13 ARALIK 2012 GÜNÜ NEDEN SİLİVRİ CEZAEVİNE GİDECEĞİM??


13 ARALIK 2012 GÜNÜ 
NEDEN SİLİVRİ CEZAEVİNE GİDECEĞİM??


Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Bilim Kurulu Yazmanı

www.ahmetsaltik.net


Bu gece 21:30’da ADD Çankaya Şubemizin bir üyesi olarak,
bu şubemizin önünden kalkacak otobüsle biz de yollara düşeceğiz.

  • Bu Ergenekon tertibinin mutlaka geri püskürtülmesi gerekiyor.

Aksi takdirde emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri son derece kritik bir taktik başarı kazanmış olacaklar ve savaşım için çok mevzi yitirilmiş olacak..

Sorulacak yüzlerce soru var.. Tek 1 olayda birkaç soru ile yetinelim :

Teğmen Mehmet Ali Çelebi 18 Eylül 2008’de gözaltına alındı. İki gün sonra tutuklandı.
Ancak iki yıl sonra, 27 Eylül 2010’da yargıç karşısına çıkarıldı. 2 yıl yargıç karşısına çıkarılmadan hapiste tutuldu.. Bu süre çok uzun değil mi? Kısaltılamaz mıydı?
Niçin böyle davranıldı? Hukuk sistemi açısından ussal (rasyonel) bir gerekçesi var mı??

Teğmen Mehmet Ali Çelebi ne denli tutuklu kaldı?

20 Mayıs 2011’de salıverilene dek 2 yıl 8 ay cezaevinde unutulmuştu adeta!
Ta ki bilirkişi raporuna dek. TİB (Türkiye İletişim Başkanlığı) raporuna göre,
Hizbut Tahrir örgütü ile yapay biçimde gerçek dışı olarak ilişkilendirilen
Teğmen Çelebi’nin
cep telefonuna örgütle bağlantılı 139 kişinin numarası,
yalnızca 1 dakika 1 saniyede “polis tarafından” yüklenmişti!

Basın bu skandalı “bir parça” haber yapabildi…

  • Polis hata yaptığını “sehven yüklendiğini” açıkladı!?

Herkes aptal-salak yerine kondu. Sonra 3 maymunlar oynandı; konu kapatılddı.

Teğmen M. Ali Çelebinin, gözaltına alındığında Emniyette el konulan cep telefonuna
2 arada 1 derede Hizbut Tahrir örgütü bağlantılı 139 kişinin kaydını kimler,
ne amaçla yükledi?

Kumpasla sanık yapılan Teğmen Çelebi bu komployu kanıtladığı halde,
Emniyet’in “sehven yüklendi” (??!) savunması nereye konabilir?

Böyle bir suç yükleme, iftira tuzağı kuranlar Devletin polis gücü içinde
ne aramaktadır?

Bu kişiler kimlerdir ve polis örgütüne ne zaman alınmışlardır ?
Özlük dosyalarında kayda değer hangi bilgiler – notlar vardır?

Teğmen bu iftitra ile 2 yıl 8 ay hapis tutulurken, salındıktan sonra (20 Mayıs 2011),
aradan geçen 1 yıl 7 aya yakın zamanda bu polisler hakkında hangi idari-disiplin işlemi ve yasal – adli girişim yapılmıştır?

  • Bu koğuşturmada 19 ay içinde 8 kez savcı değişimi ne anlama gelmektedir?
  • İftira atan polislerin yargılanmasını kimler, nasıl ve niçin engellemektedir?

Başbakan RT Erdoğan ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin bu işin içinde midir,
dışında mıdır, neresindedir?

TBMM İnsan Hakları Komisyonu bu olayla ilgili olarak günümüze dek ne yapmıştır?

Batı’li “Demokrat” (?), “AB” li dostlarımız ve onların içerideki müritleinin vicdanları zerrece sızlamakta mıdır ve sızlıyor ise ne girişim yapmışlardır?

Olay içeride bilerek ve isteyerek kilitlendiğine göre, “hukuk yolları fiilen tüketilmiş” demektir.

Bu durumda AİHM‘ne gitmeden önce süreci 1-2 yıl daha uzatacak olan
Anayasa Mahkemesi’ ne bireysel başvuru yolu açık mıdır?
Yeni Anayasa Mahkemesi böyle bir başvuruya nasıl bakar?
Biçimsel mi, özüyle mi?
AİHM’nin benzer durumlarda davaları kabul ettiğini kendisine içtihat edinir mi?
Yoksa kesnleşmiş yargı kararı mı ister ısrar ve inatla??

Tek bir skandal olayda bile kaç tane can alıcı soru..
Batı demokrasilerinde birkaç saat içinde hükümet düşürecek nitelikte..

“İleri demokrasi” kahramanı Başbakan RT Erdoğan çıkıp “yargıya gerekeni
söyleyebilir mi; daha önce kezlerce başka olaylarda adeta azarlayarak yaptığı gibi?

Ya da yargıya saygılı kalıp “gerekeni söylemek” yerine, bir yurttaş olarak, basın önünde bu konuda da “adaletin hızla gerçekleşmesini dilediğini“ söyleyebilir mi?

En azından idari soruşturma -ya da hızlandırıması- buyruğu verebilir mi
İçişleri Bakanına ??

Bunları yapmıyor ya da yapamıyorsa neden? Nedenini açıklayabilir mi?

Ya da biz fikrimizi söylersek, örn. görünür köy kılavuz istemez.. dersek suç olur mu?
Hemen onbinlerce TL’lik çökertici maddi tazminat ve de hakaret savlı ceza davaları
açar mı?

Tüm bunların, tek bir olayda, 1/40’nın olduğu bir ülkede rejimin geçek adı nedir ??

İşte Dostlar..

Önümüzdeki dönemin daha da kötü olmaması adına,

  • Ergenekon tertibinde yurtseverlere sahip çıkmak,
    bırakın demokratlığı ve Atatürkçülüğü; insan olmanın boyun borcudur.

Hepimize kolay gelsin..

  • Tutsakları Halkımız kurtaracak..

Tarihte örnekler, çok.. En son, hain padişah Vahdettin‘in Bekir Ağa Bölüğü tutsaklarını ve Malta sürgünlerini büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Cumhuriyet Devrimcileri özgürleştirmişti.

Biraz geri gidersek, Fransa Kralı 16. Louis Antointte’in Bastil’e tıktıklarını da
Fransız yurtsevereleri bu hapishanenin duvarlarını yıkarak ve zincirlerini kırarak salmış; büyük ve şanlı Fransız Devrimi ile zalim kral ve kraliçe Marie’yi giyotine yollayarak ülkelerinde Demokratik rejimi kurmuşlardı..

Tarih “tekerrürden ibarettir” diyen kimi kıt akıllılara anımsatmak isteriz :

Gerçekte tarihin tekerrürü (yinelemesi), “koşullar benzerse” geçerlidir.

Her “verili koşullar ortamı” kendi tarihini doğurur.
Yaşamın gerçeği yer ve zamana görecelidir hatta pozitif bilimin gerçeği de..

Bu, diyalektiğin temel yasasıdır ve bildiğimiz ölçüde henüz değişmemiştir, yürürlüktedir.

Bu kadim Andolu coğrafyası da, söz konusu tarih-toplum yasasının kapsama alanı içindedir. Hem de Devrimler yapmış, emperyalizmi savaş meydanlarında ilk kez
dize getirmiş deneyimli ve kahraman halkı ile.

  • Emperyalizm ve iğrenç yerli işbirlikçileri; mide bulandıran tertipleri ile
    hiç kuşku yok bir kez daha yenileceklerdir. 

Sevgi ve saygı ile.      
12.12.12, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“13 ARALIK 2012 GÜNÜ NEDEN SİLİVRİ CEZAEVİNE GİDECEĞİM??” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir