 10 gün dolayında beklettik. Bu belgeleri YÖK ya da ilgili kurum ve kişiler muhatap almadılar. Anlaşılan bu yönde bir hukuksal danışmanlık almış olmalılar. Çünkü hukukumuzda, yasa dışı yollarla elde edilen belgelerin
kanıt sayılamayacağına ilişkin somut kural var :
Ceza Muhakemeleri Yasası (CMK) md 217/2 aşağıdaki gibi :
  • Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş
    her türlü delille
    ispat edilebilir.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi (AYM) de geçtiğimiz ay, Yüce Divan olarak yaptığı
bir yargılamada aynı doğrultuda karar verdi. Belki de bu içtihata gerek yoktu,
malumu ilan etti bir bakıma AYM.. Fakat bu içtihat, Anayasa’nın 153/son maddesi uyarınca bağlayıcıdır ve aksi yönde yasama işlemi de yapılamaması bakımından
önem taşımaktadır.

  • Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır
    ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını,
    gerçek ve tüzelkişileri bağlar.
Şimdi ne olacaktır ?
Göz göre göre somut suç, yolsuzluk belgeleri “postmodern yöntemlerle”
ele geçirilip yayımlanmakta ve bir temel hukuk kuralına göre yasal işlem yapıl(a)mamaktadır!? Hatta eylem bir siber suç / bilişim suçu sayılabilecektir!
  • Hukuk; başlıbaşına bir tabu olmadığına göre,
    son çözümlemede, kadim adaletin aracı yüksek bir ülkü değil midir?
Peki örneğimizde bu canalıcı işlevini yerine getirebilmekte midir,
getirebilecek midir?
Görünen o ki, biçimsel pozitif hukuk normu açısından yol tıkalıdır (CMK 217/2).
Peki o zaman içine düştüğümüz devekuşu konumundan nasıl kurtulabiliriz?
Bu sorunu Türkiye’nin tartışması gerekmektedir.
Bir yandan ülkemizin asker-sivil aydınlarına dönük sahteliği kezlerce ve kesin olarak kanıtlanmış belgelerle yaşam boyu hapis cezaları, 5-6 yıla varan tutuklamalar, görevden uzaklaştırmalar vb.; bir yandan da CMK md. 217/2..
Biz, hiç olmazsa, somut örneğimizde REDHACK‘in yayımladığı belgelerin
gerçek olup olmadıklarının” adli ve / veya idari yollardan soruşturulmasının olanaklı ve hatta zorunlu olduğuna inanıyoruz. Gerçek oldukları anlaşıldığında
zaten kaçınılmaz olarak idari / adli işlemler de bu aşamayı izleyecektir.
Unutulmasın; her şey adalet – eşitlik – özgürlük için bir araçtır.
Hukuk da!Bu yüksek amaçlara engel herhangi bir durum varsa, -göksel olmadıklarına göre- sorgulanmalıdırlar yüreklilikle..
Hukuk felsefesi ve bilimi de böylelikle kendisini açarak ve aşarak gelişmekte..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 20.1.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================
REDHACK BOMBALARI

 

Sahte belgeyle doçent atamışlar!

YÖK’ün elektronik paylaşım sisteminini çökerten muhalif hacker grubu RedHack, üniversitelerdeki yolsuzluk iddialarına dair yazışmaları yayımlamayı sürdürüyor. Yayımlanan belgelere göre, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi’nde sahte belgelerle doçent ataması gerçekleştirildi.

Dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Çukurova Üniversitesi’ndeki
4,5 milyon dolarlık kamu zararı ile ilgili olarak soruşturma başlatmadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının haklarında soruşturma başlattığı RedHack üyelerinin yayımladığı belgelere göre, gündeme gelen iddialar şöyle:

Sahte akademisyen   :

Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi’nde sahte belgelerle doçent ataması gerçekleştirildi. Yazmadığı makaleleri yazmış gibi, kadrosunda yer almadığı projeleri de çalışmış gibi gösteren Mustafa Mortaş’ın atama kararının altında üniversitenin bölüm başkanı Prof. Dr. Mehmet Karataş’ın da imzası bulunuyor. Karataş, ODTÜ olaylarını “Anarşistlik akademik özgürlük değildir.” sözleriyle değerlendirmişti.

KPSS belgeleri :

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruların önceden dağıtıldığı iddia edilen 2012 KPSS’ye ilişkin başlattığı soruşturmada görevsizlik kararı vererek dosyayı YÖK’e gönderdi. 7 öğrencinin yakınmacı olduğu kararda,
ÖSYM Başkanı Ali Demir ve diğer yetkililer “şüpheli” olarak gösterildi. Kararda, yakınmacıların (müştekilerin) yakınmalarında (şikâyetlerinde)
7 Temmuz 2012’de yapılan sınavın sabahında, 05:45’te daha sınav gerçekleşmeden genel kültür ve eğitim bilimleri sınav sorularının internette dolaştığı, birçok kentte soruların fotokopi ile çoğaltılarak dağıtıldığını belirttiği, kuşkuluların da (şüphelilerin de) bu nedenle görevlerini kötüye kullandıklarını ifade ettiği anlatıldı.

Marmara’da fazla fazla maaş :

Maliye Bakanlığı, 2007’de Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı’na ait Academic Hospital ve Tıp Merkezi’nde görevlendirilen akademisyenlere
17.5 milyon TL fazla ve yersiz ödeme yapıldığını belirledi. Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Gül ise Sayıştay’dan bu fazla ve yersiz ödemenin tahsilinden vazgeçilmesini talep etti. Konuyla ilgili Maliye Bakanlığı’nın görevli olduğu ve ücretin tahsilinden vazgeçilmesinin Maliye Bakanlığı’na bağlı olduğu belirtilirken, Maliye Bakanlığı da konuya ilişkin bir işlem yapmayacağını belirterek dosyayı ve yetkiyi Marmara Üniversitesi’ne geri gönderiyor.

Usulsüzlüğe koruma :

Çukurova Ünivresitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yalçın Kekeç,
12 Ekim 2012 tarihli suç duyurusunda İslam Kalkınma Bankası’ndan alınan
8,9 milyon $ kredi ile çıkılan yoğun bakım ihalesinin “usulsüz yapıldığı, cihazların eksik ve bozuk kabul edildiği” gerekçesiyle iptal edildiğini belirtti. Oluşan kamu zararı mahkeme kararı ile 4 537 592 $ olarak belirlendi ve sorumlular hakkında soruşturma başlatıldı. Kekeç’in iddialarına göre Çukurova Üniversitesi yetkilileri tarafından, “Yüklenici firmanın taahhütlerine uymuş olduğuna, kabulün de şartnameye uygun yapıldığına” dair bir rapor hazırlanarak resmi belgede sahtecilik suçu işlendi. Rapor üzerine üniversite zarara uğratıldı, firma beraat etti. Kekeç, firmanın davayı kazanması için sahte rapor hazırlayan ve mahkemeye sunan firma ile işbirliği yapan Prof. Dr. Alper Akınoğlu ve Prof. Dr. Behnan Alper ve diğer sorumlular hakkında disiplin ve ceza soruşturmasının açılması için 2008 ve 2009 yıllarında
YÖK’e başvurdu ancak istemler üzerine herhangi bir işlem yapılmadı. (Cumhuriyet 10.01.2013)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir